00:00Cehalet, mutluluk mudur yoksa bir toplumu yavaş yavaş bitiren bir zehir mi?
00:06Bugün Nazım Peker'in tam da bu kışkırtıcı soruyu merkezine alan ve cehaletin o pek de görünmeyen tehlikelerini masaya yatıran
00:15makalesinin derinine iniyoruz.
00:17Yazar daha ilk cümleden bizi adeta bir tokat atıyor.
00:20Cahil olmak kadar güzel bir şey yok.
00:22Şimdi bu sarsıcı başlangıç aslında bizi şöyle bir sarsıp konfor olanımızdan çıkarmak için tasarlanmış.
00:28Yani yazar cehaletin gerçekte ne anlama geldiğini bize yeniden sorgulatmak istiyor.
00:33Ve sonra tabi tırnak içinde cehaletin avantajlarını sıralıyor.
00:38Düşünsenize her şeyi biliyorsunuz hiçbir şeyi öğrenmeye, araştırmaya falan gerek yok.
00:44Sizin inandığınız her şey mutlak doğru.
00:47Yazar bu alaycılıkla aslında bir zihin yapısının resmini çiziyor.
00:51Rahat, evet ama bir o kadar da tehlikeli bir dünya bu.
00:55Peki kimdir bu her şeyi bilen cahil?
00:58Gelin yazarın çizdiği bu portreye biraz daha yakından bakalım.
01:02Yazarın altını çizdiği en önemli nokta da tam olarak bu.
01:05Bu hani aa bilmiyordum saflığı değil.
01:08Hayır bu gerçeğe karşı bilinçli hatta neredeyse düşmanca bir direniş.
01:14Kendi bildiğiyle çelişen her türlü kanıt onun için sadece bir gürültü.
01:18İşte bu karşılaştırma aslında her şeyi özetliyor.
01:22Bir yanda kendi inançlarının o rahat baloncuğuna sığınan, çelişkili gerçekleri duymak bile istemeyen bir zihniyet var.
01:29Diğer yandaysa her zaman öğrenecek daha çok şey olduğunu bilen, kanıt arayan ve rahatsız edici de olsa gerçeklerle yüzleşmekten çekinmeyen
01:37bilge bir yaklaşım.
01:38Gerçekten de iki ayrı dünya, iki ayrı gelecek.
01:42Peki tamam bu bireysel bir sorun diyelim ama acaba öyle mi kalıyor?
01:46Yazar bunun bir domino taşı etkisiyle nasıl bütün bir toplumu hasta ettiğini gözler önüne seriyor.
01:51Peker, Çehov'un bu sözünü hatırlatarak acı bir gerçeği vurguluyor.
01:56Cehalet, bir kez yayılmaya başladığında akıl ve mantık bir anda kendini sayısal olarak ezici bir azınlığın içinde buluveriyor.
02:04Düşünün, oran bire bin.
02:06Bu, aklın sesinin o devasa gürültünün içinde nasıl boğulduğunun sanki matematiksel bir kanıtı gibi.
02:12Yazarım verdiği örnek eminim hepimize çok tanıdık gelecek.
02:15Hiçbir derinliği olmayan, anlamsız bir şarkı bir anda milyonların diline dolanıyor, günlerce gündemi meşgul ediyor.
02:23Peki ya ülkenin asıl o can alıcı sorunları?
02:26Onlar sessizce görmezden geliniyor.
02:28İşte bu önceliklerin nasıl tepetaklak olduğunun en net fotoğrafı.
02:32Ve işte yazarın teşhisi, bunlar yavaş yavaş çürüyen bir toplumun belirtileri.
02:38Tartışmalar önemsizleşiyor, her şey sığ ve yüzeysel hale geliyor.
02:42Sıradanlık alkışlanıyor.
02:43Ve tüm bunlar en sonunda toplumsal yozlaşmayı besleyen bir zemin hazırlıyor.
02:48İşte tüm bu toplumsal tablo bizi yazarın belki de en can alıcı, en endişe verici argümanına getiriyor.
02:55Peki bu cehalet yönetime sızdığında ne olur?
03:00Yazar az önce bahsettiğimiz o kültürel çürümeyi alıp doğrudan siyasi bir krize bağlıyor.
03:05Ve ortaya o devasa soruyu atıyor.
03:07Demokrasi.
03:08Yani halkın kendi kendini yönetmesi.
03:10Peki ya halk cahilse?
03:11O zaman bu sistem nasıl işleyecek?
03:14Cevap aslında çok basit ve bir o kadar da ürkütücü.
03:17Çünkü kaderinize karar verecek olanlar o cahil çoğunluk oluyor.
03:22Yani demokrasinin o en temel ilkesi, hani çoğunluğun dediği olur prensibi var ya,
03:27işte o cahil bir toplumda sistemin kendi kendini yok eden bir silaha dönüşüyor.
03:32Sizin kaderinizi araştırmayan, sorgulamayan bir çoğunluk belirliyor.
03:36Peki bu kadar karanlık bir tablo çizdikten sonra her şey bitti mi?
03:41Neyse ki yazar karamsarlığa kapılmıyor ve bize bir de çıkış yalı öneriyor.
03:46Yazarın çözümü çok net.
03:49Diyor ki, mevcut durumu düzeltmeye çalışmak, yetişkinleri ikna etmeye çalışmak boşuna bir çaba.
03:55Tek bir yol var.
03:56Her şeye sıfırdan başlamak.
03:58Yani geleceğe yatırım yapmak.
04:00Gençlere araştırmayı, soru sormayı, eleştirel düşünmeyi öğretmek.
04:05Aslında bu bir, bugünü kurtarma planı değil, geleceği inşa etme projesi.
04:09Ama yazar makaleyi bitirirken hepimizin aklında dönüp duracak o son ve kışkırtıcı soruyu da ortaya atıyor.
04:17Ve yazarın son uyarısı, son sözü bu oluyor.
04:20Eğer o bahsettiğimiz aydınlanma yolu seçilmezse, sonuç belli, kaderimiz cahiller tarafından yönetilmek olur.
04:27İşte bu, hepimizin bu kayıtsızlığın bedeli üzerine düşünmesi gereken belki de en ağır cümle.
Yorumlar