00:00Herkese merhaba. Bugün Orta Doğu'daki dengeleri altüst ettiği iddia edilen oldukça çarpıcı bir teori masaya yatırıyoruz.
00:07Mehmet Özkendirci'nin Bob ve NATO makalesinden yola çıkarak Büyük Orta Doğu projesinin ne olduğunu ve iddiaların neler olduğunu birlikte
00:14inceleyeceğiz.
00:15Peki bu iddialı teoriyi nasıl ele alacağız? İşte yol haritamız.
00:19Önce Büyük Orta Doğu projesinin ne olduğuna bir bakacağız. Sonra yazarın bahsettiği istikrarsızlaştırma teorisini inceleyeceğiz.
00:26Güncel örnekler üzerinden gidip Türkiye'nin buradaki rolüyle ilgili iddialara ve tabi en sonunda da yazarın geleceğe dair uyarılarına odaklanacağız.
00:34Evet her şey yazarın analizinin tam kalbine yerleştirdiği o meşhur kavramla başlıyor.
00:38Büyük Orta Doğu projesi. Yani kısaca Bob.
00:42Peki tam olarak nedir bu Bob?
00:44Yazar, projenin fitilini ateşleyen isim olarak eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ı işaret ediyor.
00:51Tanımı ise gerçekten çok iddialı.
00:53Düşünün Kuzeybatı Afrika'dan ta Türkiye'ye kadar uzanan tam 22 ülkenin sınırlarının ABD'nin liderliğinde baştan aşağı değiştirilmesi planından bahsediyoruz.
01:04İyi ama böylesine devasa bir projenin nihai hedefi ne olabilir ki?
01:08Yazara göre cevap net.
01:10Bölgedeki büyük ülkeleri kendi tabiriyle küçük lokmalara bölmek,
01:15böylece hem daha kolay yönetilecekler hem de İsrail'in çıkarlarına hizmet edecek küçük devletçikler ortaya çıkacak.
01:22Peki bu devasa satranç tahtasında taşları kimler oynatıyor?
01:26Piyonlar kim? Şahlar kim?
01:28Gelin şimdi yazarın çizdiği o güç şiyerarşisine ve arkasındaki motivasyon iddialarına biraz daha yakından bakalım.
01:35Yazar burada oldukça net bir güç piramidi ortaya koyuyor.
01:38Diyor ki,
01:39En tepede yani projenin asıl mimarları olarak ABD'li Yahudi patronlar var.
01:45Onların isteğiyle sahaya inen uygulayıcı güçse bizzat ABD.
01:50Peki bu işten en karlı kim çıkıyor?
01:52Yazara göre İsrail.
01:54Ve tabi masanın diğer tarafında hedef tahtasında olan o 22 ülke var.
01:59Tamam teori bu.
02:00Peki yazar bu iddialarını neye dayandırıyor?
02:03İşte bu noktada dikkatimizi hepimizin yakından bildiği güncel olaylara çekiyor.
02:08Yazarın iddiası şu ki,
02:10Son yıllarda izlediğimiz hiçbir şey aslında tesadüf değil.
02:13Irak ve Suriye'de yaşananlar ona göre projenin birer adımı.
02:17Yani tabiri caizse yutulmuş lokmalar.
02:20Ve şimdi sırada yeni bir lokma var.
02:22İran.
02:23Tüm işaretler onu gösteriyor.
02:25Peki İran'daki süreç nasıl başladı?
02:27Yazara göre her şey tıpkı bir satranç oyunu gibi net bir açılış hamlesiyle başladı.
02:33Rejimin beyin takımını hedef alan ani ve şok edici bir saldırı.
02:37İşte bu saldırı ona göre projenin İran perdesinin resmen açılması demekti.
02:43Ve şimdi yazarın analizindeki belki de en hassas, en çok tartışma yaratacak bölüme geliyoruz.
02:49Peki tüm bu dev tabloda Türkiye tam olarak nerede duruyor?
02:52Yazar, Türkiye'nin rolüyle ilgili iddiasını güçlendirmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a atfedilen bir söze odaklanıyor ve ardından o kilit soruyu
03:01soruyor.
03:02Haberi olsaydı bu projenin eş başkanlarından biriyiz demezdi değil mi?
03:06Yani bu soruyla aslında Türkiye'nin projenin ne kadar içinde ya da ne kadar farkında olduğunu sorgulamış oluyor.
03:13Bu da bizi doğrudan şu temel soruya getiriyor.
03:16Yazarın sorduğu temel soruya.
03:17Peki Türkiye'nin İran'la olası bir gerilimdeki rolü ne?
03:21Yazar bu sorunun cevabını ararken gözünü doğrudan Türkiye'deki NATO üslerine çeviriyor.
03:27İncirlik ve yumurtalığın, ABD ve İsrail'in bölgedeki gözü ve kulağı haline geldiğini iddia ediyor.
03:34Hatta çok daha spesifik bir iddia ortaya atıyor.
03:37Konya'daki üstten kalkan bir Amerikan uçağının İran'daki stratejik hedefleri belirlediğini söylüyor.
03:43Bu da ona göre Türkiye'nin en azından dolaylı bir rızası olduğu anlamına geliyor.
03:47Ama durun, dahası var, yazar denkleme bir de beklenmedik bir oyuncu daha ekliyor.
03:53İran-Türkiye sınırındaki PKK unsurlarının, ABD'nin potansiyel kara gücü olmak için teklifte bulunduğunu iddia ediyor.
04:00Bu tabii eğer doğruysa, bölgede ABD ile PKK arasında bir tür çıkar ortaklığı kurulduğu anlamına gelir yazarın bakış açısıyla.
04:08Peki, tüm bu olan biten nereye varacak?
04:11Yazar gelecekle ilgili nasıl bir tablo çiziyor?
04:14İşte şimdi de onun uyarılarına bakalım.
04:16Yazarın geleceğe dair çizdiği tablo, açıkçası pek de iç açıcı değil.
04:21Olası bir çatışmanın etkilerinin sadece bölgeyle sınırlı kalmayacağını söylüyor.
04:25Özellikle petrol ve doğalgaz sevkiyatının sekteye uyuramasıyla,
04:29faturanın önce Avrupa'ya, ardından da tüm dünya ekonomisine kesileceği uyarısını yapıyor.
04:34Yazar meselenin sadece küresel sonuçlarına değil, bir de ABD'nin kendi içindeki duruma dikkat çekiyor.
04:40Diyor ki, Amerikan halkının ezici bir çoğunluğu yaklaşık %79'u böyle bir savaşa karşı.
04:46Destek verenlerin oranı ise sadece %21, yani ortada ciddi bir kamuoyu muhalefeti var.
04:52Hatta yazar bu durumu tarihten bir örnekle ABD'nin o meşhur Vietnam deneyimiyle karşılaştırıyor.
04:58Ne vardı Vietnam'da? Kongronayı yoktu, halk desteği düşüktü ve sonu gelmeyen bir bataklığa dönüşmüştü.
05:05Yazara göre İran'daki durumda tıpkı böyle bir siyasi bataklık potansiyeli taşıyor.
05:10Tarih tekerrür mü ediyor sorusunu soruyor adeta.
05:13Yazarın eleştirel ve hatta alaycı tavrı ABD'nin operasyona verdiği isimde de kendini gösteriyor.
05:19Operasyonun adı destansı öfke.
05:22Yazar bunu tek kelimeyle komik bulduğunu söylüyor.
05:24Ve bu analizi yazarın Amerikan dış politikasına ve özgürlük anlayışına dair sorduğu o son, o oldukça kışkırtıcı soruyla bitiriyoruz.
05:33Diyor ki, özgürlüğü sadece kendi ülkesi için bir hak olarak gören ABD'den başka dünyada özgürlük düşmanı bir ülke var mıdır?
05:42İşte yazar bizi bu düşündürücü soruyla baş başa bırakıyor.
Yorumlar