Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
TÜVTÜRK istasyonunda araç muayenesi sırasında park lambası tartışması yaşayan polis memuru Melih Okan Keskin, iddiaya göre 20-30 kişilik bir grubun saldırısına uğramıştır. Olay esnasında darp edilen ve üzerine araç sürülerek ayağı ezilen Keskin, kendi imkanlarıyla gittiği hastanede beyin kanaması teşhis edilerek ameliyata alınmış ancak hayatını kaybetmiştir. Eşi Emel Keskin, personelin saygısızca alay ettiğini, ambulans çağırılmadığını ve firmanın olayı örtbas etmeye çalıştığını savunmaktadır. Şüphelilerin şirket avukatlarınca savunulmasına tepki gösteren aile, sabıka kaydı bulunan sorumluların cezalandırılması için adalet mücadelesi başlatmıştır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Düşünün, arabanızı muayeneye götürüyorsunuz.
00:03Tamamen rutin bir işlem.
00:05Ama bu işlem nasıl olur da bir insanın hayatına mal olabilir?
00:09İşte bugün tam da bunu konuşacağız.
00:11Bir polis memurunun hayatını kaybettiği, eşinin ise adalet aradığı o korkunç olayın detaylarına,
00:17hem de en yakınının eşinin ağzından dinleyerek dalıyoruz.
00:21İşte bu sözler.
00:23Hayatını kaybeden polis memurunun eşi Emel Keskin'e ait.
00:26Benim eşim bir yumrukla ölecek adam değildi, diyor.
00:30Bu cümle aslında her şeyi özetliyor, değil mi?
00:32Yani olayın basit bir anlık sinir harbi, bir itiş-kakış olmadığını,
00:37çok daha derin, çok daha karanlık bir tarafı olduğunu bize en başından hissettiriyor.
00:42Hadi gelin, bu cümlenin arkasındaki o acı hikayeye birlikte bakalım.
00:47Peki, kimdi Melih Okan Keskin?
00:49Hikayenin tam merkezindeki isim o, 44 yaşında bir polis memuru, iki çocuk babası.
00:54Yani hayatının en güzel çağlarında ailesiyle, işiyle, gücüyle ve o gün son derece sıradan,
01:01hani hepimizin yaptığı gibi bir idari işlem için oradaydı.
01:05Başına geleceklerden tamamen habersiz bir şekilde.
01:08Peki, her şey nasıl başladı?
01:10Yani bu kadar büyük bir trajediye giden yolun ilk adımı neydi?
01:14Aslında her şey o kadar sıradan, o kadar basit bir muayeneyle ve küçük bir tartışmayla başlıyor ki,
01:21inanılır gibi değil.
01:21Hadi olayın fitilinin ateşlendiği o ilk anlara gidelim.
01:26Olayın çıkış noktası şu, bir park lambası.
01:29Evet, yanlış duymadınız.
01:30Görevliler diyor ki, aracın park lambası yanmıyor.
01:33Melih Bey de iniyor arabadan, bakıyor, lamba aslında çalışıyor.
01:37Bunu personele söylüyor, gösteriyor.
01:39Ama işte o noktada aldığı cevap, meselenin bir lamba meselesi olmadığını gösteriyor.
01:44Personelin cevabı aynen şu, geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz.
01:49Yani bir yardım etme, bir çözüm bulma çabası falan yok.
01:52Tam tersine, alaycı, küçümseyen bir tavır.
01:55İşte bu cevap, teknik bir anlaşmazlığı alıp bambaşka bir yere, kişisel bir gerilime taşıyan ilk kıvılcım oluyor.
02:02E tabii Melih Bey de haklı olarak diyor ki, tamam bir yetkiliyle görüşeyim o zaman.
02:06Yani en doğal, en meşru hakkını kullanmak istiyor.
02:09Ama ne yazık ki bu talebi ortamı sakinleştireceğine tansiyonu daha da yükseltiyor.
02:14İşte o an sözlü bir tartışma başlıyor ve olaylar tamamen kontrolden çıkıyor.
