00:00Herkese merhaba. Bugün gerçekten de çok temel bir sorunun peşine düşeceğiz.
00:03Üstelik Türkiye'den çarpıcı bir örnekle.
00:06Bir gerçeği olan biteni olduğu gibi yazmak ne zaman suç sayılır?
00:10İşte bu soru bir gazetecinin sırf işini yaptığı için nasıl sanık sandalyesine oturtulduğunu gösteren bir davayla ete kemiğe bürünüyor.
00:18Gelin bu ilginç davanın detaylarına hep birlikte bakalım.
00:22Peki bu işin yasal dayanağı ne?
00:24İşte her şey tam olarak bu suçlamayla başlıyor.
00:27Kamu görevlisini hedef göstermek.
00:29Daha doğrusu terörle mücadele kanunundaki bir madde bu.
00:33Hani terörle mücadelede görev alan kamu görevlilerini hedef göstermeyi suç sayan o meşhur madde.
00:38İşte bu kanun bugünkü hikayemizin tam kalbinde yer alıyor.
00:42Ve ne yazık ki çoğu zaman eleştirel haberciliğin önünde bir engel olarak kullanılıyor.
00:47Şimdi bu davanın arka planını daha iyi anlamak için bir adım geri atalım ve Türkiye'deki basın özgürlüğü tavlosuna bakalım.
00:54Ama burada ilginç bir durum var.
00:56Çünkü ortada birbirinden gece ile gündüz kadar farklı iki tane portre var.
01:00Bir yanda resmi anlatı, diğer yanda ise sahada yani bizzat gazetecilerin yaşadığı gerçeklik.
01:06Önce resmi anlatıya bakalım.
01:08Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyor?
01:10Bugün her bakımdan daha özgür, daha çoğulcu, daha renkli bir basın ve yayın iklimine sahibiz.
01:17Hatta ekliyor, manşetleriyle hükümetler kurup hükümetler deviren günler artık eski Türkiye'de kaldı.
01:24Yani resmi ağızdan duyduğumuz şey Türk medyası için adeta bir altın çağı yaşandı.
01:30Peki madalyonun diğer yüzünde ne var?
01:32İşte burası işin rengini değiştiriyor.
01:35Gazetecilerin gerçekliği bambaşka bir tablo çiziyor.
01:38Resmi anlatıda daha özgür, çoğulcu bir ortamdan bahsedilirken gazeteciler eşi benzeri görülmemiş gözaltılarla karşılaşıyor.
01:46Farklı sesler susturulmuyor deniyor ama sık sık tutuklamalar yaşanıyor.
01:50Medya baronları devri bitti denirken gazeteciler bitmek bilmeyen soruşturmalar ve davalarla boğuşuyor.
01:56Ve geçmiş mazide kaldı denmesine rağmen haberlere erişim engelleri artık sıradanlaşmış durumda.
02:03Yani o resmi anlatıyla sahadaki gerçeklik arasında devasa bir uçurum var.
02:08İşte bu iki farklı gerçeklik arasındaki gerilim sonunda tek bir davada çok yüksek profilli bir mahkeme salonunda patlak veriyor.
02:16Şimdi hikayemizin merkezindeki o davaya Hablemitoğlu davasına geçelim ve olayların nasıl bu noktaya geldiğini adım adım görelim.
02:24Her şey Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran bir suikastla başlıyor.
02:292002 yılında akademisyen Necip Hablemitoğlu öldürülüyor ve bu dava yıllarca faili meçhul kalıyor.
02:35Yıllar sonra 2017'de savcı Zafer Ergün bu soğuk dosyayı devralıyor.
02:402022'ye geldiğimizde ise savcı aralarında Nuri Gökhan Bozkır'ın da olduğu bazı şüpheliler hakkında bir iddianame hazırlıyor.
02:47Ve işte kilit tarih 8 Aralık 2023.
02:49Herkese açık bir duruşmada sanıklardan biri yani Bozkır davanın savcısı hakkında şok edici bir iddiada bulunuyor.
02:56İşte bu eski karmaşık dosya bir anda günümüzün en sıcak basın özgürlüğü tartışmalarından birinin fitilini ateşliyor.
03:03Peki ne diyor sanık?
03:04Mahkeme salonunda herkesin içinde savcıyı FETÖ'nün Kayseri imamı olmakla suçluyor.
03:10Şimdi durup bir düşünelim bu Türkiye'de bir kamu görevlisine yöneltilebilecek en ağır suçlamalardan biri.
03:16Onu terör örgütü olarak kabul edilen bir yapıyla doğrudan ilişkilendiriyor.
03:20İşte tam bu noktada gazeteci müyesser yıldız devreye giriyor ve bir gazetecinin yapması gerekeni yapıyor.
03:26Kamu oyuna açık bir duruşmada söylenen bu çok önemli iddiayı olduğu gibi haberleştiriyor.
03:31Ve işte hikaye tam da burada keskin bir viraj alıyor.
03:35Haberi yapan kişi yani muhabir bir anda haberin kendisi haline geliyor.
03:40Basın lojasından sanık kürsüsüne doğru bir yolculuk başlıyor.
03:43Bu herhalde bir gazetecinin yaşayabileceği en tuhaf ve en zor durumlardan biridir.
03:48Sadece işinizi yaparken bir anda kendinizi bir suçlamanın tam ortasında buluyorsunuz.
03:53Peki süreç nasıl işliyor?
