00:00Şimdi Türkiye'de kurucu lider Atatürk'ü korumak için özel bir yasa olduğunu biliyor muydunuz?
00:04Peki bu yasayı kimin çıkardığını sorsam cevabınız ne olurdu?
00:07Büyük ihtimalle aklınıza ilk gelen cevap aslında doğru değil.
00:11Hatta gerçek sizi bayağı şaşırtabilir.
00:13Gelin bu ilginç konunun arkasındaki hikayeye birlikte bakalım.
00:17Evet bu tartışmalı yasanın detaylarına dalmadan önce en başta şu yaygın yanılgıyı bir ortadan kaldıralım.
00:23Şimdi çoğu insana sorsanız hatta belki size de sorsam Atatürk'ü koruma kanununu kim çıkardı diye cevap muhtemelen ee tabii
00:32ki kendi partisi CHP çıkarmıştır olur.
00:34Eee kulağı da çok mantıklı geliyor değil mi?
00:36Yani bir parti kurucusunun hatırasını korumak ister bu gayet doğal.
00:41Ama işte işin şaşırtıcı kısmı da tam olarak burada başlıyor.
00:45Gerçek hiç de öyle değil.
00:46Bu kanunu çıkaran CHP falan değil tam tersine o dönemdeki en büyük siyasi rakipleri.
00:52Evet Demokrat Parti.
00:54Hem de ne zaman biliyor musunuz 1951'de yani Atatürk'ün vefatından tam 13 yıl sonra.
00:59Bu bilgi olaya bakış açımızı tamamen değiştiriyor değil mi?
01:02Peki nedir bu kanun?
01:05Resmi adıyla 5086 sayılı kanun.
01:08Tanımı da oldukça net ve basit aslında.
01:10Atatürk'ün hatırasına yani anısına toplum önünde hakaret eden veya söven olursa hapiste cezalandırılır diyor.
01:18İyi de 1951'de çıkmış bir kanun bugün neden bu kadar çok konuşuluyor, neden hala gündemde?
01:25İşte şimdi incelediğimiz metnin yazarının günümüzdeki duruma nasıl baktığına bir göz atalım.
01:30Yazar diyor ki Atatürk'ün heykellerine, anıtlarına yönelik saldırılar, hakaretler bugün de maalesef sık sık yaşanıyor.
01:37Ama ne oluyor? Genellikle bu eylemleri yapanlar için akli dengesi yerinde değil diye bir rapor alınıyor ve olay bir şekilde
01:44kapanıyor.
01:45Yani yazarın temel iddiası şu, ortada bir yasa var ama pek de uygulandığı söylenemez.
01:51Hatta yazarın bu durumu olan sistemini özetleyen çok net bir ifadesi var diyor ki,
01:55sanki uygulanıyormuş gibi.
01:57Bu cümle aslında her şeyi anlatıyor değil mi?
01:59Yasanın sadece kağıt üzerinde kaldığını düşünüyor.
02:02Ve şimdi geldik yazarın asıl bombayı patlattığı yere.
02:06Oldukça çarpıcı bir karşılaştırma yapıyor.
02:08Kiminle kimin arasında dersiniz?
02:10Atatürk ile mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında.
02:12Bakın karşılaştırma ne kadar ilginç.
02:15Bir yanda Atatürk var, kendisi için çıkarılmış özel bir koruma kanunu var ama yazar ne diyor?
02:21Bu kanun pek uygulanmıyor diyor.
02:23Öbür yanda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan var.
02:25Onun için böyle özel bir kanun yok ama kendisine hakaret edildiği iddiasıyla açılan dava sayısı 10 binleri geçmiş durumda.
02:33Evet, rakamı bir daha tefrar edeyim.
02:3510 binden fazla.
02:36Bu sayı, yazarın kurduğu tezatlığın ne kadar dramatik olduğunu gözler önüne seriyor aslında.
02:41Yazar, bu durumu anlatırken oldukça ironik bir dil kullanıyor ve şöyle bir soru yöneltiyor.
02:47Erdoğan'a nasıl hakaret etme gaflet ve dalaleti içinde olabilirler?
02:51Bu alıntı, yazarın metne yansıttığı o eleştirel tavrı çok net bir şekilde gösteriyor.
02:58İşte bütün bu tartışmalar, bütün bu karşılaştırmalar bizi gelip bir temel soruya dayandırıyor.
03:03Tamam da eleştiri nerede biter, hakaret nerede başlar?
03:07Yazarın bu konudaki temel ilkesi aslında çok net bir cümleyle özetleniyor.
03:12Hakaret boyutuna gelmeyen her eleştiri bir yol göstericidir.
03:16Yani diyor ki eleştiri aslında kötü bir şey değil, tam tersine hakarete varmadığı sürece bir rehberdir.
03:23Hatta bu fikri bir adım daha ileri götürüyor ve diyor ki siyasete atılan yani kamu hizmetine talip olan herkes eleştiriye
03:33de göğüs gelmek zorundadır.
03:35Yazarın bakış açısına göre bu işin doğasında bu var.
03:38Ve tüm bu anlattıklarımız bizi sonunda o büyük soruyla baş başa bırakıyor.
03:42Sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın her yerinde tartışılan bir soru bu.
03:47Siyasette eleştiri ile hakaret arasındaki o incecik çizgi tam olarak nereden geçiyor?
03:53İşte bu sorunun cevabı belki de en zor olanı.
Yorumlar