Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Bu köşe yazısı, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin şehircilik anlayışını ve son dönemdeki yerel uygulamalarını eleştirel bir perspektifle değerlendirmektedir. Yazar, kentin tarihi kimliğinden uzaklaşarak "Velespitin Başkenti" gibi yüzeysel sloganlara yönelmesini ve ulaşım sorunlarının kalıcı çözümler yerine geçici imar hamleleriyle geçiştirilmesini eleştirmektedir. Belediye yönetiminin ulaşım vaatlerini yerine getirmediği savunulurken, kamu kaynaklarının belirli grupların dini gezileri için harcanması etik açıdan sorgulanmaktadır. Ayrıca şehrin kültürel dokusuyla uyuşmayan Hamsi Festivali gibi etkinliklerin trajikomik bir durum yarattığına dikkat çekilmektedir. Sonuç olarak kaynak, yerel yönetimin stratejik planlama eksikliğini ve nostaljik unsurları bir halkla ilişkiler malzemesi olarak kullanmasını ön plana çıkarmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Düşünsenize bir şehir kendini bisikletin başkenti ilan ediyor ama özenle yaptığı bisiklet yolları bir anda otoparka dönüşüyor.
00:08İşte bugün yazar Mehmet Özkendirci'nin bakış açısından Konya'nın bu modern kimlik arayışını ve bu süreçte ortaya çıkan ilginç
00:17çelişkileri masaya yatırıyoruz.
00:19Peki yol haritamızda neler var?
00:21Önce Konya'nın bu yeni markası Velesbit ne anlama geliyor ona bir bakacağız.
00:26Sonra bu parlak markanın yollardaki gerçeklikle ne kadar örtüştüğünü göreceğiz.
00:32Şehrin sorunlarına bulduğu kısa vadeli çözümleri, verilen vaatleri ve belirlenen öncelikleri de konuşacağız.
00:38Ve en sonunda oldukça şaşırtıcı bir finale Konya'da düzenlenen bir hamsi festivalinin bütün bu resimdeki yerini anlamaya çalışacağız.
00:46Her şey Konya'nın kendine seçtiği yepyeni bir ünvanla başlıyor.
00:51Yazar Mehmet Özkendirci'nin de altını çizdiği gibi şehir artık kendini Velesbit'in başkenti olarak tanıtıyor.
00:57Peki Velesbit'te ne demek oluyor?
01:00Aslında bu kelime bildiğimiz bisikletin eski, daha nostaljik bir hali.
01:04Şehrin özellikle bu kelimeyi seçmesi bile aslında geçmişe bir selam göndererek modern bir kimlik yaratma çabasını gösteriyor bize.
01:11Yazara göre bu Velesbit'in başkenti sloganı şehrin dört bir yanını sarmış durumda ama burada çok kritik bir soru ortaya
01:18atıyor.
01:19Acaba bu yeni ve parlak kimlik Konya'nın o köklü Selçuklu İmparatorluğu'nun başkenti olma gibi derin tarihini gölgede mi
01:27bırakıyor?
01:28Belediyenin bu yeni kimliğe ne kadar sıkı sarıldığını gösteren iki tane çok çarpıcı örnek var.
01:33Şehirde artık bir Velesbit tramvayı var ama daha da ilginci yazarlar birliğinin binası yerine bir Velesbit müzesi yapılsın diye yıkılmış.
01:42Bu da aslında önceliklerin ne yönde değiştiğinin çok somut bir göstergesi.
01:46Peki şehrin bu bisiklet sevdası tanıtımlarda reklamlarda göründüğü kadar gerçek mi?
01:53Hadi şimdi o parlak tabelalardan inip sokağa yani yollardaki asıl duruma bakalım.
01:58İşte işin ilginç tarafı da burada başlıyor.
02:01Öz Kendirci'nin gözlemine göre bisikletliler için milyonlar harcanarak yapılan o yepyeni yollar şu an ağırlıklı olarak arabalar için birer
02:10otoparka dönüşmüş durumda.
02:12Yani amaçlananla ortaya çıkan sonuç arasında diyelim ki dağlar kadar fark var.
02:18Trafik sorununa çözüm olarak ise billboardlarda dev bir vaatle karşılaşıyoruz.
02:23Şehrimizi raylarla örüyoruz.
02:25Yani vatandaşlara modern hızlı bir ulaşım o sözü veriliyor.
02:29Bu raylarla örme vadinin en somut adımı da 2015'te temeli atılan metro projesiydi.
02:35E üstünden yıllar geçti.
02:36Peki ne oldu o projeyi?
02:38Yazarın bu konudaki tespiti oldukça net ve bir o kadar da iğneleyici.
02:43Ortada henüz metronun m'si bile yok.
