00:00Herkese merhaba, hiç düşündünüz mü?
00:02Devasa ülkeler, koca uluslar, küresel sahnede tıpkı ticari bir mal gibi nasıl alınıp satılabiliyor?
00:09İşte bugün tam da bunu Lütfullah Kaleli'nin o çok konuşulan, oldukça kışkırtıcı jeopolitik analizini masaya yatırıyoruz.
00:17Konumuz jeopolitik pazar.
00:19Gerçekten çok ilginç detaylar var, hazırsanız hemen dalalım.
00:23Önce kısaca bugünkü yol haritamıza bir bakalım.
00:26Birinci adımda şu jeopolitik pazar kavramını bir oturtacağız.
00:30Sonra devletleri içten çökertme yöntemlerine gireceğiz.
00:34Ardından tarihten aldığımız dersler var, oradan bugünün küresel satrancına geçeceğiz ve finali de Türkiye'nin güvenlik mimarisiyle yapacağız.
00:42Hızlıca başlayalım.
00:44Gelelim birinci bölüme.
00:46Jeopolitik bir pazar.
00:48Kaleli'nin tüm bu küresel ilişkileri üzerine inşa ettiği o temel ve aslında bir o kadar da sarsıcı metafor.
00:54Şimdi alışveriş deyince aklımıza ne gelir?
00:57Markete gidip bir şeyler almak değil mi?
01:00Ama yazar bu kelimeyi alıp bambaşka devasa bir boyuta taşıyor.
01:04Metindeki tanıma göre alışveriş sadece bir eşyanın değil, canlı veya cansız herhangi bir yapının, değerin hatta koca bir devletin mülkiyet
01:13ya da konum değiştirmesi demek.
01:15Yani düşünsenize sıradan bir ticareti alıyor ve koca ulusların el değiştirdiği, jeopolitik değerlerin alınıp satıldığı dev bir küresel pazar olarak
01:25önümüze koyuyor.
01:26Peki bu pazar hep böyle kendi kuralları içinde tıkır tıkır mı işliyor, ne gezer?
01:31Alışveriş kirlendiğinde işin rengi tamamen değişiyor.
01:34Yazar burada çok çarpıcı, hatta biraz ürkütücü bir ifade kullanıyor.
01:39Yamyam mantığı.
01:40Evet, yamyam mantığı.
01:42Güçlü devletler, ulusal çıkarlarını hiçbir kural tanımadan masaya sürdüğünde işte bu mantık devreye giriyor.
01:48Tamamen vahşi, hiçbir kuralı olmayan ve sadece yok edip yutmaya odaklı bir çıkar ticareti.
01:54İnanılmaz bir tasvir.
01:55İkinci bölüm, çökertme yöntemleri.
01:59Bu yamyam mantığı sahneye çıktığında, hedefteki devletleri adım adım zayıflatmak için kullandıkları çok ama çok net bir oyun planı var.
02:07Bu oyun planının merkezinde içten çürütme var.
02:11Bakın, metne göre bir devleti dışarıdan yıkmak öyle kolay değil.
02:15Asıl mesele içeriden çökertmek.
02:17Nasıl mı?
02:18Önce ekonomiyi bozuyorsunuz, aile yapısını iflası sürüklüyor, kolay ve karşılıksız kazancı pompalıyorsunuz.
02:24Sonra sıra zihinlere geliyor.
02:25Dili yabancı kelimelerle yozlaştırmak, insanları kendi köklerinden koparmak ve tabii ki devasa bir dezenformasyon fırtınası koparmak.
02:33Dikkat ederseniz, hepsi bir toplumun genetik kodlarıyla oynamak, yapı taşlarını tek tek yerinden oynatmak anlamına geliyor.
02:40İçeriği yeterince çürüttükten sonraki aşama ne dersiniz?
02:45Kukla devleti yaratmak.
02:46Bunun da üç basit adımı var yazarın gözünde.
02:49Önce ülkeyi fay hatlarından bölecek bir zemin hazırlanıyor.
02:52İkinci adımda dış güçlerin sözünden çıkmayacak sahte muhataplar bulunuyor.
02:57Ve son vuruş, bu sahte karakterleri iktidara ya da kritik noktalara yerleştirmek.
03:02Yazar, bu sürecin günümüzdeki en bariz, en canlı örneği olarak doğrudan Venezuela'yı gösteriyor.
