Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Müyesser Yıldız’ın bu yazısı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası görülen Genelkurmay Çatı Davası'ndaki sanıkların mahkemedeki son beyanlarını ve hukuki savunmalarını ele almaktadır. Eski yüksek rütbeli askerlerin de aralarında bulunduğu sanıklar, dönemin komuta kademesine yönelik iftira ve ihmal suçlamalarında bulunarak kendilerinin masum olduğunu iddia etmektedirler. Özellikle Hulusi Akar'ın ifadeleri ve yargılama sürecindeki eksiklikler üzerinden davanın siyasi bir nitelik taşıdığı savunulmaktadır. Bazı sanıklar olay gecesine dair karanlık noktaların aydınlatılmadığını vurgularken, darbe teşebbüsünün gerçek faillerinin henüz bulunamadığını öne sürmektedir. Bu kaynak, sanık kürsüsünden dile getirilen sistem eleştirilerini ve yargı sürecindeki gergin diyalogları özetleyen bir nitelik taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün Türkiye'nin yakın tarihinin belki de en karmaşık, en çok tartışılan hukuki süreçlerinden birine 15 Temmuz Genelkurmay
00:08Çatı davasını masaya yatırıyoruz.
00:10Biliyorsunuz Yargıtay'ın kısmi bozma kararının ardından Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bu dava yeniden görüldü ve sona gelindi.
00:18Fakat sanıkların mahkemedeki son sözlerine baktığımızda ortaya oldukça çarpıcı alternatif anlatılar çıkıyor.
00:24Gelin tamamen resmi tutanaklara ve belgelere dayanarak mahkeme salonundaki o tansiyonu ve ortaya atılan karmaşık iddiaları tarafsızca adım adım inceleyelim.
00:34Son söz savunma içindir. Birilerine laf sokma ya da şov yapma yeri değildir.
00:39Bakın doğrudan mahkeme başkanının bu sert uyarısıyla başlamak istiyorum.
00:42Çünkü bu cümle içerideki o gergin, adeta patlamaya hazır atmosferi öyle güzel özetliyor ki
00:49Düşünün yıllardır süren, tansiyonu tavan yapmış bir davanın karar aşamasındasınız.
00:54Salonda sadece hukuki bir savunma yapılmıyor, aynı zamanda tarihi bir kayıt düşme çabası,
01:00hatta mahkeme heyetiyle sanıklar arasında ciddi bir irade savaşı yaşanıyor.
01:04Peki bu kaosun içinde biz tam olarak neye bakacağız?
01:08Sizin için bu iddiaları dört ana başlıkta topladık.
01:11Önce salondaki o tuhaf gerilme bakacağız, sonra sanıkların komut akademesine yönlendirdiği ağır suçlamaları inceleyeceğiz,
01:18ardından tartışılan delilleri ve tarihi paralellikleri konuşup en son 15 Temmuz faili meçhul bir olay mı sorusuyla argümanları toparlayacağız.
01:27Hemen birinci bölümümüzle, yani salondaki gerilim ve mahkeme heyetiyle sanıklar arasındaki o ilginç çatışmayla başlayalım.
01:35Şimdi size mahkemeden gerçek bir diyalog aktaracağım.
01:39Karar celsesindeyiz, her şey çok kritik, sanıklardan eski as subay Feyzi Sönmez son söz hakkını alıyor ve tam 135 kişiye
01:47tek tek isimleriyle teşekkür etmeye başlıyor.
01:50Ehaliyle mahkeme başkanı dayanamayıp sen benimle dalga mı geçiyorsun diye patlıyor.
01:55Sönmez'in cevabı ise buz gibi.
01:56Veda konuşması yapıyorum.
01:58Yani anlayacağınız bazı sanıklar son anlarını mahkemenin sabrını sonuna kadar zorlamak, süreci kilitlemek ya da kendi aralarında bir dayanışma mesajı
02:07vermek için kasıtlı olarak kullanıyor.
02:09İş sadece süreci uzatmakla da kalmıyor aslında.