02:45Yani vaatler ve gerçekler arasındaki makas iyice açılmış görünüyor.
02:50Aslında bu durum yazarın gözünde çok daha büyük bir resmin sadece küçük bir parçası.
02:55Özkendirci eleştirisini sadece bir metro projesinden alıp şehrin genel planlama anlayışına yani daha çok günü kurtarmaya yönelik çözümlere çeviriyor.
03:06Peki şehrin o meşhur trafiğine bulduğu kalıcı çözüm ne?
03:09Yazarın anlattığına göre bir yer sıkışınca hop binaları yık oraya bir alt geçit ya da üst geçit yap.
03:16Yani sürekli bir yapboz hali hakim.
03:18Bu da belki o anı kurtarıyor ama uzun vadede yeni problemlere kaparılıyor.
03:23İşte tam da bu günü kurtarma mantığına karşı yazar gerçek bir liderliğin nasıl olması gerektiğine dair tarihi bir örnek veriyor
03:30ve diyor ki
03:31gerçek dünya lideri günü değil Mustafa Kemal Atatürk gibi yarınları düşünen liderdir.
03:36Bu karşılaştırma aslında iki farklı kafa yapısını iki farklı vizyonu ortaya koyuyor.
03:41Bir tarafta daha o zamandan geleceğin Ankara'sını hayal edip yüzlerce metre genişliğinde yollar planlayan Atatürk'ün vizyonu var.
03:47Diğer tarafta ne var?
03:49Bugünü küçük yamalarla kurtarmaya çalışan ama yarının sorunlarını belki de daha da büyüten günübirlik bir yaklaşım.
03:55Yazarın eleştirileri sadece yollarla bir ağlarla da sınırlı kalmıyor.
03:59Şimdi merceğini biraz daha farklı bir yere, kamu harcamalarına ve asıl önceliklerin ne olması gerektiğine çeviriyor.
04:06Burada yazar kamu kaynaklarının nereye gittiğini sorgularken dikkat çeken birkaç örnek veriyor.
04:11Mesela belediyenin emeklileri umreye gönderme vaadi ya da diyanet bütçesinden bazı gençlik grupları için finanse edildiği iddia edilen geziler,
04:20yazar bu harcamaları sözde dini vecibeler olarak tanımlarken, acil altyapı sorunları varken bu tür harcamaların doğruluğunu sorguluyor.
04:28Ve bu harcamanın ne boyutlu olduğunu anlatmak için de somut bir rakam veriyor.
04:31Diyanetin finanse ettiği söylenen bu geziye gönderilen genç sayısı 1500'den fazlaymış.
04:35Ama yazar için bu sadece tek bir örnek. Bu örnekten yola çıkarak asıl büyük soruyu soruyor.
04:41Bütçesi iki bakanlıktan bile fazla olan diyanetin harcamalarında, bunun gibi daha kaç tane kendi deyimiyle kara delik var?
04:48Bu şeffaflık ve kamusal öncelikler üzerine sorulmuş oldukça kritik bir soru.
04:54Ve şimdi belki de tüm bu anlatılanları özetleyen en ilginç, hatta en absürt diyebileceğimiz örneğe geliyoruz.
04:59Konya'da bir hamsi festivale.
05:01Yazara göre bu kültürel uyunsuzluk, şehrin kimlik krizinin en net fotoğrafı.
05:06Şöyle bir düşünelim, Konya denince aklımıza ilk ne gelir? Muhtemelen etli ekmek değil mi?
05:11Ama belediye, şehre yepyeni bir festival kazandırıyor.
05:14Hamsi Festivali. Evet, yanlış duymadınız. Etli ekmeğin başkentinde hamsi.
05:18Yazara göre bu durum, şehrin kendi kültürel köklerinden ne kadar uzaklaştığını gösteren acayip bir örnek.
05:24Yazar da bu durumu yöneticilerin ağzından şöyle ironik bir cümleyle özetliyor sanki.
05:29E ne yapalım Konya'ya deniz getiremedik ama hamsi festivali getirdik fena mı oldu?
05:34Bu cümle yazara göre ihtiyaçlardan ve gerçeklerden kopuk, sadece bir şeyler yapmış olmak için yapılan işlerin trajikomik bir özeti gibi.
05:43Nihaletinde yazarın tüm bu eleştirileri bizi çok temel bir soruya getiriyor aslında.
05:47Bir şehrin kimliği yani markası sokaktaki gerçeğinden, tarihinden, kültüründen bu kadar koptuğunda o şehrin geleceği sizce nasıl görünür?
05:56Öncelik veresbit mi olmalı, metro mu? Hamsi mi yoksa etli ekmek mi?
06:01Asıl soru şu, bir şehrin ruhunu, kimliğini gerçekten ne oluşturur?
Yorumlar

Önerilen