Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 8 saat önce
Lütfullah Kaleli tarafından kaleme alınan bu metin, tarihsel bir ceza yöntemi olan kürek mahkûmluğunu modern dünyadaki bağımlı devlet yapılarını tarif etmek için bir metafor olarak kullanmaktadır. Yazar, sömürgeci güçlerin ve küresel siyonist odakların birçok ülkeyi terör, yoksulluk ve iç karışıklıklar yoluyla esaret altında tuttuğunu savunmaktadır. Güncel siyasi gelişmeler ışığında Kıbrıs meselesi ve uluslararası kuruluşların taraflı tutumları eleştirilirken, Türkiye üzerindeki dış baskılara dikkat çekilmektedir. Metinde, emperyalist emellere hizmet eden söylemlere karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulanmakta ve Türk devlet aklının bu tehditlere karşı kararlı bir duruş sergilediği ifade edilmektedir. Sonuç olarak, ulusal bütünlüğün korunması ve ideolojik farklılıkların devlet çıkarlarının önüne geçmemesi gerektiği yönünde güçlü bir çağrı yapılmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün masamızda Lütfullah Kaleli'nin kaleminden çıkan siyasi argümanları ve dili oldukça yoğun, tartışmalı bir fikir yazısı var.
00:10Amacımız burada yazarın haklı ya da haksız olduğuna karar vermek değil, kesinlikle.
00:14Bunun yerine yazarın o zihnindeki dünya modelini ve son derece çarpıcı bir tarihi metaforu günümüz olaylarına nasıl uyarladığını adım adım
00:22tarafsızca bir çözmek istiyoruz.
00:24O halde hemen konunun tam kalbine yazarın bizi yakalamak için kullandığı o temel soruya dalalım.
00:30Düşünün ki 16. yüzyıla ait o karanlık, fiziksel bir ceza yöntemi nasıl olur da 21. yüzyılın bu karmaşık ve çok
00:39boyutlu küresel jeopolitiğini açıklamak için kullanılabilir?
00:42Kaleli olayları tam olarak buradan, yüzyıllar öncesinin acımasız bir infaz yöntemi üzerinden okumaya başlıyor.
00:49Peki, yazarın kurduğu bu tarihsel metaforun tam olarak ne olduğuna, ne anlama geldiğine hızlıca bir bakalım.
00:57Yazar işe çok çarpıcı bir tarihsel tanımlamayla başlıyor, kürek mahkumları.
01:02Bilirsiniz, 16. yüzyılda o devasa gemilerin en alt, en rutubetli ve karanlık katmanlarında uygulanırdı bu.
01:09İnsanların aç, susuz, kelimenin tam anlamıyla fiziksel olarak tükenene kadar kürek çekmeye zorlandığı acımasız bir ceza.
01:16Öyle ki bu insanlar genellikle o insanlık dışı koşullara dayanamayıp, cezalarının bittiğini bile göremeden hayatlarını kaybediyorlardı.
01:25İşte işin ilginçleştiği, metnin vites büyüttüğü yer tam da burası.
01:30Yazar bu bireysel ve fiziksel cezayı alıp doğrudan günümüz dünya sahnesine oturtuyor.
01:35Diyor ki, son 200 yıldır görünüşte bağımsız olan bazı uluslar, sömürgeler ve kukla devletler aslında birer kürek mahkumuna dönüştü.
01:44Yani düşünün, o kalyonlarda zincirlenmiş insanların yerine artık küresel güçlerin gemisini yürütmek için sömürülen koskoca ülkeler almış durumda.
01:53Peki bu modern devletler ve emperyalizm denklemi metinde nasıl kuruluyor?
01:58Şimdi bu kürek mahkumlarının günümüzde kimler olduğuna bakalım.
02:02Yazar burada lafı hiç dolandırmıyor ve karşımıza çok net, spesifik bir liste çıkarıyor.
02:07Yunanistan, Sırbistan ve eski Yugoslavia ülkeleriyle başlıyor, oradan Orta Dolaya'ya geçiyoruz, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Ürdün.
02:15Yetmiyor, rotayı Afrika ve Kafkaslara çevirip, Fas, Tunus, Güney Afrika, Sudan ve Ermenistan'ı da bu listeye ekliyor.
02:23Kaleli'ye göre Avrupa'dan Afrika'ya uzanan bu ülkelerin hepsi o metaforik esaret döngüsüne çoktan hapsolmuş durumda.
02:30Hatta metinde bazılarının bu esaret gemisinden firar etmeye çalıştığı ama bir türlü başaramadığı da vurgulanıyor.
02:37Neden bu ülkeler peki?
02:38Metnin buradaki dili gerçekten çok sertleşiyor.
02:42Yazar, küresel siyanist güçler ve emperyalistler olarak adlandırdığı yapıların bu ulusları bilerek ve isteyerek terör, iç kargaşa ve yoksulluk batağında
02:51tuttuğunu iddia ediyor.
02:52Hatta daha da ileri gidip bu ülkelerin yerel yöneticilerini o büyük sürüyü hizada tutan birer çoban köpeği olarak nitelendiriyor.
03:00Yani yazara göre bu ülkelerdeki krizlerin hiçbiri tesadüf değil, hepsi ama hepsi mahkumları o küreğin başında tutmak için kusursuzca tasarlanmış
03:08kontrol mekanizmaları.
03:10Peki tüm bunların miladı ne?
03:12Yazara göre bu jeopolitik projenin başlangıcı tam 200 yıl öncesine dayanıyor.
03:18Evet, 200 yıl.
03:19Yani yazar bugünkü krizleri yeni, bağımsız olaylar olarak değerlendirmiyor.
03:24Bunları 200 yıl önce doğrudan Osmanlı İmparatorluğunu hedef alarak başlayan o asırlık planın bir parçası olarak okuyor.
03:32Bugün şahit olduklarımız da işte o küresel güçlerin yarım kalan işi tamamlama çabası.
03:37Şimdi bu devasal tarihi ve makro çerçeveyi alıp bugünün çok sıcak bir gündemine, Kıbrıs'a ve uluslararası kurumlara nasıl uyarladığına
03:45gelelim.
03:46Yazar, Kıbrıs meselesindeki güncel olayları tam bir cambaza bak oyunu, büyük bir dikkat dağıtma hilesi olarak tanımlıyor.
03:53Birleşmiş Milletleri, tarafsız bir kurum olarak değil, tamamen bu emperyalist çıkarlara hizmet eden bir ilüzyon makinesi olarak görüyor.
04:01Bu ilüzyonun karşısına koyduğu tek ve mutlak gerçeklikse, Türk Devleti'nin adadaki iki devletli çözüm konusundaki o tavizsiz katı duruşu.
04:09Metin, bu noktaları yaklaşmakta olan NATO zirvesiyle de doğrudan birbirine bağlıyor.
04:14Kıbrıs için masaya getirilen o tuhaf sıra dışı yeni teklifler var ya, yazar bunların asla normal bir diplomasi veya rastlantı
04:22olmadığını söylüyor.
04:23Bunların, Türkiye üzerinde bilinçli, önceden planlanmış ve son derece koordineli bir baskı kurma taktiği olduğunu öne sürüyor.
04:31İşte tam bu noktada Metin, o büyük duş politika analizinden çıkıp, iç basına yönelik son derece nokta atışı bir eleştiriye
04:38dönüşüyor.
04:39Burada yazarın o jeopolitik kaygılarının nasıl somut bir öfkeye dönüştüğünü net bir şekilde görüyoruz.
04:4528 Haziran akşamı yapılan belli bir televizyon yayınına odaklanıyor.
04:49Ekrana çıkan bir yorumcunun, Sırbistan ve Karadağ üzerinden devlete güya tavsiyeler verip,
04:55aslında devleti tamamen yanlış yönlendirdiğini söylüyor.
04:58Onu, bilerek ya da bilmeyerek, o demin bahsettiğimiz büyük emperyalist çarkın bir aparatı olmakla suçluyor.
05:04Ve işin can alıcı noktasına, yazarın o meşhur uyarısına geliyoruz.
05:09Devletimiz basın aracılığıyla yönetilmiyor, kararlar orada alınmıyor.
05:13Bu cümle, aslında medya üzerinden dış politika dizayn etmeye çalışanlara,
05:17kendinizi devletin karar merciyi sanmayın diyen çok açık ve sert bir kırmızı çizgi.
05:22Yorumcuları iyi niyetli olsalar dahi, farkında olmadan emperyalist ajandalara hizmet etmekle eleştiriyor.
05:28Tüm bu eleştirilerin ve makroanalizlerin ardından yazarın metni nasıl toparladığına, o kapanış bildirgesine bakalım.
05:36İlginçtir ki, çizilen onca karanlık tabloya ve devasa küresel tehditlere rağmen,
05:42yazar metni inanılmaz bir özgüven ve sükunet çağrısıyla bitiriyor.
05:46Herkesi, ideolojileri bir kenara bırakıp, Türk Devletleri Teşkilatı etrafında kenetlenmeye davet ediyor.
05:52Ve en önemlisi, karşısındaki o küresel yapılar ne kadar güçlü olursa olsun,
05:57Türkiye Cumhuriyeti'nin bu oyunları bozacak devlet aklına ve sarsılmaz bir güce fazlasıyla sahip olduğunu ilam ediyor.
06:04Şimdi bu oldukça yoğun ve zaman zaman kutuplaştırıcı argümanlardan şöyle bir adım geriye çekilelim.
06:11Sizce, kürek mahkumları gibi bu kadar sert ve katı tarihsel metaforlar,
06:15bugünün o hızla değişen karmaşık dünyasını anlamamızı gerçekten kolaylaştırıyor mu?
06:20Yoksa dünyayı sadece siyah ve beyazlara bölerek asıl o ince diplomatik detayları kaçırmamıza mı neden oluyor?
06:26Hangi tarafta olursanız olun, bugün birlikte incelediğimiz bu metin bize çok net bir şey söylüyor.
06:32Tarih sadece tozlu sayfalarda kalmıyor,
06:34bugünün hatta yarının siyasetini kurgulamak için hala elimizdeki en güçlü, en etkili silahlardan biri.
06:40Bugünkü incelememize katıldığınız için teşekkürler, bir sonraki analizde görüşmek üzere.
06:45Kendinize iyi bakın.
Yorumlar

Önerilen