Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu makale, Türkiye’deki yargı süreçleri ile basın özgürlüğü arasındaki gerilimli ilişkiyi güncel bir dava üzerinden ele almaktadır. Gazeteci Müyesser Yıldız, Necip Hablemitoğlu suikastı davasının eski savcısı tarafından kendisine yöneltilen "hedef gösterme" suçlamalarını ve bu süreçteki hukuki gelişmeleri aktarmaktadır. Kaynakta, devlet yetkililerinin medyanın özgürleştiğine dair söylemlerine karşılık, gazetecilerin haber yaptıkları için karşılaştıkları adli baskılar ve soruşturmalar karşılaştırılmaktadır. Yazar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın verdiği takipsizlik kararı aracılığıyla, duruşma raporlamanın bir suç değil, basın faaliyeti olduğunu vurgulamaktadır. Sonuç olarak yazı, yargı mensuplarının eleştirilere verdiği tepkiler ile ifade hürriyetinin güncel sınırlarını sorgulayan bir eleştiri sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün gerçekten de çok temel bir sorunun peşine düşeceğiz.
00:03Üstelik Türkiye'den çarpıcı bir örnekle.
00:06Bir gerçeği olan biteni olduğu gibi yazmak ne zaman suç sayılır?
00:10İşte bu soru bir gazetecinin sırf işini yaptığı için nasıl sanık sandalyesine oturtulduğunu gösteren bir davayla ete kemiğe bürünüyor.
00:18Gelin bu ilginç davanın detaylarına hep birlikte bakalım.
00:22Peki bu işin yasal dayanağı ne?
00:24İşte her şey tam olarak bu suçlamayla başlıyor.
00:27Kamu görevlisini hedef göstermek.
00:29Daha doğrusu terörle mücadele kanunundaki bir madde bu.
00:33Hani terörle mücadelede görev alan kamu görevlilerini hedef göstermeyi suç sayan o meşhur madde.
00:38İşte bu kanun bugünkü hikayemizin tam kalbinde yer alıyor.
00:42Ve ne yazık ki çoğu zaman eleştirel haberciliğin önünde bir engel olarak kullanılıyor.
00:47Şimdi bu davanın arka planını daha iyi anlamak için bir adım geri atalım ve Türkiye'deki basın özgürlüğü tavlosuna bakalım.
00:54Ama burada ilginç bir durum var.
00:56Çünkü ortada birbirinden gece ile gündüz kadar farklı iki tane portre var.
01:00Bir yanda resmi anlatı, diğer yanda ise sahada yani bizzat gazetecilerin yaşadığı gerçeklik.
01:06Önce resmi anlatıya bakalım.
01:08Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyor?
01:10Bugün her bakımdan daha özgür, daha çoğulcu, daha renkli bir basın ve yayın iklimine sahibiz.
01:17Hatta ekliyor, manşetleriyle hükümetler kurup hükümetler deviren günler artık eski Türkiye'de kaldı.
01:24Yani resmi ağızdan duyduğumuz şey Türk medyası için adeta bir altın çağı yaşandı.
01:30Peki madalyonun diğer yüzünde ne var?
01:32İşte burası işin rengini değiştiriyor.
01:35Gazetecilerin gerçekliği bambaşka bir tablo çiziyor.
01:38Resmi anlatıda daha özgür, çoğulcu bir ortamdan bahsedilirken gazeteciler eşi benzeri görülmemiş gözaltılarla karşılaşıyor.
01:46Farklı sesler susturulmuyor deniyor ama sık sık tutuklamalar yaşanıyor.
01:50Medya baronları devri bitti denirken gazeteciler bitmek bilmeyen soruşturmalar ve davalarla boğuşuyor.
01:56Ve geçmiş mazide kaldı denmesine rağmen haberlere erişim engelleri artık sıradanlaşmış durumda.
02:03Yani o resmi anlatıyla sahadaki gerçeklik arasında devasa bir uçurum var.
02:08İşte bu iki farklı gerçeklik arasındaki gerilim sonunda tek bir davada çok yüksek profilli bir mahkeme salonunda patlak veriyor.
02:16Şimdi hikayemizin merkezindeki o davaya Hablemitoğlu davasına geçelim ve olayların nasıl bu noktaya geldiğini adım adım görelim.
02:24Her şey Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran bir suikastla başlıyor.
02:292002 yılında akademisyen Necip Hablemitoğlu öldürülüyor ve bu dava yıllarca faili meçhul kalıyor.
02:35Yıllar sonra 2017'de savcı Zafer Ergün bu soğuk dosyayı devralıyor.
02:402022'ye geldiğimizde ise savcı aralarında Nuri Gökhan Bozkır'ın da olduğu bazı şüpheliler hakkında bir iddianame hazırlıyor.
02:47Ve işte kilit tarih 8 Aralık 2023.
02:49Herkese açık bir duruşmada sanıklardan biri yani Bozkır davanın savcısı hakkında şok edici bir iddiada bulunuyor.
02:56İşte bu eski karmaşık dosya bir anda günümüzün en sıcak basın özgürlüğü tartışmalarından birinin fitilini ateşliyor.
03:03Peki ne diyor sanık?
03:04Mahkeme salonunda herkesin içinde savcıyı FETÖ'nün Kayseri imamı olmakla suçluyor.
03:10Şimdi durup bir düşünelim bu Türkiye'de bir kamu görevlisine yöneltilebilecek en ağır suçlamalardan biri.
03:16Onu terör örgütü olarak kabul edilen bir yapıyla doğrudan ilişkilendiriyor.
03:20İşte tam bu noktada gazeteci müyesser yıldız devreye giriyor ve bir gazetecinin yapması gerekeni yapıyor.
03:26Kamu oyuna açık bir duruşmada söylenen bu çok önemli iddiayı olduğu gibi haberleştiriyor.
03:31Ve işte hikaye tam da burada keskin bir viraj alıyor.
03:35Haberi yapan kişi yani muhabir bir anda haberin kendisi haline geliyor.
03:40Basın lojasından sanık kürsüsüne doğru bir yolculuk başlıyor.
03:43Bu herhalde bir gazetecinin yaşayabileceği en tuhaf ve en zor durumlardan biridir.
03:48Sadece işinizi yaparken bir anda kendinizi bir suçlamanın tam ortasında buluyorsunuz.
03:53Peki süreç nasıl işliyor?
03:55Şöyle birincisi gazeteci müyesser yıldız sanığın mahkemede dile getirdiği bu iddiayı alıyor.
04:01Web sitesinde ve sosyal medya hesaplarında haber olarak paylaşıyor.
04:04İkinci adımda hakkında iddiada bulunulan ve o sırada artık emekli olmuş olan savcı Zafer Ergün hemen bir suç duyurusunda bulunuyor.
04:10Ve işte en kritik nokta savcı sadece o iddiayı ortaya atan sanıktan şikayetçi olmuyor.
04:15Aynı zamanda bunu haberleştiren gazeteciden de şikayetçi oluyor.
04:19Şikayet dilekçesindeki şu ifade aslında bütün meselenin özeti gibi.
04:24Eski savcı diyor ki gazeteci müyesser yıldız sanıkla beraber hareket ederek bu eylemlere katkı sağlamıştır.
04:31Hatta bu iddiaların sanki haber değeri varmış gibi gösterildiğini söylüyor.
04:37Yani suçlama çok net.
04:39Gazeteci sadece olanı biteni aktarmıyor, bir sanıkla adeta iş birliği içinde hareket edip suça ortak oluyor.
04:46Peki gazeteciye yöneltilen suçlamalar ne?
04:49Hafife alınacak gibi değil.
04:50Kamu görevlisine hakaret, iftira ve en önemlisi terörle mücadelede görev almış kamu görevlisinin kimliğini açıklama.
04:57Yani gazeteci mahkeme salonunda kamuya açık şekilde söylenenleri haberleştirdiği için neredeyse bir komplo kurmakla ve bir kamu görevlisine hedef göstermekle
05:06onu tehlikeye atmakla suçlanıyor.
05:08Evet altını çizerek söylüyorum sadece ve sadece haber yaptığı için.
05:13İyi de bu kadar ciddi suçlamalarla karşı karşıya kalan bir gazeteci varken adalet sistemi yani savcılık bu duruma nasıl yaklaştı?
05:20İşte şimdi kararın kendisine yani basın özgürlüğünün nasıl savunulduğuna bakacağız.
05:25Ve sonuç Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı gazeteci hakkındaki bütün bu suçlamaları reddediyor ve kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor.
05:34Yani dava açılmasına gerek bile görülmüyor.
05:37Ama dediğim gibi asıl önemli olan sonuçtan ziyade bu kararın gerekçesi.
05:42Çünkü bu gerekçe basın özgürlüğü adına çok önemli şeyler söylüyor.
05:46Savcılık kararında önce iddiayı ortaya atan sanığın durumunu değerlendiriyor.
05:50Diyor ki sanığın bu ifadeleri savunma hakkı kapsamındadır ve terörle mücadele kanunundaki hedef gösterme suçunun unsurlarını taşımamaktadır.
05:59Yani mahkemede kendini savunan birinin sözleri doğrudan bir terör örgütüne hedef gösterme eylemi olarak kabul edilemez diyor.
06:06Bu önemli bir ayrım.
06:07Ve gelelim en önemli kısmı.
06:09Gazeteci hakkındaki değerlendirme.
06:11Karar çok net.
06:13Gazetecinin bu eylemi basın kanunuyla kurulan basın özgürlüğü kapsamında kalmaktadır.
06:18Yani savcılık gazetecinin eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içinde hareket ettiğini ve mahkemede olan biteni topluma iletmekle yükümlü olduğunu söylüyor.
06:27Kısacası bu bir suç değil bu bir haktır diyor.
06:30Bu haberciliğin meşruiyetinin hukuk tarafından da teyit edildiği anlamına geliyor.
06:34Sonuç olarak gazeteci haklı bulundu, dava açılmadan kapandı.
06:39Her şey yolunda görünüyor değil mi?
06:41Ama aslında hikaye tam da burada bitmiyor.
06:43Hatta belki de asıl tartışılması gereken mesele şimdi başlıyor.
06:47Çünkü ortada hala cevaplanmamış bir soru var.
06:50Bu sürecin yarattığı o caydırcı etki ne olacak?
06:53Bakın asıl mesele davanın sonucu değil, sürecin ta kendisi.
06:57Düşünsenize bir gazetecinin mahkemede yaşananları birebir aktarması bile bir ceza soruşturmasına konu olabiliyor.
07:03Bu durum diğer bütün gazeteciler için bir korku iklimi yaratmıyor mu?
07:06Yani acaba bu haberi yaparsam benim de başıma aynı şey gelir mi endişesi?
07:11İşte buna chilling efekt yani caydırıcı etki diyoruz.
07:14Bir soruşturma tehdidi bile tek başına gazeteciliği susturmak için güçlü bir silaha dönüşebiliyor.
07:19Ve bu da bizi davanın kahramanı gazeteci Müyesser Yılız'ın o can alıcı sorusuna getiriyor.
07:25Artık duruşma haberleri bile suçlama konusu yapılabildiğine göre neyi konuşuyoruz ki?
07:30Gerçekten de eğer bir mahkeme salonunda herkesin duyduğu bir şeyi haberleştirmek bile sizi sanık yapabiliyorsa geriye konuşacak ne kalıyor?
07:37İşte bu soru tek bir davanın bile aslında dünyanın her yerindeki basın özgürlüğü için neden bu kadar önemli olduğunu bize
07:44çok net bir şekilde anlatıyor.
Yorumlar

Önerilen