Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, İran eksenli gelişen gerilimler üzerinden küresel siyasetin ve modern savaş stratejilerinin değişen doğasını analiz etmektedir. Yazar, devletlerin söylem ve eylem arasındaki tutarsızlıklarını eleştirirken, güvenliğin dış güçlere devredilemeyecek kadar stratejik bir egemenlik unsuru olduğunu vurgular. Geleneksel askeri unsurların yerini alan düşük maliyetli teknolojilerin ve insansız hava araçlarının, savunma dengelerini kökten değiştirdiği ifade edilmektedir. Uluslararası hukukun ancak askeri ve ekonomik güçle desteklendiğinde işlerlik kazandığı belirtilerek, ittifakların mutlak sadakatten ziyade çıkar ortaklığına dayandığına dikkat çekilir. Sonuç olarak kaynak, mevcut krizin ülkelerin gerçek kapasitelerini ve stratejik niyetlerini ortaya çıkaran bir turnusol kağıdı işlevi gördüğünü savunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şimdi şu yakın zamanda yaşadığımız İran krizi var ya, aslında bu sadece bir manşet haberi değil çok daha fazlası.
00:07Dünyanın nasıl işlediğini, o kimsenin yazmadığı ama herkesin bildiği soğuk kuralları anlamak için adeta bir laboratuvar gibi.
00:15Birlikte devletlerin eylemlerini ahlakın değil saf gücün nasıl şekillendirdiğini adım adım göreceğiz.
00:22Peki hiç düşündünüz mü devletler neden bir şey söyler de tam tersini yapar?
00:27İşte bütün bu analizin kalbinde yatan soru tam olarak bu.
00:31O söyledikleriyle yaptıkları arasındaki devasa uçuruma bakacağız ve küresel siyaseti asıl neyin yönlendirdiğini, yani o kapalı kapılar ardında dönen hesapları
00:41anlamaya çalışacağız.
00:43Hadi o zaman ilk konumuzla başlayalım. Sözler ve eylemler.
00:46Ve aralarındaki o büyük, o devasa uçurum.
00:50Son zamanlardaki İran gerilimi bu durumu o kadar net gösterdi ki resmen ders niteliğindeydi.
00:56Şimdi duruma bakınca ilk akla gelen şey ne?
01:00Tabii ki iki yüzlülük demek.
01:02Ama durun iş o kadar basit değil.
01:04Bu durum aslında ahlaki bir zayıflıktan falan kaynaklanmıyor.
01:08Tamamen stratejik bir zorunluluk.
01:10Ve arkasında çok daha soğuk, çok daha ince bir hesap var.
01:14Gelin şimdi o hesaba biraz daha yakından bakalım.
01:17Şimdi şu devletlerin ideolojilerle, yüce ilkelerle hareket ettiği fikrini gelin bir kenara bırakalım.
01:25Çünkü uluslararası ilişkiler sahnesinde, inanın bana, geçerli olan tek bir paradirimi var.
01:31O da güç.
01:32Peki bir ülkenin dünya sahnesinde sesini duyurabilmesi, yani sözünün dinlenmesi neye bağlı?
01:40İşte bu analiz bize şunu söylüyor.
01:43Mesele haklı ya da haksız olmak değil.
01:45Mesele kendine yetebilmek ve güç sahibi olmak.
01:49Yani askeri ve ekonomik olarak kimseye muhtaç olmamak.
01:52Bu kadar basit.
01:54Hatta artık o bildiğimiz yumruğunu masaya vurarak sonuç alma dönemi de yavaş yavaş bitiyor gibi.
02:00Düşünsenize en büyük süper güçler bile artık sırf askeri güç göstererek psikolojik üstünlük kuramıyor.
02:06Mesela ABD'nin İran karşısında istediği o baskıyı kurmaktan nasıl zorlandığına hepimiz şahit olduk.
02:13Demek ki oyunun kuralları gerçekten değişiyor.
02:16Gelelim ittifaklar meselesine.
02:18Hani o filmlerdeki gibi sarsılmaz dostluklar, ebedi sadakat falan.
02:23Unutun gitsin.
02:24Gerçekte bu ilişkiler sandığımızdan çok daha fazla bildiğiniz çıkar ortaklığına dayanıyor.
02:30Bakın, buradan çıkarmamız gereken iki tane çok net ama biraz da acı ders var.
02:36Birincisi, NATO gibi devasa yapılar bile size otomatik bir destek garantisi vermez.
02:42Bunlar, çıkarlarınız ortak olduğu sürece yürüyen ortaklıklardır.
02:46İkincisi, ki bunu körfez ülkeleri çok acı bir şekilde öğrendi, güvenliğinizi asla ve asla başkasına havale edemezsiniz.
02:53Bu, kendi ipinizi başkasının eline vermektir.
02:57Şu söze gerçekten dikkat etmenizi istiyorum.
03:00Güvenlik, kiralanabilir bir hizmet değil, egemenliğin ta kendisidir.
03:05Üzerinde biraz düşünelim.
