00:00Herkese merhaba. Bugün harika bir kaynağa, çok özel bir makaleyi derinlemesine masaya yatırıyoruz.
00:06Hani şu her gün sokakta, markette, evde karşılaştığımız ama adını tam koyamadığımız o ufak tefek can sıkıcı olaylar var ya,
00:14işte tam da onlardan bahsedeceğiz.
00:16Ama merak etmeyin, işin içine biraz da o eski güzel günlerin, çocukluğumuzun kokusunu katacağız.
00:22Hiç vakit kaybetmeden başlayalım.
00:24Yazarımızın gerçekten harika bir çıkış noktası var. Diyor ki, nostalji mi yapalım yoksa toplumsal konuları mı gündeme getirelim?
00:32Yahu neden ikisi birden olmasın? Çok da haklı.
00:35Yani modern hayatın o sinir bozucu koşturmacası içinde boğulurken, bir yandan da geçmişin, o naif, basit dertlerine gülümsemek hepimize inanılmaz
00:43iyi gelecek.
00:44Modern hayal kırıklıklarımızı, içimizi ısıtan anılarla harmanlıyoruz bugün.
00:48İRİNCI BÖLÜM ŞEHİR VE YAPILAŞMA SORUNLARI
00:51Makro düzeyden, yani şu an hepimizin içinde yaşadığı o devasa beton ormanından, fiziksel çevremizden girelim konuya.
00:59Bazen kağıt üzerinde harika duran o çözümler var ya, gerçek hayatta tam bir fiyaskoya dönüşebiliyor.
01:05Bakın, eskiden binalara inşaat ruhsatı verilirken otopark mecburiyeti falan yoktu.
01:10Sokaklar bildiğiniz araç işgali altındaydı, binaların alt katları da dükkan falan yapılarak heba ediliyordu.
01:16Peki bugün durum ne? Bugün kağıt üzerinde otopark yorumluluğu var.
01:20Ama gelin görün ki kapalı otopark var, araç içeri giremiyor.
01:24İnanılmaz gerçekten.
01:25Dönüş mesafeleri o kadar kötü hesaplanmış ki o otoparklar bomboş duruyor.
01:30Tam bir kaş yaparken göz çıkarma hikayesi.
01:32Aynı mantıksızlığın bir başka boyutu daha var ki insan sormadan edemiyor.
01:37Gerçekten niye hala binalara inşaat ruhsatı verilirken, çatılara elektrik üreten güneş panelleri veya rüzgar sistemleri kurma zorunluluğu getirilmiyor?
01:47Düşünsenize, neden sadece lüks özel projeler kendi elektriğini üretip fazlasını satabiliyor da bu sistem her binada standart değil?
01:54Yazarımız tam da burada çok yerinde bir soru soruyor.
01:57Acaba elektrik dağıtım şirketlerinin menfaatleri toplumsal faydanın önüne mi geçiyor?
02:02İnsan düşünmeden edemiyor tabii.
02:04Gelelim ikinci bölüme Toplumsal Davranış Arızaları
02:08Şehir planlamasını, makro sorunları bir kenara bırakalım şimdi.
02:12Siyasete falan da hiç bulaşmadan hepimizin her Allah'ın günü yaşadığı o mikro düzeydeki sosyal arızalara, insanı çileden çıkaran davranışlara
02:20odaklanalım.
02:21Günlük hayatta hepimizin sabrını zorlayan üç temel davranış arızası var.
02:26Şehir hayatının o tahammülsüzlüğünü biliyorsunuz. Hepimiz yaşıyoruz bunu.
02:30Hadi bu üç özel kriz anına hızlıca bir göz atalım. Eminim hepiniz evet ya, aynen böyle diyeceksiniz.
02:36Birinci arızamız market kasaları. Arkada acil bir işiniz vardır, kasada beklersiniz ve çıldırırsınız.
02:43Önünüzdeki kişi tüm alışverişini bitirir, ürünler tıkır tıkır kasadan geçer, kasiyerle uzun, adeta manalı bir bakışma yaşanır.
02:52Ve o kritik soru gelir. Nakit mi, kart mı? İşte o an, önünüzdeki kişi sanki alışverişin sonunda para ödemesi gerektiğini
03:00hayatında ilk defa duyuyormuş gibi büyük bir şok yaşar.
03:03Hangi hikmetse o para ya da kart ceplerde çantalarda bir türlü bulunamaz. Zaman resmen durur.
03:10Siz arkanızda sinir krizleri geçirirken o cüzdanı adeta dipsiz bir kuyuya dönüşür. Bilmiyorum size de tanıdık geldi mi?
03:16İkinci kriz noktamız bankamatikler. Yahu bu cihazlar acil ve kısa işlemler için var değil mi?
03:23Ama bazıları için arabayı dörtlüleri yakıp yolun ortasına bırakmak, sonra da her işlemde dakikalarca düşünerek cihazı meşgul etmek en doğal
03:32hak.
03:32Burada asıl ilginç olan yazarımızın bu durumu bulduğu pasif agresif çözüm.
03:37İki işlem yapması gerekiyormuş. Ne yapmış biliyor musunuz? Birinci işlemi bitirmiş, kartını almış ve gidip tekrar kuyruğun en sonuna geçmiş.
03:45Sırada bekleyenler afallamış haliyle ama kendi deyimiyle en azından bir eğitim faaliyetini başarıyla uygulamış.
03:52Bence muazzam bir toplumsal mesaj.
03:55Üçüncü ve son arıza alanımız moda aile çay bahçesi gibi yerler.
03:59Hani şu genelde elit, görmüş geçirmiş insanların takıldığı nezih mekanlar.
