00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün masamızda Lütfullah Kaleli'nin kaleminden çıkan siyasi argümanları ve dili oldukça yoğun, tartışmalı bir fikir yazısı var.
00:10Amacımız burada yazarın haklı ya da haksız olduğuna karar vermek değil, kesinlikle.
00:14Bunun yerine yazarın o zihnindeki dünya modelini ve son derece çarpıcı bir tarihi metaforu günümüz olaylarına nasıl uyarladığını adım adım
00:22tarafsızca bir çözmek istiyoruz.
00:24O halde hemen konunun tam kalbine yazarın bizi yakalamak için kullandığı o temel soruya dalalım.
00:30Düşünün ki 16. yüzyıla ait o karanlık, fiziksel bir ceza yöntemi nasıl olur da 21. yüzyılın bu karmaşık ve çok
00:39boyutlu küresel jeopolitiğini açıklamak için kullanılabilir?
00:42Kaleli olayları tam olarak buradan, yüzyıllar öncesinin acımasız bir infaz yöntemi üzerinden okumaya başlıyor.
00:49Peki, yazarın kurduğu bu tarihsel metaforun tam olarak ne olduğuna, ne anlama geldiğine hızlıca bir bakalım.
00:57Yazar işe çok çarpıcı bir tarihsel tanımlamayla başlıyor, kürek mahkumları.
01:02Bilirsiniz, 16. yüzyılda o devasa gemilerin en alt, en rutubetli ve karanlık katmanlarında uygulanırdı bu.
01:09İnsanların aç, susuz, kelimenin tam anlamıyla fiziksel olarak tükenene kadar kürek çekmeye zorlandığı acımasız bir ceza.
01:16Öyle ki bu insanlar genellikle o insanlık dışı koşullara dayanamayıp, cezalarının bittiğini bile göremeden hayatlarını kaybediyorlardı.
01:25İşte işin ilginçleştiği, metnin vites büyüttüğü yer tam da burası.
01:30Yazar bu bireysel ve fiziksel cezayı alıp doğrudan günümüz dünya sahnesine oturtuyor.
01:35Diyor ki, son 200 yıldır görünüşte bağımsız olan bazı uluslar, sömürgeler ve kukla devletler aslında birer kürek mahkumuna dönüştü.
01:44Yani düşünün, o kalyonlarda zincirlenmiş insanların yerine artık küresel güçlerin gemisini yürütmek için sömürülen koskoca ülkeler almış durumda.
01:53Peki bu modern devletler ve emperyalizm denklemi metinde nasıl kuruluyor?
01:58Şimdi bu kürek mahkumlarının günümüzde kimler olduğuna bakalım.
02:02Yazar burada lafı hiç dolandırmıyor ve karşımıza çok net, spesifik bir liste çıkarıyor.
02:07Yunanistan, Sırbistan ve eski Yugoslavia ülkeleriyle başlıyor, oradan Orta Dolaya'ya geçiyoruz, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Ürdün.
02:15Yetmiyor, rotayı Afrika ve Kafkaslara çevirip, Fas, Tunus, Güney Afrika, Sudan ve Ermenistan'ı da bu listeye ekliyor.
02:23Kaleli'ye göre Avrupa'dan Afrika'ya uzanan bu ülkelerin hepsi o metaforik esaret döngüsüne çoktan hapsolmuş durumda.
02:30Hatta metinde bazılarının bu esaret gemisinden firar etmeye çalıştığı ama bir türlü başaramadığı da vurgulanıyor.
02:37Neden bu ülkeler peki?
02:38Metnin buradaki dili gerçekten çok sertleşiyor.
02:42Yazar, küresel siyanist güçler ve emperyalistler olarak adlandırdığı yapıların bu ulusları bilerek ve isteyerek terör, iç kargaşa ve yoksulluk batağında
02:51tuttuğunu iddia ediyor.
02:52Hatta daha da ileri gidip bu ülkelerin yerel yöneticilerini o büyük sürüyü hizada tutan birer çoban köpeği olarak nitelendiriyor.
03:00Yani yazara göre bu ülkelerdeki krizlerin hiçbiri tesadüf değil, hepsi ama hepsi mahkumları o küreğin başında tutmak için kusursuzca tasarlanmış
03:08kontrol mekanizmaları.
03:10Peki tüm bunların miladı ne?
03:12Yazara göre bu jeopolitik projenin başlangıcı tam 200 yıl öncesine dayanıyor.
03:18Evet, 200 yıl.
03:19Yani yazar bugünkü krizleri yeni, bağımsız olaylar olarak değerlendirmiyor.
03:24Bunları 200 yıl önce doğrudan Osmanlı İmparatorluğunu hedef alarak başlayan o asırlık planın bir parçası olarak okuyor.
03:32Bugün şahit olduklarımız da işte o küresel güçlerin yarım kalan işi tamamlama çabası.
03:37Şimdi bu devasal tarihi ve makro çerçeveyi alıp bugünün çok sıcak bir gündemine, Kıbrıs'a ve uluslararası kurumlara nasıl uyarladığına
03:45gelelim.
03:46Yazar, Kıbrıs meselesindeki güncel olayları tam bir cambaza bak oyunu, büyük bir dikkat dağıtma hilesi olarak tanımlıyor.
03:53Birleşmiş Milletleri, tarafsız bir kurum olarak değil, tamamen bu emperyalist çıkarlara hizmet eden bir ilüzyon makinesi olarak görüyor.
04:01Bu ilüzyonun karşısına koyduğu tek ve mutlak gerçeklikse, Türk Devleti'nin adadaki iki devletli çözüm konusundaki o tavizsiz katı duruşu.
04:09Metin, bu noktaları yaklaşmakta olan NATO zirvesiyle de doğrudan birbirine bağlıyor.
04:14Kıbrıs için masaya getirilen o tuhaf sıra dışı yeni teklifler var ya, yazar bunların asla normal bir diplomasi veya rastlantı
04:22olmadığını söylüyor.
04:23Bunların, Türkiye üzerinde bilinçli, önceden planlanmış ve son derece koordineli bir baskı kurma taktiği olduğunu öne sürüyor.
04:31İşte tam bu noktada Metin, o büyük duş politika analizinden çıkıp, iç basına yönelik son derece nokta atışı bir eleştiriye
04:38dönüşüyor.
04:39Burada yazarın o jeopolitik kaygılarının nasıl somut bir öfkeye dönüştüğünü net bir şekilde görüyoruz.
04:4528 Haziran akşamı yapılan belli bir televizyon yayınına odaklanıyor.
04:49Ekrana çıkan bir yorumcunun, Sırbistan ve Karadağ üzerinden devlete güya tavsiyeler verip,
04:55aslında devleti tamamen yanlış yönlendirdiğini söylüyor.
04:58Onu, bilerek ya da bilmeyerek, o demin bahsettiğimiz büyük emperyalist çarkın bir aparatı olmakla suçluyor.
05:04Ve işin can alıcı noktasına, yazarın o meşhur uyarısına geliyoruz.
05:09Devletimiz basın aracılığıyla yönetilmiyor, kararlar orada alınmıyor.
05:13Bu cümle, aslında medya üzerinden dış politika dizayn etmeye çalışanlara,
05:17kendinizi devletin karar merciyi sanmayın diyen çok açık ve sert bir kırmızı çizgi.
05:22Yorumcuları iyi niyetli olsalar dahi, farkında olmadan emperyalist ajandalara hizmet etmekle eleştiriyor.
05:28Tüm bu eleştirilerin ve makroanalizlerin ardından yazarın metni nasıl toparladığına, o kapanış bildirgesine bakalım.
05:36İlginçtir ki, çizilen onca karanlık tabloya ve devasa küresel tehditlere rağmen,
05:42yazar metni inanılmaz bir özgüven ve sükunet çağrısıyla bitiriyor.
05:46Herkesi, ideolojileri bir kenara bırakıp, Türk Devletleri Teşkilatı etrafında kenetlenmeye davet ediyor.
05:52Ve en önemlisi, karşısındaki o küresel yapılar ne kadar güçlü olursa olsun,
05:57Türkiye Cumhuriyeti'nin bu oyunları bozacak devlet aklına ve sarsılmaz bir güce fazlasıyla sahip olduğunu ilam ediyor.
06:04Şimdi bu oldukça yoğun ve zaman zaman kutuplaştırıcı argümanlardan şöyle bir adım geriye çekilelim.
06:11Sizce, kürek mahkumları gibi bu kadar sert ve katı tarihsel metaforlar,
06:15bugünün o hızla değişen karmaşık dünyasını anlamamızı gerçekten kolaylaştırıyor mu?
06:20Yoksa dünyayı sadece siyah ve beyazlara bölerek asıl o ince diplomatik detayları kaçırmamıza mı neden oluyor?
06:26Hangi tarafta olursanız olun, bugün birlikte incelediğimiz bu metin bize çok net bir şey söylüyor.
06:32Tarih sadece tozlu sayfalarda kalmıyor,
06:34bugünün hatta yarının siyasetini kurgulamak için hala elimizdeki en güçlü, en etkili silahlardan biri.
06:40Bugünkü incelememize katıldığınız için teşekkürler, bir sonraki analizde görüşmek üzere.
06:45Kendinize iyi bakın.
Yorumlar