03:55Şöyle birincisi gazeteci müyesser yıldız sanığın mahkemede dile getirdiği bu iddiayı alıyor.
04:01Web sitesinde ve sosyal medya hesaplarında haber olarak paylaşıyor.
04:04İkinci adımda hakkında iddiada bulunulan ve o sırada artık emekli olmuş olan savcı Zafer Ergün hemen bir suç duyurusunda bulunuyor.
04:10Ve işte en kritik nokta savcı sadece o iddiayı ortaya atan sanıktan şikayetçi olmuyor.
04:15Aynı zamanda bunu haberleştiren gazeteciden de şikayetçi oluyor.
04:19Şikayet dilekçesindeki şu ifade aslında bütün meselenin özeti gibi.
04:24Eski savcı diyor ki gazeteci müyesser yıldız sanıkla beraber hareket ederek bu eylemlere katkı sağlamıştır.
04:31Hatta bu iddiaların sanki haber değeri varmış gibi gösterildiğini söylüyor.
04:37Yani suçlama çok net.
04:39Gazeteci sadece olanı biteni aktarmıyor, bir sanıkla adeta iş birliği içinde hareket edip suça ortak oluyor.
04:46Peki gazeteciye yöneltilen suçlamalar ne?
04:49Hafife alınacak gibi değil.
04:50Kamu görevlisine hakaret, iftira ve en önemlisi terörle mücadelede görev almış kamu görevlisinin kimliğini açıklama.
04:57Yani gazeteci mahkeme salonunda kamuya açık şekilde söylenenleri haberleştirdiği için neredeyse bir komplo kurmakla ve bir kamu görevlisine hedef göstermekle
05:06onu tehlikeye atmakla suçlanıyor.
05:08Evet altını çizerek söylüyorum sadece ve sadece haber yaptığı için.
05:13İyi de bu kadar ciddi suçlamalarla karşı karşıya kalan bir gazeteci varken adalet sistemi yani savcılık bu duruma nasıl yaklaştı?
05:20İşte şimdi kararın kendisine yani basın özgürlüğünün nasıl savunulduğuna bakacağız.
05:25Ve sonuç Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı gazeteci hakkındaki bütün bu suçlamaları reddediyor ve kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor.
05:34Yani dava açılmasına gerek bile görülmüyor.
05:37Ama dediğim gibi asıl önemli olan sonuçtan ziyade bu kararın gerekçesi.
05:42Çünkü bu gerekçe basın özgürlüğü adına çok önemli şeyler söylüyor.
05:46Savcılık kararında önce iddiayı ortaya atan sanığın durumunu değerlendiriyor.
05:50Diyor ki sanığın bu ifadeleri savunma hakkı kapsamındadır ve terörle mücadele kanunundaki hedef gösterme suçunun unsurlarını taşımamaktadır.
05:59Yani mahkemede kendini savunan birinin sözleri doğrudan bir terör örgütüne hedef gösterme eylemi olarak kabul edilemez diyor.
06:06Bu önemli bir ayrım.
06:07Ve gelelim en önemli kısmı.
06:09Gazeteci hakkındaki değerlendirme.
06:11Karar çok net.
06:13Gazetecinin bu eylemi basın kanunuyla kurulan basın özgürlüğü kapsamında kalmaktadır.
06:18Yani savcılık gazetecinin eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içinde hareket ettiğini ve mahkemede olan biteni topluma iletmekle yükümlü olduğunu söylüyor.
06:27Kısacası bu bir suç değil bu bir haktır diyor.
06:30Bu haberciliğin meşruiyetinin hukuk tarafından da teyit edildiği anlamına geliyor.
06:34Sonuç olarak gazeteci haklı bulundu, dava açılmadan kapandı.
06:39Her şey yolunda görünüyor değil mi?
06:41Ama aslında hikaye tam da burada bitmiyor.
06:43Hatta belki de asıl tartışılması gereken mesele şimdi başlıyor.
06:47Çünkü ortada hala cevaplanmamış bir soru var.
06:50Bu sürecin yarattığı o caydırcı etki ne olacak?
06:53Bakın asıl mesele davanın sonucu değil, sürecin ta kendisi.
06:57Düşünsenize bir gazetecinin mahkemede yaşananları birebir aktarması bile bir ceza soruşturmasına konu olabiliyor.
07:03Bu durum diğer bütün gazeteciler için bir korku iklimi yaratmıyor mu?
07:06Yani acaba bu haberi yaparsam benim de başıma aynı şey gelir mi endişesi?
07:11İşte buna chilling efekt yani caydırıcı etki diyoruz.
07:14Bir soruşturma tehdidi bile tek başına gazeteciliği susturmak için güçlü bir silaha dönüşebiliyor.
07:19Ve bu da bizi davanın kahramanı gazeteci Müyesser Yılız'ın o can alıcı sorusuna getiriyor.
07:25Artık duruşma haberleri bile suçlama konusu yapılabildiğine göre neyi konuşuyoruz ki?
07:30Gerçekten de eğer bir mahkeme salonunda herkesin duyduğu bir şeyi haberleştirmek bile sizi sanık yapabiliyorsa geriye konuşacak ne kalıyor?
07:37İşte bu soru tek bir davanın bile aslında dünyanın her yerindeki basın özgürlüğü için neden bu kadar önemli olduğunu bize
07:44çok net bir şekilde anlatıyor.
Yorumlar