04:03İnanın orada bile oluyor, adam oturuyor, tek bir kibrit çapı yakıyor ve o ateşle zincirleme şekilde bir tam paket sigarayı
04:11bitiriyor.
04:11Siz tam oh be bitti diyecekken duman altı olmaya devam ediyorsunuz.
04:15Bir de bunun üstüne cep telefonunu açıp bütün çay bahçesinin duyacağı bir ses tonuyla saatlerce bağıra çağıra konuşanlar var.
04:23Yani anlayacağınız toplum olarak şu birlikte yaşama kültürünü öğrenmemiz için daha çok fırın ekmek yememiz lazım.
04:30Bölüm 3 Eski Zaman Eczaneleri
04:32Biraz nostaljiye ne dersiniz?
04:34O gergin market sıralarından, duman altı çay bahçelerinden derin bir nefes alıp sıyrılalım artık.
04:40Adımlarımızı yavaşlatalım, zaman makinesini işlerin biraz daha basit olduğu, o eski güzel günleri ayarlayalım.
04:47Gençler belki bilmez ama belli bir yaşın üzerindekiler, Obon ve Grippin isimlerini duyunca hemen gülümsedi bile.
04:53Bunlar eskiden öyle her yerde eczane yokken doğrudan mahalle bakkallarının raflarında satılan mucizevi ilaçlardı.
05:00Evet yanlış duymadınız, bildiğiniz bakkaldı.
05:02O eski güvenilir bakkal amcalar, ufak tefek soğuk algınlığı ve grip için mahallenin ayaklı eczanesi gibi çalışırdı.
05:09Ve tabii o zamanın gerçek eczaneleri.
05:12Şimdiki gibi büyük ticarethaneler değillerdi.
05:15Bugün eczaneye bir giriyorsunuz, güneş yağından tenis simidine, hatta tavla takımına kadar her şey var.
05:21Adeta mini bir süpermarket.
05:23Ama eski devrin eczanelerinde ilaç bile az bulunurdu.
05:26Oraların bir saygınlığı, bir ağırlığı vardı.
05:28Doktor reçeteyi yazar, siz sabah eczacıya bırakırdınız, eczacı da arka taraftaki laboratuvarında o ilacı bizzat kendi elleriyle hazırlar, siz de
05:37ancak akşama gidip alabilirdiniz.
05:39Şifanın kelimenin tam anlamıyla üretildiği yerlerdi oralar.
05:43İşin bir de çok tatlı bir başka yanı vardı.
05:46Şimdi hepimizin evinde akıllı tartılar var, yağ oranımıza, kas kütlemize kadar ölçüyoruz.
05:52Ama o dönemde tartı dediğiniz şey sadece ve sadece eczanelerde bulunurdu.
05:57Yani eczaneye gidip ilaç almak, aynı zamanda o nadide tartıya çıkıp boyunuzu, kilonuzu öğrenmek demekti.
06:04Resmen eczane ziyareti eşittir, genel sağlık taramasıydı.
06:08Daha sonraları sokaklara bu bozuk parayla çalışan tartılar geldi.
06:12Tabii çocuk aklı, harçlık sınırlı, ortaya o meşhur sokak tartısı taktiği çıktı.
06:18Peki nasıldı bu taktik?
06:19Üç arkadaş aynı anda tartıya çıkıyor, makineye tek bir bozuk para atıyorlar.
06:23Ekranda toplam kilo beliriyor, bunu hemen hafızaya atıyorlar.
06:27Sonra içlerinden biri iniyor, ekranda tabii yeni, daha düşük bir rakam var.
06:32İlk rakamla yeni rakam arasındaki fark ne?
06:34Tabii ki tartıdan inen çocuğun kilosu.
06:37İşte bu muazzam matematik sayesinde tek bir bozuk parayla üç çocuk kilosunu öğrenmiş oluyordu.
06:42Düşündükçe insanın içini ısıtan inanılmaz zekice ve tatlı bir anı değil mi?
06:46Geçmişe dair son bir tıbbi anı daha anlatıp yavaş yanaş toparlayayım.
06:50Hani şu antibiyotiklerin leblebi gibi yutulmadığı, ağrı kesici deyince akla sadece aspirinin geldiği yıllar.
06:56Yazarımız askerdeyken, revire giden herkese istisnasız uygulanan o meşhur tedaviyi anlatıyor.
07:02Hastalığınızın ne olduğu hiç önemli değil.
07:04Başınız ağrısın, mideniz bulansın, isterseniz bacağınız kırılsın.
07:08Revirdeki o koca cam kavanoza el daldırılır, hastanın avucuna bir dolusu aspirin tutuşturulurdu.
07:13Bütün dertlerin devası o tek bir dev kavanozun içindeydi anlayacağınız.
07:18Geldik işin en can alıcı noktasına.
07:21Otopark krizlerinden, markette önümüzde bitmek bilmeyen dakikalar yaşatan teyzelere,
07:26oradan da eski mahalle bakkallarının ve eczanelerinin o naif, samimi havasına kadar güzel bir yolculuk yaptık.
07:34Şimdi sizi şu düşünceyle baş başa bırakmak istiyorum.
07:36Biz gerçekten toplum olarak bir arada tahammül ve saygı çerçelesinde yaşama yeteneğimizi günden güne kaybediyor muyuz?
07:44Yoksa insan doğası gereği büyüdükçe dünya hep daha karmaşık geliyor da her nesil sadece kendi çocukluğunun o masum geçmişine mi
07:51özlem duyuyor?
07:52Belki de cevap ikisinde de gizlidir kim bilir.
07:55Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
07:57Kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.