03:06Yani güvenlik gidip parayla satın alabileceğiniz bir servis değil.
03:10O, bir devletin var olmasının temel nedeni, tam da kalbidir.
03:14Ve bu kuralı unutan her devlet aslında kendi geleceğiyle kumar oynuyor demektir.
03:19Bütün bunlar bizi bir sonraki önemli konuya getiriyor.
03:23Savaşın kendisi.
03:24Artık o bildiğimiz eski kurallar pek geçerli değil.
03:28Eğer savaşların hala sadece en pahalı, en havalı süper silahlarla kazanıldığını düşünüyorsanız, size bir haberim var.
03:35O devir kapandı.
03:37Eskiden güç denince akla ne gelirdi?
03:39Şöyle bir düşünelim.
03:41Devasa uçak gemileri değil mi?
03:43En gelişmiş savaş uçakları.
03:45Ve tabii ki bunlara harcanan milyarlarca dolar.
03:48Evet, bunlar dünün gücünü temsil ediyordu.
03:50Peki ya bugün?
03:52Bugünün tehdidi çok daha farklı.
03:54Artık yüzlerce, binlerce drondan oluşan sürülerden bahsediyoruz.
03:59Nokta atışı yapan, akıllı füzelerden.
04:01Ve en önemlisi, bütün bunlar çok daha düşük maliyetli ama etkisi inanılmaz yüksek.
04:07İşte bu, oyunu değiştiren o temel kaymağı.
04:11Eskiden her şey nitelik üzerineydi.
04:13Yani en gelişmiş, en pahalı sisteme sahip olmak.
04:16Ama yeni yöntem nicelik diyor.
04:19Yani idare eder seviyedeki teknolojiden o kadar çok üretiyorsunuz ki, karşınızdaki en karmaşık, en pahalı savunma sistemini bile adeta boğuyorsunuz.
04:28Sayısal üstünlük kaliteyi yenebiliyor.
04:30Gelelim son bölüme.
04:33Güç, hukuk ve algı.
04:35Yani bu oyunun kurallarını kimin nasıl koyduğuna.
04:38O çok güvendiğimiz uluslararası hukukun gerçekte ne kadar işe yaradığına bir bakalım.
04:44Maalesef acı gerçek şu.
04:46Birleşmiş Milletler gibi o büyük uluslararası kurumlar var ya,
04:49eğer arkalarında büyük devletlerin gücü olmazsa, büyük krizlerde ne yazık ki pek bir işe yaramıyorlar.
04:56Yani uluslararası hukukun işleyip işlememesi tamamen o anki güç dengelerine bağlı.
05:02Fakat denklemde yeni ve çok önemli bir faktör var.
05:05Kamuoyu algısı.
05:07Artık yeni savaş alanı burası.
05:09Eskisi gibi ben yaptım oldu demek çok zor.
05:12Çünkü sosyal medya çağındayız.
05:14Net anlaşılır bir gerekçe sunmadan askeri bir hamle yaparsanız, bütün dünyanın tepkisini üzerinize çekersiniz.
05:21Bu da devletleri artık imajlarını çok daha dikkatli yönetmeye zorluyor.
05:25Peki, bütün bu anlattıklarımızdan sonra elimizde ne kaldı, bu analizden çıkarmamız gereken ders ne?
05:32Gelin her şeyi beş tane soğuk ama net gerçeğe bağlayalım.
05:36Birinci gerçek.
05:37Devletler ne söylediklerine göre değil, ne yaptıklarına göre hareket eder.
05:42Unutmayın, söylenenler genelde iç kamuoyuna yöneliktir.
05:46Asıl önemli olan ise, çıkarları doğrultusunda attıkları adımlardır.
05:51İkinci gerçek.
05:52Güvenlik başkasına devredilemez.
05:55Bu sizin en temel sorumluluğunuzdur.
05:58Kimsere emanet edemezsiniz.
06:01Çünkü o, egemenliğin ta kendisidir.
06:04Üçüncü gerçek.
06:05İttifaklar kalıcı dostluklar değil, geçici ortaklıklardır.
06:09Çıkarlar örtüştüğü sürece devam eder, çıkarlar ayrıldığındaysa o ortaklık biter.
06:15Bu kadar basit.
06:16Dördüncü gerçek.
06:18Savaşın kuralları tamamen değişti.
06:21Artık mesele en pahalıya sahip olmak değil.
06:24Nicelik, yani sayısal üstünlük, çoğu zaman niteliği, yani en gelişmiş teknolojiyi alt edebilir.
06:30Ve beşinci.
06:32Belki de en soğuk gerçek.
06:34Güç olmadan hukuk bir hiçtir.
06:36Uluslararası arenada kurallar, ancak arkasında o kuralları uygulayacak bir güç varsa anlamlıdır.
06:42Peki, tüm bu soğuk gerçeklerin hüküm sürdüğü bir dünyada en kritik soru şu.
06:48Gerçek güç bugün aslında neye benziyor?
06:51İşte bu sorunun cevabını düşünmek sanırım hepimize düşüyor.
Yorumlar

Önerilen