00:00Düşünsenize bir şehir kendini bisikletin başkenti ilan ediyor ama özenle yaptığı bisiklet yolları bir anda otoparka dönüşüyor.
00:08İşte bugün yazar Mehmet Özkendirci'nin bakış açısından Konya'nın bu modern kimlik arayışını ve bu süreçte ortaya çıkan ilginç
00:17çelişkileri masaya yatırıyoruz.
00:19Peki yol haritamızda neler var?
00:21Önce Konya'nın bu yeni markası Velesbit ne anlama geliyor ona bir bakacağız.
00:26Sonra bu parlak markanın yollardaki gerçeklikle ne kadar örtüştüğünü göreceğiz.
00:32Şehrin sorunlarına bulduğu kısa vadeli çözümleri, verilen vaatleri ve belirlenen öncelikleri de konuşacağız.
00:38Ve en sonunda oldukça şaşırtıcı bir finale Konya'da düzenlenen bir hamsi festivalinin bütün bu resimdeki yerini anlamaya çalışacağız.
00:46Her şey Konya'nın kendine seçtiği yepyeni bir ünvanla başlıyor.
00:51Yazar Mehmet Özkendirci'nin de altını çizdiği gibi şehir artık kendini Velesbit'in başkenti olarak tanıtıyor.
00:57Peki Velesbit'te ne demek oluyor?
01:00Aslında bu kelime bildiğimiz bisikletin eski, daha nostaljik bir hali.
01:04Şehrin özellikle bu kelimeyi seçmesi bile aslında geçmişe bir selam göndererek modern bir kimlik yaratma çabasını gösteriyor bize.
01:11Yazara göre bu Velesbit'in başkenti sloganı şehrin dört bir yanını sarmış durumda ama burada çok kritik bir soru ortaya
01:18atıyor.
01:19Acaba bu yeni ve parlak kimlik Konya'nın o köklü Selçuklu İmparatorluğu'nun başkenti olma gibi derin tarihini gölgede mi
01:27bırakıyor?
01:28Belediyenin bu yeni kimliğe ne kadar sıkı sarıldığını gösteren iki tane çok çarpıcı örnek var.
01:33Şehirde artık bir Velesbit tramvayı var ama daha da ilginci yazarlar birliğinin binası yerine bir Velesbit müzesi yapılsın diye yıkılmış.
01:42Bu da aslında önceliklerin ne yönde değiştiğinin çok somut bir göstergesi.
01:46Peki şehrin bu bisiklet sevdası tanıtımlarda reklamlarda göründüğü kadar gerçek mi?
01:53Hadi şimdi o parlak tabelalardan inip sokağa yani yollardaki asıl duruma bakalım.
01:58İşte işin ilginç tarafı da burada başlıyor.
02:01Öz Kendirci'nin gözlemine göre bisikletliler için milyonlar harcanarak yapılan o yepyeni yollar şu an ağırlıklı olarak arabalar için birer
02:10otoparka dönüşmüş durumda.
02:12Yani amaçlananla ortaya çıkan sonuç arasında diyelim ki dağlar kadar fark var.
02:18Trafik sorununa çözüm olarak ise billboardlarda dev bir vaatle karşılaşıyoruz.
02:23Şehrimizi raylarla örüyoruz.
02:25Yani vatandaşlara modern hızlı bir ulaşım o sözü veriliyor.
02:29Bu raylarla örme vadinin en somut adımı da 2015'te temeli atılan metro projesiydi.
02:35E üstünden yıllar geçti.
02:36Peki ne oldu o projeyi?
02:38Yazarın bu konudaki tespiti oldukça net ve bir o kadar da iğneleyici.
02:43Ortada henüz metronun m'si bile yok.
02:45Yani vaatler ve gerçekler arasındaki makas iyice açılmış görünüyor.
02:50Aslında bu durum yazarın gözünde çok daha büyük bir resmin sadece küçük bir parçası.
02:55Özkendirci eleştirisini sadece bir metro projesinden alıp şehrin genel planlama anlayışına yani daha çok günü kurtarmaya yönelik çözümlere çeviriyor.
03:06Peki şehrin o meşhur trafiğine bulduğu kalıcı çözüm ne?
