Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 16 saat önce
Yazar, Birleşmiş Milletler tarafından Kıbrıs için hazırlanan yeni Holguín Planı'na dair ciddi eleştiriler ve uyarılar sunmaktadır. Metne göre bu stratejik plan, Türk tarafına tanınma vaadi sunuyormuş gibi görünse de aslında toprak iadesi ve garantörlüğün sonlanması gibi ağır tavizler içermektedir. Rum tarafının değişmeyen maksimalist talepleri ve geçmişteki anlaşmaları ihlal eden tutumu, çözüm sürecinin samimiyetini sorgulatmaktadır. Kaynak, Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne düşürecek ve Türkiye’nin adadaki güvenlik rolünü zayıflatacak bu tür girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgular. Sonuç olarak, önerilen modelin tarihsel süreçteki başarısız girişimlerin bir devamı olduğu ve Kıbrıs Türklerinin haklarını korumaktan uzak olduğu savunulmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü derinlemesine analizimize hoş geldiniz.
00:04Bakın bugün masamızda Doğu Akdeniz'in o bildiğimiz en karmaşık, en uzun soluklu düğümlerinden biri var, Kıbrıs sorunu.
00:12Ama bu kez meseleye çok spesifik bir pencereden bakıyoruz.
00:15Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs için önerdiği yeni stratejiyi Doçent Doktor Yurdagül Atun'un oldukça eleştirel ve çarpıcı makalesi üzerinden masaya
00:23yatıracağız.
00:24Hedefimiz çok net, yazarın iddialarını, dayandığı tarihi referanslarını ve o keskin eleştirilerini tarafsızca adım adım incelemek.
00:32Hazırsanız lafı hiç uzatmadan bu jeopolitik labirente birlikte dalalım.
00:37Pekala, işte bugünkü yol haritamız.
00:39İlk olarak masadaki bu yeni Holgin planına ve Rum tarafının kırmızı çizgilerine bakacağız.
00:44Sonra yazarın bu planın neden yeniden ısıtılmış bir tuzak olduğuna dair o merkez argümanına geçeceğiz ve son olarak da geçmişten
00:52günümüze uzanan tarihi kanıtları konuşacağız.
00:54Birinci bölüm Holgin planının detayları ve önerilen gevşek çözüm modeli.
00:59Evet, Birleşmiş Milletler temsilcisinin masaya getirdiği bu plan tam olarak ne diyor hemen detaylarına inelim.
01:05Şimdi planda öngörülen o 2-3 yıllık deçiş sürecindeki al-ver dengesine baktığımızda cidden ilginç, hatta yazarın deyimiyle oldukça tek
01:14taraflı bir tabloyla karşılaşıyoruz.
01:17Makaleye göre Türk tarafından beklenen tavizler oldukça ağır.
01:20Düşünün Maraş, Güzel Yurt ve Mesarya bölgesinin Rumlara iadesi isteniyor ve belki de en çok tartışılacak olan kısım Türkiye'nin
01:28o tarihi garantörlüğünün kaldırılarak yerine NATO korumasının getirilmesi.
01:33Peki ya karşılığında ne var? Teşvik olarak masada bir tanınma ihtimali dillendiriliyor ve birazdan detaylarına gireceğimiz aşamalı bir 3D formülü
01:41sunuluyor.
01:42Yazar özellikle Türkiye'nin garantörlüğünden NATO şemsiyesine geçiş fikrini planın en ama en tehlikeli noktası olarak işaretliyor.
01:49Peki nedir bu 3D meselesi?
01:53Kaynağımız bunu çok net tanımlıyor.
01:55Doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuşlar.
01:59Plana göre bu 3 unsur Türk tarafına Maraş gibi kritik bölgeleri erkenden iade etmesi karşılığında sunulan birincil teşvik paketi.
02:08Yani aslında aşamalı olarak hayata geçirilecek bir havuç politikası.
02:12Yazar bunun özellikle ilk bakışta çok cazip görünmesi için özel olarak tasarlandığının altını çiziyor.
02:19Geldik ikinci bölüme Kıbrıs Rum kesiminin kırmızı çizgileri ve Christodulides'in talepleri.
