00:00Merhaba, bugün oldukça sancılı bir konuya dalıyoruz.
00:02Bir ülke, kendi evlatlarının nasıl olur da birbirine düşman eder?
00:07Elimizdeki kaynak, Türkiye'nin yakın tarihine dair gerçekten sarsıcı bir tez ortaya atıyor ve soruyor.
00:13Sağ el, sol eli kırmak için mi kullanıldı?
00:16Bakın yazar, daim başından şöyle diyor.
00:18Dışarıdan bir yenilgi değil bu, içeriden bir zayıflatma operasyonu.
00:22Aslında bu cümle, önümüzdeki birkaç dakikada konuşacağımız her şeyin, bütün bu analizin temelini atıyor.
00:28Çok önemli.
00:28Ve işte, hepimizin aklına gelen o can alıcı soru.
00:32Nasıl oldu da aynı ülkenin, hatta aynı mahallenin çocukları birbirine bu kadar düşman kesildi?
00:38Biz neden savaştık?
00:40İşte bu analiz tam da bu sorunun köklerine inmeye çalışıyor.
00:43Peki, konuyu daha iyi anlamak için önce şu bölünmenin kendisine kullanılan o çok güçlü metafora bir bakalım.
00:50Yazarın temel argümanı tam olarak bu.
00:53Düşünsenize, sağ ve sol.
00:54Normalde bir bedenin iki kolu gibi olması gerekirken, birbirini yok etmeye programlanmış iki düşman güce dönüştürülüyor.
01:01E peki bu kavgada en büyük zararı kim görüyor?
01:04Tabii ki ortadaki beden.
01:05Yani, Türkiye'nin ta kendisi.
01:07İyi de, bu bölünme ne zaman ve nasıl başladı?
01:10Yazar çok net bir tarih ve olaya işaret ediyor.
01:14Tam bir dönüm noktası, 1969.
01:17Şimdi bakın, değişimin ne kadar keskin olduğu aslında çok açık.
01:221969'dan önce daha çok sosyal adalete, halkçılığa vurgu yapan bir hareket var.
01:27Ama Adana Kongresi'nden sonra her şey ama her şey tepetaklak oluyor.
01:32Peki, ne oldu da bu değişim yaşandı?
01:34İşte bütün bu değişimin arkasındaki anahtar kavram, Türk-İslam sentezi.
01:40Yazarın analizine göre olan şey şu, bu yeni ideolojiyle birlikte milliyetçiliğin ağırlık merkezi, millet kavramından alınıp, ümmet kavramına, yani dini
01:50kimliğe kaydırılıyor.
01:51İşte o büyük dönüşüm bu.
01:53Yani, düşünsenize daha düne kadar milletin ekonomik ve sosyal sorunlarına odaklanan bir hareket, bir anda rotayı tamamen kırıyor ve bir
02:01numaralı önceliğini komünizmle mücadele olarak beliriyor.
02:05Motivasyon kaynağı da artık dini kimlik oluyor.
02:08Peki ama neden?
02:09Neden bu kadar köklü bir değişim yaşandı?
02:11İşte yazar burada diyor ki, cevabı içeride değil, Türkiye'nin iç dinamiklerinde değil, daha çok dışarıda aramak lazım.
02:18Evet, neden?
02:20Belki de en basit ama aynı zamanda en önemli soru bu.
02:23Bir hareket nasıl olur da kendi özünden, kuruluş felsefesinden bu kadar keskin bir şekilde kopar?
02:29İşte yazarın analizindeki en can alıcı iddia tam olarak bu.
02:33Diyor ki, bu değişim tesadüfi falan değildi, doğal bir evrim de değildi.
02:38Bu, küresel bir mücadelenin, yani soğuk savaşın ta kendisinin Türkiye'deki bir yansımasıydı.
02:44Şimdi gelelim işin jeopolitik strateji boyutuna.
02:48Kaynağa göre durum şuydu.
02:49Amerika için Türkiye, Sovyetlere karşı çok önemli bir cephe.
02:53E böyle bir ülkede, bağımsızlıkçı, halkçı bir milliyetçi hareket, kontrol edilmesi zor bir unsur.
