00:00Biliyor musunuz? Bazen sadece tek bir cümle, on yıllarda süren bir tartışmayı yeniden alevlendirmeyi yeter.
00:06İşte biz de Ortadoğu'daki su, savaş ve barış meselesine tam da böyle fitili ateşleyen, çok tartışmalı bir ifade ile dalıyoruz.
00:14İşte o cümle bu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın zamanda sarf ettiği bu sözler bizim bütün bu konuyu masaya yatırmamıza neden
00:21oldu.
00:22Ama hemen söyleyeyim bu fikir aslında hiç de yeni sayılmaz. Hatta kökeni inanın sandığımızdan çok daha karmaşık.
00:28Peki, şimdi sormamız gereken soru şu. Bu sözler ne anlama geliyor?
00:33Geleceğe dair keskin bir uyarı mı yoksa yazar Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu'nun dediği gibi büyük bir stratejik hata mı?
00:41İşte biz şimdi bu iki zıt görüşün tam ortasına dalıyoruz.
00:45Tamam, o zaman konunun derinliklerine inmeye başlayalım.
00:48Yazar bu açıklamayı neden talihsiz bir açıklama olarak niteliyor?
00:51İşte ona göre mesele şu, bu bir kehanet değil.
00:54Bu aslında çok tehlikeli bir anlatıyı, bir senaryoyu alıp kendi ağzınızda doğrulamak demek.
00:59Peki bu su savaşları lafı nereden çıkıyor?
01:02Yazar diyor ki, bunu öyle sorumluluk sahibi devlet adamları falan söylemiyor.
01:06Hayır, bu tezi ortaya atanlar genelde gazeteciler.
01:09CIA raportörleri, işte Adel Darwish, John Block gibi batılı yazarlar.
01:14Yani Şahsuvaroğlu'na göre bu isimler aslında Orta Doğu için bir çatışma senaryosu yazıyorlar.
01:19Ve bu türden bir açıklama ister istemez işte tam Doğu senaryonun değirmeninde su taşıyor.
01:24İşte bu nokta bizi yazarın asıl argümanının tam merkezine getiriyor.
01:29Ortada aslında suyla ilgili birbiriyle kapışan iki devasa fikir var.
01:34İki ayrı felsefe.
01:35Bir taraf diyor ki, çatışma kaçınılmaz.
01:38Diğer tarafsa, hayır işbirliği şart diyor.
01:40Bakın burası çok ilginç.
01:42Yazar aslında bu su savaşları tezinin karşısına çok daha erken bir tarihte,
01:46ta 1997'de kendi kavramıyla çıkmış su barışı.
01:50Yani olay şu, bir tarafta suyu petrole benzeten, adeta bir yangın sebebi olarak gören su savaşları tezi var.
01:56Diğer tarafta ise suyu tam tersi yangını söndürecek bir araç, bir barış fırsatı olarak gören su barışı felsefesi.
02:04Yazarın kendi sözleri aslında her şeyi özetliyor.
02:06Petrol yangını çıkarırdı ama su niye çıkarsın?
02:09Su yangını söndüren bir maddeydi.
02:10Bu metafor o kadar güçlü ki, iki bakış açısı arasındaki o devasa farkı tek cümlede ortaya koyuyor.
02:16Yani diyor ki, suyun doğasında birleştirmek var.
02:19Eğer siz bunu bir savaş nedenine dönüştürüyorsanız, bu doğal bir süreç değil, bu küresel bir projenin parçasıdır.
02:24İşte tam bu noktada mesele sadece sudan çıkıyor ve çok daha büyük bir resme, yani jeopolitiğe bağlanıyor.
02:32Yazar diyor ki, bu su savaşları anlatısı aslında buzdağının sadece görünen kısmı.
02:38Perde arkasında Orta Doluyu yeniden şekillendirmeyi amaçlayan çok daha büyük bir oyun var.
02:43Yazar bu oyuna bir isim koyuyor.
02:46Sürdürülebilir istikrarsızlaştırma.
02:48Kulağa biraz karmaşık gelebilir ama aslında mantığı basit.
02:51Diyor ki, küresel güçlerin derdi Orta Doğu'ya demokrasi falan getirmek değil.
02:56Asıl amaç, bölgeyi sürekli olarak küçük, kontrol edilebilir krizlerle bir kaos hali içinde tutmak.
03:01Neden mi?
03:02Çünkü ancak o zaman müdahale etme haklarını meşru kılabilirler.
03:06Peki, bu sürdürülebilir istikrarsızlaştırma planı nasıl işledi?
03:10Yazar süreci adım adım şöyle anlatıyor.
03:131. Önce Büyük Orta Doğu projesi gibi teorik bir çerçeve çizildi.
