Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 16 saat önce
Bu makale, Türkiye’de hızla tırmanan gıda enflasyonunun yalnızca ekonomik bir veri olmadığını, aksine toplumun gelecekteki insan kaynağını tehdit eden stratejik bir kriz olduğunu savunmaktadır. Yazar, yüksek maliyetler ve dışa bağımlılık gibi yapısal sorunların dar gelirli kesimlerin sağlığını bozarak çocuklarda gelişim geriliğine yol açtığına dikkat çekmektedir. Sorunun çözümü için ithalat odaklı anlayıştan vazgeçilip, üretim merkezli ve bilimsel temelli bir tarım politikasının benimsenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Köylerin yeniden canlandırılması, kooperatifleşmenin desteklenmesi ve su kaynaklarının korunması gibi adımların ulusal güvenlik meselesi olduğu ifade edilmektedir. Sonuç olarak gıda krizinin aşılmaması durumunda, Türkiye'nin gelecekte daha büyük toplumsal ve tıbbi maliyetlerle yüzleşmek zorunda kalacağı konusunda ciddi bir uyarı yapılmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Marketi, pazara gittiğimizde hepimiz o etiketlere bakıp ama bu nasıl olabilir diyoruz değil mi?
00:05İşte cebimizde hissettiğimiz o yüksek gıda fiyatları aslında çok daha büyük, çok daha derin bir sorunun sadece bize görünen yüzü.
00:14Bir nevi buzdağının ucu.
00:16Şimdi gelin rakamlara bir bakalım.
00:18Durumun ciddiyetini görmek için bu yeterli olacak.
00:21Bakın OECD ülkeleri yani gelişmiş ekonomilerde ortalama gıda enflasyonu %4'ün bile altında.
00:28Peki ya bizde?
00:30Bizde bu oran %30'lara dayanmış durumda.
00:33Yani aradaki uçurum neredeyse 10 kat.
00:35Bu bize ne anlatıyor biliyor musunuz?
00:37Bu sorunun gelip geçici bir şey olmadığını, köklerinin çok daha derinde yani yapısal olduğunu gösteriyor.
00:44İşte Prof. Dr. Harun Demirkaya'nın bu sözü meselenin özünü o kadar güzel anlatıyor ki,
00:49diyor ki bu sadece bir ekonomi rakamı değil.
00:52Bu toplumumuzu, sağlığımızı ve en önemlisi çocuklarımızın yani geleceğimizin insan kaynağını tehdit eden stratejik sorun.
01:00Yani olay cüzdanımızı çoktan aşmış, doğrudan geleceğimizi ipotek altına alıyor.
01:04Peki ama nasıl oldu da bu hale geldik?
01:07Yani bu fiyatlar neden böyle kontrolden çıktı?
01:10İşte şimdi o temel, o yapısal sebeplere ineceğiz.
01:13Bu işin tek bir suçlusu yok, onu baştan söyleyeyim.
01:16Bu adeta bir kusursuz fırtına gibi.
01:19Yıllar boyunca tarımın, balıkçılığın ihmal edilmesi bir yanda,
01:23çiftçinin kullandığı gübre, mazot, yem gibi girdilerin maliyetlerinin roket gibi fırlaması öbür yanda,
01:29en kritik konulardan biri de ne yazıkça bu girdilerde yurt dışına bağımlı olmamız,
01:33üstüne bir de yerli üreticiyi desteklemek yerine kolay yol olarak görülen ithalat baskısı eklenince,
01:39liste uzayıp gidiyor, verimsiz tedarik zincirleri, iklim değişikliği, suyun yanlış kullanılması,
01:44hepsi üst üste binmiş durumda.
01:46Bakın şu ifade durumu ne kadar net özetliyor.
01:50İthalat baskısı, üreticimizin başında demoklasin kılıcı gibi sallanmaktadır.
01:55Yani çiftçimiz her an tepesine inebilecek bir ithalat tehdidiyle yaşıyor.
02:00E böyle bir ortamda kim uzun vadeli plan yapabilir, kim yatırım yapmaya cesaret edebilir ki?
02:05Ve işte bu da meselenin en can alıcı, en sinir bozucu yanlarından biri.
02:11Çiftçi ürününü satıyor, eline geçen para maliyetini ya karşılıyor ya karşılamıyor.
02:15Ama biz markete bir gidiyoruz, aynı ürüne 3, 4 hatta 5 katı para ödüyoruz.
02:21Bir ki o aradaki devasa fark nereye gidiyor?
02:24İşte o verimsiz bol aracılı tedarik zincirine.
02:27Bu yüzden ne çiftçi kalanabiliyor ne de biz tüketici olarak mutlu olabiliyoruz.
02:31Şimdi, işin rengi burada değişiyor ve çok daha ciddi bir hal alıyor.
02:36Çünkü bu ekonomik sorun bir domino taşı gibi devrilip peşinden çok daha büyük bir krizi, bir insan krizini tetikliyor.
02:45Bu zincirleme reaksiyon nasıl işliyor biliyor musunuz?
02:48İlk domino taşı yüksek fiyatlar.
02:50İnsanlar, aileler mecburen daha ucuz ama besin değeri düşük gıdalara yöneliyor.
02:55Bu durum, ikinci domino taşını deviriyor, yaygın halk sağlığı sorunları başlıyor.
03:00E sağlıksız bir toplum ne demek?
03:02Üçüncü domino, insan kaynağımızın zayıflaması demek.
03:06Ve son, en büyük domino taşı da devriliyor, ulusal geleceğimiz tehdit altına giriyor.
03:11Bakın, ne kadar basit ve bir o kadar da korkunç bir zincir.
03:15Ve bu bahsettiğimiz şeyler soyut kavramlar değil, hayatın ta kendisi.
03:19Çocuklarımızda ne görüyoruz?
03:21Gelişim geriliği, öğrenme zorlukları, yani potansiyellerine ulaşamıyorlar.
03:26Yetişkinlere bakın, obezite, diabet, kalp hastalıkları patlamış durumda.
03:30Peki topluma ne oluyor?
03:32Sağlık sisteminin üzerine binen yük katlanıyor, yoksulluk bir kısır döngüye dönüşüyor ve sosyal gerilimler tırmanıyor.
03:38İşte ödediğimiz insani bedel tam olarak bu.
03:42Peki, tamam, tabloyu gördük, karamsar ama buradan çıkış yok mu?
03:46Bu kısır döngüyü kıracak bir yol, bir harita var mı elimizde?
03:50İşte herkesin aklındaki o soru.
03:53Çözümü yok mu?
03:55Cevap elbette var.
03:56Ama hemen söyleyeyim, öyle günü kurtaran yara bandı çözümlerle olacak iş değil bu.
04:01Madem sorun yapısal, o zaman çözümün de temellere inmesi uzun vadeli ve sağlam olması gerekiyor.
04:08İşte bu çözümün adı üretim odaklı model.
04:11Peki bu ne demek?
04:12Çok basit aslında, ithalata bel bağlamaktan vazgeçip, rotayı yeniden kendi çiftçimize, kendi toprağımıza, kendi denizlerimize çevirmek.
04:21Önceliği yerli tarıma, hayvancılığa ve balıkçılığa vererek kendi kendimize yetebilmeyi hedeflemek.
04:27Peki bu modelin yol haritasında neler var?
04:30Birincisi ve en önemlisi, yeniden kendi kendine yeten ülke hedefine kitlenmek.
04:34Çiftçinin beline büken mazot, gübre gibi maliyetleri düşürmek şart.
04:37Küçük üreticiyi tek başına devlerle boğuşmaya bırakmak yerine kooperatiflerle güçlendirmek.
04:42Köyleri yeniden canlandırıp o bitmek bilmeyen şehre göcü tersine çevirmek.
04:46Ve tabii o unutulmuş sözü yeniden hatırlamak.
04:49Çiftçiyi, milletin efendisi yapmak.
04:51Bunlar da yetmez.
04:52Teknolojiye, akıllı sulama sistemlerine yatırım yapmak, denizlerimizi koruyacak balıkçılık politikaları uygulamak.
04:58Ve belki de en önemlisi, okullarda çocuklarımıza sağlıklı, yerli güdalar sunmak.
05:03İşte bütüncül plan bu.
05:05Ve en sonunda bütün bu anlattıklarımız bizi tek bir kritik soruya, bir yol ayrımına getiriyor.
05:10Bir tercih yapmamız lazım.
05:12Tarla mı yoksa hastane mi?
05:14Bakın, seçimimiz bu kadar net aslında.
05:17Bugün yatırımımızı tarlaya, gübreye, çiftçiye mi yapacağız?
05:20Yoksa bu yatırımı yapmayıp, yarın çok daha fazlasını hastanelere, ilaçlara, sosyal yardımlara mı harcayacağız?
05:27Birincisi önlemek, ikincisi ise çok daha pahalıya gelen sonuçlarla uğraşmak, denek.
05:33Son olarak gelin şu sözle bitirelim.
05:35Çünkü sanırım her şeyi özetliyor.
05:38Yetersiz beslenen bir toplum sadece bugününü değil, yarınını da kaybeder.
05:43Tercih açıktır.
05:44İşte bu soru sadece yöneticilere sorulmuş bir soru değil.
05:48Bu hepimizin, her birimizin düşünmesi gereken bir soru.
05:52Çocuklarımız, torunlarımız için nasıl bir geleceğe yatırım yapmayı seçeceğiz?
05:57Bu karar, önümüzdeki nesillerin sağlığını, refahını, kısacası kaderini belirleyecek.
Yorumlar

Önerilen