00:00Merhaba, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine baktığımızda bazı isimlerin söyledikleri zamanla çok daha farklı bir anlam kazanıyor.
00:08İşte bugün Alparslan Türkeş'in meclis konuşmalarına odaklanacağız.
00:12Elimizdeki kaynaklar diyor ki, bu konuşmalar yani 1960'lardan 90'lara uzanan o ses aslında bugünün pek çok sorununa daha
00:21o zamandan işaret ediyordu.
00:23Resmen tarihi birer belge gibiler.
00:26Gelin bakalım bu iddia ne kadar doğru hep birlikte bir göz atalım.
00:30Ve kaynak metnin ortaya koyduğu iddia gerçekten de çok güçlü.
00:34Diyor ki, Türkeş'in meclis konuşmalarını toplu olarak okuduğunuzda şaşırtıcı bir gerçekle yüz yüze gelirsiniz.
00:41O yanılmıyordu.
00:42Yani iddiaya göre kürsüden söylediklerinde şaşılacak derecede bir isabet oranı var.
00:48Peki ama bu tezin dayanakları ne?
00:50Hadi şimdi onlara daha yakından bakalım.
00:52Evet, işte bütün bu anlatının tam merkezindeki soru da bu aslında.
00:57Siyasi bir vizyoner miydi yoksa sadece doğru zamanda doğru soruları mı soruyordu?
01:02İşte bu sorunun cevabını kaylak metindeki kanıtlara bakarak birlikte arayacağız.
01:06Hazırsanız ilk konumuzla başlayalım.
01:09İlk durağımız NATO.
01:11Şimdi Türkeş'in konumu ilginç.
01:13Kendisi bir zamanlar Türkiye'yi NATO'da temsil etmiş eski bir asker.
01:17Yani konuya hem içeriden hem de dışarıdan bakabilen biri.
01:21Bu yüzden de onun NATO'ya bakışı hani öyle basit bir ittifak iyidir ya da kötüdür demekten çok daha karmaşık,
01:29çok daha katmanlı.
01:30Şunu netleştirelim.
01:32Türkeş, NATO üyeliğine karşı değildi.
01:35Destekliyordu.
01:36Ama koşulsuz bir teslimiyete, ne derseniz tamam anlayışına şiddetle karşıydı.
01:42Ona göre asıl sorun ittifakın kendisi değil, Türkiye'yi yönetenlerin masaya oturduğunda ülkenin çıkarlarını yeterince güçlü savunamamasıydı.
01:52İşte tam bu noktada o dönem için gerçekten radikal sayılabilecek çok somut bir öneriyle çıkıyor ortaya.
01:58Mesele şu, bir düşünün.
02:00NATO'ya tahsis edilmiş bir Türk birliğiniz var.
02:02Kıbrıs'ta aniden bir kriz patlak verdi.
02:05O birlik hadi gidiyoruz diyemiyor.
02:07Neden?
02:07Çünkü önce bütün müttefiklerden tek tek onay alması lazım.
02:11Türkeş'in milli bir güç talebi işte, tam olarak bu kilidi kırmak içindi.
02:15Yani sadece ve sadece Ankara'dan emir alan, gerektiğinde anında harekete geçebilecek Türkiye'nin kendi gücü.
02:21Ve eleştirisinin tonuna bir bakar mısınız?
02:24İnanılmaz derecede keskin.
02:26Diyor ki, yardım olarak Amerika'dan peçete, havlu, çatal, kaşık, çorap almışız.
02:31Yani Türkeş'e göre bu yardımlar Türkiye'ye stratejik bir güç katmak için değil,
02:36tam tersine ülkeyi kendine bağımlı kılmak ve hatta daha da vahime yerli sanayiyi baltalamak için tasarlanmış bir mekanizmaydı.
02:43Bu tablo aslında her şeyi o kadar net özetliyor ki, resmen bir karikatür gibi.
02:48Bir tarafta ne var? Peçete, havlu, çatal, kaşık, stratejik değerli sıfır olan gündelik eşyalar.
02:55Peki diğer tarafta, Türkeş'in ülkenin asıl ihtiyacı bu diye haykırdığı şeyler ne?
03:00Kendi kendine yeten bir savunma sanayi ve en önemlisi bağımsız hareket edebilme yeteneği.
03:05Aradaki fark sanırım daha net anlatılamazdı.
03:08Şimdi gelelim kaynak metne göre Türkeş'in öngörülerinin belki de en keskin, en net olduğu konuya.
03:14Kübrüs. Bakın onun için Kıbrıs meselesi öyle sıradan bir dış politika konusu falan değil.
03:20Hayır, Türkiye'nin Akdeniz'deki varlık-yokluk mücadelesinin tam kilit taşı.
03:25Bu sözlerin 1960'larda söylendiğini bir düşünün.
03:29O dönemde hükümetin Kıbrıs'ta tırmanan gerilime karşı izlediği politika bekle gör.
03:33Türkeş ise bunu işte bu kadar net bir dille eleştiriyor.
03:38Ona göre bu, beklemek falan değil, hareket serbestliğini ve inisiyatifi kendi ellerinle karşı tarafa, Rumlara ve Yunanistan'a teslim etmek
03:45demekti.
03:46Yani her geçen gün inisiyatifi altın bir tepside onlara sunuyorsunuz diyordu.
03:51Bu, stratejik bir hezimettir.
03:53Şimdi bu tabloya bir bakalım.
03:55Çok basit görünüyor değil mi?
03:56Ama Türkeş'in bütün argümanının gücü aslında bu basit coğrafyada gizli.
04:01Resmen coğrafyayı bir strateji dersine çeviriyor.
04:03Diyor ki, bakın, Kıbrıs bizim burnumuzun dibi, 70 kilometre.
04:07Atina ise 1200 kilometre uzakta.
04:09Soru şu, burası bizim kapımızın önündeyken binlerce kilometre ötedeki Yunanistan nasıl olur da ada üzerinde bizden daha etkili olabilir?
04:17İşte bu ona göre akıl almaz, mantıksız ve kesinlikle kabul edilemez bir durumdu.
04:22Ve işte bu soru aslında onun bütün Kıbrıs argümanının tam kalbiydi.
04:27Bir yanda coğrafi gerçeklik var, diğer yanda siyasi gerçeklik ve ikisi arasında devasa bir uçurum.
04:36İşte Türkeş tam da bu uçuruma parmak basıyordu.
04:39Türkiye'nin sadece uluslararası hukuk metinleriyle değil, aynı zamanda masada güçle ve kararlılıkla oturması gerektiğini savunuyordu.
04:47Sıradaki konu ise, o dönem için gerçekten çok farklı, hatta çoğu kişiye göre hayalperestlik veya daha da kötüsü, tehlikeli bir
04:56vizyon.
04:57Neydi bu?
04:57Türk Cumhuriyetleri ile stratejik ilişkiler kurma fikri.
05:01İşte kaynak metin, tam da bu fikri onun en büyük öngörülerinden biri olarak önümüze koyuyor.
05:08200 milyon.
05:09Bu rakam öylesine bir sayı değil.
05:11Bu, Türkeş'in vizyonunun ne kadar geniş bir ölçekte olduğunu anlamamız için kilit bir rakam.
05:17Onun için bu romantik bir hayal falan değildi.
05:20Hayır, bu somut, elle tutulur demografik bir gerçeklikti.
05:24Ve diyordu ki, Türk dış politikasının bu devasa potansiyeli görmezden gelme gibi bir lüksü olamaz.
05:31İşte uyarısı bu kadar netti.
05:33Dış politikada bu demografik gerçeği görmezden gelmek stratejik bir körlüktür.
05:39Stratejik körlük ne kadar ağır bir ifade değil mi?
05:41Yani diyordu ki, biz en doğal müttefiklerimizle bağ kurmakta tereddüt ederken, bakın etrafınıza.
05:47İran, Almanya, Amerika hepsi o bölgede etki kurmak için adeta birbiriyle yarışıyor.
05:53Biz ise bu yarışı seyrediyoruz.
05:55Ve şimdi, belki de bütün bu anlatıdaki en şaşırtıcı bölüme geliyoruz.
06:01Türkeş'in siyasi kimliğinin çok daha karmaşık, çok daha beklenmedik bir yönüne.
