Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 18 saat önce
Nazım Peker’in bu yazısı, toplumun içine düştüğü cehalet sarmalını ve bu durumun yıkıcı sosyal sonuçlarını ele almaktadır. Yazar, cahil bireylerin öğrenmeye kapalı ve her şeyi bildiğini iddia eden tutumunun, nitelikli düşüncenin yerini sığ tartışmaların almasına neden olduğunu savunur. Toplumun gerçeklerle yüzleşmek yerine yüzeysel eğlencelere yönelmesi, liyakatsiz bir yönetim anlayışını ve başarısızlığı beraberinde getirir. Metne göre demokrasinin sağlıklı işlemesi, aklı hür ve sorgulayan genç nesillerin yetiştirilmesiyle mümkündür. Bilimsel düşünce yerine hurafelerin ve bağnazlığın tercih edilmesi, bir milletin karanlığa mahkûm olmasına yol açan en büyük tehlikedir. Nihayetinde kurtuluşun anahtarı, toplumu akılcı ve çağdaş bir eğitimle yeniden inşa etmekten geçmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Cehalet, mutluluk mudur yoksa bir toplumu yavaş yavaş bitiren bir zehir mi?
00:06Bugün Nazım Peker'in tam da bu kışkırtıcı soruyu merkezine alan ve cehaletin o pek de görünmeyen tehlikelerini masaya yatıran
00:15makalesinin derinine iniyoruz.
00:17Yazar daha ilk cümleden bizi adeta bir tokat atıyor.
00:20Cahil olmak kadar güzel bir şey yok.
00:22Şimdi bu sarsıcı başlangıç aslında bizi şöyle bir sarsıp konfor olanımızdan çıkarmak için tasarlanmış.
00:28Yani yazar cehaletin gerçekte ne anlama geldiğini bize yeniden sorgulatmak istiyor.
00:33Ve sonra tabi tırnak içinde cehaletin avantajlarını sıralıyor.
00:38Düşünsenize her şeyi biliyorsunuz hiçbir şeyi öğrenmeye, araştırmaya falan gerek yok.
00:44Sizin inandığınız her şey mutlak doğru.
00:47Yazar bu alaycılıkla aslında bir zihin yapısının resmini çiziyor.
00:51Rahat, evet ama bir o kadar da tehlikeli bir dünya bu.
00:55Peki kimdir bu her şeyi bilen cahil?
00:58Gelin yazarın çizdiği bu portreye biraz daha yakından bakalım.
01:02Yazarın altını çizdiği en önemli nokta da tam olarak bu.
01:05Bu hani aa bilmiyordum saflığı değil.
01:08Hayır bu gerçeğe karşı bilinçli hatta neredeyse düşmanca bir direniş.
01:14Kendi bildiğiyle çelişen her türlü kanıt onun için sadece bir gürültü.
01:18İşte bu karşılaştırma aslında her şeyi özetliyor.
01:22Bir yanda kendi inançlarının o rahat baloncuğuna sığınan, çelişkili gerçekleri duymak bile istemeyen bir zihniyet var.
01:29Diğer yandaysa her zaman öğrenecek daha çok şey olduğunu bilen, kanıt arayan ve rahatsız edici de olsa gerçeklerle yüzleşmekten çekinmeyen
01:37bilge bir yaklaşım.
01:38Gerçekten de iki ayrı dünya, iki ayrı gelecek.
01:42Peki tamam bu bireysel bir sorun diyelim ama acaba öyle mi kalıyor?
01:46Yazar bunun bir domino taşı etkisiyle nasıl bütün bir toplumu hasta ettiğini gözler önüne seriyor.
01:51Peker, Çehov'un bu sözünü hatırlatarak acı bir gerçeği vurguluyor.
01:56Cehalet, bir kez yayılmaya başladığında akıl ve mantık bir anda kendini sayısal olarak ezici bir azınlığın içinde buluveriyor.
02:04Düşünün, oran bire bin.
02:06Bu, aklın sesinin o devasa gürültünün içinde nasıl boğulduğunun sanki matematiksel bir kanıtı gibi.
02:12Yazarım verdiği örnek eminim hepimize çok tanıdık gelecek.
02:15Hiçbir derinliği olmayan, anlamsız bir şarkı bir anda milyonların diline dolanıyor, günlerce gündemi meşgul ediyor.
02:23Peki ya ülkenin asıl o can alıcı sorunları?
02:26Onlar sessizce görmezden geliniyor.
02:28İşte bu önceliklerin nasıl tepetaklak olduğunun en net fotoğrafı.
02:32Ve işte yazarın teşhisi, bunlar yavaş yavaş çürüyen bir toplumun belirtileri.
02:38Tartışmalar önemsizleşiyor, her şey sığ ve yüzeysel hale geliyor.
02:42Sıradanlık alkışlanıyor.
02:43Ve tüm bunlar en sonunda toplumsal yozlaşmayı besleyen bir zemin hazırlıyor.
02:48İşte tüm bu toplumsal tablo bizi yazarın belki de en can alıcı, en endişe verici argümanına getiriyor.
02:55Peki bu cehalet yönetime sızdığında ne olur?
03:00Yazar az önce bahsettiğimiz o kültürel çürümeyi alıp doğrudan siyasi bir krize bağlıyor.
03:05Ve ortaya o devasa soruyu atıyor.
03:07Demokrasi.
03:08Yani halkın kendi kendini yönetmesi.
03:10Peki ya halk cahilse?
03:11O zaman bu sistem nasıl işleyecek?
03:14Cevap aslında çok basit ve bir o kadar da ürkütücü.
03:17Çünkü kaderinize karar verecek olanlar o cahil çoğunluk oluyor.
03:22Yani demokrasinin o en temel ilkesi, hani çoğunluğun dediği olur prensibi var ya,
03:27işte o cahil bir toplumda sistemin kendi kendini yok eden bir silaha dönüşüyor.
03:32Sizin kaderinizi araştırmayan, sorgulamayan bir çoğunluk belirliyor.
03:36Peki bu kadar karanlık bir tablo çizdikten sonra her şey bitti mi?
03:41Neyse ki yazar karamsarlığa kapılmıyor ve bize bir de çıkış yalı öneriyor.
03:46Yazarın çözümü çok net.
03:49Diyor ki, mevcut durumu düzeltmeye çalışmak, yetişkinleri ikna etmeye çalışmak boşuna bir çaba.
03:55Tek bir yol var.
03:56Her şeye sıfırdan başlamak.
03:58Yani geleceğe yatırım yapmak.
04:00Gençlere araştırmayı, soru sormayı, eleştirel düşünmeyi öğretmek.
04:05Aslında bu bir, bugünü kurtarma planı değil, geleceği inşa etme projesi.
04:09Ama yazar makaleyi bitirirken hepimizin aklında dönüp duracak o son ve kışkırtıcı soruyu da ortaya atıyor.
04:17Ve yazarın son uyarısı, son sözü bu oluyor.
04:20Eğer o bahsettiğimiz aydınlanma yolu seçilmezse, sonuç belli, kaderimiz cahiller tarafından yönetilmek olur.
04:27İşte bu, hepimizin bu kayıtsızlığın bedeli üzerine düşünmesi gereken belki de en ağır cümle.
Yorumlar

Önerilen