02:12Mesela eski as subay Fatih Sarı Mehmet'in tavrına bir bakın.
02:17Çıkıyor ve açıkça,
02:18Ben hain, darbeci falan değilim, beratımı da istemiyorum diyor.
02:22İnanılmaz değil mi?
02:23Adam mahkemenin meşruiyetini öyle bir reddediyor ki mahkemenin kendisi hakkında vereceği olumlu bir kararı bile elinin tersiyle itiyor.
02:31Bu artık hukuki bir savunmadan çıkıp tarihe düşünmek istenen meydan okuyan bir retoriğe dönüşmüş durumda.
02:38Gelelim ikinci bölümümüze.
02:41Komut Akademisi'ne suçlamalar, okları yukarı çevirmek.
02:44Aslında savunmanın üzerine kurulduğu en dikkat çekici ortak strateji tam olarak bu.
02:49Sanıklar sadece biz yapmadık deyip kenara çekilmiyorlar.
02:53Okları doğrudan dönemin en tepe isimlerini Hulusi Akar'a, Yaşar Güler'e ve Salih Zeki Çolak'a yöneltiyorlar.
03:00Mesela eski kurmay albay Fırat Alakuş, bu davanın baştan aşağı siyasi bir kurgu olduğunu,
03:06asıl hedefin 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının üstünü kapatmak olduğunu iddia ediyor.
03:12Hani ne benim ne de emrimdeki birliğin siyasilere yönelik bir eylemi yoktur diyerek,
03:17kendilerini büyük bir siyasi oyunun içine çekilmiş piyonlar olarak resmediyorlar.
03:21Tam da bu noktada eski yüzbaşı Fazla Özşahin, mahkemede öyle edebi bir metafor kullanıyor ki,
03:27cidden akıllara zarar.
03:29Diyor ki, fillerin tepmesi geliyor, filler tepiniyor, bunlar sadece seyrediyor ve sonuçta çimler eziliyor.
03:35Yani demek istiyor ki, o üst düzey komutanların darbe tecrübesi var,
03:39olayları engellemeleri gerekirdi ama hiçbir şey yapmadılar.
03:43Tepinen filler onlar, ezilen çimler ise biziz.
03:46251 şehidin can güvenliğinin asıl yasal garantörünün o komutanları olduğunu,
03:51ama şimdi faturanın kendilerine, yani alt rütbelilere kesildiğini savunuyor.
03:56Savunma psikolojisini anlamak açısından bu çok kritik bir çıkış.
04:00Üçüncü başlığımız olan deliller ve tarihi paralellikler kısmına geçiyoruz.
04:04Burada olay biraz daha somutlaşıyor ama bir yandan da devasa tarihi kıyaslamalar işin içine giriyor.
04:11Şimdi, diyeceksiniz ki, savunmanın 19. yüzyıl Fransa'sındaki o meşhur Dreyfus davasıyla ne alakası var?
04:18Şöyle anlatalım, Dreyfus, sahte belgelerle vatan haini ilan edilip yıllar sonra aklanan bir Fransız subayıydı.
04:25Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın, sırdaşı olarak bilinen eski tümgeneral Mehmet Dişli,
04:31mahkemede kendi durumunu tam olarak buna benzetiyor.
04:34Tarihin tekerrür ettiğine, Akar'ın iftiraları yüzünden hapse atıldığını ama aslında tüm faaliyetlerini bizzat onun emriyle yaptığını iddia ediyor.
04:43Dişli'nin mahkemeden talebi ise çok net.
04:45Hulusi Akar'ın olaydan 7 yıl sonra katıldığı bir canlı yayında yaptığı açıklamaların hakkındaki beyanları çürüttüğünü söylüyor.
04:52Bu yüzden Akar'ın ifadesinin dosyadan tamamen çıkarılmasını talep ediyor.
04:57Hatta hızını alamayıp işi o kadar ileri götürüyor ki inanması güç ama Hulusi Akar da dahil meclisteki 600 milletvekilini Kandra
05:05cezaevine bizzat kendisini dinlemeye davet ediyor.
05:08Bir mahkeme salonu için fazlasıyla cüretkar bir teklif öyle değil mi?
05:12Tabii mesele sadece tarihi metaforlar değil, ortada somut teknik itirazlar da var.
05:17Örneğin eski Albay Murat Koçiğit çıkıyor, darbe toplantılarına katıldığı iddia edilen şapka ve kuzgun kodlu gizli tanıkların HTS yani telefon
05:26sinyal kayıtlarına bakılmasını istiyor.
05:28O tarihte gerçekten Ankara'daki o villadalar mıydı bir bakın diyor.
05:32Ama mahkemenin bunu rebde ettiğini söylüyor.
05:34Öte yandan eski kurmay Albay Murat Korkmaz kendisinin ve askerlerinin tek bir kurşun bile atmadığının balistik raporlarla sabit olduğunu söyleyip
05:42şerefi üzerine yemin ediyor.
05:44Kısacası savunma tarafı mahkemenin maddi gerçekleri aramak yerine önceden yazılmış bir senaryoyu uyguladığını ima ediyor.
05:52Ve geldik dördüncü.
05:53Açıkçası argümanların en uç noktaya en kışkırtıcı yere taşındığı o bölüme.
05:5815 Temmuz faili meçhul bir olay mı?
06:04Öztürk mahkemede o kadar çarpıcı bir zıtlığı gündeme getiriyor ki şunu soruyor.
06:09Devletin istihbarat başkanı Cemal Kaşıkçı cinayetini anlatmak için ta Amerikalara kadar gidiyor da kendi ülkesinin meclisinde kurulan 15 Temmuz komisyonuna
06:18neden ifade vermeye gelmiyor?
06:21Sanıklara göre dönemin başbakanının ve istihbarat müsteşarının dinlenmemiş olması ortada bilinçli olarak aydınlatılmak istenmeyen devasa karanlık noktalar olduğunun en büyük
06:32ispatı.
06:32İşte tam da bu karanlık noktalar iddiası eski Akıncı Üstü Komutanı Hakan Evrim'i o meşhur argümana taşıyor.
06:40Evrim kayıp Gülistan dokuyu ve 15 Temmuz'da hayatını kaybeden Erol Olçok cinayetlerini hatırlatıp konuyu Adalet Bakanlığı'nın faili meçhuller komisyonuna
06:50havale etmek istiyor.
06:51Ve aynen şu cümleyi kuruyor.
06:5315 Temmuz'un kendisi de faili meçhuldur.
06:56Yapan belli ama o biz değiliz.
06:59Dikkatinizi çekerim olayı basit bir darbe girişiminden ziyade aydınlatılmamış bir cinayetler silsilesi ya da devlet içi karanlık bir operasyon gibi
07:08konumlandırmaya çalışıyor.
07:09Ve bu analizimizi Sanık Doğan Öztürk'ün mahkeme salonunun duvarlarında yankılanan o son derece kışkırtıcı cevapsız sorusuyla noktalayalım.
07:18Aradan bu kadar yıl geçti.
07:20Peki bu girişimin en büyük mağduru olan Cumhurbaşkanı Erdoğan darbeyi aslında ilk kimden öğrendi?
07:26Neden bunu hala kesin ve net olarak bilmiyoruz?
07:29Şimdi biz burada elbette kimsenin tarafını tutmuyoruz, sadece tutanaklara geçenleri aktarıyoruz.
07:35Ama savunmanın sarf ettiği bu son sözler sadece yargılanan askerlerin bir çıkış yolu araması mı yoksa tarihin bu karanlık gecesinde
07:42hala doldurulmayı bekleyen devasa boşluklar mı var?
07:45Sanıkların çizdiği bu tabloya bakılırsa 15 Temmuz kapanmış bir dosya olmaktan çok tarihsel tartışması belki de yeni başlayan bir olay.
07:53Siz ne düşünüyorsunuz? İzlediğiniz için çok teşekkürler. Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen