Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 saat önce
Bu köşe yazısı, bireylerin sergilediği güncel davranışların aslında geçmişte yaşanan duygusal yaraların ve savunma mekanizmalarının bir sonucu olduğunu zarif bir dille ele almaktadır. Yazar, insanların sergilediği tutumların arkasındaki gizli hikâyeleri anlamanın, onları yargılamaktan çok daha kıymetli olduğunu vurgular. İnsan ilişkilerindeki sorunların temelinde öğrenilmiş yanlışlar ve taşınan ağır yükler yattığı, metnin ana eksenini oluşturur. Gerçek bir farkındalığın, başkalarını çözümlemekten ziyade kişinin kendi geçmişiyle yüzleşmesi ve kendine dürüst sorular sormasıyla mümkün olduğu ifade edilir. Sonuç olarak anlatı, empati kurmanın ve öz şefkat geliştirmenin kısırdöngüleri kırmak için taşıdığı hayati önemi hatırlatmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhabalar, hoş geldiniz.
00:02Bu sunumda insanların davranışlarının sadece görünen yüzüne değil, çok daha derinine, köklerine ineceğiz.
00:09Atsız Burucu'nun bir düşüncesinden yola çıkıyoruz ve odak noktamız insanların ne yaptığı değil, asıl olarak bunun neden yaptığı olacak.
00:17Hadi bu ilginç yolculuğa başlayalım.
00:20Günlük hayat koşturmacasında bir düşünelim.
00:23İnsanlarla etkileşime geçtiğimizde genelde sadece en son noktayı, yani sonucu görürüz.
00:28Birinin tepkisini, söylediği bir sözü, yaptığı bir hareketi.
00:32Gördüğümüz hep buzdağının görünen yüzüdür.
00:35Peki ya o sonucun arkasında ne var? O tepkinin, o sözün kökeninde yatan asıl sebep ne?
00:41İşte bunu pek sorgulamayız değil mi?
00:43Gelin bugün o perdeyi birlikte aralayalım ve arkasında ne olduğuna bir bakalım.
00:48Çünkü aslında her davranışın altında çoğumuzun görmediği gizli bir hikaye yatıyor.
00:54Ve bu hikaye genelde geçmiş tecrübelerimizle yazılmış oluyor.
00:57Yani insanlar çoğu zaman bugünün şartlarına göre değil, geçmişin onlara öğrettiklerine göre hareket ediyor.
01:04Şimdi gelin hepimizin etrafında gördüğü, hatta belki kendimizde bile fark ettiği bazı yaygın davranışlara ve bu davranışları şekillendirmiş olabilecek geçmişlere
01:15bir göz atalım.
01:16Bakalım bu yapılar nasıl ortaya çıkıyor.
01:18Mesela o sürekli hızlı hızlı konuşan insanlar, hani sanki bir an dursa her şeyi kaçıracakmış gibi anlatanlar.
01:25Tanıdık geldi değil mi? İlk başta aman ne çok konuşuyor diye düşünebiliriz.
01:30Ama bir de şöyle baksak, ya o kişi aslında yıllardır, belki de aylardır hiç kimse tarafından gerçekten dinlenmediyse,
01:38ya anlaşılmadığını hissettiği için sesini bu kadar yükseltmek, bu kadar hızlı konuşmak zorunda kalıyorsa.
01:45Gelelim bir başka tanıdık senaryoya.
01:48Tam ona sevginizi gösterdiğinizde, yakınlaştığınızda, bir anda kendini geri çeken, o buz gibi duvarları ören insanlar.
01:56Kafa karıştırıcı değil mi?
01:58Peki ya bu bir tercih değilse, ya geçmişte ne zaman birine yakınlaşsa canı yandıysa,
02:03belki de onun için yakınlık demek, acı çekmek demek ve uzaklaşmak kendini korumasının tek yolu haline gelmiş.
02:12Ve evet işte bu hepimize dokunan bir konu.
02:15O her zaman güçlü duran, hiç yorulmayan, her işe koşan, ben hallederim diyen insanlar.
02:20İşte can alıcı soru bu.
02:22O kişinin zayıf olmasına, yorulmasına en son kim izin vermedi?
02:27Belki de o güç bir seçim değil, zayıf olmanın bir lüks olduğu bir geçmişten kalan bir zorunluluktur.
02:34Bütün bu örneklerin birleştiği çok temel bir nokta var.
02:38Davranışlarımızın çoğu aslında o an aldığımız bilinçli kararlar falan değil, tamamen birer savunma mekanizması.
02:45Yani işin özü şu, yaptığımız birçoğu şey aslında geçmişte aldığımız yaralardan sonra ruhumuzun bir daha olmasın diye ördüğü görünmez kalkanlar.
02:55Bu bakış açısı bizi her gün yaptığımız bir şeyle yüzleştiriyor, insanları yargılamak mı yoksa anlamaya çalışmak mı?
03:04İşte o ince çizgi tam da burada.
03:06Bakın, aradaki fark o kadar basit ve o kadar derin ki, yargılamak birinin sadece ne yaptığına bakmaktır.
03:14Kolay olan budur.
03:16Ama anlamak, anlamak o kişinin neden başka türlü yapamadığını, neden buna mecbur kaldığını görmektir.
03:23Şimdi, başkalarına bu gözle bakmaya başlayınca işin en zor kısmı geliyor.
03:29O aynayı yavaşça kendimize çevirmek.
03:31Ve kendimize sormaya başlıyoruz.
03:34Yahu ben neden sürekli aynı hataları yapıp duruyorum?
03:37İşte o an anlıyoruz ki bizim de o tekrar eden döngülerimiz aslında birer öğrenilmiş savunma mekanizması.
03:44Ve sonra daha derine inen, belki de en acıtan soru geliyor.
03:48Ben sevmeyi nerede, nasıl bu kadar yanlış öğrendim?
03:52Kendi ilişki kurma şeklimizin de aslında geçmişten gelen bir kod olduğunu fark ediyoruz.
03:57Evet, bu sorular can yakar ama iyileşme tam da burada başlar.
04:02Sonuçta her şey dönüp dolaşıp kendimize dürüst olmaya geliyor.
04:06Çünkü insan kendine dürüst olmadıkça kaderi hep aynıdır.
04:10Aynı hikayeyi sadece farklı oyuncularla tekrar tekrar yaşar.
04:14Peki asıl özgürlük bu döngüyü kırmak için hikayenin kökenine inme ve onu yeniden yazma cesaretine göstermek değil midir?
04:22Belki de en çok sormamız gereken soru budur.
Yorumlar

Önerilen