03:09Peki, tüm bu felaket senanyosu yaşanırken o toplumlar ne yapıyor?
03:13Metinden alıntıladığım şu detaya bir bakar mısınız?
03:16Osmanlı uleması, pırasa yenir mi yenmez mi diye tartışıyordu.
03:21Doğu Türkistan'da ise, Çin işgali öncesi, namaz sonrası, tesbih, 99'luk mu yoksa 33'lük mü çekilsin tartışması yapılıyordu.
03:28Gerçekten sarsıcı değil mi?
03:31Ülke elden giderken, gerçek tehlike tam kapıdayken, toplumların kendilerinin ne kadar absürt, ne kadar yapay ve bomboş tartışmalarla uyuttuğunu gösteren
03:41inanılmaz bir tespit.
03:42Üçüncü bölüm, tarihten alınan dersler.
03:45Kaleli tüm bu iddialı teorileri öyle havadan atmıyor tabii.
03:48Bunları tarihe nasıl dayandırıyor?
03:50Gelin birlikte bakalım.
03:51Düşünsenize, dünyanın en büyük dördüncü ordusuna sahipsiniz.
03:57Güvende hissederdiniz değil mi?
03:59Metne göre, batılı güçler kendi aralarında Osmanlı'yı paylaşma planları yapıp harekete geçtiklerinde durum aynen buydu.
04:07Dünyanın en büyük dört ordusundan biri.
04:10Ama yazar diyor ki, buna rağmen ortada dişe dokunur bir direniş kalmamıştı ve sev kolayca imzalanabildi.
04:17Neden?
04:17Çünkü iç çürüme çoktan tamamlanmıştı.
04:20Yani kağıt üzerinde ordunuzun ne kadar devasa olduğunun, rakamların aslında hiçbir önemi kalmıyor.
04:27Burada yazarın kurduğu muazzam bir tarihsel paralellik var.
04:31Bakın, geçmişte ne oldu?
04:33Osmanlı sipariş ettiği, hatta parasını tıkır tıkır ödediği gemileri alamadı.
04:38İngiltere resmen el koydu bu gemilere.
04:41Peki, bugüne gelelim.
04:42Metin tıpkı o günkü gibi, bugün de Amerika Birleşik Devletleri'nin,
04:46Türkiye'nin parasını ödediği F-35 savaş uçaklarına benzer bir şekilde el koymaya çalıştığını söylüyor.
04:53Yani isimler değişiyor, yüzyıllar değişiyor ama o devletler arası gasp kültürünün özünde hiç değişmediğini görüyoruz.
04:59Bir de şu çöküş döngüsüne yakından bakalım.
05:02İç zafiyetler nasıl oluyor da toprak kaybına dönüşüyor?
05:06Süreç, Türk dünyasındaki iç tarikat kavgalarıyla, yani tamamen kendi iç çekişmelerimizle başlıyor.
05:12Bu kaos ortamı tabii ki dışarıya davetiye çıkarıyor ve Rus işgalleri başlıyor.
05:17Çok benzer bir şablonu Kıbrıs'ta da görüyoruz.
05:20İçerideki kargaşa sonucunda ada önce İngiltere'ye sadece kiralanıyor ama finalde İngiltere adayı tamamen ilhak ediyor.
05:28Kısacası yazarın denklemi şu, önce masada ve kendi içinizde kaybediyorsunuz, toprak bütünlüğünü kaybetmek bunun sadece kaçınılmaz bir sonucu oluyor.
05:37Dördüncü bölüme geldik, günümüz küresel satrancı.
05:41Peki yazar tarihten aldığı bu projeksiyonu bugünün karmaşık dünyasına nasıl yansıtıyor?
05:46Kaleli, günümüz dünyasını okurken ülkeleri üç net kategoriye ayırıyor.
05:51Bir yanda doğrudan hedef olanlar var, Ukrayna, İran veya stratejik enerji yolları.
05:57Bunlar masadaki ürünler.
05:58İkinci grupta korkuyla yönlendirilenler var.
06:02Almanya, Yunanistan, Fransa ya da İsrail gibi.
06:05Bunlar kendi korkuları üzerinden kolayca manipüle edilebilen aktörler.
06:09Ve en tepede tüccarlar dediği o küresel yamyamlar var.
