Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 18 saat önce
Atsız Burucu’nun kaleme aldığı bu köşe yazısı, hayatın kontrol edilemez doğasını ve insanın geleceğe dair kurduğu yanıltıcı kesinlikleri ele almaktadır. Yazar, yaşamın planlanan düz çizgilerle değil, beklenmedik kırılmalarla ilerlediğini vurgulayarak kişiyi her an her durumla yüzleşebileceği konusunda uyarır. İnsanların başkalarını küçümsemesi veya kendi konumunu sarsılmaz sanması, geçicilik gerçeğinin unutulmasından kaynaklanan derin bir yanılgı olarak nitelendirilir. Metne göre, hayata karşı takınılması gereken en erdemli tavır, kibirden arınmış bir tevazu ve haddini bilme bilincidir. Kişi büyük konuştuğu her cümlenin bir gün sınavı haline gelebileceğini anlamalı ve üstünlüğün de zayıflığın da kalıcı olmadığını kavramalıdır. Sonuç olarak yaşam, bireye hem kayıpları hem de kazanımları öğreterek ona fani olmanın getirdiği ağır sorumluluğu hatırlatır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şimdi şöyle bir düşünelim, hepimiz hayatımız için bir sürü plan yapıyoruz değil mi?
00:04Kariyerimiz ne olacak, ilişkilerimiz nereye gidecek, gelecekte nerede olacağız,
00:08hepsi için kendimize böyle dümdüz bir yol çizmeye çalışıyoruz.
00:11Peki, ya hayatın bizim için bambaşka, bizim hiç hesaba katmadığımız planları varsa,
00:16işte gelin hepimizin hayatında bir karşılığı olan bu konuya,
00:20yani bizim planlarımızla hayatın gerçekleri arasındaki o incecik çizgiye bir bakalım.
00:24İşte bu söz aslında her şeyin özeti.
00:27İnsan yaşamı kendi istediği gibi akacak sanıyor.
00:30Yani kontrolün tamamen bizde olduğunu düşünüyoruz,
00:33hani her şeyi planlayabiliriz, her şeyi öngörebiliriz gibi geliyor bize
00:37ve bu bize müthiş bir güven hissi veriyor değil mi?
00:40Ama sahte bir güven.
00:41Ama işte, film tam da burada kopuyor.
00:44O güvendiğimiz, o sımsıkı sarıldığımız kontrol hissi aslında ne kadar da kov,
00:48ne kadar da aldatıcı olabilir.
00:50Ya o çizdiğimiz dümdüz yolların dışında bambaşka sürprizler, dersler,
00:55hatta çok keskin virajlar bekliyorsa bizi.
00:57O zaman ilk durağımız şu olsun, bizim o çizdiğimiz düz çizgiler.
01:03Yani bizim o mükemmel düzen takıntımızla,
01:06hayatın o kendi başına buyruk,
01:08kaotik akışı arasındaki o bitmek bilmeyen çatışma.
01:12Bakın bu tabloya her şeyi o kadar net anlatıyor ki,
01:16sol tarafta biz varız, düz çizgiler istiyoruz, kesinlik arıyoruz,
01:20sonuçlar sabit olsun diyoruz.
01:22Sağ taraftaysa hayatın kendisi var.
01:25Beklenmedik dönüşler, ani kayıplar, hiç hesapta olmayan insanlar.
01:30Sanki hayat bizim o milimetrik çizimlerimizi alıp,
01:34buruşturup atmayı çok seviyor gibi.
01:35Ne dersiniz?
01:36Ve galiba yaptığınız en temel, en büyük hata da bu.
01:39O an, içinde bulunduğumuz o anın sonsuza kadar süreceğini sanmak.
01:43O anki gücümüz, o anki paramız, o an yanımızdaki insanlar,
01:47sanki hep ama hep orada olacaklarmış gibi davranıyoruz.
01:51Ve hayatın şöyle de garip bir huyu var.
01:54Tam da bizim en rahat olduğumuz,
01:56oh be artık her şey yolunda, bu iş böyle gider dediğimiz anda sahneye çıkıyor.
02:00Ve bam, değişim tam da orada başlıyor.
02:03O an anlıyoruz ki, her kesimliğin içinde aslında kocaman bir belirsizlik saklıymış.
02:08İşte bu kırılgan kesinliklerimiz, yani kendimizi bu kadar güvende hissetme halimiz,
02:14bizi nereye götürüyor biliyor musunuz?
02:17Başkalarını yargılamaya nasıl mı?
02:19Hadi gelin bakalım.
02:21Şu söze bir bakın, çok doğru değil mi?
02:23Birini küçümsediğimizde, ben olsam böyle yapmazdım dediğimizde,
02:27aslında bilinçaltımızda ne var biliyor musunuz?
02:29Kendi kalemizin ne kadar sağlam olduğuna dair,
02:32o körü körüne inanç.
02:33Sanki biz dokunulmazız.
02:35Sanki o kötü şeyler sadece başkalarının başına gelir.
02:39Ama hayat bize sürekli neyi hatırlatıyor?
02:42Bugün sahnede konuşan, yarın bir bakmışsın sessizliğe gömülmüş,
02:45bugün liderlik eden, yarın sırada beklemek zorunda kalmış,
02:48bugün karar veren, yarın kendisi için verilecek bir kararı bekler olmuş,
02:52yani demem o ki, o çok güvendiğimiz statüler, o güç,
02:55hepsi kumdan kaleler gibi bir dalgayla yok olabilir.
02:58İşte tam da bu yüzden, bir insanı gördüğümüz o tek bir fotoğrafa,
03:03o tek bir ana bakarak yargılamak, yapabileceğimiz en büyük haksızlık.
03:07Çünkü herkesin içinde, bizim görmediğimiz ne fırtınalar kopuyor.
03:11Kim bilir, o dimdik ayakta duruyor gibi görünen kişi,
03:14belki de dağılmamak için son gücünü kullanıyordur.
03:18Peki, hayat bu dersleri bize nasıl verir?
03:21Hangi yöntemle öğretir?
03:24Genelde en etkili ama bir o kadar da can yakıcı bir yöntemle.
03:28Bizi alır, o büyük laflar ettiğimiz cümlelerin tam karşısına oturtur.
03:32Tanıdık geldi mi?
03:34Ben olsam yapmam.
03:35O kadar kolay ki söylemesi.
03:37Başkasının ateşine uzaktan bakıp ahkam kesmek.
03:40Sonra bu geliyor.
03:42Benim başıma gelmez.
03:43Kötü bir şey duyduğumuzda içimizi kemiren o bencil rahatlama.
03:46Şükürler olsun bana olmaz.
03:48Ve zirve noktası, en tehlikelisi, ben düşmem.
03:52Gücün zirvesindeyken, her şey yolundayken söylenen o kibirli söz.
03:57İnsanın kendi acizliğini tamamen unuttuğu an.
04:00Ve işte tam bu üç cümleden sonra hayat bir saniye der ve sahneye çıkar.
04:07Seni alır, o kurduğun büyük cümlenin tam karşısına oturtur.
04:11Ben yapmam dediğin ne varsa onu sana yaptırır.
04:14Başıma gelmez dediğin ne varsa onu sana yaşatır.
04:18Düşmem dediğin yerden öyle bir düşürür ki işte o zaman anlarsın.
04:22Mesele çok bilmek değilmiş.
04:24Mesele tevazu sahibi olmakmış.
04:26Bütün bu zorlu yollar, bu acı dersler bizi aslında tek bir kapıya çıkarıyor.
04:31Bilgeliğe.
04:32Ve o kapıyı açacak tek bir anahtar var.
04:34O da ne mi?
04:35Tevazu ve bilgelik.
04:37Hani derler ya haddini bilmek.
04:39Bu lafı genelde birini aşağılamak için kullanırız ama asıl anlamı o değil.
04:43Haddini bilmek aslında ahlaki bir kuraldan çok daha fazlası.
04:47Zihinsel bir olgunluk seviyesi.
04:50Kendi sınırlarını, kendi gücünü ama aynı zamanda kendi acizliğini ve faniliğini bilmektir.
04:56İşte bu olgunluğa erişen insan yani bilge insan şunu çok iyi bilir.
05:01Bugün sahip olduğun üstünlük yarın olmayabilir.
05:04Ve bugünkü zayıflığın da sonsuza dek sürmeyecek.
05:07Kendi ölümlülüğünü, kendi kırılganlığını anlayan bir insan başkalarına daha dikkatli davranır, daha şefkatli yaklaşır.
05:14Çünkü bilir, yolun sonunda hepimiz aynı toprağın altına gireceğiz.
05:18Yani özetle hayat bize sadece kazanmayı öğretmez.
05:22Hayat bize eksilmeyi yaşatır.
05:24Sadece elde etmeyi değil, kaybetmeyi de öğretir.
05:28Ve belki de en önemlisi bize sabretmeyi, bazen susmayı ve o ağzımızdan çıkan kelimelerin ne kadar ağır olabileceğini öğretir.
05:36Çünkü insanı asıl olgunlaştıran, asıl büyüten dersler, işte bu zorlu sılavlardır.
05:42Peki, bütün bu konuştuklarımızdan sonra size son bir soru sormak istiyorum.
05:47Şöyle bir durup düşünün.
05:49Vaktiyle bir başkası için söylediğiniz hangi büyük laf, hangi keskin yargı, dönüp dolaşıp hayatın size verdiği en unutulmaz ders oldu?
05:58Cevabı kendinize saklayın ama üzerine düşünmek bile size çok şey katacaktır.
Yorumlar

Önerilen