03:182. Sonra Arap Baharı denen o büyük dalgayla bölgedeki liderler devrildi, ortalık karıştırıldı.
03:243. Sonuç ne oldu? Demokrasi mi? Hayır.
03:28Tam tersi, her yere yayılan bir istikrarsızlık ve parçalanmış devletler.
03:334. Peki asıl hedef neydi?
03:35Yazar diyor ki, bu kaosun içinden Suriye'nin kuzeyinde fiili bir devlet yapısı çıkarmaktı.
03:40Peki, tüm bu büyük oyun oynanırken Türkiye ne yaptı?
03:44Yazarın görüşü ne?
03:45İşte şimdi konunun en can alıcı kısımlarından birine geliyoruz.
03:49Yazara göre Türk dış politikası bu büyük planı durdurmak bir yana maalesef üst üste çok kritik hatalar yaptı.
03:57Bu zaman çizelgesine baktığımızda yazarın hatalar zinciri dediği şeyi net bir şekilde görüyoruz.
04:02Her şey 2010'ların başında Suriye'nin kuzeyindeki PYD yapılanmasıyla ilgili uyarıların ciddiye alınmaması ile başlıyor.
04:10Sonra 2015'te yazarın dramatik bir çöküş olarak tanımladığı Süleyman Şah Türbesi'nin taşınması olayı var hem de PYD-YPG yardımıyla.
04:18Derken ABD destekli bu güçler sınırımızda bir koridor oluşturuyor.
04:22Ve Türkiye'nin Afrine müdahalesi yazara göre hem çok gecikmiş hem de çok maliyetli oluyor.
04:27Kısacası bir dizi kaçırılmış fırsat ve stratejik yanlış adım.
04:31Ve tüm bu yanlış adımların bedeli ne oldu?
04:35İşte yazarın tespiti çok sert.
04:37Diyor ki Türkiye bu süreç sonunda bölgesel bir güç olma iddiasını kaybetti
04:43ve Avrupa'nın gözünde mültecileri tutan bir uluslararası göçmen kampı konumuna indirgendi.
04:50Peki tamam eleştiriler bunlar.
04:53Ama yazar bir alternatif sunuyor mu?
04:55Evet.
04:55Şimdi analizimizi onun yıllardır savunduğu ama bir türlü hayata geçirilmediğini düşündüğü o vizyona
05:01yani su barışı projesine dönerek toparlayalım.
05:05Yani ya şöyle yapsaydık sorusunu soralım o yol M'ye benzerdi.
05:09Yazar aslında çok çarpıcı bir örnek veriyor.
05:11Diyor ki Avrupa'nın ortak aklı iki dünya savaşının gerekçelerini barışın gerekçelerine dönüştürdü.
05:18Ne demek bu?
05:19Yani Avrupa'yı mahveden o savaşların sebebi neydi?
05:22Kömür ve çelik.
05:23Peki ne yaptılar? O kömür ve çeliği alıp Avrupa Birliği'nin temelini attılar.
05:27Yani savaş sebebini barışın harcı yaptılar.
05:30İşte yazarın su barışı önerisi de tam olarak bu mantığa dayanıyor.
05:34Ne diyor?
05:35Gelin bir Orta Doğu Birliği kuralım.
05:37Temeline de petrolü falan değil, su ve toprak gibi hepimizin ortak hayat kaynağını koyalım.
05:43Böylece çatışma potansiyeli taşıyan ne varsa onu iş birliğinin temeli yapalım.
05:47Eğer bu başarılabilseydi ortaya dış müdahalelere karşı çok daha sağlam durabilen kendi içinde barışık bir bölgesel blok çıkardı.
05:55Bütün bu anlattıklarımızdan sonra akılda kalan o can alıcı soru aslında şu.
06:00Yazarın da bütün argümanını özetleyen o soru.
06:02Ya bizim bütün amacımız savaşı tahmin etmek, savaş senaryoları üzerine konuşmak değil de en başından beri barışı inşa etmek olsaydı?
06:10Ve son söz, yazar en başta duyduğumuz o cümlenin yerine şöyle bir cümlenin kurulmasını hayal ediyor.
06:16Günümüzde savaşlar su yüzünden çıkacak diyenlere inat, biz su barışını tesis etmeye gayret göstereceğiz.
06:23Bakın bu bir kehaneti tekrar etmek değil, bu o kehanete meydan okumak, barışı bir hedef olarak koymak.
06:30İşte bu da bize dış politikada kelimelerin, kurulan anlatıların ne kadar hayati olduğunu ve bambaşka kapılar açabileceğini bir kez daha
06:38gösteriyor.
06:40İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar