Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik artan saldırıları ve bu hakaretlerin hukuki sonuçsuzluğunu eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, Atatürk’ü Koruma Kanunu üzerinden yürütülen tartışmalara değinerek, mevcut yasal düzenlemelerin aslında yeterince uygulanmadığını savunmaktadır. Metinde, Atatürk’e yönelik hakaretlerin cezasız kalması ile mevcut iktidar döneminde Cumhurbaşkanına yönelik eleştirilere verilen sert tepkiler arasında çarpıcı bir kıyaslama yapılmaktadır. İfade özgürlüğü ve hakaret arasındaki ince çizgiye vurgu yapan yazar, siyasilerin eleştiriye açık olması gerektiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca, bahsi geçen koruma yasasının tarihsel kökenine değinilerek, bu yasanın Demokrat Parti döneminde çıkarıldığı gerçeği hatırlatılmaktadır. Sonuç olarak kaynak, toplumsal saygı ve hukuki çifte standartlar meselesini toplumsal bir sitemle dile getirmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şimdi Türkiye'de kurucu lider Atatürk'ü korumak için özel bir yasa olduğunu biliyor muydunuz?
00:04Peki bu yasayı kimin çıkardığını sorsam cevabınız ne olurdu?
00:07Büyük ihtimalle aklınıza ilk gelen cevap aslında doğru değil.
00:11Hatta gerçek sizi bayağı şaşırtabilir.
00:13Gelin bu ilginç konunun arkasındaki hikayeye birlikte bakalım.
00:17Evet bu tartışmalı yasanın detaylarına dalmadan önce en başta şu yaygın yanılgıyı bir ortadan kaldıralım.
00:23Şimdi çoğu insana sorsanız hatta belki size de sorsam Atatürk'ü koruma kanununu kim çıkardı diye cevap muhtemelen ee tabii
00:32ki kendi partisi CHP çıkarmıştır olur.
00:34Eee kulağı da çok mantıklı geliyor değil mi?
00:36Yani bir parti kurucusunun hatırasını korumak ister bu gayet doğal.
00:41Ama işte işin şaşırtıcı kısmı da tam olarak burada başlıyor.
00:45Gerçek hiç de öyle değil.
00:46Bu kanunu çıkaran CHP falan değil tam tersine o dönemdeki en büyük siyasi rakipleri.
00:52Evet Demokrat Parti.
00:54Hem de ne zaman biliyor musunuz 1951'de yani Atatürk'ün vefatından tam 13 yıl sonra.
00:59Bu bilgi olaya bakış açımızı tamamen değiştiriyor değil mi?
01:02Peki nedir bu kanun?
01:05Resmi adıyla 5086 sayılı kanun.
01:08Tanımı da oldukça net ve basit aslında.
01:10Atatürk'ün hatırasına yani anısına toplum önünde hakaret eden veya söven olursa hapiste cezalandırılır diyor.
01:18İyi de 1951'de çıkmış bir kanun bugün neden bu kadar çok konuşuluyor, neden hala gündemde?
01:25İşte şimdi incelediğimiz metnin yazarının günümüzdeki duruma nasıl baktığına bir göz atalım.
01:30Yazar diyor ki Atatürk'ün heykellerine, anıtlarına yönelik saldırılar, hakaretler bugün de maalesef sık sık yaşanıyor.
01:37Ama ne oluyor? Genellikle bu eylemleri yapanlar için akli dengesi yerinde değil diye bir rapor alınıyor ve olay bir şekilde
01:44kapanıyor.
01:45Yani yazarın temel iddiası şu, ortada bir yasa var ama pek de uygulandığı söylenemez.
01:51Hatta yazarın bu durumu olan sistemini özetleyen çok net bir ifadesi var diyor ki,
01:55sanki uygulanıyormuş gibi.
01:57Bu cümle aslında her şeyi anlatıyor değil mi?
01:59Yasanın sadece kağıt üzerinde kaldığını düşünüyor.
02:02Ve şimdi geldik yazarın asıl bombayı patlattığı yere.
02:06Oldukça çarpıcı bir karşılaştırma yapıyor.
02:08Kiminle kimin arasında dersiniz?
02:10Atatürk ile mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında.
02:12Bakın karşılaştırma ne kadar ilginç.
02:15Bir yanda Atatürk var, kendisi için çıkarılmış özel bir koruma kanunu var ama yazar ne diyor?
02:21Bu kanun pek uygulanmıyor diyor.
02:23Öbür yanda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan var.
02:25Onun için böyle özel bir kanun yok ama kendisine hakaret edildiği iddiasıyla açılan dava sayısı 10 binleri geçmiş durumda.
02:33Evet, rakamı bir daha tefrar edeyim.
02:3510 binden fazla.
02:36Bu sayı, yazarın kurduğu tezatlığın ne kadar dramatik olduğunu gözler önüne seriyor aslında.
02:41Yazar, bu durumu anlatırken oldukça ironik bir dil kullanıyor ve şöyle bir soru yöneltiyor.
02:47Erdoğan'a nasıl hakaret etme gaflet ve dalaleti içinde olabilirler?
02:51Bu alıntı, yazarın metne yansıttığı o eleştirel tavrı çok net bir şekilde gösteriyor.
02:58İşte bütün bu tartışmalar, bütün bu karşılaştırmalar bizi gelip bir temel soruya dayandırıyor.
03:03Tamam da eleştiri nerede biter, hakaret nerede başlar?
03:07Yazarın bu konudaki temel ilkesi aslında çok net bir cümleyle özetleniyor.
03:12Hakaret boyutuna gelmeyen her eleştiri bir yol göstericidir.
03:16Yani diyor ki eleştiri aslında kötü bir şey değil, tam tersine hakarete varmadığı sürece bir rehberdir.
03:23Hatta bu fikri bir adım daha ileri götürüyor ve diyor ki siyasete atılan yani kamu hizmetine talip olan herkes eleştiriye
03:33de göğüs gelmek zorundadır.
03:35Yazarın bakış açısına göre bu işin doğasında bu var.
03:38Ve tüm bu anlattıklarımız bizi sonunda o büyük soruyla baş başa bırakıyor.
03:42Sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın her yerinde tartışılan bir soru bu.
03:47Siyasette eleştiri ile hakaret arasındaki o incecik çizgi tam olarak nereden geçiyor?
03:53İşte bu sorunun cevabı belki de en zor olanı.
Yorumlar

Önerilen