00:00Herkese merhaba. Bugünkü analizimizde Prof. Nadim Macit'in ağ toplumu kavramına derinlemesine dalıyoruz.
00:06Yani hayatımızı şekillendiren o görünmez ağlara, gücün kurallarının nasıl baştan yazıldığını anlamaya çalışacağız.
00:14Hadi hemen başlayalım.
00:15Şimdi, bugünü anlamak için biliyorsunuz önce biraz geçmişe bakmak lazım.
00:20Gücün serüvenini düşünün bir.
00:22Topraktan çıktı, fabrikalardaki çeliğe geçti ve şimdi, işte o en ilginç kısım,
00:27silikona ve dijital sembollere ulaştı.
00:30Gerçekten de insanlık tarihinin en büyük kırılmalarından birinden bahsediyoruz.
00:34Peki bugün neler konuşacağız?
00:36Şöyle bir yol haritamız var.
00:38Önce topraktan silikona uzanan o büyük dönüşüme bakacağız.
00:42Sonra bu yeni ağ toplumu dediğimiz şeyin ne olduğuna gireceğiz.
00:46Gücün nasıl olup da elle tutulamaz, adeta ağırlıksız bir hale geldiğini göreceğiz.
00:51Ve tabii savaşların artık nerelerde yapıldığını.
00:54En sonunda da bu yeni dünyada yolumuzu bulmak için elimizde ne tür bir pusula olmalı onu tartışacağız.
01:01Hadi o zaman ilk bölümle başlayalım.
01:03Önce bir temelleri sağlam atalım değil mi?
01:05Yani toplumlar tarih boyunca güç kaynaklarını nasıl belirledi, kendilerini nasıl organize etti?
01:12Buradan başlamak en doğrusu.
01:13Bakın yüzyıllarca olay çok basitti.
01:16Güç demek somut bir şey demekti.
01:18Ne kadar toprağın var, kaç tane fabrikan var.
01:20Güç buydu, elle tutulur, gözle görülürdü ama sonra işte o büyük kırılma yaşandı.
01:26Gücün merkezi artık dokunamadığımız, tartamadığımız bir şeye yani bilgiye kaydı.
01:31İşte bu değişimi ilk fark edenlerden biri de sosyolog Daniel Bell.
01:36O kadar güzel özetliyor ki sanayi sonrası toplum diyor bu yeni döneme ve diyor ki artık geçerli olan kas gücü
01:42veya enerji değil,
01:43enformasyon yani bilgi resmen yeni para birim haline geldi.
01:48Ama sonra sahneye Manuel Castells çıkıyor ve diyor ki bir dakika, olay sadece bilginin kendisi değil,
01:54asıl mesele o bilginin nasıl aktığı, o devasa görünmez ağlar üzerinden nasıl dolaştığı.
02:01İşte ağ toplumu kavramı tam da bu noktada bu fikirle doğuyor.
02:05Yani aradaki fark şu, Bell yeni toplumun neyden oluştuğuna odaklandı, yani hizmetler, bilgi.
02:12Castells ise işin nasıl olduğuna, yani organizasyon yapısına baktı.
02:17Ona göre toplum artık herkesi ve her şeyi birbirine bağlayan dijital ağlar tarafından adeta yeniden kablolanmıştı.
02:24Yani işin özü aslında şu, bu yeni toplumda banka hesabınızdan tutun da kimliğinize kadar aklınıza ne geliyorsa her şey dijital,
02:35sembolik kodlara çevriliyor.
02:36Ve bütün bunlar o devasa ağların içinde bir anlam kazanıyor.
02:40Şöyle de diyebiliriz, artık her birimizin fiziksel varlığının yanında bir de dijital bir gölgesi var.
02:47İşte yazarın metaforik toplum dediği şey de tam olarak bu.
02:50Bir düşünün, değer artık fiziksel nesnelerden çok bu ağlarda dolaşan sembollerle ölçülüyor.
02:56Bir markanın logosuyla, dijital paralarla, hatta sosyal medyadaki o basit beğeni tuşuyla.
03:01Değer yaratılıyor, aktarılıyor, her şey bu semboller üzerinden yürüyor.
03:05Peki, tamam toplum böyle yapılandı da, bu gücün doğasını nasıl etkiliyor?
03:11İşte en can alıcı noktalardan biri bu.
03:13Gücü bildiğimiz fiziksel mekandan tamamen koparıyor.
03:17Onu adeta ağırlıksız bir hale getiriyor.
03:19Ünlü sosyolog Zygmunt Bauman bu duruma harika bir isim bulmuş.
03:24Gücün yurtsuzlaşması.
03:26Yani artık gücün bir adresi yok.
03:29Belirli bir toprağa, bir ülkeye bağlı değil.
03:32Nereden işliyor?
03:33O mekansız, tanımsız, siber uzaydan.
03:36E tabii gücün doğası değişince kontrol araçları da değişiyor.
03:40Bir zamanlar ne vardı?
03:41Kırbaç vardı, kılıç vardı, fiziksel zorbalık.
03:45Sonra tüfekler, toplar geldi.
03:47Mekanik güç.
03:48E şimdi ne var?
03:49Şimdi bambaşka bir çağdayız.
03:51Soyut, dijital ikna ve gözetim araçları çağı.
03:54Bu da bizi yumuşak strateji dediğimiz bir şeye getiriyor.
03:57Artık olay kaba kuvvet uygulamak değil.
04:00Mesele kitleleri istediğin yöne çekmek, onları ikna etmek.
04:04Nasıl mı?
04:04Bilgi ortamını.
04:06Yani gördüklerini, duyduklarını, okuduklarını şekillendirerek.
04:09Madem güç artık bilgiye dayalı, o zaman savaşlar nerede olacak?
04:14Tankların, tüfeklerin olduğu savaş meydanlarında mı?
04:16Hayır.
04:17Yeni savaş alanı, iletişim kanalları.
04:19Yani asıl muharebe hepimizin zihninde yaşanıyor.
04:23Bakın, İsrail'in eski liderlerinden Şimon Peres, bu durumu yıllar önce o kadar net görmüş ki.
04:29Diyor ki, bugün ihtilaller radyolarda, televizyonda, internette yapılıyor.
04:33Yani modern devrimin ve kontrolün asıl arenası doğrudan evimizin içine giren medya ve iletişim ağları.
04:40İşte bu da bizi çok ama çok kritik bir soruya getiriyor.
04:43Herkesin, her grubun bu ağları manipüle edebildiği, korkunç bir bilgi kirliliğinin olduğu bir ortamda.
04:49Biz neyin gerçek olduğunu nasıl anlayacağız?
04:52Kime neye inanacağız?
04:54Ve işin ürkütücüleştiği yerde tam olarak burası.
04:57Yazar bu duruma, iletişim meydan muharebesi diyor.
05:00Ve sonuçları gerçekten de ağır.
05:02Düşünsenize, maremiyet diye bir şey kalmıyor.
05:05Sınır tanımayan bir gözetim ve kontrol mekanizması normalleşiyor.
05:08Ve en kötüsü, propaganda o kadar etkili hale geliyor ki, adaletsizliği size adaletmiş gibi gösterebiliyor.
05:15Yazar, bu anlattıklarını bir vaka incelemesiyle somutlaştırıyor ve bu dinamitlerin Türkiye'de de yaşandığını iddia ediyor.
05:22Analize göre, Türkiye'de iktidar ortakları bu bahsettiğimiz metaforik iletişim ağlarını kullanarak muhalif kurumlara ve kişilere karşı tuzaklar kurmuş ve bu
05:30yolla kendi güç alanlarını genişletmişler.
05:33Peki, bu kadar karmaşık bir yeni gerçekliğin içinde ne yapacağız?
05:36Belli ki eski siyasi ezberler, eski oyun kuralları artık çöp.
05:40Bize bu sisli havada yol gösterecek yepyeni bir düşünme biçimine, evet adeta yeni bir pusulaya ihtiyacımız var.
05:46Mesela eskiden bir ülkenin gücü neyle ölçülürdü?
05:50Nüfusu ne kadar büyük, coğrafi konumu ne kadar stratejik, ne kadar doğal kaynağı var?
05:55Bunlara bakılırdı.
05:56E peki şimdi?
05:57Şimdi oyunun kuralları tamamen değişti.
06:00Güç artık neredeyse bütünüyle enteleküel sermayeye, bilimsel bilgiye, teknolojiye ve enformasyona, yani soyut kaynaklara bağlı.
06:08İşte bu yeni ortamda ayakta kalabilmek, yol alabilmek için yazar diyor ki, bize yepyeni bir siyasi söylem lazım.
06:16Nasıl bir söylem?
06:17Birincisi, temeli, eleştirel akıl ve sağlam bilgi olacak.
06:21İkincisi, manipülasyona, şantaja karşı duracak kadar cesur olacak.
06:25Ve en önemlisi, bilimi, ulusal değerleri, teknoloji ve tarihsel hafızayı bir potada eritebilen, geleceğe dair heyecan verici bir vizyon sunabilen
06:34bir dil olacak bu.
06:35Ve tüm bu anlattıklarımız bizi en sonunda şu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor.
06:41Hayatlarımızı her geçen gün daha fazla bu dijital ağların içinde geçiriyoruz.
06:45Peki, bizim gerçekliğimizi tanımlayan o hikayeleri, o büyük anlatıları kim yazıyor?
06:50Sizin hikayenizi kim yazıyor?
Yorumlar