Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 ay önce
Bu metin, toplumsal kurallardaki eksiklikleri ve günlük yaşamda karşılaşılan nezaketsizlikleri nostaljik bir bakış açısıyla ele almaktadır. Yazar, binalardaki otopark sorunlarından ve yenilenebilir enerji sistemlerininzorunlu olmayışından dert yanarken, market kasaları ile bankamatiklerdeki düşüncesiz davranışları eleştirmektedir. Toplu alanlarda başkalarını rahatsız eden gürültü ve sigara kullanımı gibi konulara değinilerek, toplumun birlikte yaşama kültüründeki zayıflıklar vurgulanmaktadır. Yazının son bölümünde ise geçmişin eczane kültürü ve çocukluk hatıraları üzerinden eski ile yeni arasındaki yaşam tarzı farkları betimlenmektedir. Genel itibarıyla eser, modern hayatın getirdiği bencilliklere karşı geçmişin sadeliğini ve toplumsal sorumluluk bilincini hatırlatmayı amaçlamaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün harika bir kaynağa, çok özel bir makaleyi derinlemesine masaya yatırıyoruz.
00:06Hani şu her gün sokakta, markette, evde karşılaştığımız ama adını tam koyamadığımız o ufak tefek can sıkıcı olaylar var ya,
00:14işte tam da onlardan bahsedeceğiz.
00:16Ama merak etmeyin, işin içine biraz da o eski güzel günlerin, çocukluğumuzun kokusunu katacağız.
00:22Hiç vakit kaybetmeden başlayalım.
00:24Yazarımızın gerçekten harika bir çıkış noktası var. Diyor ki, nostalji mi yapalım yoksa toplumsal konuları mı gündeme getirelim?
00:32Yahu neden ikisi birden olmasın? Çok da haklı.
00:35Yani modern hayatın o sinir bozucu koşturmacası içinde boğulurken, bir yandan da geçmişin, o naif, basit dertlerine gülümsemek hepimize inanılmaz
00:43iyi gelecek.
00:44Modern hayal kırıklıklarımızı, içimizi ısıtan anılarla harmanlıyoruz bugün.
00:48İRİNCI BÖLÜM ŞEHİR VE YAPILAŞMA SORUNLARI
00:51Makro düzeyden, yani şu an hepimizin içinde yaşadığı o devasa beton ormanından, fiziksel çevremizden girelim konuya.
00:59Bazen kağıt üzerinde harika duran o çözümler var ya, gerçek hayatta tam bir fiyaskoya dönüşebiliyor.
01:05Bakın, eskiden binalara inşaat ruhsatı verilirken otopark mecburiyeti falan yoktu.
01:10Sokaklar bildiğiniz araç işgali altındaydı, binaların alt katları da dükkan falan yapılarak heba ediliyordu.
01:16Peki bugün durum ne? Bugün kağıt üzerinde otopark yorumluluğu var.
01:20Ama gelin görün ki kapalı otopark var, araç içeri giremiyor.
01:24İnanılmaz gerçekten.
01:25Dönüş mesafeleri o kadar kötü hesaplanmış ki o otoparklar bomboş duruyor.
01:30Tam bir kaş yaparken göz çıkarma hikayesi.
01:32Aynı mantıksızlığın bir başka boyutu daha var ki insan sormadan edemiyor.
01:37Gerçekten niye hala binalara inşaat ruhsatı verilirken, çatılara elektrik üreten güneş panelleri veya rüzgar sistemleri kurma zorunluluğu getirilmiyor?
01:47Düşünsenize, neden sadece lüks özel projeler kendi elektriğini üretip fazlasını satabiliyor da bu sistem her binada standart değil?
01:54Yazarımız tam da burada çok yerinde bir soru soruyor.
01:57Acaba elektrik dağıtım şirketlerinin menfaatleri toplumsal faydanın önüne mi geçiyor?
02:02İnsan düşünmeden edemiyor tabii.
02:04Gelelim ikinci bölüme Toplumsal Davranış Arızaları
02:08Şehir planlamasını, makro sorunları bir kenara bırakalım şimdi.
