00:00Herkese merhabalar, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün gerçekten çok çarpıcı bir konumuz var, o yüzden hiç vakit kaybetmeden doğrudan içeriye dalalım diyorum.
00:08Yusuf Dülyer'in Temelsizler başlıklı o çok konuşulan bakalesini mercek altına alıyoruz.
00:13Şimdi şöyle bir düşünün, temeli olmayan, yere sağlam basmayan bir bina ne kadar ayakta kalabilir ki?
00:19Ufak bir sarsıntıda, hatta belki sert bir rüzgarda yerle bir olur değil mi?
00:22İşte yazarımız tam da bu mimari metaforu alıp doğrudan insan doğasına uyarlıyor.
00:27Eğer bir toplum veya bir birey kendi zihinsel temelini kaybederse ne olur?
00:32Makalenin bize fısıldadığı, hatta adeta haykırdığı o büyük sır şu, özgür düşünceyle insan kalmak.
00:38Yazarımız tüm argümanını aslında çok sarsıcı bir tanım üzerine inşa ediyor.
00:42Temelsizler.
00:43Dürger'e göre, hani az önce dedik ya, tıpkı temeli olmayan bir binanın çökmesi gibi temeli olmayan bir insan da
00:48yaşayamaz.
00:49Ama yanlış anlaşılmasın, buradaki ölüm fiziksel bir ölüm değil.
00:52Tamamen zihinsel ve ruhsal bir çöküşten bahsediyor.
00:54Yani insan olma, insan kalma özelliklerini kaybedenlerin aslında kendi kararlarını alamayan kölelere, cariyelere ya da sadece nefes alan biyolojik canlılara
01:03dönüştüğünü savunuyor.
01:04Kısacası, bizi biz yapan, bizi gerçekten insan yapan şey sadece hayatta kalmamız değil, aklımızı nasıl ve ne kadar özgür kullandığımızdır.
01:12Peki, yazar bu sonuca tam olarak nasıl varıyor?
01:15Gelin bugünkü yol haritamıza hızlıca bir göz atalım.
01:17Önce insan olmanın temeline ineceğiz, ardından toplumsal çürümenin belirtilerine ve yazarın cumhuriyetle saltanat arasında yaptığı o çarpıcı tarihsel karşılaştırmaya bakacağız.
01:27Son olarak da günümüzdeki tehditleri ve ileriye giden yolu konuşup toparlayacağız.
01:31Hemen birinci bölümümüzde, yani insanlığı mimarisiyle başlayalım.
01:35Kendimize şu retorik soruyu biz soralım.
01:37Bizi itaatkar birer makine olmaktan ayıran o eşsiz özellik gerçekten nedir?
01:41Yazarın felsefi tezinin tam merkezinde gerçekten çok güçlü bir fikir yatıyor.
01:46Diyor ki, insan kalmak öyle doğuştan size verilen, hani ömür boyu garantili, pasif bir durum kesinlikle değildir.
01:52Aksine, aktif, sürekli çaba gerektiren bir süreçtir.
01:56Ve bu sürecin tek bir yakıtı var.
01:57Zihnimizi tamamen özgür bir biçimde kullanabilmek.
02:00Yani, özgür düşünce yoksa, insanlığın temeli de yoktur.
02:04Bu kadar net.
02:05Tabi, Dülger, insan kalabilmek için üç tane çok katı şart sıralıyor.
02:09Birincisi, aklımızı hiçbir önyargının içine hapsetmeden, alabildiğine özgürce kullanmak.
02:14İkincisi, makam, mevki veya kişisel çıkar gibi hastalıklara yenik düşmemek.
02:18Üçüncüsü, ve belki de yazarın en çok üstünde durduğu konuysa,
02:22toplumun o hassas olduğu milli ve manevi değerleri asla kendi çıkarları için sömürmemek.
02:27Yazarın iddiasına göre, özgür düşünceyle insan kalmak ancak bu üç şarta sıkı sıkıya bağlı kalırsak mümkün.