06:06Hani o eleştiri okları var ya, onları sadece dış güçlere değil, aynı zamanda Türkiye'nin kendi içindeki en derin, en
06:14acıtan yaralara da çevirebilme cesaretini gösterdiği anlara.
06:17Şöyle bir sahne canlandırın gözünüzde.
06:20Mecliste hararetli bir dış politika tartışması var.
06:23Ve Türkeş, konuşmasının tam ortasında odağı bir anda bambaşka bir yere, ülkenin en karanlık, en konuşulmayan sorunlarından birine çeviriyor.
06:31İşte bu an, onun siyasi kimliğinin o pek bilinmeyen, farklı bir yüzünü gözler önüne seriyor.
06:37Yıl 1992, meclis kürsüsünden şu sözler dökülüyor.
06:42Bu işkence meselesini yurdumuzdan kesip çıkarmamız lazımdır.
06:46Ve sadece bunu söylemekle kalmıyor, o dönemin kötü şöhretli yerlerinin, mesela C5 gibi, adını vererek işkenceyi en net şekilde kınıyor.
06:55Üstelik bunu bitirmek için de, hükümet muhalefet el ele verelim, bu ayıbı ülkemizden silelim diyerek bir ulusal birlik çağrısı yapıyor.
07:04Kaynak metne göre bu, okünün şartlarında büyük bir siyasi cesaret örneği.
07:08Ve eleştirileri sadece bu tür bireysel hak ihlalleriyle de sınırlı kalmıyor.
07:13Çok daha derine, sistemin tam kalbine iniyordu.
07:15Ne diyordu?
07:16Mevcut seçim kanunları adil değil, halkın iradesini sandığa tam olarak yansıtmıyor, yani adil bir temsil sağlamıyor.
07:24Ve ona göre bu temel düzeltilmeden, yani seçim sistemi adil hale getirilmeden, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayalı gerçek bir
07:32demokrasiden bahsetmek mümkün değildi.
07:35Bu, hani basit bir parti muhalefetinin çok ötesinde, sistemin kendisine yönelik bir eleştiriydi aslında.
07:41Ve geldik son bölüme.
07:42Şimdi, tüm bu konuştuklarımızı bir araya getirip, kaynak metnin asıl vurucu argümanına odaklanma zamanı.
07:49Soru şu, Türkeş'in onlarca yıl önce meclis kürsüsünden dile getirdiği bütün bu meseleler, bugünün Türkiye'sinde neden ve nasıl hala
07:57bu kadar canlı bir şekilde yankılanıyor?
08:00Aslında başından beri etrafında döndüğümüz kavram tam olarak bu, siyasi öngörü.
08:05Yani nedir bu?
08:06Mevcut duruma ve tarihe bakarak, gelecekteki siyasi gelişmeleri, zorlukları tahmin edebilme yeteneği.
08:13İşte kaynak metinde, Türkeş'in meclis konuşmalarını tam da bu kavramın, yani siyasi öngörünün çok güçlü bir örneği olarak masaya
08:21koyuyor.
08:21Özetle, kaynağın iddiası çok net.
08:24Diyor ki, bunlar tesadüf değil.
08:26NATO'da eşitlik ve milli savunma sanayi talebi bugün hala gündemde.
08:31Kıbrıs'ta yaşananlar, yıllar önce uyardığı gibi gelişti.
08:34Türk dünyasıyla kurulan stratejik ilişkiler, onun vizyonu olarak gösteriliyor.
08:39Kısacası, bugünkü tartışmaların birçoğu, onun onlarca yıl önce işaret ettiği fay hatları üzerinde devam ediyor.
08:46Ve biz de sizi bu son soruyla baş başa bırakıyoruz.
08:50Siyasi görüşleriniz ne olursa olsun, meclis kayıtları önümüzde duran bir soruyu soruyor.
08:56Nasıl oldu da tek bir ses, Türkiye'nin geleceğini bu kadar derinden etkileyecek bu fay hatlarını bu kadar erken bir
09:02zamanda tespit edebildi?
09:04Bu analiz, siyasi taraflardan tamamen bağımsız olarak, tarihe nasıl bakmamız gerektiği ve bazı seslerin kendi zamanlarının ötesine nasıl ulaştığı üzerine
09:13düşünmek için iyi bir fırsat sunuyor.
Yorumlar