02:12Siyasete falan da hiç bulaşmadan hepimizin her Allah'ın günü yaşadığı o mikro düzeydeki sosyal arızalara, insanı çileden çıkaran davranışlara
02:20odaklanalım.
02:21Günlük hayatta hepimizin sabrını zorlayan üç temel davranış arızası var.
02:26Şehir hayatının o tahammülsüzlüğünü biliyorsunuz. Hepimiz yaşıyoruz bunu.
02:30Hadi bu üç özel kriz anına hızlıca bir göz atalım. Eminim hepiniz evet ya, aynen böyle diyeceksiniz.
02:36Birinci arızamız market kasaları. Arkada acil bir işiniz vardır, kasada beklersiniz ve çıldırırsınız.
02:43Önünüzdeki kişi tüm alışverişini bitirir, ürünler tıkır tıkır kasadan geçer, kasiyerle uzun, adeta manalı bir bakışma yaşanır.
02:52Ve o kritik soru gelir. Nakit mi, kart mı? İşte o an, önünüzdeki kişi sanki alışverişin sonunda para ödemesi gerektiğini
03:00hayatında ilk defa duyuyormuş gibi büyük bir şok yaşar.
03:03Hangi hikmetse o para ya da kart ceplerde çantalarda bir türlü bulunamaz. Zaman resmen durur.
03:10Siz arkanızda sinir krizleri geçirirken o cüzdanı adeta dipsiz bir kuyuya dönüşür. Bilmiyorum size de tanıdık geldi mi?
03:16İkinci kriz noktamız bankamatikler. Yahu bu cihazlar acil ve kısa işlemler için var değil mi?
03:23Ama bazıları için arabayı dörtlüleri yakıp yolun ortasına bırakmak, sonra da her işlemde dakikalarca düşünerek cihazı meşgul etmek en doğal
03:32hak.
03:32Burada asıl ilginç olan yazarımızın bu durumu bulduğu pasif agresif çözüm.
03:37İki işlem yapması gerekiyormuş. Ne yapmış biliyor musunuz? Birinci işlemi bitirmiş, kartını almış ve gidip tekrar kuyruğun en sonuna geçmiş.
03:45Sırada bekleyenler afallamış haliyle ama kendi deyimiyle en azından bir eğitim faaliyetini başarıyla uygulamış.
03:52Bence muazzam bir toplumsal mesaj.
03:55Üçüncü ve son arıza alanımız moda aile çay bahçesi gibi yerler.
03:59Hani şu genelde elit, görmüş geçirmiş insanların takıldığı nezih mekanlar.
04:03İnanın orada bile oluyor, adam oturuyor, tek bir kibrit çapı yakıyor ve o ateşle zincirleme şekilde bir tam paket sigarayı
04:11bitiriyor.
04:11Siz tam oh be bitti diyecekken duman altı olmaya devam ediyorsunuz.
04:15Bir de bunun üstüne cep telefonunu açıp bütün çay bahçesinin duyacağı bir ses tonuyla saatlerce bağıra çağıra konuşanlar var.
04:23Yani anlayacağınız toplum olarak şu birlikte yaşama kültürünü öğrenmemiz için daha çok fırın ekmek yememiz lazım.
04:30Bölüm 3 Eski Zaman Eczaneleri
04:32Biraz nostaljiye ne dersiniz?
04:34O gergin market sıralarından, duman altı çay bahçelerinden derin bir nefes alıp sıyrılalım artık.
04:40Adımlarımızı yavaşlatalım, zaman makinesini işlerin biraz daha basit olduğu, o eski güzel günleri ayarlayalım.
04:47Gençler belki bilmez ama belli bir yaşın üzerindekiler, Obon ve Grippin isimlerini duyunca hemen gülümsedi bile.
04:53Bunlar eskiden öyle her yerde eczane yokken doğrudan mahalle bakkallarının raflarında satılan mucizevi ilaçlardı.
05:00Evet yanlış duymadınız, bildiğiniz bakkaldı.
05:02O eski güvenilir bakkal amcalar, ufak tefek soğuk algınlığı ve grip için mahallenin ayaklı eczanesi gibi çalışırdı.
