00:00Merhaba, bu bölümde doğanın en güzel uyanış anlarından birini, yani Cemre'yi, insanlığın şu anki durumu için bir metafor olarak
00:08kullanacağız.
00:09Birlikte doğa ve insanlık arasındaki o derin zıtlığa ve belki de bir umut ihtimaline göz atalım.
00:16Her şey aslında bu kadar basit ama bir o kadar da güçlü bir vaatle başlıyor.
00:21Her kışın ardından mutlaka gelen, kaçınılmaz bir dirilişin habercisi.
00:26Peki kim bu müjdeci?
00:27İşte bu müjdecinin adı Cemre.
00:30Hani şu kışın o sertliğinden, o soğuğundan sonra önce havayı, sonra suyu ve en sonunda da toprağı ısıtan o gizemli
00:39sıcaklık var ya, bu doğanın yeniden doğuş döngüsünün o ilk adımı işte.
00:44Sürece bir bakın, ne kadar net, ne kadar sıralı değil mi?
00:48Önce hava ısınıyor, sonra o donmuş sular çözülüyor ve en sonunda toprak yepyeni bir hayata uyanıyor.
00:54Bu doğanın kusursuz ritmi.
00:57Kışın ardından gelen, hayatın o ilk nefesi adeta.
01:01Evet, Cemre dediğimiz şey aslında tam olarak bu.
01:05Doğanın en karanlık, en soğuk zamanların ardından bile yeniden başlayacağına dair bize verdiği bir söz.
01:12Bir umut simgesi.
01:14Ama işte tam da bu noktada hikayede keskin bir viraj alıyoruz.
01:18Doğa kendini yenilemeye, bahara hazırlanırken insanlık o ne yazık ki bambaşka bir hazırlık içinde.
01:24Sanki bizim kalplerimiz, ruhlarımız hala kış misiminde donup kalmış gibi.
01:29Bu karşılaştırma gerçekten de insanın içini acıtıyor.
01:33Baksanıza, bir yanda uyanan, ısınan toprak var, diğer yanda ise giderek soğuyan, buz tutan vicdanlar.
01:41Bahar'ın o sıcacık müjdesi yerine yeni savaşların soğukluğunu konuşuyoruz sürekli.
01:46Şöyle bir dünyanın gündemine baktığımızda karşımıza çıkan başlıklar ne yazık ki bunlar.
01:52Sürekli bir güç, strateji ve tehdit dili.
01:55Hayat ve yenilenme değil, güç ve hakimiyet konuşuluyor durmadan.
02:00Peki bu kullanılan kelimeler aslında neyi gizliyor?
02:04Siyasetin ve gücün dili çoğu zaman çatışmanın o acımasız, o kanlı gerçekliğini örten bir perdeden başka bir şey değil aslında.
02:12İşte o kelimeler.
02:14Hani hep duyduğumuz güvenlik, demokrasi, tehdit, strateji.
02:19Vietnam'da duyduk, Irak'ta duyduk, Afganistan'da duyduk.
02:22Tarih boyunca bu kelimeler hep kullanıldı ve ne yazık ki güvenlik ya da demokrasi adına atılan adımlar sonu gelmeyen trajedilere
02:30yol açtı.
02:31Bu kelimeler savaşın gerçek yüzünü gizlemek için birer kılıf oldu.
02:35Ama biliyor musunuz tüm bu büyük süslü püslü kelimelerin bir sınırı var, dayandığı bir yer var.
02:40Çünkü hiçbir stratejik açıklama, hiçbir jeopolitik gerekçe işte tam da bu noktada iflas ediyor.
02:48Bütün o karmaşık planlar, o büyük stratejiler, bir çocuğun hayatının son bulduğu o anın karşısında tamamen anlamsızlaşıyor.
02:57Ve yine aynı şekilde o soğuk hesaplarla dolu stratejilerin hiçbiri bir annenin yaşadığı o tarifsiz acıyı, o gözyaşını meşru kılamaz.
03:07İşte siyasetin dili tam burada susar.
03:10Peki bu durum bize neyi gösteriyor?
03:12Belki de asıl büyük yıkım bombaların açtığı çukurlar falan değil.
03:16Asıl yıkım insan ruhunda açılan yaralar.
03:19Yani merhamet duygumuzun yavaş yavaş erimesi, yok olması.
03:23Asıl felaket savaşın kendisinden çok bizim ona alışmamızda, kanıksamamızda başlıyor.
03:30Acıya, ölümlere, hatta çocukların ölümüne karşı kayıtsızlaştığımız o an,
03:35işte o an insanlığımızdan kocaman bir parçayı kaybettiğimiz andır.
03:40Nurettin Topçu'nun çok güzel bir sözü var, tam da bu durumu özetliyor aslında.
03:45Diyor ki, merhametin olmadığı yerde insan yoktur.
03:49Topçu'ya göre insanlık dediğimiz şey merhamet üzerine kuruludur.
03:53E, merhameti kaybettiğimizde aslında kendimizi kaybediyoruz.
03:57Peki, bütün bu karamsar tablonun içinde bir çıkış yolu yok mu?
04:01Olabilir mi?
04:02Tıpkı doğanın o cemreyi beklemesi gibi, belki de dünya, insanlığın kalbine düşecek bir cemreyi bekliyordur, ne dersiniz?
04:11İşte zihniyet değişimi dediğimiz şey tam olarak bu.
04:14Bir düşünün, merhamet o kalbe düştüğü an kelimeler bile değişir.
04:18Tehdit kelimesinin yerine güven alır, stratejinin yerine çözüm alır ve güç kelimesinin yerine sorumluluk alır.
04:25Şimdi, bu olduğunda savaşlar bir gecede biter mi?
04:29Hayır, belki bitmez ama ondan çok daha önemli bir şey olur.
04:33Savaşın bir norm haline gelmesi biter.
04:36Ölüme ve acıya alışmak, kanıksamak biter.
04:39İşte ancak o zaman insanlık gerçekten yeniden bir nefes alabilir.
04:43Ve bu bölümü hepimizin ama hepimizin üzerine düşünmesi gereken o can alıcı soruyla bitirelim.
04:50Bütün bu çatışma ve kayıtsızlık döngüsünün tam ortasında…
04:54Evet, asıl soru bu.
04:56Doğa kendi döngüsünü hiç şaşmadan tamamlarken, insanlığın kalbini ösetecek, o donmuş vicdanını uyandıracak ve ruhunu yeniden canlandıracak o cemre.
05:07Acaba ne zaman düşecek?
05:09Belki de bu sorunun cevabı her birimizin içinde saklıdır.
Yorumlar