00:00Hemen konuya giriyoruz. Bugün masamızda Mehmet Edip Ören'in gerçekten sarsıcı ve bir o kadar da tartışmalı makalesi var.
00:06Yazar günümüz Türk siyasetini, bitmek bilmeyen ekonomik skandalları ve tarımdaki o can yakan sıkıntıları masaya yatırmış.
00:13Biz de bu incelememizde hiçbir taraf tutmadan sadece yazar ne diyor ve bu bizim için ne anlama geliyor sorusuna odaklanacağız.
00:20Hazırsanız başlayalım.
00:22Ören yazısına Martin Luther King Jr.'ın o çok bilindik sözüyle giriş yapıyor.
00:26Hani şu uçamazsan koş, koşamazsan yürü diye giden söz.
00:30Ama yazar bunu bize ilham vermek için değil, bir sorgulama aracı olarak, tabiri caizse yüzümüze çarpmak için kullanıyor.
00:36Bize şunu soruyor.
00:37Acaba Türkiye gerçekten ilerliyor mu yoksa sadece yerinde sayıp ilerliyormuş gibi mi yapıyor?
00:43Bu ağır eleştirileri daha rahat sindirebilmek için şöyle bir yol izleyeceğiz.
00:47Önce yeni siyaset, siyasetçi ve seçmen diyeceğiz.
00:50Ardından siyasi hatalar ve fon iddialarına bakacağız.
00:53Sonra borsadaki 100 milyar dolarlık kayıp, peşinden üreticiye yansıyan ağır fatura ve en sonunda çanlar kimin için çalıyor diyerek toparlayacağız.
01:03Evet, birinci bölüm yeni siyaset, siyasetçi ve seçmen.
01:06Bakalım yazarımız bugünün demokrasisini nasıl okuyor?
01:09İşte makalenin en can alıcı noktalarından biri burası.
01:13Yazar, siyasetçi ve seçmen tanımı nedir sorusunu gerçekten çok ironik bir şekilde yeniden cevaplıyor.
01:18Ona göre yeni siyaset anlayışında siyasetçi, daha dün söylediği şeyi bugün hiç gözünü kırpmadan inkar eden kişidir.
01:25Peki ya seçmen?
01:26Seçmen de tam olarak bu tutarsızlığı ayakta alkışlayan kişi.
01:29Yani yazar diyor ki, yeni bir laf edildiği an, dün söylenen her şey sihirli bir değnek değmiş gibi hafızalardan tamamen
01:35siliniyor.
01:36Şöyle düşünün, bir siyasetçi çıkıp dün kapkara dediği bir şeye bugün bembeyaz diyebiliyor.
01:42Ve işin ilginci, o sadık seçmen kitlesi her iki durumda da coşkuyla alkışlamaya devam ediyor.
01:48Öğrene göre bu tablo hesap verebilirlik dediğimiz o temel kavramın siyasette artık kelimenin tam anlamıyla buharlaştığını gösteriyor.
01:56Gelelim ikinci bölüme, siyasi hatalar ve fon iddiaları.
02:00Yazar burada şu anki siyasi atmosferi anlatmak için çok tanıdık bir benzetme yapıyor.
02:05Lale devri.
02:06Hani tarihteki o meşhur aşırılık ve şatafat dönemi var ya.
02:10Siyasetçilerin gerçek hayattan tamamen koptuğunu, adeta bir siyasi körlük yaşadıklarını ve bunun da kaçınılmaz bir çöküşe zemin hazırladığını savunuyor.
02:19Şimdi yazarın fon iddiası tuzağı dediği şu olaya bir bakalım.
02:23Olaylar tam bir kedi fare oyunu gibi kurgulanmış.
02:26İddiaya göre birinci adımda iki bakan hakkında sahte belgeler kasten sızdırılıyor.
02:30İkinci adımda yazarın eleştiri oklarının hedefindeki muhalif bir milletvekili bu yemi hemen yutuyor ve koşa koşa bir basın toplantısı yapıyor.
02:39Üçüncü adımda ise tuzak tık diye kapanıyor.
02:41İddiaların asılsız olduğu ortaya çıkıyor ve muhalefet fena halde itibar kaybediyor.
02:46Yazarın burada göstermek istediği şey muhalefetin iktidarın işine yarayacak şekilde nasıl bu kadar kolay manipüle edilebildiği.
02:52Üçüncü bölüm borsadaki 100 milyar dolarlık kayıp.
02:56Şimdi biraz makro ekonomiye dalıyoruz.
02:59Ören dini hassasiyetler bahane edilerek üstü örtüldüğünü iddia ettiği yapısal sorunların piyasada tam bir yatırımcı depremi yarattığını söylüyor.
03:07Düşünebiliyor musunuz tam 50 bin yatırımcı piyasayı terk ediyor.
03:11Milli varlıkların değeri dibe vurmuş durumda ve yazar Türkiye'nin elindeki avucundaki servetin yabancı fırsatçılar tarafından yok pahasına kapatılma tehlikesiyle
03:20burun buruna geldiği konusunda bizi uyarıyor.
03:23Ve bu sadece lafta kalan bir tehlike değil.
03:25Yazarın tahminine göre fon ve borsa sistemlerinde yapılan hataların faturası tamı tamına 100 milyar dolar.
03:31Evet yanlış duymadınız 100 milyar dolar.
03:34Dile kolay bir rakam.
03:35Bu astronomik rakamı kafamızda daha iyi canlandırabilmek için şu karşılaştırmalara bir bakın.
03:4030 yıllık köprü ve otoyol devirlerinden sadece 3,5 milyar dolar bekleniyor.
03:45Ya da Londra'daki bankarlardan dünyanın en yüksek faiziyle zar zor alınan 1-2 milyar doları düşünün.
03:51Bir yanda 3-5 milyar dolarlar, diğer yanda heba edildiği iddia edilen devasa bir 100 milyar dolar.
03:57Uçurumu görebiliyor musunuz?
03:59Dördüncü bölüm üreticiye yansıyan ağır fatura.
04:02Peki bu enkazın bedelini kim ödüyor?
04:04Ören'in analizine göre fatura kesinlikle en tepedekilere kesilmiyor.
04:09Toplumun en üstteki o %20'li kesimi ki yazar burayı siyasal İslam'ın gövdesi olarak adlandırıyor,
04:15milli gelirin tam yarısını tek başına yutuyor.
04:18Ve yazarın iddiasına göre bu siyasi elit kesim yaşanan o ağır krizlerin rüzgarını bile hissetmiyor.
04:23Ama o elit kesimin dışında kalan sıradan üreticiye gelirsek, oradaki tablo gerçekten içler acısı.
04:30Üretici adeta bir cenderenin içinde eziliyor.
04:33Bir yanda füze gibi fırlayan girdi maliyetleri var,
04:35diğer yanda ise son 2 yıldır yerinden milim oynamayan çakılık almış satış fiyatları.
04:41Yazar, üreticinin bu iki acımasız duvar arasında tam anlamıyla tost olduğunu söylüyor.
04:46İşin kötü yanı bunlar sadece havada uçuşan grafikler ya da rakamlar değil.
04:50Bunlar bizim günlük hayatımız.
04:52Yazar bilerek marketten aldığımız, soframıza koyduğumuz ürünleri sayıyor.
04:56Narenciye'den tutun çaya, şeftaliye, üzüme ve yer fıstığına kadar
05:00emeğinin karşılığını kesinlikle alamayan binlerce üreticiye doğrudan işaret ediyor.
05:06Ve geldik son bölüme.
05:08Çanlar kimin için çalıyor?
05:09Öğren, makalesini bitirirken çok bilindik bir Fransız hikayesine gönderme yapıyor.
05:15Hikayede gerçeğin ortaya çıkması için kilise çanlarının 4 kez çalması gerekir.
05:19Yazar diyor ki, Türkiye'de bu çanlar 4 falan değil, 5-6 kez çaldı bile.
05:24Bu ne demek?
05:25Devlete olan güven sıfır, adalete olan güven sıfır, sermayeye güven sıfır.
05:30Yazar, vurgun ve talan düzeninin artık münferit olaylar değil,
05:33tam bir işbirliği halinde yürütüldüğünü son derece sert bir dille yüzümüze vuruyor.
05:37Yazarın siyasi ikiyüzlülük, devasa ekonomik delikler ve kurumsal çöküş üzerine kurduğu bu karamsar ama bir o kadar da çarpıcı analizi
05:46inceledik.
05:46Şimdi makalenin de özünü oluşturan o kışkırtıcı soruyla sizi baş başa bırakıyorum.
05:51Acaba bu çanlar bizim için mi çalıyor?
05:53Sunulan bunca argumandan sonra bu sorunun cevabını vermek artık size kalmış.
05:58Bu incelememizin sonuna geldik.
06:00Bir sonrakinde görüşmek üzere.