Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Modern iş dünyasında "Kurumsal Vampirizm", çalışan emeğini ve onurunu "aidiyet" maskesiyle tüketen bir sistemdir. İnsan Kaynakları, artık insanı anlamak yerine itaati ve sessizliği yöneten bir "İnsan ve Kültür" mekanizmasına dönüşmüştür. İnsanı yalnızca bir maliyet hücresi olarak gören bu anlayış; şeffaflık ve kapsayıcılık gibi kavramları gerçek sorunları örtmek için sloganlaştırmaktadır. Sahte ödüllerle beslenen bu yapı, liyakat yerine sadakati ödüllendirerek vicdanlı profesyonelleri dışlamaktadır. Sonuç olarak, insanı sadece bir "kaynak" gören sistemler içten çürümeye mahkûmdur.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Modern iş dünyasının o parlak plazalarında farkında olmadan yavaş yavaş tüketildiğinizi hiç hissettiniz mi?
00:05İşte bugün kaynağımızın kurumsal vampirizm adını verdiği tam da bu hissi anlatan çok çarpıcı bir metaforu mercek altına alacağız.
00:13Peki bu vampir neyin peşinde? Gelin hep birlikte bakalım.
00:16Her şey bu iddialı ve neredeyse sinematik cümleyle başlıyor aslında.
00:21Ama bu öyle bildiğimiz türden bir hayalet değil.
00:23Bu, floresan ışıkları altında beslenen, toplantı odalarında ortaya çıkan ve gücünü plazalarını uzun koridorlarından alan çok daha modern bir hayalet.
00:34Peki bu modern vampir tam olarak nasıl çalışıyor?
00:37Karşılaştırma aslında çok net.
00:39Hani bildiğimiz klasik vampir kanla beslenir ya, kurumsal olanı ise çok daha değerli bir şeyin peşinde.
00:45Ruhumuzun, onurumuzun ve sabrımızın.
00:48Ve işin en tehlikeli yanı ne biliyor musunuz?
00:51Bunu yaparken aidiyet gibi sıcak, pozitif bir kavramın arkasına saklanıyor.
00:56Kaynağımıza göre bu sistemin bir kalbi, bir merkezi var ve bu merkez aslında oldukça şaşırtıcı bir yerden çıkıyor.
01:04Eskiden yalnızca idari işlerle ilgilenen bir departman, şimdi bu vampirizmin en görünür yüzü haline gelmiş durumda.
01:11Evet, insan kaynaklarından ya da şimdiki popüler adıyla insan ve kültür birimlerinden bahsediyoruz.
01:18Peki ama nasıl oldu bu?
01:19Bu evrim, diyor yazar, üç adımda gerçekleşti.
01:23Önce, İK sadece bir personel birimiydi, evrak işleri, bordro, sonra insanı yönetilecek bir sermaye olarak görmeye başladı.
01:32Ve bugün, yazarın tanımıyla uyumu ve sessizliği yöneterek kurumsal vampirizmin en işlevsel operatörüne dönüştü.
01:39İşte bu dönüşüm, beraberinde trajikomik bir durumu da getiriyor.
01:42Gerçek hayata, üretime hiç dokunmamış, cephanesi yalnızca kurumsal jargondan ibaret olan profesyonellerin, on yılların tecrübesine sahip uzmanları, performans yönetimi adı altında hizaya sokmaya çalışması.
01:55Yazar bu absürtlüğe, entelektüel sefalet diyor.
01:59Peki, bu vampir kurbanlarını nasıl bu kadar kolay etkisiz hale getiriyor?
02:02En keskin silahıyla, kulağa harika gelen ama içi tamamen boşaltılmış olan o sihirli kelimelerle, yani aldatmacanın diliyle.
02:12Bu kelimeler size de tanıdık geldi mi?
02:15Çeviklik, sinerji, psikolojik güvenlik, hani hepimizin sunumlarda gördüğü, ofis duvarlarında okuduğu bu kavramlar var ya,
02:23kaynağa göre bunlar artık birer anlama değil, o anlamın yokluğunu gizleyen birer perdeye dönüşmüş durumda.
02:29Yazarın tespiti acımasız ama bir o kadar da net.
02:34Bu kavramlar, gerçek bir bağın, gerçek bir samimiyetin yerini doldurmak için kullanılıyor.
02:40Ortada hakiki bir ilişki olmadığında sunumlar, içtenlik olmadığında ise sloganlar üretiliyor.
02:47Adeta bir kavram enflasyonu yaşıyoruz.
02:50İşte bu tablo, sözler ve gerçekler arasındaki o devasa uçurumu belki de en iyi anlatan şey.
02:57Bir yanda psikolojik güvenlik vaat edilirken, diğer yanda en ufak bir eleştirinin bile cezalandırılması,
03:04duvarlarda kapsayıcılık posterleri asılırken, işe alımların sadakat ağlarıyla yapılması
03:09veya şeffaflık nutukları atılırken en temel bilgilerin bile birer devlet sırrı gibi saklanması.
03:16Yazar diyor ki, bu basit bir ikiyüzlülük değil, bu, gerçeğin dil aracılığıyla sistematik olarak boğulmasıdır.
03:22Aldatmacanın yarattığı bu illüzyonun bir sonraki katmanına geçelim.
03:28Yani kurumsal ikiyüzlülüğün zirve yaptığı o alana, şirketlerin satın aldığı o parlak, insan odatlı maskelere, yani ödüllere.
03:37Peki bu en iyi işveren ödülleri nasıl kazanılıyor dersiniz?
03:41Kaynağa göre süreç bir başarı hikayesinden çok bir ticari işleme benziyor.
03:45Önce katılım ücreti ödeniyor, sonra ödülü veren firmadan sürece hazırlanmak için danışmanlık alınıyor ve son adımda çalışanlara anketleri doğru doldurmaları gerektiği nazikçe hatırlatılıyor.
03:57Ve işte tüm bu süreci, tüm bu tiyatroyu özetleyen o an, asansörde kendi ekibiyle göz göze gelmekten bile kaçınan bir yöneticinin sahnede gururla yılın insan odaklı lideri ödülünü kaldırması.
04:10Bu bir çelişki değil, yazarın deyimiyle kurumsal kara mizahın ta kendisi.
04:15Peki bu sistemin en ağır bedeli, en acı sonucu ne oluyor?
04:19Sistem dürüstlüğü, liyakati ya da etik duruşu değil, uyumu, sadakati ve itaatkar zekayı ödüllendiriyor.
04:26Sonuç olarak ne oluyor?
04:28Kurumu ayna tutabilecek, kral çıplak diyebilecek en değerli profesyonellerini bir bir tüketip sistemin dışına itiyor.
04:34Artık son bölüme, yani teşhise geldik.
04:37Ama bu umutsuz bir şikayet değil, tam tersi.
04:41Bu sistemin nasıl işlediğini anlamak ve zayıf noktalarını görmek için stratejik bir farkındalık çağrısı.
04:47Ve işte o stratejik farkındalığın belki de en kilit noktası.
04:51Kaynağa göre modern İK'nın gerçek işlevi artık insanı anlamak veya korumak değil.
04:56Asıl işlevi, kurumun imajını parlatmak, rahatsız edici kararları meşrulaştırmak ve patlak veren krizleri ustalıkla örtbas etmek.
05:04Ve yazar, tüm bu analizi nihai bir felsefi hükümle bağlıyor.
05:09Adında bile insanı bir meta, bir kaynak olarak kodlayan her sistem, dışarıdan ne kadar parlak ve başarılı görünürse görünsün, eninde sonunda kendi içinden çürümeye mahkumdur.
05:18Bu noktada analiz, aynayı bir anda hepimize çeviriyor ve o kritik soruyu soruyor.
05:25Bu vampirizmi besleyenler sadece yöneticiler mi?
05:28Sadece İK departmanları mı?
05:30Yoksa bu düzenin sessizce devam etmesine izin veren herkes mi?
05:34Ve işte bu analizden belki de almamız gereken en güçlü ders, mesele sadece kral çıplak diyebilmek değil, asıl stratejik hamle, o hayali kıyafetleri diken terzileri, yani sistemi bu şekilde tasarlayanları ve belki de daha önemlisi, kralın çıplak olduğunu gördüğü halde onu alkışlayan ya da sessiz kalan kalabalığı da işaret edebilmektir.
05:55Çünkü ancak bu bütüncül farkındalık değişim için ilk adım atmamızı sağlayabilir.
Yorumlar

Önerilen