02:25Planı gerçekten anlamak için masanın diğer tarafındaki o kesinlikle esnetilemez denilen taleplere de bakmamız şart.
02:32Rum başkan Nikos, Christodulides'in masaya koyduğu 5 kırmızı çizgi aynen şöyle.
02:38Kıbrıs Cumhuriyeti'nin aynen devam etmesi, tek egemenlik ve tek vatandaşlık, Avrupa Birliği'nin dört temel özgürlüğünün adada harfiyen uygulanması,
02:48garantilerin tamamen son bulması ve AB muktesebatıyla tam uyum.
02:52Burada Dr. Atun çok ama çok kritik bir tespitte bulunuyor.
02:56Diyor ki, Rum tarafının bu Avrupa Birliği ısrarı tesadüf değil, aslında Kıbrıs Türklerine AB vatandaşlığını bir motivasyon aracı, daha açık
03:05bir tabirle bir nevi oltadaki yem olarak sunma stratejisi güdüyorlar.
03:09Bu durum, karşı karşıya olduğumuz o devasa çelişkiyi harika özetliyor aslında.
03:15Bir yanda, Birleşmiş Milletler'in iki kurucu devletli gevşek çözüm önerisi duruyor, diğer yanda ise Rum kesiminin tek egemenlik ve
03:24mevcut cumhuriyetin devamı yönündeki mutlak, tavizsiz talebi.
03:28Kaynağımız, bu iki vizyon arasındaki uçurumun öyle kolay kapanacak bir şey olmadığını ve planın uygulanabilirliği önündeki en büyük engelin tam
03:37da bu olduğunu çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
03:40Üçüncü bölüm, yeniden pişirilen bir tuzak mı?
03:43İşte Dr. Atun'un makalesindeki en vurucu argüman tam da burası.
03:48Acaba planda vaat edilen o meşhur tanınma ihtimali aslında bambaşka ve gizli bir gündemin ilüzyonu olabilir mi?
03:56Makaleden tam da bu noktada doğrudan bir alıntı yapmak istiyorum.
04:00Yazar diyor ki, yeni plan, anlam planının, Krans Montana'nın ve daha önce yapılan görüşmelerde ortaya konan Rum taleplerinin taklattırılmış
04:08hali.
04:08Yani kaynağımıza göre ortada yepyeni, çığır açan bir çözüm falan yok.
04:13Aksine algı mühendisleri tarafından ustaca tasarlanmış o eski başarısız tekliflerin yeniden paketlenip önümüze konduğu bir senaryo var.
04:21Yazar sırf başlığa tanınma kelimesi eklenerek diğer o tehlikeli maddelerin gözden kaçırılmaya çalışıldığını iddia ediyor.
04:28Yazar, uluslararası ara bulucuların arka planda yürüttüğü bu stratejiyi üç aşamalı, tabiri caizse oldukça sinsi bir jeopolitik hamle olarak deşifre
04:37ediyor.
04:38Adım 1, Avrupa Birliği'ne giriş vaadiyle fikir önderleri üzerinden bir algı operasyonu başlatmak.
04:44Adım 2, tıpkı geçmişte anlam planında gördüğümüz gibi plana evet diyen tarafı cezalandırıp hayır diyen tarafı ödüllendirmek.
04:52Ve geldik 3. yani o nihai ve en kritik adıma.
04:56Tüm bu algı oyunlarıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni en büyük güvencesinden yani ana vatan Türkiye'den tamamen koparmak.
05:034. Bölüm Reddedilen Planlar Tarihi
05:06Peki yazarımız yeni planın da kaçınılmaz olarak çökeceğinden neden bu kadar emin?
05:12Gelin kaynağımızın sunduğu o tarihi gerekçelere bir göz atalım.
05:15Şimdi 1948'den 1964'e kadar uzanan ve tamamı reddedilen o anlaşmalar silsilesine baktığımızda yazarın vurgulamak istediği şey çok net.
05:26Uzlaşmazlık adada yeni bir trend değil.
05:29Karşı taraf adayı tarihsel olarak sadece ama sadece kendilerine ait gördüğü için en ufak bir yetki paylaşımına bile tahammül edemiyor
05:37ve masayı deviriyor.
05:39Ve işin ilginci bu red geleneği modern dönemde de zerre kadar değişmiyor.
05:451978'deki ABC planı, Waldholm modeli, Gali Fikirler dizisi, o meşhur 2004 Annan planı ve yakın geçmişteki Kranz-Montana görüşmeleri.
05:55Metinde açıkça ifade edildiği gibi yazar her bir planın Rumlar tarafından elinin tersiyle itildiğini hatırlatıyor.
06:02Neden mi? Çünkü makaleye göre onların tek bir değişmez mottosu var.
06:07Kıbrıs bizimdir, biz zaten tanınan bir devletiz ve Türkler taviz vermek zorundadır.
06:12Nokta.
06:12Beşinci bölüm 1960'dan kanıtlar.
06:16Bakın, Dr. Atun meseleyi sadece güncel siyaset üzerinden okumuyor.
06:21Dr. Atezindeki 1960'ların gözete küpürlerini çıkarıp argümanını o dönemin birincil kaynaklarıyla tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
06:29Sizi Mart ve Nisan 1960'a, Nancak gazetesinin manşetlerine götürmek istiyorum.
06:36Düşünün, tam da 1960 Ortaklık Cumhuriyeti'nin kurulduğu, o tarihi imzaların atıldığı günlerdeyiz.
06:42Ama sokakta durum ne?
06:44Rum memurlar, Türk köylerine giden yolları tamir etmeden geri dönüyor.
06:47Yunan maden şirketleri, arazisinden faydalandıkları halde tek bir Türk işçiyi bile işe almıyor.
06:54Ve en vahimi, o meşhur zürhanlaşmasının bel kemiği olan kamudaki %70 Rum, %30 Türk memuriyet kotası, filen tamamen yok sayılıyor.
07:04Aynı günlerde sokakların atmosferi aslında çok daha ürkütücü.
07:08Yazarın aktardığına göre bildiğimiz Eoka, isim değiştirip Ed Maşa adını alıyor ve Nisan 1960'da Ledra Sokağı'nda bildiriler dağıtıyor.
07:18Bildirideki şu cümleye bakar mısınız?
07:20Faaliyetimiz durmayacaktır.
07:21Mücadele devam ediyor.
07:23Yazar bu tarihi vesikayı boşuna koymamış, diyor ki adayı Yunanistan'a bağlama hedefi olan o Enosis ülküsü aslında masada imzalar
07:31atılırken bile hiçbir zaman rafa kalkmamıştı.
07:33Ve son olarak 18 Mayıs 1960 tarihli Alitya Basitesi'nin başyazısından gerçekten inanılmaz bir alıntı var.
07:42Başyazar çıkıp diyor ki,
07:44Türkler bir paçavrayı siper alarak bu haksız ve mantıksız şartın derhal tatbikini olsun istemesinler.
07:50Bakın paçavra dediği şey uluslararası 1960 anlaşmaları.
07:55Adamlar nüfusun %17'sini oluşturan bir azınlığın %30 hak iddia etmesini kesinlikle kabul edilemez buluyor.
08:01Kaynağımız bu korkunç ifadelerin aslında çok net bir tarihi itiraf olduğunu söylüyor.
08:07Yani Rum tarafı, Gıbüz Türklerini hiçbir zaman kendisiyle eşit bir ortak olarak görmedi ve asla hak vermeyi niyetleri de olmadı.
08:14İşte bugünkü analizimizi yazarın hepimizin zihninde yankılanacak o kışkırtıcı sorusuyla bitiriyoruz.
08:21Gerçekten sormamız lazım.
08:22Uluslararası ara buluculuk çabaları bunca yıldır samimiyetle bu sorunu çözmeye mi çalışıyor,
08:28yoksa makalede iddia edildiği gibi Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki bağlarını tamamen koparmayı hedefleyen
08:34o maksimalist, o tek taraflı taleplerin sadece birer kılıfı, birer aracısı mı konumundalar?
08:40Bence bu soru ve arka planda dönen o devasa jeopolitik motivasyonları üzerine hepimizin uzun uzun düşünmesi gerekiyor.
08:48Bu analizde bana katıldığınız için çok teşekkür ederim.
08:51Öğrenmeye ve sorgulamaya devam edin.
08:53Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen