Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 16 saat önce
Yağmur Tunalı tarafından kaleme alınan bu köşe yazısı, toplumsal ahlakın çöküşünü ve Türkiye’nin içine düştüğü kuralsızlık sarmalını sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, dini değerlerin siyasi ve ideolojik emellere alet edilerek toplumun vicdanının köreltildiğini ve bu durumun adaletsizliği körüklediğini savunmaktadır. Devlet kurumlarındaki sistem kaybının mafyalaşmaya ve eğitimde kalitesizliğe yol açtığı vurgulanırken, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi gerektiği üzerinde durulmaktadır. Dış dünyadaki küresel kötülüklerle mücadele edebilmek için önce içerideki adaletin ve birliğin sağlanması gerektiği temel bir zorunluluk olarak sunulmaktadır. Metin nihayetinde, yaşanan bu büyük yıkımdan kurtulmak için aklı ve sorumluluk bilincini göreve çağıran bir uyarı niteliği taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugün oldukça çarpıcı bir denemeyi, A. Yağmur Tunalı'nın dinden vurulan dünyasını konuşacağız.
00:07Tunalı, toplum olarak içinde bulunduğumuz krize gerçekten cesur bir teşhis koyuyor.
00:12Gelin şimdi bu analizin derinliklerine hep birlikte inelim.
00:16Yazar, söze hepimizin içten içe hissettiği o kaygıyı tarif ederek başlıyor.
00:20Diyor ki, içeride dışarıda büyük bir yangın var.
00:23Yani mevcut durumu dünyayı yavaş yavaş tüketen dev bir yangına benzetiyor.
00:28Aslında bu hepimizin yaşadığı o kollektif endişenin ta kendisi değil mi?
00:32İşte Tunalı, tam da bu ortak duygudan yola çıkıp analizini bir adım öteye taşıyor.
00:37Ve asıl o can alıcı soruyu soruyor.
00:40Peki, bu yangını körükleyen ne?
00:42Yani bu krizin kökeninde, en derinde yatan sebepler neler?
00:47Evet, teşhisin ilk bölümü tam da burası.
00:49Yazar diyor ki, bizi bir arada tutan ne varsa, yani kuralları, sistemler, hepsi bir bir erozyona uğruyor.
00:55Şu an yaşadığımız bu karmaşanın, bu anarşi halinin temelinde de işte bu sistemik çöküş yatıyor.
01:00Fakat yazar, suçu sadece tepedekilere atmayalım diyor.
01:04Öyle bir iddia ortaya atıyor ki, seçtiklerimiz aşağıya yukarı bizim ortalamamızdır.
01:10Yani liderler aslında toplumun bir aynası.
01:13Bu ne demek?
01:14Demek ki sorun tek bir kişide değil, çok daha derinlerde, aslında tam da bizde.
01:19Tunalı'ya göre bu çöküş adeta bir zincirleme reaksiyon gibi.
01:24Şöyle anlatıyor, önce güç tek bir kişide toplanıyor.
01:27Sonra ne oluyor?
01:28Sistemin o meşhur denge mekanizmaları iflas ediyor.
01:32Yasama organı dönüp o tek lidere bakmaya başlıyor.
01:35Ve en sonunda adalet dağıtması gereken yargı bile gözünü o lidere dikiyor.
01:40Resmen bir domino etkisi.
01:42Peki, bu bozuk sistemin sonuçları ne oluyor dersiniz?
01:45Yazara göre, adalet mekanizmasına güven sarsıldığı anda toplumsal çürüme başlıyor.
01:50Mafya vari yapılar yükseliyor, yalan ve talan her yeri sarıyor, uyuşturucu kullanımı ortaokul seviyesine kadar iniyor.
01:57Kısacası, toplumda genel bir güvensizlik ve gerilim atmosferi hakim oluyor.
02:01Bunlar, o bozuk sistemin hayatımıza sızan zehirli sonuçları.