03:00Bunun yerine, görevi net bir şekilde antikomünist olmak olan bir yapı, onların küresel stratejilerine çok daha fazla uyuyordu.
03:06Peki, din bu denklemin neresinde?
03:09İşte tam burada devreye giriyor.
03:12Yazar gör ki, dini kimliğin öne çıkarılması aslında bir araçtı.
03:17Amaç neydi?
03:18İnsanların gelir dağılımı, emek sorunları gibi sınıf temelli, yani asıl meseleleri sorgulamasını engellemek.
03:25Adeta ideolojik bir savunma hattı gibi kullanıldı.
03:28Peki, bu dış etkenli ideolojik değişimin ülkeye faturası ne oldu?
03:33Maalesef, sonuçları hepimiz için çok ama çok trajikti.
03:38Bütün oda komünizmle mücadeleye kayınca bir ülkenin asıl gündemi olması gereken ne varsa hepsi rafa kaldırıldı.
03:46Ekonomik bağımsızlık, gelir dağılımı, emek sorunları bunların hepsi unutuldu.
03:51Bunların yerine ideolojik saflaşma, yani kimin kimden olduğu kavgası her şeyin önüne geçti.
03:56Bu cümle aslında her şeyi özetliyor.
03:59Yazarın iddiası şu ki, Türk kimliği ve milliyetçiliği artık Türkiye'nin çıkarlarını savunan bir ideoloji olmaktan çıkıyor
04:05ve küresel bir stratejinin yerel bir güvenlik aparatına, bir aracına dönüştürülüyor.
04:10Ve bu üst akıl politikasının en acı, en somut sonucu tabii ki sokaklarda yaşandı.
04:16Düşünün, aslında hepsi aynı sosyoekonomik koşullardan gelen, aynı ülkenin evlatları olan gençler,
04:22birbirlerini birinci tehdit, vatan haini ya da düşman olarak görmeye programlandı.
04:27Ve bu adeta kontrollü bir şekilde tırmandırılan istikrarsızlık, bu kardeş kavgası,
04:32hepimizin bildiği o kaçınılmaz sona doğru gitti.
04:351980 askeri darbesi.
04:37Yani sağ elin sol eli, sol elin de sağ eli kırdığı bu korkunç süreç,
04:41ülkeyi adım adım bir darbeye sürükledi.
04:44Peki, tamam. Bütün bunlardan nasıl bir ders çıkarmalıyız?
04:47Yazar, analizinin sonunda hem bir sonuca varıyor hem de aslında ileriye dönük bir nevi yol haritası sunuyor.
04:54Yazarın en çok altını çizdiği nokta bu.
04:57Diyor ki, bu yaşananlar kader falan değildi.
05:00Bu, belirli hedefleri olan, resmen tasarlanmış bir süreçti.
05:04Milliyetçi hareketin rotası, birileri tarafından bilinçli bir şekilde değiştirildi.
05:09Peki, neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu?
05:12Çünkü, kaynağa göre, millet merkezli bir bilinç sorgular, hesap sorar, ekonomik bağımsızlık ister.
05:19Ama ümmet merkezli, yani dini temelli bir seferberlik, bütün bu temel sorgulamaları erteleyebilir.
05:26E bu da tabii ki dış güçlerin fazlasıyla işine gelir.
05:29Peki çözüm ne?
05:30Yazar, işte bu üç adımı öneriyor.
05:33Artık romantik sloganları bir kenara bırakıp, yeniden milletin gerçek sorunlarına odaklanmak.
05:37Ekonomik bağımsızlığı bir numaralı öncelik yapmak.
05:40Ve en önemlisi, tarihi başkalarının gözlükleriyle değil, kendi gözlerimizle dış etkilerden arınmış bir şekilde okumak.
05:47Ve bu analizi son bir düşünceyle bitirelim.
05:50Eğer bütün bu yaşananlardan dersler çıkarılmazsa, tarih yeniden tekerrür eder mi?
05:55Sağ elimiz bir kez daha sol elimizi kırmak için kullanılır mı?
05:58İşte belki de hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken soru bu.
Yorumlar