00:00Modern iş dünyasının o parlak plazalarında farkında olmadan yavaş yavaş tüketildiğinizi hiç hissettiniz mi?
00:05İşte bugün kaynağımızın kurumsal vampirizm adını verdiği tam da bu hissi anlatan çok çarpıcı bir metaforu mercek altına alacağız.
00:13Peki bu vampir neyin peşinde? Gelin hep birlikte bakalım.
00:16Her şey bu iddialı ve neredeyse sinematik cümleyle başlıyor aslında.
00:21Ama bu öyle bildiğimiz türden bir hayalet değil.
00:23Bu, floresan ışıkları altında beslenen, toplantı odalarında ortaya çıkan ve gücünü plazalarını uzun koridorlarından alan çok daha modern bir hayalet.
00:34Peki bu modern vampir tam olarak nasıl çalışıyor?
00:37Karşılaştırma aslında çok net.
00:39Hani bildiğimiz klasik vampir kanla beslenir ya, kurumsal olanı ise çok daha değerli bir şeyin peşinde.
00:45Ruhumuzun, onurumuzun ve sabrımızın.
00:48Ve işin en tehlikeli yanı ne biliyor musunuz?
00:51Bunu yaparken aidiyet gibi sıcak, pozitif bir kavramın arkasına saklanıyor.
00:56Kaynağımıza göre bu sistemin bir kalbi, bir merkezi var ve bu merkez aslında oldukça şaşırtıcı bir yerden çıkıyor.
01:04Eskiden yalnızca idari işlerle ilgilenen bir departman, şimdi bu vampirizmin en görünür yüzü haline gelmiş durumda.
01:11Evet, insan kaynaklarından ya da şimdiki popüler adıyla insan ve kültür birimlerinden bahsediyoruz.
01:18Peki ama nasıl oldu bu?
01:19Bu evrim, diyor yazar, üç adımda gerçekleşti.
01:23Önce, İK sadece bir personel birimiydi, evrak işleri, bordro, sonra insanı yönetilecek bir sermaye olarak görmeye başladı.
01:32Ve bugün, yazarın tanımıyla uyumu ve sessizliği yöneterek kurumsal vampirizmin en işlevsel operatörüne dönüştü.
01:39İşte bu dönüşüm, beraberinde trajikomik bir durumu da getiriyor.
01:42Gerçek hayata, üretime hiç dokunmamış, cephanesi yalnızca kurumsal jargondan ibaret olan profesyonellerin, on yılların tecrübesine sahip uzmanları, performans yönetimi adı altında hizaya sokmaya çalışması.
01:55Yazar bu absürtlüğe, entelektüel sefalet diyor.
01:59Peki, bu vampir kurbanlarını nasıl bu kadar kolay etkisiz hale getiriyor?
02:02En keskin silahıyla, kulağa harika gelen ama içi tamamen boşaltılmış olan o sihirli kelimelerle, yani aldatmacanın diliyle.
02:12Bu kelimeler size de tanıdık geldi mi?
02:15Çeviklik, sinerji, psikolojik güvenlik, hani hepimizin sunumlarda gördüğü, ofis duvarlarında okuduğu bu kavramlar var ya,
02:23kaynağa göre bunlar artık birer anlama değil, o anlamın yokluğunu gizleyen birer perdeye dönüşmüş durumda.
02:29Yazarın tespiti acımasız ama bir o kadar da net.
02:34Bu kavramlar, gerçek bir bağın, gerçek bir samimiyetin yerini doldurmak için kullanılıyor.
02:40Ortada hakiki bir ilişki olmadığında sunumlar, içtenlik olmadığında ise sloganlar üretiliyor.
02:47Adeta bir kavram enflasyonu yaşıyoruz.
02:50İşte bu tablo, sözler ve gerçekler arasındaki o devasa uçurumu belki de en iyi anlatan şey.
02:57Bir yanda psikolojik güvenlik vaat edilirken, diğer yanda en ufak bir eleştirinin bile cezalandırılması,
03:04duvarlarda kapsayıcılık posterleri asılırken, işe alımların sadakat ağlarıyla yapılması
03:09veya şeffaflık nutukları atılırken en temel bilgilerin bile birer devlet sırrı gibi saklanması.
03:16Yazar diyor ki, bu basit bir ikiyüzlülük değil, bu, gerçeğin dil aracılığıyla sistematik olarak boğulmasıdır.
03:22Aldatmacanın yarattığı bu illüzyonun bir sonraki katmanına geçelim.
03:28Yani kurumsal ikiyüzlülüğün zirve yaptığı o alana, şirketlerin satın aldığı o parlak, insan odatlı maskelere, yani ödüllere.
03:37Peki bu en iyi işveren ödülleri nasıl kazanılıyor dersiniz?
03:41Kaynağa göre süreç bir başarı hikayesinden çok bir ticari işleme benziyor.
03:45Önce katılım ücreti ödeniyor, sonra ödülü veren firmadan sürece hazırlanmak için danışmanlık alınıyor ve son adımda çalışanlara anketleri doğru doldurmaları gerektiği nazikçe hatırlatılıyor.
03:57Ve işte tüm bu süreci, tüm bu tiyatroyu özetleyen o an, asansörde kendi ekibiyle göz göze gelmekten bile kaçınan bir yöneticinin sahnede gururla yılın insan odaklı lideri ödülünü kaldırması.
04:10Bu bir çelişki değil, yazarın deyimiyle kurumsal kara mizahın ta kendisi.
04:15Peki bu sistemin en ağır bedeli, en acı sonucu ne oluyor?
04:19Sistem dürüstlüğü, liyakati ya da etik duruşu değil, uyumu, sadakati ve itaatkar zekayı ödüllendiriyor.
04:26Sonuç olarak ne oluyor?
04:28Kurumu ayna tutabilecek, kral çıplak diyebilecek en değerli profesyonellerini bir bir tüketip sistemin dışına itiyor.
04:34Artık son bölüme, yani teşhise geldik.
04:37Ama bu umutsuz bir şikayet değil, tam tersi.
04:41Bu sistemin nasıl işlediğini anlamak ve zayıf noktalarını görmek için stratejik bir farkındalık çağrısı.
04:47Ve işte o stratejik farkındalığın belki de en kilit noktası.
04:51Kaynağa göre modern İK'nın gerçek işlevi artık insanı anlamak veya korumak değil.
04:56Asıl işlevi, kurumun imajını parlatmak, rahatsız edici kararları meşrulaştırmak ve patlak veren krizleri ustalıkla örtbas etmek.
05:04Ve yazar, tüm bu analizi nihai bir felsefi hükümle bağlıyor.
05:09Adında bile insanı bir meta, bir kaynak olarak kodlayan her sistem, dışarıdan ne kadar parlak ve başarılı görünürse görünsün, eninde sonunda kendi içinden çürümeye mahkumdur.
05:18Bu noktada analiz, aynayı bir anda hepimize çeviriyor ve o kritik soruyu soruyor.
05:25Bu vampirizmi besleyenler sadece yöneticiler mi?
05:28Sadece İK departmanları mı?
05:30Yoksa bu düzenin sessizce devam etmesine izin veren herkes mi?
05:34Ve işte bu analizden belki de almamız gereken en güçlü ders, mesele sadece kral çıplak diyebilmek değil, asıl stratejik hamle, o hayali kıyafetleri diken terzileri, yani sistemi bu şekilde tasarlayanları ve belki de daha önemlisi, kralın çıplak olduğunu gördüğü halde onu alkışlayan ya da sessiz kalan kalabalığı da işaret edebilmektir.
05:55Çünkü ancak bu bütüncül farkındalık değişim için ilk adım atmamızı sağlayabilir.
Yorumlar