00:00Yusuf Dürger'in eserinden ilhamla bugünkü sohbetimizde çok basit bir şeye bakacağız.
00:05Doğadaki küçücük bir detaya ve bu detayın dünyamız hakkında bize aslında ne kadar çok şey söylediğini göreceğiz.
00:13Gelin gözlerimizi bir anlığına doğaya çevirelim ve insanlığın belki de en temel çelişkisine doğru felsefi bir yolculuğa çıkalım.
00:21Ne dersiniz? Hazır mısınız?
00:24Bilirsiniz. Sanırım hepimiz zaman zaman hissederiz bunu.
00:27Hani şöyle bir durup etrafa baktığımızda bir şeyler yanlış gidiyor deriz içimizden.
00:33Sanki dünyanın dengesi şaşmış gibi.
00:35Haberleri açıyoruz, çatışmalar görüyoruz.
00:38Sokağa çıkıyoruz, adaletsizliklere tanık oluyoruz.
00:41İşte bu hepimizin içinde olan ama adını tam koyamadığımız o yaygın huzursuzluk hissi.
00:47E hal böyle olunca aklımıza kaçınılmaz bir soru geliyor değil mi?
00:50Yani bu gördüğümüz bütün bu karmaşa evrenin doğal düzeni mi böyle yoksa bu tablonun ressamı bizzat biz miyiz?
00:59Yani insanlık mı?
01:01Şimdi bir düşünelim.
01:03Doğaya baktığımızda ne görüyoruz?
01:05Şöyle bir gözümüzün önüne getirelim.
01:07Mevsimlerin o şaşmaz döngüsü, bir ormanın kendi içindeki o inanılmaz ekosistemi.
01:13Her şeyde mükemmel bir ahenk var.
01:15Harika bir denge.
01:16Ama sonra sahneye insanlık çıkınca ne oluyor?
01:20O kusursuz harmoni bir anda yerini gerçekten de görmezden gelinemeyecek kadar büyük bir uyumsuzluğa bırakıyor.
01:27Tamam, bu büyük ve karmaşık bir konu.
01:30İsterseniz şimdi bu büyük resmi bir anlığına kenara bırakalım.
01:33Yazarla birlikte onun bahçesine gidelim.
01:36Odak noktamızı çok daha basit, çok daha küçük bir şeye çevirelim.
01:40Kim bilir belki de aradığımız o büyük cevap işte bu basitliğin içinde saklıdır.
01:44Evet, işte hikayemiz tam olarak burada başlıyor.
01:49Yazarın bahçesindeki şu mütevazi asma ağaçları, bütün bu derin felsefi sorgulama aslında onlara bakmakla, onları gözlemlemekle başlıyor.
01:57Peki, yazarın dikkatini ilk ne çekiyor biliyor musunuz?
02:00Asmaların o incecik dallarından çıkan filizler.
02:03Sanki bir şey arıyorlarmış gibi, bir amaçları varmış gibi etraflarındaki dünyaya doğru uzanıyorlar.
02:09Tıpkı bir el gibi.
02:11Ve işte, işte en can alıcı nokta tam da burası.
02:15Bu filizlerin yaptığı şey bir istila değil ya da bir saldırganlık.
02:19Hayır, hiç değil.
02:20Bu tamamen hayatta kalmak için bir destek arayışı.
02:24Asma, rüzgarda kırılmamak için, güç almak için yanındaki ağacın dalına usulca tutunuyor.
02:30Düşünsenize, bu küçücük, bu basit hareketin sonucu ne kadar anlamlı?
02:35Güç ve korunma.
02:36O tek başına belki de dayanamayacak olan incecik dal, işte bu destek sayesinde en sert rüzgârlara bile kafa tutabiliyor.
02:44Peki, şimdi bu harika asma örneğini aklımızda putalım ve buradan yola çıkarak tekrar büyük resme dönelim.
02:51Doğanın işleyişiyle insanlığın mevcut durumunu şöyle bir doğrudan karşılaştıralım bakalım.
02:56Bu karşılaştırmada aslında en çarpıcı olan şey ne biliyor musunuz?
03:01Doğanın adeta fabrika ayarı dediğimiz şey uyum, dayanışma ve yapıcılık üzerine kurulu.
03:06Ama insanlık tarihine baktığımızda sanki tam tersi bir durum var.
