Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu tarafından kaleme alınan bu metin, günümüz dünyasında eleştiri kavramının asıl bilimsel ve sanatsal kimliğinden koparılarak bir yıkım ve itibarsızlaştırma aracına dönüştürülmesini ele almaktadır. Yazar, modern linç kültürünün sosyal medya mecralarında bilgi birikimini ve toplumsal hafızayı paslandıran yıkıcı bir güç haline geldiğini vurgular. Jules Payot’nun "İrade Terbiyesi" eserindeki disiplinli yaklaşımları temel alarak, bir eseri derinlemesine incelemeden hüküm vermenin tehlikelerine dikkat çeker. Cemil Meriç gibi devasa fikir adamlarının bile zaman zaman peşin hükümlü değerlendirmelere düşebildiğini belirterek, nitelikli tenkit ile sığ karalama kampanyaları arasındaki keskin farkı ortaya koyar. Sonuç olarak, cehaletten beslenen dijital saldırıların kültür dünyasını çürüten bir kirlilik olduğu savunulmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhabalar, gelin bugün hep birlikte eleştiri dediğimiz şeyin ne olduğuna tam kalbine bir yolculuk yapalım.
00:06Gerçek eleştirin neydi, ne anlama geliyordu da, zamanla nasıl oldu da bir silaha dönüştü.
00:11Ve daha da önemlisi günümüzün bu linç kültürü bizi nereye götürüyor.
00:15Haydi bu konuyu beraberce bir deşelim.
00:18Bu yolculuğa aslında bütün anlatımızın da temelini oluşturacak çok güçlü bir metaforla başlamak istiyorum.
00:24Tembellik ve unutkanlık bir pas gibi kemirir demiri.
00:27Bu söz sadece kulağa hoş gelen şiirsel bir ifade değil.
00:31Çok daha fazlası var.
00:32Aslında zihnimizin sağlığı üzerine düşünmemizi sağlayan felsefi bir kapı aralıyor bize.
00:37Evet, ilk olarak gelin az önce duyduğumuz o etkileyici cümlenin anlamını biraz daha derinden inceleyelim.
00:43Ne demek istiyor aslında?
00:45Peki, bu metafor tam olarak neyi anlatıyor bize?
00:48Şöyle düşünelim, buradaki demir aslında bizim en değerli hazinemiz.
00:53Yani bilgimiz, hafızamız, bizi biz yapan o sağlam temel.
00:58Pas ne peki?
00:59İşte o, bu temeli içten içe kemiren, yavaş yavaş cürüden, tembelliğin ve unutkanlığın ta kendisi.
01:06Bu harika metaforu bize hediye eden kişi ise düşünür Jules Payot.
01:10Kendisi, İradenin Terbiyesi adlı kitabında zihinsel disiplinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.
01:16Ve aslında hepimizi şu konuda uyarıyor.
01:18Dikkatli olun, zihninizi çalıştırmazsanız o da paslanır gider.
01:22Tamam da, bütün bu paslanma meselesinin eleştiriyle ne alakası var, değil mi?
01:27İşte şimdi asıl konumuza geliyoruz.
01:29Bu metaforun ışığında gerçek eleştiri sanatının ne olması gerektiğini bir sorgulayalım bakalım.
01:34Bakın, aradaki fark gerçekten de geceyle gündüz gibi.
01:38Gerçek eleştiri dediğimiz şey aslında yapıcı bir şeydir.
01:41Bir sanattır, bir bilimdir.
01:43Üzerine kafa yormak, derin düşünmek gerekir.
01:45Ama günümüzde geldiği noktaya bir bakın, yıpratmak, yıkmak, itibar sırlaştırmak.
01:51Yani bir sanat olmaktan çıkmış, adeta bir silaha dönüşmüş durumda.
01:55Hatta bu tehlikeli dönüşüm günümüz kültüründe de kendine yer buluyor.
01:59Mesela Elper Kaan Bilir'in Enstitü romanı tam da bu konuyu işliyor.
02:04Yani bir linç kültürünün bir sanatçının hayatını nasıl paramparça edebileceğini çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
02:11Belki, şimdi biraz daha karmaşık bir alana girelim.
02:14Tarih boyunca adını duyduğumuz, saygı duyulan eleştirmenler hep kusursuz muydu acaba?
02:19Göreceğiz ki onların bile kendilerine has pas türleri olabiliyormuş.
02:23Sonuçta kimse mükemmel değil, değil mi?
02:25İlk örneğimiz Charles Augustin Saint-Boeuf.
02:28Kendisi 19. yüzyıl Fransası'nın en yümlü eleştirmenlerinden.
02:32Ama şöhretinin arkasında yatan şey aslında biraz da tuhaf bir kusuru.
02:37Bakın şimdi, sıkı durun.
02:39Saint-Boeuf.
02:39Anatoly Frans'ın Beyaz Taş Üzerinde isimli koskoca bir romanını okuyup
02:44üzerine bir de eleştiri yazısını kaleme alması için ne kadar süre harcamış biliyor musunuz?
02:49Sadece iki saat.
02:50Evet, yanlış duymadınız, iki saat.
02:52İşte bu inanılmaz acelecilik onun en büyük kusuruydu, onun pasıydı.
02:57E bu kadar hızın bir sonucu oluyor tabii.
02:59Eleştirileri derinlikten yoksun, birbiriyle tutarsız.
03:02Hatta Pierre Cornel gibi edebiyat devleri hakkında bile
03:06alel acele üstün körü yargılarda bulunmaktan çekinmemiş.
03:09İşte bu tam anlamıyla bir entelektüel paslanma örneği.
03:13Şimdi gelelim çok daha incelikli ve bize çok daha yakın bir isme,
03:17Cemil Meriç.
03:18Türk düşünce dünyasının en büyük zihinlerinden biri.
03:21Bu eleştirideki kusurların ne kadar farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini gösteren
03:26harika bir örnek olacak.
03:28Cemil Meriç'in yöntemi gerçekten inanılmazdı.
03:31Yani bir eseri eline aldığında sadece okuyup geçmezdi.
03:34O yazar hangi dönemde yaşamış, kimlerden etkilenmiş,
03:38etrafında nasıl bir fikir ağı var, bütün bunları adeta bir dantel gibi işlerdi.
03:42Eseri ait olduğu bütün o büyük resmin içine yerleştirirdi.
03:45Vay be değil mi?
03:46Ama, işte o ama hep var.
03:48Böylesine derinlikli, böylesine büyük bir usta.
03:51Acaba o bile tamamen kusursuz olabilir miydi?
03:55Maalesef, hayır.
03:56Görüyoruz ki Cemil Meriç'in bile ön yargıları varmış.
03:58Abdürreşit İbrahim'e Sırp isminden dolayı şüpheyle yaklaşmış.
04:02Yaşar Kemen'le sellerini çok sert eleştirmiş.
04:04Hatta kişisel bir kırgınlık yüzünden koskoca filozof Hilmi Ziya Ülken'i görmezden gelmiş.
04:09Bunlar da onun insani zaafları, onun ön yargılarıydı.
04:12Fakat burada çok önemli bir fark var.
04:14Meriç'in kusurları, bilgiyi temelden çürüten, demiri yok eden bir pas gibi değildi.
04:20Daha çok sağlam bir demirin üzerine sürülmüş, yanlış renk bir boya gibiydi.
04:25Evet, bir lekeydi, bir kusurdu ama demirin özünü, sağlamlığını bozmuyordu.
04:30Ve işte, şimdi, günümüzün en büyük krizi ne?
04:34Asıl çürüten pasa geliyoruz.
04:36Sosyal medyanın vebası olan o linç çeteleri.
04:39Peki, bu modern linç kültürünün aktörleri kimler?
04:42Kaynak metin onlara oldukça keskin bir isim takıyor.
04:46Bizim, troll dediğimiz kişilere, metinde sazan deniyor.
04:50Yani, bir itibar yok etme oyununun ne yaptığını bilmeyen, cahil ve düşüncesiz bir parçası.
04:57İşte, modern linç kültürünün en korkunç gücü de tam olarak bu.
05:01Geçmişin kusurlu eleştirmenlerinin aksine, günümüzde birkaç troll hesabının yazdığı birkaç kelime,
05:08bir insanın ömrünü adadığı bir çalışmayı, birikimi saniyeler içinde buharlaştırabiliyor.
05:15Yıkım işte bu kadar kolay ve hızlı.
05:17Peki, bu korkunç tablo karşısında ne yapacağız?
05:21Bütün bu anlatının sonunda geliyoruz en önemli soruya.
05:24O sağlam demiri, bu her yanı saran pastan nasıl koruyacağız?
05:28Aslında, yüzyıllar öncesinden gelen bir uyarı var sanki, tam da bugün anlatır gibi.
05:32Hz. Ali'nin bu sözü, yaşadığımız çağ dair ne kadar da isabetli değil mi?
05:36Öyle bir zaman gelecek ki, kalem cahillerin elinde olacak.
05:40Tüyler ürpertici.
05:41Çünkü, anlamamız gereken en kritik nokta şu.
05:45Mesele sadece birkaç kişinin itibarlının zedelenmesi değil.
05:49Asıl tehlike, bu pasın bütün bir kültürü, bütün bir bilgi birikimini çürütmesi.
05:55Ve en kötüsü de, en savunmasız olan genç zihinleri, çocuklarımızı zehirlemesi.
06:01Ve bu analizi, kaynak metnin hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken o sarsıcı sorusuyla bitirelim.
06:06Bir sürü sabi sübyanın, yani çocuğun, dimağı bu şekilde kirlendikten sonra, onları temizlemek nasıl mümkün olacak?
06:14Bu pas nasıl sökülüp atılacak?
Yorumlar

Önerilen