06:12Yani bu pazarı yöneten, ulusları birer mal gibi takas eden ana güçler.
06:17İşte metindeki en vurucu, en can alıcı sorulardan biri.
06:22Çin, İran'ı sattı mı?
06:24Yazar, uluslararası ilişkilere o kadar kinik, o kadar gerçekçi bakıyor ki,
06:29diyor ki eğer uluslar bu jeopolitik pazarın sıradan birer ürünü ise,
06:33uygun şartlar oluştuğunda alıcıların ve satıcıların ortaya çıkması kadar doğal bir şey olamaz.
06:38Metindeki o meşhur ifadeyle, mal müşteriye satılır, bunda şaşılacak ne var?
06:44Küresel dış politikanın o duygusuz, o acımasız tüccar zihniyeti ancak bu kadar net özetlenebilirdi.
06:50İyi güzel de bu acımasız pazarda tezgaha düşmemek, satılmamak için ne yapmak lazım?
06:56Yazarın hayatta kalma reçetesi çok katı.
06:59Tek bir şart koşuyor, ekonomi, sanayi ve askeri güç.
07:03Kale geriye göre, Türkiye'nin ya da masada kalmak isteyen herhangi bir devletin,
07:07dünyada bu üç kritik alanda da mutlak surette ilk üçe girmesi şart.
07:11Bakın, ikisinde iyi olalım, biri idare etsin diye bir şey yok, biri bile eksik kalsa sistem çöküyor.
07:17Bu üç sacayanın da en üst seviyede ve eşit güçte olması, kelimenin tam anlamıyla hayatı.
07:22Ve geldik beşinci, son bölümümüze, Türkiye'nin güvenlik mimarisi.
07:27Peki ana kaynağımız, Türkiye'nin şu anki savunma ve güvenlik kapasitesine nasıl bakıyor?
07:33İşte burada yazarın gerçekten inanılmaz iddialı ve son derece özgüvenli bir tespiti var.
07:38Kaleli, Türkiye'nin mevcut güvenlik mimarisini mükemmelin ötesinde diye tanımlıyor.
07:43Ülkenin hava, kara ve denizde ulaştığı muharebe gücünün,
07:47onu hedef tahtasına koyabilecek potansiyel ülkelerden fersah fersah ileride olduğunu savunuyor.
07:52Hatta metne göre bu askeri caydırıcılık o seviyedeki, Fransa'yı masada geri adım atmaya zorluyor,
07:58İsrail ve Avrupa ülkelerine ise adeta sessizliğe büründürüp,
08:02Türkiye ile köprüleri yeniden kurmaya mecbur bırakıyor.
08:05Tüm bunların ışığında, yazarın bize sunduğu nihai hayatta kalma stratejisi aslında çok net.
08:10Dışarıdaki o devasa güvenlik kalkanı ne kadar mükemmel olursa olsun, asıl iş içeriği sağlam tutmakta.
08:17Tavsiyeler basit ama kritik.
08:19Hiç durmadan, kesintisiz çalışmak.
08:22O az önce bahsettiğimiz ülkeyi içten içe kemiren, enerjisine emen bomboş siyasi çekişmelerden uzak durmak,
08:29sırf birilerinin çıkarına hizmet eden yıkıcı polemiklere girmemek ve tabii ki milli değerlere sımsıkı sarılmak.
08:35Çünkü yazarın bütün tezinden anladığımız şu, güvenlik dediğiniz şey sınırlarda başlar evet ama sadece ve sadece o toplumun zihninde, birliğinde
08:45ayakta kalabilir.
08:46Bu çarpıcı incelemenin sonuna yaklaşırken kaynağımızın o sarsıcı ana temasından yola çıkarak size şu soruyu sormak istiyorum.
08:54Bir ulus, şu bahsettiğimiz acımasız jeopolitik pazarda ürün olmaktan kurtulup, satılmamayı, daima o masada kalıp, kendi kaderini kendi çizmeyi nasıl
09:04garantileyebilir?
09:05Yüzlerce savaş uçağı, devasa bir ekonomi ya da en son teknoloji silahlar.
09:09Bunların hepsi içimizdeki o sarsılmaz toplumsal birliği korumaya tek başına yetecek mi?
09:15Üzerine bolca düşünülmesi gereken bir konu.
09:17Bu analizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
09:20Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
09:22Kendinize iyi bakın.
Yorumlar