02:32Bunlardan ufacık bir taviz verdiğimizde, birey o bahsettiğimiz temelsiz yapıya doğru hızla kayıyor.
02:37Şimdi bireyden çıkıp işin biraz daha toplumsal boyutuna bakalım.
02:42İkinci bölümümüz, temel çöktüğünde toplumsal çürümenin belirtileri neler oluyor?
02:46İşte yazar bu can alıcı soruyu sorarak, o felsefi problemi alıp adeta bir toplumsal röntgen cihazına sokuyor.
02:53Özgür düşünce terk edildiğinde ortaya çıkan tabloyu,
02:56özellikle de günümüzün okumuş ve yönetici kesimine yönelik oldukça sert, oldukça sarsıcı bir eleştiriyle önümüze koyuyor.
03:02Gelin bu teşhisin detaylarına yakından bakalım.
03:05Yazarın metindeki güncel gözlemleri gerçekten üzerine düşünülmesi gereken şeyler.
03:10Toplumun bir kesiminin artık özgür düşünceli değil, kendi tabiriyle güdümlü olduğunu belirtiyor.
03:15Yöneticilerin çoğunun yetersiz kaldığını ve o koltuklarını ancak milli manevi değerleri sömürerek koruyabildiklerini iddia ediyor.
03:21Dülger'e göre, düşünsenize, eğer bir bürokrat kendi varlığını sadece ve sadece üstünün iki dudağı arasına bağlamışsa,
03:28veya geniş kitleler yaratıcı ile kendi aralarına bir takım aracılar yerleştirmişse.
03:33İşte yazar diyor ki, orada o temel tamamen çürümüştür.
03:36Ve bunun faturasını da doğrudan eğitim sistemindeki yetersizliklere kesiyor.
03:40İnsanların artık kendi aklını kullanan ustalar yerine, maalesef başkalarının şekillendirdiği birer malzeme haline geldiğini savunuyor.
03:46Peki ama toplum bu kaotik duruma nasıl geldi?
03:50Üçüncü bölümde Dülger'in bu durumu açıklamak için kullandığı çok çarpıcı bir tarihsel karşılaştırmaya odaklanacağız.
03:55Dülger burada, yüzyıllar süren saltanat yönetimiyle Atatürk'ün cumhuriyet vizyonu arasına çok ama çok keskin bir çizgi çekiyor.
04:02Cumhuriyetin ahlaki erdeme, namuslu vatandaşlara ve tabii ki özgür düşünceye dayandığını,
04:07saltanatınsa korku, tehdit ve tamamen itaatkar bir tebaa üzerine kurulduğunu belirtiyor.
04:12Yazarın bakış açısına göre bizler bu yanlış öğretiler sarmalından cumhuriyet ile kurtulmaya başladık ancak
04:17şimdi o eski çürük alışkanlıkların geri dönüşüyle yeniden bir boğulma tehlikesiyle karşı karşıyayız.
04:23Yazar argümanını temellendirmek için doğrudan Atatürk'ün sözlerine başvuruyor.
04:271924 yılında söylenen bu tarihi sözdeki şu vurguya dikkatinizi çekmek istiyorum.
04:32Fikir özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız.
04:35Görüyor musunuz bağlantıyı?
04:36Dülger'in başından beri anlattığı o özgür düşünce ile insan kalmak tezi aslında doğrudan cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle ve gençlere verilen
04:45bu tarihi görevle birebir örtüşüyor.
04:47Ve işte ikinci tarihi alıntı.
04:50Bu söz aslında yazarın eski alışkanlıklara kesinlikle dönülmemesi gerektiği yönündeki argümanının en büyük tarihsel çıpası.
04:56Cumhuriyetin erdemli insanlar yetiştirdiği, saltanatınsa korkuya dayandığı için karakteri zayıf insanlar ortaya çıkardığı vurgusu.
05:03Bu durum Dülger'in en başta temelsizler olarak ablandırdığı o kendi iradesi olmayan köleleşmiş insan profiliyle tam olarak uyuşuyor.
05:11Şimdi dördüncü bölüme geçiyoruz.
05:13Burası yazarın günümüz siyasi manzarasına yönelik oldukça spesifik ve açıkçası epey sert uyarılar içerdiği bölüm.
05:20Metinde dile getirilen bu güncel kaygılara tarafsızca bir göz atalım.
05:23Dülger'in makalesine göre Atatürk'ün o yıllar önce dile getirdiği endişeler bugün maalesef gerçeğe dönüşmüş durumda.
05:29Yazar, Türkiye'nin içinde ve dışında kendi tabiriyle Haçlı Siyonist İttifakı olarak adlandırdığı bazı yapıların
05:36Cumhuriyeti bırakıp yeniden sultanlığa dönme çağrıları yaptığını iddia ediyor.
05:39İşin kötüsü yöneticilerin bu sistematik tehditlere karşı sessiz kaldığını savunuyor.
05:44Bazı grupların hilafet rüyaları gördüğünü, Türkiye Cumhuriyeti'ni akıl almaz bir şekilde küfür rejimi olarak etiketlediklerini
05:50ve hatta Azeri kız çocuklarına dini giyim dayatarak bir Müslümanlaştırma çabasına girdiklerini çok tutkulu bir dille eleştiriyor.
05:57Yani yazarın perspektifinden bakarsak tüm bunlar doğrudan Cumhuriyet'in temellerine dinamit koymak anlamına geliyor.
06:03Geldik beşinci ve son bölümümüze.
06:05Peki çözüm ne?
06:06Yazar toplumun bu tehlikeli süreçten, bu kaosdan en az kayıpla nasıl çıkabileceğini düşünüyor?
06:11Bozulan bu temeli yeniden nasıl inşa edeceğiz?
06:13Dülger bu kaosu aşmak için üç adımlı son derece net bir reçete sunuyor bizlere.
06:18İlk adım en başa, yani o temele dönmek.
06:21Aklı ve öngörüyü özgürce doğru kullanmak.
06:23İkincisi, yazarın çürümenin ana kaynağı olarak gördüğü milli ve dini eğitim sistemini köklü bir şekilde onarmak.
06:29Yani başkalarının elinde şekillenen malzemeler değil, kendi aklını kullanan ustalar yetiştirmek.
06:35Ve üçüncü adım, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkelerini öyle sağından solundan kırpmadan, sulandırmadan tam da olduğu gibi tavizsiz uygulamak.
06:43Yazarın tüm bu derin ve sarsıcı analizlerinin vardığı sonuç aslında inanılmaz derecede yalın.
06:48Cumhuriyet rejimi insanidir.
06:50Çünkü yazarın en başta yaptığı o çarpıcı, temelsizler tanımına dönersek,
06:54özgür düşünebilen, erdemli ve onurlu bir insan olmanın doğasıyla birebir uyumlu olan tek sistem Cumhuriyettir.
06:59Diğer tüm yapılar, yazara göre insanı temelsizleştirir, köleleştirir.
07:04Makale, yazarın tüm bu eleştiri ve analizlerini ulusal bir dönüm noktasına bağlayan o coşkulu kutlama mesajıyla,
07:10Cumhuriyetimizin 103. yılını atıfta bulunarak sona eriyor.
07:13Aslında Cumhuriyetin değerini bilmek, aynı zamanda insanın kendi aklının, kendi özgür düşüncesinin değerini bilmesi anlamına geliyor.
07:19Ve bugünkü incelememizin sonuna gelirken, yazarın kurduğu o muazzam mimari metaforun tam kalbinden çıkan çok vurucu bir soruyu sizlere bırakmak
07:28istiyorum.
07:28Bir toplum, zihinsel temelini yani özgür düşüncesini korumadan Cumhuriyetini ayakta tutabilir mi?
07:34Görünen o ki, özgür düşünceyle insan kalmak öyle sadece bireysel bir tercih falan değil,
07:39koca bir ulusun hayatta kalma, ayakta kalma meselesidir.
07:42Üzerine çokça düşünülmesi gereken bir konu.
07:44Bize katıldığınız için teşekkürler. Aklınızı özgür bırakmayı unutmayın.