Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Türkiye'nin son dönemdeki gümrük düzenlemeleri üzerinden Orta Doğu'daki askeri hareketliliğe ve olası bir bölgesel savaşa dahil edilme riskine odaklanmaktadır. Yazar, hükümetin transit silah geçişlerini kolaylaştıran kararnamesini, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik stratejik hedeflerine hizmet edebilecek tehlikeli bir adım olarak nitelendirmektedir. Ülkenin sınır güvenliği, kontrolsüz göç ve iç siyasi tartışmaların gölgesinde büyük bir güvenlik tehdidi altında olduğu savunulmaktadır. Ayrıca, muhalefetin yolsuzluk iddialarıyla uğraşırken yaklaşan üçüncü dünya savaşı tehlikesini ve Türkiye’nin hedef alınma ihtimalini göz ardı ettiği vurgulanmaktadır. Metin genel olarak, dış güçlerin planlarına karşı uyanık olunması gerektiğini belirten eleştirel ve uyarıcı bir perspektif sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugün oldukça kışkırtıcı bir konuyu, savaş tehlikesi başlığıyla yayınlanan ve epey ses getiren bir makaleyi ve öne sürdüğü argümanları
00:09hep birlikte inceleyeceğiz.
00:11Yazar Mehmet Özkendirci daha ilk cümleden bombayı kucağımıza bırakıyor resmen.
00:16Aslında bu sözlerle bize şunu söylüyor, bazen savaş başlatmak için gerçek bir sebep gerekmez, bir bahane ve bir iki füze
00:25yeterli olabilir.
00:26İşte bütün teorisini de bu temel üzerine kuruyor.
00:30Peki, tamam, gelin şimdi bu argümanın nasıl ilmek ilmek örüldüğüne bakalım.
00:34Her şey ama her şey hükümetin yakın zamanda attığı tek bir adımla başlıyor.
00:40Ve işte yazarın bütün teorisini üzerine inşa ettiği o temel taşı, medyanın ona göre nedense pek de üzerinde durmadığı bir
00:48cumhurbaşkanlığı kararnamesi.
00:50Peki neymiş bu kararname, ne anlama geliyor?
00:52Şöyle özetleyeyim, bu düzenleme silahların, mühimmatın, patlayıcıların aklınıza gelebilecek her türlü askeri aracın Türkiye'den geçiş kurallarını baştan yazıyor.
01:01Asıl can alıcı nokta da tam olarak bu.
01:04Ama yazarın asıl takıldığı nokta bu değil.
01:07Asıl soru neden şimdi?
01:09Yani neden tam da bu zamanda böyle bir düzenlemeye gidildi?
01:13İşte bu soru bizi bir anda daha büyük bir oyunun içine, yani bölgedeki jeopolitik satranç tahtasına çekiyor.
01:21Çünkü yazara göre bu kararnameye tek başına baktığınızda pek bir şey ifade etmeyebilir.
01:27Asıl olayı bu kararın çıktığı zamanki uluslararası atmosfere, o gergin ortama bakınca anlıyorsunuz.
01:34Makalenin iddiası şu ki bu kararname kesinlikle bir tesadüf değil.
01:39Düşünün tam da ABD, İsrail ve İran arasındaki iplerin kopma noktasına geldiği bir anda çıkıyor.
01:45Hatta yazar İran'a atfedilen o son füze saldırılarının bir bahane olabileceğini, aslında tüm bu oyunun daha büyük bir hedefi
01:54işaret ettiğini söylüyor.
01:56Ve burada yazar durup çok mantıklı bir soru soruyor.
01:59Diyor ki, bir saniye ya, sen İran olsan, etrafın zaten ateş çemberiyken, bu kadar düşmanın varken, kalkıp böyle bir delilik
02:09yapar mısın?
02:11İşte bu soruyla aslında resmi anlatıyı deliyor ve acaba bu gerilimi arkadan körükleyen başka birileri mi var dedirtiyor.
02:19İşte bütün bu şüpheler, bu sorular bizi yazarın ana tezine getiriyor.
02:23Yani makalenin tam da kalbine.
02:25Kirli savaş teorisi.
02:27Yazarın iddiası çok net.
02:29Bu kararnamenin görünen yüzü, yani o basit düzenleme kısmı, sadece bir maske.
02:35Asıl amaç, çok daha karanlık bir planı, Türkiye'yi adım adım bir kirli savaşın içine çekme planını hayata geçirmek.
02:42Bakın, yazarın argümanının özeti tom olarak burada.
02:46Bir tarafta devletin, biz sadece rutin bir idari düzenleme yapıyoruz, askeri geçişleri kontrol altına alıyoruz diyen resmi açıklaması var.
02:54Ama diğer tarafta, yazarın şüphe dolu yorumu, hayır bu bir hazırlık.
02:58Bu, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası bir saldırısı için lojistik altyapı hazırlığı.
03:04Peki, yazara göre bu işin sonu nereye varıyor biliyor musunuz?
03:08İddiasına göre, perde arkasındaki güçlerin nihai hedefi, bütün bu planın varacağı son nokta, Türkiye'nin kendisi.
03:16Peki, bu kadar büyük bir tehlike kapıdayken içeride ne oluyor?
03:21İşte, yazar burada eleştiri oklarını tamamen iç siyasete çeviriyor.
03:26Ona göre, içerideki aktörler ya olan bitenin farkında değil ya da daha kötüsü bu oyuna ortak oluyorlar.
03:33Yazarın çizdiği tabloya göre, ülke bir savaşa doğru sürüklenirken, içerideki siyasi gündem bambaşka bir telden çalıyor.
03:40Ana muhalefet yolsuzluk dosyalarıyla, iktidar partilerin mal varlığı tartışmalarıyla meşgul.
03:46Yazar adeta, herkes kendi küçük kavgasının derdinde kimse ufuktaki büyük fırtınayı görmüyor mu diye soruyor.
03:53Bu durumunda, ülkeyi dışarıdan gelecek her türlü müdahaleye karşı inanılmaz savunmasız bıraktığını iddia ediyor.
03:59Ve bütün bu parçalar, yani kararname, bölgesel gerilimler, içerideki bu dağınlıklık,
04:05hepsi bir araya gelince, yazar bizi son bir, oldukça da tüyler ürpertici bir soruyla baş başa bırakıyor.
04:12Yazarın gözünde bölge, kelimenin tam anlamıyla bir barut fıçısı.
04:17Bu benzetmeye göre bölgesel gerilimler fıçının içindeki barut, o şüpheli kararname ateşlenecek fitil.
04:23Ve içerideki siyasi çekişmelerde bu fıçıyı sürekli sallayan, patlamaya her an daha da yaklaştıran o tehlikeli hareket.
04:30Ve sonunda, yazarın hepimizin aklına kazımak istediği o büyük, o korkutucu soru geliyor.
04:37Bütün bu olan bitenler, bu barut fıçısının içindeki ülkemizi,
04:41olası bir nükleer 3. Dünya Savaşı'nın tam ortasına mı sürüklüyor?
04:46Yazarın ortaya attığı bu senaryo oldukça düşündürücü değil mi?
04:49Karar sizin.
Yorumlar

Önerilen