05:09Ve tabii o zamanın gerçek eczaneleri.
05:12Şimdiki gibi büyük ticarethaneler değillerdi.
05:15Bugün eczaneye bir giriyorsunuz, güneş yağından tenis simidine, hatta tavla takımına kadar her şey var.
05:21Adeta mini bir süpermarket.
05:23Ama eski devrin eczanelerinde ilaç bile az bulunurdu.
05:26Oraların bir saygınlığı, bir ağırlığı vardı.
05:28Doktor reçeteyi yazar, siz sabah eczacıya bırakırdınız, eczacı da arka taraftaki laboratuvarında o ilacı bizzat kendi elleriyle hazırlar, siz de
05:37ancak akşama gidip alabilirdiniz.
05:39Şifanın kelimenin tam anlamıyla üretildiği yerlerdi oralar.
05:43İşin bir de çok tatlı bir başka yanı vardı.
05:46Şimdi hepimizin evinde akıllı tartılar var, yağ oranımıza, kas kütlemize kadar ölçüyoruz.
05:52Ama o dönemde tartı dediğiniz şey sadece ve sadece eczanelerde bulunurdu.
05:57Yani eczaneye gidip ilaç almak, aynı zamanda o nadide tartıya çıkıp boyunuzu, kilonuzu öğrenmek demekti.
06:04Resmen eczane ziyareti eşittir, genel sağlık taramasıydı.
06:08Daha sonraları sokaklara bu bozuk parayla çalışan tartılar geldi.
06:12Tabii çocuk aklı, harçlık sınırlı, ortaya o meşhur sokak tartısı taktiği çıktı.
06:18Peki nasıldı bu taktik?
06:19Üç arkadaş aynı anda tartıya çıkıyor, makineye tek bir bozuk para atıyorlar.
06:23Ekranda toplam kilo beliriyor, bunu hemen hafızaya atıyorlar.
06:27Sonra içlerinden biri iniyor, ekranda tabii yeni, daha düşük bir rakam var.
06:32İlk rakamla yeni rakam arasındaki fark ne?
06:34Tabii ki tartıdan inen çocuğun kilosu.
06:37İşte bu muazzam matematik sayesinde tek bir bozuk parayla üç çocuk kilosunu öğrenmiş oluyordu.
06:42Düşündükçe insanın içini ısıtan inanılmaz zekice ve tatlı bir anı değil mi?
06:46Geçmişe dair son bir tıbbi anı daha anlatıp yavaş yanaş toparlayayım.
06:50Hani şu antibiyotiklerin leblebi gibi yutulmadığı, ağrı kesici deyince akla sadece aspirinin geldiği yıllar.
06:56Yazarımız askerdeyken, revire giden herkese istisnasız uygulanan o meşhur tedaviyi anlatıyor.
07:02Hastalığınızın ne olduğu hiç önemli değil.
07:04Başınız ağrısın, mideniz bulansın, isterseniz bacağınız kırılsın.
07:08Revirdeki o koca cam kavanoza el daldırılır, hastanın avucuna bir dolusu aspirin tutuşturulurdu.
07:13Bütün dertlerin devası o tek bir dev kavanozun içindeydi anlayacağınız.
07:18Geldik işin en can alıcı noktasına.
07:21Otopark krizlerinden, markette önümüzde bitmek bilmeyen dakikalar yaşatan teyzelere,
07:26oradan da eski mahalle bakkallarının ve eczanelerinin o naif, samimi havasına kadar güzel bir yolculuk yaptık.
07:34Şimdi sizi şu düşünceyle baş başa bırakmak istiyorum.
07:36Biz gerçekten toplum olarak bir arada tahammül ve saygı çerçelesinde yaşama yeteneğimizi günden güne kaybediyor muyuz?
07:44Yoksa insan doğası gereği büyüdükçe dünya hep daha karmaşık geliyor da her nesil sadece kendi çocukluğunun o masum geçmişine mi
07:51özlem duyuyor?
07:52Belki de cevap ikisinde de gizlidir kim bilir.
07:55Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
07:57Kendinize çok iyi bakın, hoşçakalın.

Önerilen