00:00Merhaba, bugün oldukça ilginç bir konuya doluyoruz.
00:02Çevre politikası bir vatan savunması olabilir mi?
00:06İşte inceleyeceğimiz argüman tam da bunu söylüyor.
00:09Yani diyor ki, vatanı korumak demek sadece sınırları korumak değil.
00:13Aynı zamanda iklimini, suyunu, toprağını, kısacası bütün doğal varlıklarını korumaktır.
00:18Gelin bu fikrin detaylarına hep birlikte bir bakalım.
00:21İşte her şey bu cümleyle başlıyor.
00:25Yazarın bütün argümanı aslında bu vatan tanımı üzerine kurulu.
00:29Diyor ki, vatan dediğimiz şey haritadaki o çizgilerden ibaret değil.
00:34İklimiyle, deniziyle, ormanıyla, yeraltı kaynaklarıyla yani her şeyle bir bütün.
00:40Bu tanım neden önemli?
00:42Çünkü bu bakış açısıyla çevre sorunları birdenbire birer ulusal güvenlik meselesine dönüşüyor.
00:48Bütün olayın kilit noktası burası.
00:50Peki, vatanı böyle geniş bir çerçevede tanımlayınca ilk olarak karşımızda ne çıkıyor?
00:56Cevap çok net, iklim politikası.
00:59Yazar, bu geniş vatan kavramını alıp günümüzün belki de en büyük tehditlerinden biri olan iklim değişikliğine bağlıyor.
01:06Burada yazar, Türkiye'nin coğrafi konumunu adeta bir madalyonun iki yüzü gibi anlatıyor.
01:11Bir tarafta müthiş bir avantajımız var.
01:14Yaşam ve tarım için harika koşullar sunan ılıman iklim kuşağındayız.
01:17Ama madalyonun diğer yüzü pek parlak değil.
01:20Çünkü iklim değişikliği en çok da tam bu kuşağa hedef alıyor ve beraberinde ciddi bir çölleşme riski getiriyor.
01:27İşte bu yüzden yazar için iklim değişikliği soyut, gelecekteki bir tehlike değil, vatan toprağına yönelmiş çok net, çok somut bir
01:35tehdit.
01:36Bu tehdide karşı yazarın önerisi de oldukça net ve proaktif bir dış politika.
01:41Diyor ki, sadece Paris İklim Anlaşması'nın getirdiği yükümlülükleri yerine getirmekle kalmayalım, daha da ileri gidelim,
01:48anlaşmaya imza atan diğer ülkelere hadi siz de sözlerinizi tutun diye baskı yapalım, hatta imzalamayanları da masaya oturtalım.
01:55Yani anlayacağınız bu öyle biz üstümüze düşeni yapalım, kenara çekilelim gibi pasif bir duruş değil, tam tersine oldukça iddialı, aktif
02:03bir iklim diplomasi çağrısı.
02:05Şimdi iklim gibi biraz daha soyut bir konudan vatanın elle tutulur, gözle görülür unsurlarına geçiyoruz.
02:12Neler bunlar?
02:13Ormanlarımız, toprağımız ve suyumuz.
02:16Yazara göre bu kaynakları korumak da tıpkı sınırları korumak gibi bir vatan savunması.
02:21Ormanlar konusunda yazarın üç adımlık net bir planı var.
02:25Birincisi, diyor ki, özel sektörü de işin içine katan yeni bir milli orman politikası oluşturalım.
02:31Hem mevcut ormanları koruyalım hem de yenilerini ekleyelim.
02:35İkincisi, yangınlarla mücadele gücümüzü arttıralım.
02:38Daha fazla uçak, daha fazla helikopter demek bu.
02:41Üçüncüsü ise belki de en kritik olanı, orman arazilerinin imara veya başka bir amaçla kullanımına kesin bir şekilde dur diyen
02:49yasal düzenlemeler yapalım.
02:51Yazarın bu konuyu ne kadar ciddiye aldığını görmek için önerdiği cezaya bakmak yeterli.
02:56Kasten orman yakanlar için teklifi çok net ve hiç affı yok.
03:00Müebbet hapis.
03:02Buradaki amaç belli ki caydırcılığı en tepeye çıkarmak.
03:05Dikkat çekilen bir başka hayati tehlike ise erozyon.
03:09Biliyorsunuz toprağın o en verimli üst katmanının rüzgarla, suyla kayıp gitmesi demek.
03:15Yazar diyor ki bu sadece bir tarım sorunu değil.
03:18Bu vatan toprağının gözümüzün önünde çölleşmesi demek.
03:21İşte bu yüzden ağaçlandırma gibi, doğru tarım teknikleri gibi önlemler, hadi çiftçilerimiz yapsın denilip geçilecek işler değil.
03:29Devletin bu işe bizzat el atması, süreci yönetmesi gerekiyor.
03:33Gelelim su kirliliğine.
03:34Bu konuda yazarın tavrı kesinlikle sıfır tolerans.
03:37Önerdiği plan dört adımda özetlenebilir ve adeta bir talimat gibi.
03:421. Denizleri, gölleri, nehirleri kirleten bütün fabrikaları tek tek tespit et.
03:462. Faaliyetlerini o an durdur.
03:493. Onlara tam teşekküllü arıtma testi kurmayı zorunlu kıl.
03:52Ve 4. Ancak ve ancak o tesis çalıştığı zaman üretime tekrar izin ver.
03:56Ve bu kuralın kamuymuş, özelmiş fark etmeden herkese uygulanması gerektiğini söylüyor.
04:00Aynen orman yangınlarında olduğu gibi su kirliliği içinde çok ağır cezalar var masada.
04:06Yazar, suları kasten ya da ihmalle kirletenler için en az 20 yıldan başlayan hapis cezaları istiyor.
04:12Bu kadar sert cezaların istenmesinin arkasındaki mantık aslında çok açık.
04:16Doğal kaynaklara zarar vermeyi, sıradan bir suç olarak değil, vatanın bütünlüğüne yapılmış bir saldırı olarak görmek.
04:23Peki, bugünü konuştuk.
04:25Şimdi de yazarın geleceğe dönük stratejik hamlelerine bakalım.
04:29Odakta iki konu var, su ve enerji.
04:31Çünkü yazara göre gelecekte gerçek egemenlik bu iki alandaki bağımsızlıktan geçiyor.
04:37Yazarın öngörüsü şu, geleceğin petrolü su olacak.
04:41Bu yüzden de bugünden önlem alınmalı.
04:44Mesela o tarlaları boydan boya su basan, salma sulama dediğimiz ve büyük israfa yol açan yöntemin tamamen yasaklanmasını istiyor.
04:52Onun yerine ne gelecek?
04:53Suyu doğrudan bitkinin köküne veren, çok daha verimli olan damla sulama.
04:58Hatta bunun zorunlu hale getirilmesini öneriyor.
05:01Ama bununla da kalmıyor, yarın çok geç olabilir diyerek,
05:04şimdiden deniz suyunu içme suyuna dönüştürecek tesislerin planlamasına başlanması gerektiğini söylüyor.
05:10Enerji meselesine gelince yazarın duruşu çok net.
05:13Güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları tabii ki önemli ve değerli.
05:17Ama tek başlarına gelecekteki devasa enerji ihtiyacımızı karşılamayı yetmeyecekler.
05:22Peki çözüm ne?
05:23Yazara göre çözüm, daha fazla nükleer santral inşa etmek.
05:27Türkiye'nin enerji bağımsızlığı için bunu kaçınılmaz bir adım olarak görüyor.
05:31Ama durun, yazar herhangi bir nükleer santral demiyor.
05:34Altını özellikle çizdiği bir element var, toryum.
05:38Peki neden uranyum değil de toryum?
05:40Sebepleri oldukça mantıklı.
05:42Toryumla çalışan reaktörler, uranyuma göre çok daha güvenli.
05:46Ürettikleri radyaktif atık çok daha az ve bu atıkların keylikesi binlerce yıl değil, yüzlerce yıl sürüyor.
05:52Ve belki de en önemlisi, toryumdan nükleer silah yapılamıyor.
05:56Bir de üzerine Türkiye'nin dünyanın en büyük toryum rezervlerinden birine sahip olduğunu ekleyince,
06:01resim tamamlanıyor.
06:02Bu hem enerji bağımsızlığı demek,
06:04hem de acaba nükleer silah mı yapacaklar endişelerini tamamen ortadan kaldıran müthiş bir stratejik hamle.
06:10Ve şimdi geldik, argümanın belki de en can alıcı, en radikal ve ekonomik boyutuna,
06:17ülkenin yeraltı zenginliklerinin millileştirilmesi.
06:20Yazara göre Türkiye'nin ekonomik problemlerinin kökünde çok temel bir hata yatıyor.
06:25Değerli madenlerimizi adeta toprak fiyatına, yani ham ol de, ucuza satıyoruz.
06:29Sonra o madenlerin işlendiği yüksek teknoloji ürünlerini çok pahalıya geri alıyoruz.
06:34Peki çözüm ne?
06:36Yazar Almanya ve Japonya gibi sanayi devlerini işaret ediyor.
06:39Onlar ne yapıyor?
06:40Kendi kaynaklarını ya da dışarıdan aldıkları ham maddeyi,
06:44kendi teknolojileriyle işleyip katma değeri çok yüksek ürünlere dönüştürüyorlar.
06:48İşte öneri bu.
06:49Madenlerimizi kendimiz işleyelim, teknolojiye yatırım yapalım ve dışarıya ham madde değil, bitmiş ürün satalım.
06:56Dış ticaret açılını kapatmanın, hatta fazlaya geçmenin yolu budur, diyor.
06:59Ve işte bütün bu argümanların bizi getirdiği nihai nokta son teklif bu.
07:05Yazar, petrol, doğalgaz ve tüm stratejik madenler gibi kaynakların
07:09yabancı şirketler tarafından işletilmesine son verilmesini söylüyor.
07:13Bu ruhsatlar iptal edilmeli ve tamamen Türk şirketlerine devredilmeli.
07:17Kısacası bu kaynaklar tam anlamıyla millileştirilmeli.
07:20Gördüğünüz gibi bu analizde çevre politikası, vatan savunması ve ekonomik bağımsızlık iç içe geçiyor.
07:27Ortaya oldukça güçlü ve tartışmaya açık bir argüman çıkıyor.
07:31Bu da bizi kapanışta temel bir soruyla baş başa bırakıyor.
07:34Bir ulus, kendi doğal kaynaklarını koruma ve ekonomik egemenliğini sağlama gibi meşru hedeflerini
07:40küresel dünyanın getirdiği işbirlikleri ve sorumluluklarla nasıl dengeleyebilir?
07:44İşte bu dengeyi bulabilmek, belki de 21. yüzyılda hepimizin karşı karşıya olduğu en büyük meydan okumalardan biri.
Yorumlar