Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 hafta önce
Bu köşe yazısı, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde bölge sınırlarının yeniden çizilmesini ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Ortadoğu’daki askeri müdahalelerini eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, İran ve ABD arasında yaşanan gerilimi merkezine alarak Türkiye’deki askeri üslerin bu çatışmalardaki stratejik rolüne ve olası güvenlik risklerine dikkat çekmektedir. İsrail'in bölgesel çıkarları ile PKK gibi yapıların "Büyük Kürdistan" idealinin bu kaos ortamından nasıl beslendiği üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, siyasi liderlerin kararları ile toplumsal tepkiler kıyaslanarak savaşın küresel enerji piyasaları ve ekonomik dengeler üzerindeki yıkıcı etkileri vurgulanmaktadır. Son olarak yazar, ABD’nin dış politikasını tarihsel örneklerle sorgularken emperyalist müdahalelerin bölge halkları üzerindeki karanlık mirasına işaret etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün Orta Doğu'daki dengeleri altüst ettiği iddia edilen oldukça çarpıcı bir teori masaya yatırıyoruz.
00:07Mehmet Özkendirci'nin Bob ve NATO makalesinden yola çıkarak Büyük Orta Doğu projesinin ne olduğunu ve iddiaların neler olduğunu birlikte
00:14inceleyeceğiz.
00:15Peki bu iddialı teoriyi nasıl ele alacağız? İşte yol haritamız.
00:19Önce Büyük Orta Doğu projesinin ne olduğuna bir bakacağız. Sonra yazarın bahsettiği istikrarsızlaştırma teorisini inceleyeceğiz.
00:26Güncel örnekler üzerinden gidip Türkiye'nin buradaki rolüyle ilgili iddialara ve tabi en sonunda da yazarın geleceğe dair uyarılarına odaklanacağız.
00:34Evet her şey yazarın analizinin tam kalbine yerleştirdiği o meşhur kavramla başlıyor.
00:38Büyük Orta Doğu projesi. Yani kısaca Bob.
00:42Peki tam olarak nedir bu Bob?
00:44Yazar, projenin fitilini ateşleyen isim olarak eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ı işaret ediyor.
00:51Tanımı ise gerçekten çok iddialı.
00:53Düşünün Kuzeybatı Afrika'dan ta Türkiye'ye kadar uzanan tam 22 ülkenin sınırlarının ABD'nin liderliğinde baştan aşağı değiştirilmesi planından bahsediyoruz.
01:04İyi ama böylesine devasa bir projenin nihai hedefi ne olabilir ki?
01:08Yazara göre cevap net.
01:10Bölgedeki büyük ülkeleri kendi tabiriyle küçük lokmalara bölmek,
01:15böylece hem daha kolay yönetilecekler hem de İsrail'in çıkarlarına hizmet edecek küçük devletçikler ortaya çıkacak.
01:22Peki bu devasa satranç tahtasında taşları kimler oynatıyor?
01:26Piyonlar kim? Şahlar kim?
01:28Gelin şimdi yazarın çizdiği o güç şiyerarşisine ve arkasındaki motivasyon iddialarına biraz daha yakından bakalım.
01:35Yazar burada oldukça net bir güç piramidi ortaya koyuyor.
01:38Diyor ki,
01:39En tepede yani projenin asıl mimarları olarak ABD'li Yahudi patronlar var.
01:45Onların isteğiyle sahaya inen uygulayıcı güçse bizzat ABD.
01:50Peki bu işten en karlı kim çıkıyor?
01:52Yazara göre İsrail.
01:54Ve tabi masanın diğer tarafında hedef tahtasında olan o 22 ülke var.
01:59Tamam teori bu.
02:00Peki yazar bu iddialarını neye dayandırıyor?
02:03İşte bu noktada dikkatimizi hepimizin yakından bildiği güncel olaylara çekiyor.
02:08Yazarın iddiası şu ki,
02:10Son yıllarda izlediğimiz hiçbir şey aslında tesadüf değil.
02:13Irak ve Suriye'de yaşananlar ona göre projenin birer adımı.
02:17Yani tabiri caizse yutulmuş lokmalar.
02:20Ve şimdi sırada yeni bir lokma var.
02:22İran.
02:23Tüm işaretler onu gösteriyor.
02:25Peki İran'daki süreç nasıl başladı?
02:27Yazara göre her şey tıpkı bir satranç oyunu gibi net bir açılış hamlesiyle başladı.
02:33Rejimin beyin takımını hedef alan ani ve şok edici bir saldırı.
02:37İşte bu saldırı ona göre projenin İran perdesinin resmen açılması demekti.
02:43Ve şimdi yazarın analizindeki belki de en hassas, en çok tartışma yaratacak bölüme geliyoruz.
02:49Peki tüm bu dev tabloda Türkiye tam olarak nerede duruyor?
02:52Yazar, Türkiye'nin rolüyle ilgili iddiasını güçlendirmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a atfedilen bir söze odaklanıyor ve ardından o kilit soruyu
03:01soruyor.
03:02Haberi olsaydı bu projenin eş başkanlarından biriyiz demezdi değil mi?
03:06Yani bu soruyla aslında Türkiye'nin projenin ne kadar içinde ya da ne kadar farkında olduğunu sorgulamış oluyor.
03:13Bu da bizi doğrudan şu temel soruya getiriyor.
03:16Yazarın sorduğu temel soruya.
03:17Peki Türkiye'nin İran'la olası bir gerilimdeki rolü ne?
03:21Yazar bu sorunun cevabını ararken gözünü doğrudan Türkiye'deki NATO üslerine çeviriyor.
03:27İncirlik ve yumurtalığın, ABD ve İsrail'in bölgedeki gözü ve kulağı haline geldiğini iddia ediyor.
03:34Hatta çok daha spesifik bir iddia ortaya atıyor.
03:37Konya'daki üstten kalkan bir Amerikan uçağının İran'daki stratejik hedefleri belirlediğini söylüyor.
03:43Bu da ona göre Türkiye'nin en azından dolaylı bir rızası olduğu anlamına geliyor.
03:47Ama durun, dahası var, yazar denkleme bir de beklenmedik bir oyuncu daha ekliyor.
03:53İran-Türkiye sınırındaki PKK unsurlarının, ABD'nin potansiyel kara gücü olmak için teklifte bulunduğunu iddia ediyor.
04:00Bu tabii eğer doğruysa, bölgede ABD ile PKK arasında bir tür çıkar ortaklığı kurulduğu anlamına gelir yazarın bakış açısıyla.
04:08Peki, tüm bu olan biten nereye varacak?
04:11Yazar gelecekle ilgili nasıl bir tablo çiziyor?
04:14İşte şimdi de onun uyarılarına bakalım.
04:16Yazarın geleceğe dair çizdiği tablo, açıkçası pek de iç açıcı değil.
04:21Olası bir çatışmanın etkilerinin sadece bölgeyle sınırlı kalmayacağını söylüyor.
04:25Özellikle petrol ve doğalgaz sevkiyatının sekteye uyuramasıyla,
04:29faturanın önce Avrupa'ya, ardından da tüm dünya ekonomisine kesileceği uyarısını yapıyor.
04:34Yazar meselenin sadece küresel sonuçlarına değil, bir de ABD'nin kendi içindeki duruma dikkat çekiyor.
04:40Diyor ki, Amerikan halkının ezici bir çoğunluğu yaklaşık %79'u böyle bir savaşa karşı.
04:46Destek verenlerin oranı ise sadece %21, yani ortada ciddi bir kamuoyu muhalefeti var.
04:52Hatta yazar bu durumu tarihten bir örnekle ABD'nin o meşhur Vietnam deneyimiyle karşılaştırıyor.
04:58Ne vardı Vietnam'da? Kongronayı yoktu, halk desteği düşüktü ve sonu gelmeyen bir bataklığa dönüşmüştü.
05:05Yazara göre İran'daki durumda tıpkı böyle bir siyasi bataklık potansiyeli taşıyor.
05:10Tarih tekerrür mü ediyor sorusunu soruyor adeta.
05:13Yazarın eleştirel ve hatta alaycı tavrı ABD'nin operasyona verdiği isimde de kendini gösteriyor.
05:19Operasyonun adı destansı öfke.
05:22Yazar bunu tek kelimeyle komik bulduğunu söylüyor.
05:24Ve bu analizi yazarın Amerikan dış politikasına ve özgürlük anlayışına dair sorduğu o son, o oldukça kışkırtıcı soruyla bitiriyoruz.
05:33Diyor ki, özgürlüğü sadece kendi ülkesi için bir hak olarak gören ABD'den başka dünyada özgürlük düşmanı bir ülke var mıdır?
05:42İşte yazar bizi bu düşündürücü soruyla baş başa bırakıyor.
Yorumlar

Önerilen