Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 gün önce
Müyesser Yıldız’ın bu yazısı, Türkiye'nin Suriye'deki nüfuzunun zayıfladığını ve HTŞ lideri Ahmet Şara'nın Türkiye'nin çıkarları yerine Avrupa Birliği ve Güney Kıbrıs eksenine kaydığını iddia etmektedir. Yazar, Şara’nın Doğu Akdeniz’deki Deniz Yetki Anlaşması konusundaki isteksizliğini ve Türkiye’nin tanımadığı Rum yönetimini meşru kabul eden diplomatik temaslarını eleştirmektedir. AB’nin mali yardımlar ve yaptırım kozları üzerinden Suriye üzerinde jeopolitik bir üstünlük kurduğu, Türkiye'nin ise bölgede giderek yalnızlaştığı vurgulanmaktadır. Özellikle Fransa ve Yunanistan gibi aktörlerin Suriye yönetimiyle kurduğu yakın diyaloglar, Türkiye’nin stratejik kazanımlarının tehlikede olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin Suriye politikasının sorgulanmasına yol açan karşılıklı savunma mekanizmaları ve yeni ittifak arayışları üzerinden detaylandırılmaktadır. Sonuç olarak kaynaklar, bölgesel dengelerin Türkiye aleyhine değiştiği bir jeopolitik dönüşüm sürecini betimlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Suriye'de Türkiye için her şey yolunda gidiyor gibiydi.
00:03Hatta tam bir zafer kazanılmıştı.
00:05Peki ne oldu da bu zafer bir anda büyük bir stratejik kayba dönüştü?
00:09İşte bu hikayenin perde arkası gerçekten çok ilginç.
00:13Hadi gelin beraber bakalım.
00:15Düşünün daha bir sene önce durum buydu.
00:18Trump, Erdoğan'a Suriye'yi aldınız kimsenin yapamadığını yaptınız diyordu.
00:23Yani algı neydi?
00:25Türkiye bölgede oyunu yeniden kurmuş, rakipsiz bir güç olmuştu.
00:29Ama işte o zafer havası pek de uzun sürmedi.
00:32Eğer Suriye gerçekten alındıysa o zaman asıl sormamız gereken soru şu.
00:37Peki biz onu kime kaptırdık?
00:39Suriye'nin geleceğinin direksiyonuna şimdi kim geçti?
00:42İşte bu sorunun cevabını bulmak için Doğu Akdeye'ye bakmamız gerekiyor.
00:47Çünkü bütün hikaye, oradaki dengeleri baştan aşağı değiştirebilecek çok kritik,
00:53çok yüksek riskli bir anlaşma etrafında şekilleniyor.
00:56Türkiye'nin asıl büyük hedefi de tam olarak buydu.
01:00Aslında Türkiye'nin Suriye'deki yeni yönetimden istediği tek bir büyük şey vardı,
01:04o da Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarını belirleyecek o kritik anlaşmayı imzalaması.
01:09Neden mi bu kadar önemliydi?
01:11Çünkü bu anlaşma Türkiye'ye bölgedeki enerji kaynakları üzerinde inanılmaz bir üstünlük sağlayacaktı.
01:16Fakat Ankara bu planları yaparken masanın diğer tarafındaki oyuncular boş durmuyordu.
01:23Bölgedeki rakipler yani Yulanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi çoktan karşı hamle için düğmeye basmıştı bile.
01:29Ve bu hamle gerçekten de şaşırtıcı derecede hızlı ve etkili bir diplomatik taarruza dönüştü.
01:36Bakın olaylar nasıl gelişti?
01:38Hızla ve koordinasyona dikkat edin.
01:39Önce AB üzerinden bir finansal sopa gösterdiler.
01:43Türkiye'ye vereceğimiz 1 milyar avroyu veto ederiz dediler.
01:46Hemen ardından Yunan Dışişleri Bakanı soluğu Şam'da aldı.
01:50Sadece 10 gün sonra bu kez Kıbrıslı mevkidaşı oradaydı.
01:54Yani bu tesadüf falan değil, çok net bir şekilde planlanmış bir diplomatik kuşatmaydı.
01:59Ve işte filmin koptuğu an bu.
02:02Türkiye'nin desteklediği yeni Suriye lideri Ankara'nın resmi olarak tanımadığı
02:06Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Dışişleri Bakanı'nı resmi düzeyde kabul etti.
02:10İşte bu Türkiye'nin Suriye stratejisine indirilen ilk büyük ve sembolik darbeydi.
02:15Tabii olay sadece bölgesel rakiplerde sınırlı kalmadı.
02:19Türkiye bir anda kendini doğrudan Avrupa Birliği'nin karşısında buldu.
02:22AB, Suriye'ye yaptırımları kaldırmak için masaya oturduğunda
02:26şartları o kadar netti ki aslında hedefin doğrudan Türkiye olduğu apaçık ortadaydı.
02:31Yani AB'nin şartlarına bir bakın sanki madde madde Türkiye'ye mesaj veriyor.
02:36Mesela istikrarı bozan yabancı aktörlerin müdahalesi bitsin diyorlar.
02:41Bu kime söyleniyor?
02:42Doğrudan Türkiye'nin oradaki askeri varlığına.
02:45Sonra deniz hukuku ve AB üyelerinin egemenlik haklarına saygı.
02:49E bu da zaten Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki bütün planlarını doğrudan kilitlemek demekti.
02:55Ama işin bir de kapalı kapılar ardında yaşanan kısmı var ki oradaki iddia çok daha çarpıcı.
03:01Deniyor ki Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AB'ye Ankara'nın Şam'la bir denizcilik anlaşması yapmayacağına dair bir nevi
03:08güvence vermiş.
03:10Tabii bu bir iddia ama eğer zerre kadar doğruluk payı varsa bu Ankara'nın ne kadar büyük bir diplomatik baskıyla
03:16karşı karşıya kaldığını gösteren en net kanıt olur.
03:19Bütün bu gelişmelerin sonunda ne oldu dersiniz?
03:23Türkiye'nin bölgede nasıl yalnızlaştığını adeta gözler önüne seren bir zirve toplandı.
03:29Yeni ittifaklar kurulurken, yeni bir düzen şekillenirken Türkiye masada yoktu.
03:35Hatta bırakın masada olmayı odaya bile çağrılmamıştı.
03:38Zirvenin Kıbrıs'ta yani Rum yönetiminin ev sahipliğinde yapılması zaten başlı başına bir mesaj.
03:44Ama davetli listesine baktığınızda tablo daha da netleşiyor.
03:47Kimler var?
03:48Suriye, Mısır, Ürdün, Lübnan yani bölgenin bütün önemli aktörleri orada.
03:53Kim yok?
03:54Türkiye.
03:55Bu, Türkiye'siz yeni bir bölgesel denge kuruluyor demekti.
03:58Peki, Suriye'nin geleceğinin ve bütün bölgenin kaderinin konuşulduğu bu hayati toplantıya davet edilen Türk yetkili sayısı kaçtı?
04:07Koskoca bir sıfır.
04:09Zirvede kurulan bu yeni ittifaklar lafta kalmadı, hemen somut adımlara dönüştü.
04:13Bir yanda Suriye lideri El-Şar'a Fransa Cumhurbaşkanı Macron'la özel bir görüşme yapıyor.
04:19Diğer yanda tam da o sıralarda Macron çıkıp hem Kıbrıs'a kalıcı Fransız askeri gönderme planını açıklıyor.
04:25Hem de Yunanistan'a her türlü tehdide karşı arkanızdayız diyor.
04:29Yani atılan bütün bu adımların hedefindeki tek ülke vardı.
04:33Türkiye.
04:33Zirvenin sonunda kullanılan ifadelere gelince bu Türkiye için tam bir diplomatik yenilgiydi.
04:39Düşünün, Suriye temsilcisinin de içinde olduğu, bütün bölgesel liderlerin katıldığı bir ortamda Türkiye açıkça işgalci güç olarak nitelendirildi.
04:49Peki, bütün bu tabloya baktığımızda aklımızı kaçınılmaz olarak şu soru geliyor.
04:53Suriye şimdi kimin müttefiği?
04:56Rotasını nereye çevirdi?
04:58Aslında Suriye'nin önünde iki seçenek belirmişti.
05:01Bir tarafta Türkiye ile o kritik deniz anlaşmasını yapmak ve Ankara ile bir ittifak kurmak vardı.
05:07Diğer tarafta ise Avrupa Birliği ile stratejik bir ortaklığa girmek ve Türkiye karşıtı bölgesel zirvelerde yer almak.
05:14Ve yeni yönetim, görünen o ki, tercihini çoktan yapmıştı.
05:18Zaten Suriye'nin yeni lideri bu tercihini hiç de gizlemiyor.
05:22Açık açık Suriye, Avrupa siyasi diyaloğundan, Avrupa-Arap Akdeniz ortaklığından bahsediyor ve hatta bunu kaçınılmaz bir yol olarak tanımlıyor.
05:32Yani ülkenin rotasının kesin bir şekilde batıya, Avrupa'ya döndüğünü ilan ediyor.
05:37İşte bütün bunlar bize en baştaki o kritik soruya geri getiriyor.
05:42Türkiye, Suriye'de askeri olarak yani taktiksel olarak bir zafer kazanmış gibi görünürken,
05:48acaba Doğu Akdeniz'deki asıl büyük stratejik hedeflerini mi kaybetti?
05:52Yani kazanılan bir savaş aslında çok daha büyük bir mücadelenin kaybedilmesine mi neden oldu?
Yorumlar

Önerilen