03:09Yazarın anlattığına göre bir yer sıkışınca hop binaları yık oraya bir alt geçit ya da üst geçit yap.
03:16Yani sürekli bir yapboz hali hakim.
03:18Bu da belki o anı kurtarıyor ama uzun vadede yeni problemlere kaparılıyor.
03:23İşte tam da bu günü kurtarma mantığına karşı yazar gerçek bir liderliğin nasıl olması gerektiğine dair tarihi bir örnek veriyor
03:30ve diyor ki
03:31gerçek dünya lideri günü değil Mustafa Kemal Atatürk gibi yarınları düşünen liderdir.
03:36Bu karşılaştırma aslında iki farklı kafa yapısını iki farklı vizyonu ortaya koyuyor.
03:41Bir tarafta daha o zamandan geleceğin Ankara'sını hayal edip yüzlerce metre genişliğinde yollar planlayan Atatürk'ün vizyonu var.
03:47Diğer tarafta ne var?
03:49Bugünü küçük yamalarla kurtarmaya çalışan ama yarının sorunlarını belki de daha da büyüten günübirlik bir yaklaşım.
03:55Yazarın eleştirileri sadece yollarla bir ağlarla da sınırlı kalmıyor.
03:59Şimdi merceğini biraz daha farklı bir yere, kamu harcamalarına ve asıl önceliklerin ne olması gerektiğine çeviriyor.
04:06Burada yazar kamu kaynaklarının nereye gittiğini sorgularken dikkat çeken birkaç örnek veriyor.
04:11Mesela belediyenin emeklileri umreye gönderme vaadi ya da diyanet bütçesinden bazı gençlik grupları için finanse edildiği iddia edilen geziler,
04:20yazar bu harcamaları sözde dini vecibeler olarak tanımlarken, acil altyapı sorunları varken bu tür harcamaların doğruluğunu sorguluyor.
04:28Ve bu harcamanın ne boyutlu olduğunu anlatmak için de somut bir rakam veriyor.
04:31Diyanetin finanse ettiği söylenen bu geziye gönderilen genç sayısı 1500'den fazlaymış.
04:35Ama yazar için bu sadece tek bir örnek. Bu örnekten yola çıkarak asıl büyük soruyu soruyor.
04:41Bütçesi iki bakanlıktan bile fazla olan diyanetin harcamalarında, bunun gibi daha kaç tane kendi deyimiyle kara delik var?
04:48Bu şeffaflık ve kamusal öncelikler üzerine sorulmuş oldukça kritik bir soru.
04:54Ve şimdi belki de tüm bu anlatılanları özetleyen en ilginç, hatta en absürt diyebileceğimiz örneğe geliyoruz.
04:59Konya'da bir hamsi festivale.
05:01Yazara göre bu kültürel uyunsuzluk, şehrin kimlik krizinin en net fotoğrafı.
05:06Şöyle bir düşünelim, Konya denince aklımıza ilk ne gelir? Muhtemelen etli ekmek değil mi?
05:11Ama belediye, şehre yepyeni bir festival kazandırıyor.
05:14Hamsi Festivali. Evet, yanlış duymadınız. Etli ekmeğin başkentinde hamsi.
05:18Yazara göre bu durum, şehrin kendi kültürel köklerinden ne kadar uzaklaştığını gösteren acayip bir örnek.
05:24Yazar da bu durumu yöneticilerin ağzından şöyle ironik bir cümleyle özetliyor sanki.
05:29E ne yapalım Konya'ya deniz getiremedik ama hamsi festivali getirdik fena mı oldu?
05:34Bu cümle yazara göre ihtiyaçlardan ve gerçeklerden kopuk, sadece bir şeyler yapmış olmak için yapılan işlerin trajikomik bir özeti gibi.
05:43Nihaletinde yazarın tüm bu eleştirileri bizi çok temel bir soruya getiriyor aslında.
05:47Bir şehrin kimliği yani markası sokaktaki gerçeğinden, tarihinden, kültüründen bu kadar koptuğunda o şehrin geleceği sizce nasıl görünür?
05:56Öncelik veresbit mi olmalı, metro mu? Hamsi mi yoksa etli ekmek mi?
06:01Asıl soru şu, bir şehrin ruhunu, kimliğini gerçekten ne oluşturur?
Yorumlar