03:10Sürekli bir çatışma, bir anlaşmazlık, bir yıkım hali.
03:14İşte bu iki yol arasındaki o derin fark aslında bütün bu anlatının özeti gibi.
03:18Çünkü doğa bize sürekli yapıcı armağanlar sunuyor, durmaksızın.
03:23Düşünün bir, birbirini destekleyerek yaşayan bitkileri, hayvanları, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yediğimiz gıdalar, hepsi onların eseri.
03:32Bütün bunlar doğanın kendi içindeki o muhteşem uyumun bize birer hediyesi aslında.
03:38İşte tam bu noktada devasa bir çelişkiyle, bir paradoksla yüz yüze geliyoruz.
03:43Madem ki yeryüzündeki en akıllı, en yetkin varlık insan, o zaman nasıl oluyor da aynı zamanda en yıkıcı varlık yine
03:51insan olabiliyor?
03:52Bu gerçekten de kendimize dürüstçe sormamız gereken bir soru.
03:57Hani diyoruz ya, biz varlıkların en seçkiniyiz, eşrefi mahlukatız.
04:01Peki öyleyse neden etrafımızdaki o hassas dengeyi bu kadar kolayca altüst ediyoruz?
04:06Doğa yapmıyor bunu, biz neden yapıyoruz?
04:08Ve işte yazarın belki de en kışkırtıcı, en düşündürücü tespiti geliyor.
04:14Bir an için durup düşünelim.
04:16Bir elma ağacının dünyaya sunduğu faydayla insanlığın yol açtığı tahribatı şöyle bir teraziye koysak.
04:22Yazarın bu sözünde bir haklılık payı yok mu sizce de?
04:25Peki ama neden böyle?
04:28Yazar bu büyük paradoksu nasıl açıklıyor?
04:31İşte tam burada onun temel felsefi kavramları devreye giriyor.
04:35Çünkü yazara göre bu kopukluğun, bu dengesizliğin bir adı var.
04:39Yazar, insanın olması gereken o ideal haline taban adını veriyor.
04:44Nedir bu taban?
04:45Bir insanın aklını ve iradesini doğru bir şekilde, yani iyilik, uyum ve doğallık için kullandığı zamanki o sağlam içsel duruşu,
04:54özü, temeli.
04:56Ve tabii bunun bir de tam zıttı var.
04:58Tabansızlık, yani o sağlam temelden, o özden kopmak, işte o zaman akıl ve irade yanlış kullanılmaya başlıyor, insanın içindeki o
05:07doğal uyum bozuluyor ve sonuç, sonuç maalesef yıkıcı davranışlar oluyor.
05:12Peki bu sohbetimizi toparlarken, ilham aldığımız o ilk noktaya, asma metaforuna geri dönelim.
05:19Çünkü belki de çözüm, bilgelik yine doğanın ta kendisinde saklıdır.
05:25Çünkü yazar ne diyor?
05:26Bizim de özümüzde, yaratılışımızda, tıpkı o asma dalı gibi iyiye, uyuma, dayanışmaya yönelik bir yapı var.
05:34Aslında bizim tabanımız tam da bu.
05:36Bütün mesele bizim bu özden, bu temelden uzaklaşmamızla başlıyor.
05:40Ve yazarın şu sözü, aslında her şeyi o kadar güzel özetliyor ki, bu güçlü çağrı, aslında hepimize yapılmış bir davet.
05:49Düşünsenize, birbirimizi boğmak, yok etmek yerine, en azından o üzüm çubukları kadar birbirimize destek olsak, tutunsak, fena mı olur?
05:57Peki, tüm bu konuştuklarımızdan sonra ne yapmalıyız?
06:01Aslında yazar bize üç adımlık basit bir yol haritası sunuyor.
06:05Birincisi, aklımızı ve irademizi iyilik için kullanmak.
06:08İkincisi, bu sayede kendimize sağlam bir taban inşa etmek.
06:12Ve üçüncüsü, belki de en önemlisi, tıpkı o asma gidi, birbirimize destek olmak, tutunmak.
06:18Ve gelin bu sohbeti yazarın sorduğu o son ve en derin soruyla noktalayalım.
06:23Acaba, dünyada kaybettiğimiz o uyumu yeniden inşa etmek, hepimizin ortak ve hatta kutsal bir görevi olabilir mi?
06:31Ne dersiniz?
06:33İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar