Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki mevcut yönetim anlayışını laiklik ve milli kimlik ekseninde sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlarının güncel tutumlarını, Osmanlı dönemindeki yönetim yapısı ve Türklerin o dönemdeki ikincil konumu ile kıyaslayarak bir tezat oluşturur. Özellikle Abdülhamid dönemindeki gayrimüslim bürokrasisine dikkat çekilerek, Atatürk’ün Türk milletine kazandırdığı demokratik ve laik Cumhuriyet değerlerinin önemi vurgulanmaktadır. Metin aynı zamanda emniyet güçlerinin toplumsal olaylardaki müdahalelerini sorgulayarak, hukuk devleti ilkesinden uzaklaşıldığına dair endişeleri dile getirmektedir. Sonuç olarak eser, modern Türkiye'nin temellerinden kopuş çabalarına karşı tarihsel bir hatırlatma ve toplumsal bir uyarı niteliği taşır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugünkü incelememizde Mehmet Çıskendirci'nin kaleme aldığı ve inanın bana oldukça keskin eleştiriler barındıran o meşhur İki Bakan
00:09Portresi adlı köşe yazısını masaya yatırıyoruz.
00:12Yazarın son dönem Türk siyasetine, eğitim sistemine ve güvenlik bürokrasisine dahil gerçekten çok spesifik, çok net gözlemleri var.
00:19Hiç vakit kaybetmeyelim, gelin bu metnin derinliklerine beraber inelim ve yazarın o çarpıcı argümanlarını adım adım inceleyelim.
00:26İncelememizin rotası kısaca şöyle.
00:28Önce İki Bakanın tartışılan tutumları, ardından Osmanlı ve Cumhuriyet karşılaştırması ve son olarak 1 Mayıs ve polis müdahalesi.
00:38Başlıyoruz.
00:39Birinci bölümümüz İki Bakanın tartışılan tutumları.
00:43Şimdi yazarın temel çıkış noktası gerçekten çok ilginç.
00:47Diyor ki, Türkiye'nin adı, bayrağı, başkenti, hatta demokrasisi ve bütünlüğü gibi en temel meselelerin bile tartışmaya açıldığı bir dönemdeyiz.
00:56Ve yazara göre, tam da böyle bir dönemde Eğitim ve İçişleri Bakanlıklarının sergilediği tutumlar, layık bir Türkiye'nin gündemini kesinlikle
01:05meşgul etmemeli.
01:06Yani yazar şunu savunuyor.
01:08Toplum, şeriat özlemi çeken marjinal gruplarla vakit kaybetmemeli, bunun yerine ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren o asıl hayati konulara odaklanmalıyız.
01:18İşte tam bu nokta, yazarın Milli Eğitim Bakanlığı'na yenilik eleştirisinde çok net somutlaşıyor.
01:23Yazar, bakanın tarikat ve cemaatler için kullandığı o spesifik ifadeyi cımbızlıyor.
01:28Biz sivil toplum kuruluşları diyoruz.
01:31Yazarın iddiası şu, bu tür yapılarla işbirliği yapmak veya onları sivil toplum kuruluşu etiketiyle meşrulaştırmak,
01:38bu, modern ve layık bir devletin hedefleriyle kelimenin tam anlamıyla taban tabana zıt bir durum.
01:43Hızını alamayan yazar eleştirisini bir adım daha ileri taşıyor ve hepimize, aslında doğrudan yöneticilere şu vurucu retorik soruyu yöneltiyor.
01:52Kendisine o koltukta oturmasını sağlayan Mustafa Kemal Atatürk için ne söyleyecekti acaba?
01:57Buradaki can alıcı noktayı görüyorsunuz değil mi?
01:59Yazar, mevcut yönetimin eylemlerini eleştirmek ve o net zıtlığı gözler önüne sermek için Atatürk'ün mirasını ve Cumhuriyet'in kurucu
02:07değerlerini son derece güçlü bir referans olarak kullanıyor.
02:10Peki diğer bakana geçersek tablo nasıl?
02:13Yazarın İçişleri Bakanı'na yönelik eleştirisi de tam bu noktada şekilleniyor.
02:17Metinde yeni İçişleri Bakanı'nın makam odasında Sultan 2. Abdülhamid'in fotoğrafının asılı olmasından duyulan çok ciddi bir rahatsızlık var.
02:25Üstelik yazar, bu hayranlığın günümüz siyasetinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın günümüzün Abdülhamid'i olarak nitelendirilmesine kadar vardığının altını çiziyor.
02:33Açıkçası yazar, bu tarz tarihi referansların ve o eski imparatorluk nostaljisinin modern siyasette ideolojik bir araç olarak kullanılmasını şiddetle, evet
02:43şiddetle eleştiriyor.
02:45Geldik 2. bölümümüze, Osmanlı ve Cumhuriyet karşılaştırması.
02:49Şimdi yazar bu Sultan Abdülhamid yüceltilmesine karşı çıkarken argümanını çok ilginç bir tarihi iddiaya dayandırıyor.
02:57Diyor ki dönemin yakın çevresi ve o kilit bakanlıklar aslında çoğunlukla Türk olmayan azınlıklardan oluşuyordu.
03:03Mesela dönemin ticaret bakanı Ermeni Sakızyan, Maliye Bakanı Rum Aleksandros Karatodoni.
03:09Yazar sadece bakanlarla da kalmıyor, ayağın meclisi üyelerinden tutun da saray mimarına, doktoruna, basın danışmanından yaverine kadar o kilit görevlerin
03:18ağırlıklı olarak Rum ve Ermeni kökenliler tarafından yürütüldüğünü tek tek listeliyor.
03:22Peki devleti yöneten en tepe kadrolar böyleyken, koca Osmanlı'da gün iş Türk halkı ne durumdaydı dersiniz?
03:29Yazar bu durumu açıklamak için oldukça çarpıcı, belki daha önce duyduğunuz tarihi bir terime başvuruyor.
03:36Etrakı bi idrak.
03:38Bu, Osmanlı döneminde zaman zaman kullanılan ve kelime anlamıyla idraksız yani anlayışsız Türkler anlamına gelen oldukça aşağılayıcı bir ifade.
03:48Yazar bu terimi boşuna seçmemiş tabii.
03:50Bunu, etnik Türklerin Osmanlı döneminde devlet kademelerinden nasıl uzak tutulduğunu, marjinalleştirildiğini ve yönetici elit tarafından nasıl küçümsendiğini iddia etmek için
04:00özel olarak kullanıyor.
04:01Yazarın iddiasına göre o dönem yönetici kadronun tamamen dışında bırakılan Türklerin yapabildiği işler sadece bedensel güce dayalı sıradan işlerdi.
04:10Neler mi?
04:11Çiftçilik, cepheden cepheye koşulan ve yıllar süren bitmek bilmez askerlik, arabacılık, nalbantlık, terzilik ve kasaplık.
04:19Kısacası, yazar Türklerin o dönemde sadece bu tarz küçük işleri yapıp devlete vergisini ödemekle yükümlü alt bir sınıf olarak görüldüğünü
04:27savunuyor.
04:28Yazarın bütün bu derin tarihi analizinin vardığı nokta aslında çok ama çok net bir karşılaştırma.
04:35Bir tarafa dışlanmış bir halkı ve o etrakı bi idrak tanımıyla betimlediği Osmanlı dönemini koyuyor, diğer tarafa ise Atatürk'ün
04:43kurduğu modern cumhuriyeti.
04:44Yazarın ısrarla altını çize çize vurguladığı tez tam olarak şu.
04:49Bazı kesimlerin iddia ettiğinin tam aksine Atatürk tıkır tıkır işleyen bir devleti falan yıkmadı.
04:55Tam tersine zaten çökmekte olan, bitmiş bir enkazdan babadan oğula geçmeyen, demokratik ve yepyeni layık bir cumhuriyet kurdu.
05:03Ve yazara göre bu toprakların insanlarını yeniden o onurlu Türk kimliğine kavuşturan şey de kesinlikle buydu.
05:10Ve geçiyoruz üçüncü son bölümümüze 1 Mayıs ve polis müdahalesi.
05:14Bu bölümde yazar tarihi bir kenara bırakıp günümüze 1 Mayıs gösterileri sırasındaki polis müdahalelerine odaklanıyor ve çok spesifik gözlemlerini paylaşıyor.
05:24Yazıdaki detaylar oldukça sert.
05:26Bir kadın göstericinin saçından çeken, türbanlı bir kadın polisten tutun da yerde yatan bir göstericiyi adeta boğazlamaya çalışan polis memurlarına
05:34kadar pek çok anı tasvir ediyor.
05:36Yazar, yaşanan bu fiziksel arbede anlarını aslında güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımına ve en önemlisi de devletin vatandaşına olan o
05:45genel yaklaşımına dair eleştirel iddialarını somutlaştırmak için kullanıyor.
05:49Yazarın bu olaylar sırasında dikkat çektiği bir diğer çok önemli detaysa polis kasklarındaki kimlik numaraları.
05:56Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir.
05:57Yazar, eskiden polis kasklarında o görevliyi tanımlayan kocaman belirgin numaralar olduğunu hatırlatıyor.
06:03Neden? Çünkü olası bir polis şiddeti mağdurunun hakkını yasal yollarından arayabilmesi için bu numaralar kelimenin tam anlamıyla hayati bir öneme
06:11sahip.
06:12Ancak yazara göre artık bu numaraların kasklardan silinmesi veya görülmez hale gelmesi adalet arayışının önüne çekilen çok büyük bir set
06:19ve güvenlik güçlerinin hesap verebilirliğini tamamen ortadan kaldıran devasa bir eksiklik.
06:24Ve yazar, metnini gerçekten de oldukça kışkırtıcı, cevabını tamamen size yani okuyucuya bıraktığı bir soruyla sonlandırıyor.
06:32Yüzünü gizleyen polislere dikkat çekiyor ve aynen şöyle soruyor.
06:36Yakın mesafeden attıkları biber gazından korunmak için değilse yaptıklarının suç olduğunu gizlemek için mi maskeliler?
06:43Düşündürücü değil mi?
06:45Bu soru yazarın kurumların şeffaflığına, demokratik hak arayışına ve mevcut devlet yapısının geldiği o son noktaya dair inşa ettiği o
06:52büyük tezi özetleyen adeta tokat gibi bir kapanış.
06:56Sahi, yazarın kurduğu bu tarihi ve güncel paralellikler bugünün politik iklimini anlamamızda bize ne fısıldıyor, incelediğimiz bu argümanlar size nasıl
07:05bir perspektif kazandırdı?
07:06Bugünkü incelememizi dinlediğiniz için çok teşekkürler.
07:09Aklınızda beliren bu derin sorularla sizi baş başa bırakıyorum.
07:12Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
07:14Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen