00:00Düşünün, arabanızı muayeneye götürüyorsunuz.
00:03Tamamen rutin bir işlem.
00:05Ama bu işlem nasıl olur da bir insanın hayatına mal olabilir?
00:09İşte bugün tam da bunu konuşacağız.
00:11Bir polis memurunun hayatını kaybettiği, eşinin ise adalet aradığı o korkunç olayın detaylarına,
00:17hem de en yakınının eşinin ağzından dinleyerek dalıyoruz.
00:21İşte bu sözler.
00:23Hayatını kaybeden polis memurunun eşi Emel Keskin'e ait.
00:26Benim eşim bir yumrukla ölecek adam değildi, diyor.
00:30Bu cümle aslında her şeyi özetliyor, değil mi?
00:32Yani olayın basit bir anlık sinir harbi, bir itiş-kakış olmadığını,
00:37çok daha derin, çok daha karanlık bir tarafı olduğunu bize en başından hissettiriyor.
00:42Hadi gelin, bu cümlenin arkasındaki o acı hikayeye birlikte bakalım.
00:47Peki, kimdi Melih Okan Keskin?
00:49Hikayenin tam merkezindeki isim o, 44 yaşında bir polis memuru, iki çocuk babası.
00:54Yani hayatının en güzel çağlarında ailesiyle, işiyle, gücüyle ve o gün son derece sıradan,
01:01hani hepimizin yaptığı gibi bir idari işlem için oradaydı.
01:05Başına geleceklerden tamamen habersiz bir şekilde.
01:08Peki, her şey nasıl başladı?
01:10Yani bu kadar büyük bir trajediye giden yolun ilk adımı neydi?
01:14Aslında her şey o kadar sıradan, o kadar basit bir muayeneyle ve küçük bir tartışmayla başlıyor ki,
01:21inanılır gibi değil.
01:21Hadi olayın fitilinin ateşlendiği o ilk anlara gidelim.
01:26Olayın çıkış noktası şu, bir park lambası.
01:29Evet, yanlış duymadınız.
01:30Görevliler diyor ki, aracın park lambası yanmıyor.
01:33Melih Bey de iniyor arabadan, bakıyor, lamba aslında çalışıyor.
01:37Bunu personele söylüyor, gösteriyor.
01:39Ama işte o noktada aldığı cevap, meselenin bir lamba meselesi olmadığını gösteriyor.
01:44Personelin cevabı aynen şu, geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz.
01:49Yani bir yardım etme, bir çözüm bulma çabası falan yok.
01:52Tam tersine, alaycı, küçümseyen bir tavır.
01:55İşte bu cevap, teknik bir anlaşmazlığı alıp bambaşka bir yere, kişisel bir gerilime taşıyan ilk kıvılcım oluyor.
02:02E tabii Melih Bey de haklı olarak diyor ki, tamam bir yetkiliyle görüşeyim o zaman.
02:06Yani en doğal, en meşru hakkını kullanmak istiyor.
02:09Ama ne yazık ki bu talebi ortamı sakinleştireceğine tansiyonu daha da yükseltiyor.
02:14İşte o an sözlü bir tartışma başlıyor ve olaylar tamamen kontrolden çıkıyor.
02:19Ve işte o sözlü tartışma maalesef çok ama çok hızlı bir şekilde çığırından çıkıyor.
02:25Dehşet verici bir şiddet sarmalığına dönüşüyor.
02:27Artık o noktadan sonra geri dönüşü olmayan bir yola giriliyor.
02:3220 ila 30 kişi.
02:34Sadece bu sayı bile olayın vahametini gözler önüne sermeye yetiyor değil mi?
02:38Melih Keskin, bir anda etrafını saran 20-30 kişilik bir grubun saldırısına oluyor.
02:44Düşünün, tek bir kişiye karşı bu kadar büyük, orantısız, ezici bir güç.
02:49Eşi Emel Hanım'ın anlattığına göre saldırı tam 3 aşamalı.
02:53Ve her biri bir öncekinden daha korkunç.
02:55İlk olarak istasyonun içinde toplu bir dayak var.
02:59Bir şekilde oradan kurtulup kendini dışarı atıyor ama bu sefer de bir araçla ayağının üzerinden geçiyorlar.
03:05Ve son darbe.
03:07Tam telefonla yardım istemeye çalışırken yüzüne aldığı o şiddetli, o son yumruk.
03:11Ve Emel Keskin'in ifadesindeki belki de en can alıcı nokta ne biliyor musunuz?
03:17Eşinin bütün bu olaylar sırasında bir kere bile karşılık vermemesi.
03:22Tek bir yumruk bile atmamış.
03:24Bütün derdi, bütün çabası sadece kendini korumak, o kalabalığın içinden bir şekilde canını kurtarmak.
03:30Saldırının kendisi zaten yeterince korkunç ama sonrası, sonrasında yaşananlar da en az o kadar sarsıcı.
03:37Düşünün o kadar darbe alıyor ve Melih Keskin hastaneye giderken yapayalnız.
03:42Tamamen tek başına bırakılıyor.
03:44Ya aklınız alıyor mu? Onlarca insanın saldırısına uğruyorsunuz ve kimse, tek bir kişi bile bir ambulans çağırmıyor.
03:52O da ne yapsın? Kendi arabasına binip o haliyle darp raporu almak için hastanenin yolunu tutuyor.
03:59Ve hastaneden eşi Emel Hanım'ı arıyor.
04:02Telefonda söylediği cümle şu.
04:04Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler.
04:07İşte o an. Hani basit bir tartışma, bir kavga diye başlayan olayın aslında ne kadar ciddi, ne kadar hayati bir tehlikeye dönüştüğü tam da o an anlaşılıyor.
04:18Peki teşhis ne?
04:19Doktorlar diyor ki beyninde 7 milimetrelik bir kayma var ve iç kanama.
04:24Bakın 7 milimetre.
04:26Kulağa küçük bir rakam gibi gelebilir ama işte o son yumruğun ne kadar yıkıcı olduğunu, hayatla ölüm arasındaki o ince çizgiyi bize gösteren şey tam da bu.
04:34Hastanede geçen o dakikalar, bir ailenin son vedasına tanıklık ediyor.
04:40Melih Bey'in ameliyata girmeden hemen önce söylediği o son sözler, belki de bu trajedinin en dokunaklı, en yürek yakan anları.
04:49Eşinin elini tutuyor ve diyor ki, seni seviyorum, kendine iyi bak.
04:53Sanki her şeyin ne kadar belirsiz olduğunun farkında.
04:57Sevgi dolu ama bir o kadar da hüzünlü bir veda bu.
05:00Ve ardından gelen o son cümle.
05:02Çocuklarıma iyi bak.
05:05İşte bir babanın o durumda bile aklındaki tek şey geride bırakacağı evlatları.
05:10Eşi elini öpe öpe ameliyata girdiğini anlatıyor.
05:13Gerçekten yürek parçalayıcı.
05:15Ve ne yazık ki o ameliyattan çıkamadı.
05:17Sonuç bu.
05:1844 yaşında doğum gününü kutladıktan sadece iki gün sonra hayata veda ediyor.
05:23Geride ne kalıyor?
05:24Babasız iki çocuk, yarım kalmış bir sürü hayal.
05:27Eşinin dediği gibi tam anlamıyla hayatının baharında koparılıp alınıyor.
05:31Ama Melih Keskin'in vefatıyla bu hikaye bitmiyor.
05:34Hatta tam tersi, ailesi için çok daha zorlu yeni bir dönem başlıyor.
05:39Adalet arayışı.
05:40Peki, olayın hemen ardından neler yaşandı bir de ona bakalım.
05:45Daha ilk andan itibaren bir çelişkiyle karşılaşıyoruz.
05:48Şirket bir açıklama yapıyor.
05:49Diyor ki, saldırgan bizim eski çalışanımız, mevcut personelimiz değil.
05:53Yani bir nevi sorumluluktan sıyrılmaya çalışıyorlar.
05:56Ama Emel Keskin, hayır diyor.
05:58O kişi onların kendi personeliydi diye ısrar ediyor.
06:01Sonrasında ortaya çıkan detayler ise durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
06:06Mesela saldırganın sabıka kaydı olduğu ortaya çıkıyor.
06:09Şirketin avukatları sadece o son yumruğu atan kişiyi değil,
06:13olaya karışan o 20-30 kişinin tamamını savunuyor.
06:16Daha da ilginci, saldırganlar darp ettikleri Melih Dey hakkında karşı şikayette bulunuyorlar.
06:22Ve belki de en dikkat çekici olanı,
06:25şirket vefat haberi gelene kadar olaya dair tek bir kelime bile etmiyor,
06:29derin bir sessizliğe gömülüyor.
06:31İşte bütün bu gelişmeler Emel Keskin'in aklına haklı olarak şu soruyu getiriyor.
06:36Kocaman bir şirket bu olayı örtbas etmeye mi çalışıyor?
06:40Düşününce 20-30 kişinin karıştığı bir olay,
06:43şirket avukatlarının herkesi savunması o uzun sessizlik.
06:47Bu soru ister istemez insanın aklına geliyor.
06:50Ama bütün bu güçlüklere, bu karmaşaya rağmen,
06:54Emel Keskin'in bir sözü var, sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım diyor.
06:58Yani ne olursa olsun bu adalet arayışından vazgeçmeye niyetli değil.
07:03Eşinin başına gelenlerin hesabını sormakta kararlı.
07:06Anlayacağınız basit bir araç muayenesiyle başlayan ve bir insanın hayatına mal olan bu olayın yankıları,
07:12Emel Keskin'in bu mücadelesiyle daha uzun süre dinmeyecek gibi görünüyor.
Yorumlar