02:05Şimdi yazar, merceğini biraz daha daraltıyor ve çok kritik bir alana odaklanıyor.
02:10Eğitim.
02:12İktidardakilerin bu toplumsal çöküşü, özellikle eğitim üzerinden nasıl hızlandırdığını inceliyor.
02:18Denemedeki iddia oldukça net.
02:20Milli eğitimin amacı artık öğretmek, eğitmek, düşünen bireyler yetiştirmek değil.
02:25Aksine peşinden sorgusuz sualsiz gidecek bir sürü yaratmak.
02:29İşte bu durum, yazar tarafından toplumsal çürümenin en belirgin işaretlerinden biri olarak görülüyor.
02:35Hatta yazar bu noktada çok sert bir eleştiri getiriyor diyor ki,
02:38dindar ve kindar bir nesil yetiştirme arzusunu analiz ederseniz,
02:42iyilik adına bir kırıntı bulamazsanız şaşırmayın.
02:45Yani bu ideolojik yaklaşımın en temel insani değer olan iyiliği bile nasıl ortadan kaldırdığını iddia ediyor.
02:53Bu gerçekten de denemenin en sarsıcı noktalarından biri.
02:56İşte tüm bunlar bizi yazarın asıl tezine, o en can alıcı noktaya getiriyor.
03:01Nedir o?
03:02Toplumu zehirlemek için kullanılan temel aracın bizzat dinin kendisi olduğu iddiası.
03:07Yazar burada çok ilginç bir karşılaştırma yapıyor.
03:10Batıdan örnekler veriyor.
03:12Diyor ki, Trump veya Netanyahu gibi liderler de dini söylemleri kullanıyorlar evet,
03:17ama onların sistemlerinde hala işleyen kurumsal frenler var.
03:21Bu da çürümeyi yavaşlatıyor.
03:23Yazara göre Türkiye'de ise bu frenler artık patlamış durumda.
03:26Bu yüzden de çürüme çok daha derin ve eşi benzeri görülmemiş bir boyutta yaşanıyor.
03:31Yazar bu fikrini ta 100 yıl öncesinden Mehmet Akif'ten bir alıntıyla destekliyor.
03:36Nasılsa mektebiniz tıpkı öyle mabediniz.
03:40Yani ne demek istiyor?
03:41Eğitimdeki bozulma neyse, dini kurumlardaki bozulma da odur.
03:46Biri diğerinin yansımasıdır.
03:47Birbirinden ayrı düşünülemez.
03:49Peki, tüm bu kasvetli tablonun içinde bir çıkış yolu var mı?
03:53Yazara göre var.
03:54Ama bu yol dışarıda bir suçlu aramaktan geçmiyor.
03:58Tam tersine, ibreyi tamamen kendimize çevirmekten geçiyor.
04:01Ve deneme en vurucu cümlesiyle sona yaklaşıyor.
04:05Yazarın o çarpıcı tespiti şu.
04:07Bizi de dinden vurdular.
04:09Düşünsenize, ahlaki bir kılavuz olması gereken bir kavramın,
04:13halkın kendisine karşı kullanılan bir silaha dönüştüğünü söylüyor.
04:16İşte çözümün anahtarı da tam bu noktada gizli.
04:19Yazar diyor ki, biz kendimizi vuruyoruz dersek,
04:23işte o zaman kurtulmak için aklı davet etmeye başlamış oluruz.
04:27Yani ilk adımın bu yaranın dışarıdan değil,
04:30bizzat kendi kendimize açıldığını kabul etmekten geçtiğini söylüyor.
04:33Belki de en zor olanı bu.
04:35Ve bu analiz, o dağı teşhis koymaktan çıkarıp topu tamamen bize atıyor.
04:40Yazarın o son ve hepimizi düşünmeye iten sorusuyla baş başa kalıyoruz.
04:45Akla yeniden davet etmeye, acaba hazır mıyız?
Yorumlar

Önerilen