02:19Ve işte o sözlü tartışma maalesef çok ama çok hızlı bir şekilde çığırından çıkıyor.
02:25Dehşet verici bir şiddet sarmalığına dönüşüyor.
02:27Artık o noktadan sonra geri dönüşü olmayan bir yola giriliyor.
02:3220 ila 30 kişi.
02:34Sadece bu sayı bile olayın vahametini gözler önüne sermeye yetiyor değil mi?
02:38Melih Keskin, bir anda etrafını saran 20-30 kişilik bir grubun saldırısına oluyor.
02:44Düşünün, tek bir kişiye karşı bu kadar büyük, orantısız, ezici bir güç.
02:49Eşi Emel Hanım'ın anlattığına göre saldırı tam 3 aşamalı.
02:53Ve her biri bir öncekinden daha korkunç.
02:55İlk olarak istasyonun içinde toplu bir dayak var.
02:59Bir şekilde oradan kurtulup kendini dışarı atıyor ama bu sefer de bir araçla ayağının üzerinden geçiyorlar.
03:05Ve son darbe.
03:07Tam telefonla yardım istemeye çalışırken yüzüne aldığı o şiddetli, o son yumruk.
03:11Ve Emel Keskin'in ifadesindeki belki de en can alıcı nokta ne biliyor musunuz?
03:17Eşinin bütün bu olaylar sırasında bir kere bile karşılık vermemesi.
03:22Tek bir yumruk bile atmamış.
03:24Bütün derdi, bütün çabası sadece kendini korumak, o kalabalığın içinden bir şekilde canını kurtarmak.
03:30Saldırının kendisi zaten yeterince korkunç ama sonrası, sonrasında yaşananlar da en az o kadar sarsıcı.
03:37Düşünün o kadar darbe alıyor ve Melih Keskin hastaneye giderken yapayalnız.
03:42Tamamen tek başına bırakılıyor.
03:44Ya aklınız alıyor mu? Onlarca insanın saldırısına uğruyorsunuz ve kimse, tek bir kişi bile bir ambulans çağırmıyor.
03:52O da ne yapsın? Kendi arabasına binip o haliyle darp raporu almak için hastanenin yolunu tutuyor.
03:59Ve hastaneden eşi Emel Hanım'ı arıyor.
04:02Telefonda söylediği cümle şu.
04:04Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler.
04:07İşte o an. Hani basit bir tartışma, bir kavga diye başlayan olayın aslında ne kadar ciddi, ne kadar hayati bir tehlikeye dönüştüğü tam da o an anlaşılıyor.
04:18Peki teşhis ne?
04:19Doktorlar diyor ki beyninde 7 milimetrelik bir kayma var ve iç kanama.
04:24Bakın 7 milimetre.
04:26Kulağa küçük bir rakam gibi gelebilir ama işte o son yumruğun ne kadar yıkıcı olduğunu, hayatla ölüm arasındaki o ince çizgiyi bize gösteren şey tam da bu.
04:34Hastanede geçen o dakikalar, bir ailenin son vedasına tanıklık ediyor.
04:40Melih Bey'in ameliyata girmeden hemen önce söylediği o son sözler, belki de bu trajedinin en dokunaklı, en yürek yakan anları.
04:49Eşinin elini tutuyor ve diyor ki, seni seviyorum, kendine iyi bak.
04:53Sanki her şeyin ne kadar belirsiz olduğunun farkında.
04:57Sevgi dolu ama bir o kadar da hüzünlü bir veda bu.
05:00Ve ardından gelen o son cümle.
05:02Çocuklarıma iyi bak.
05:05İşte bir babanın o durumda bile aklındaki tek şey geride bırakacağı evlatları.
05:10Eşi elini öpe öpe ameliyata girdiğini anlatıyor.
05:13Gerçekten yürek parçalayıcı.
05:15Ve ne yazık ki o ameliyattan çıkamadı.
05:17Sonuç bu.
05:1844 yaşında doğum gününü kutladıktan sadece iki gün sonra hayata veda ediyor.
05:23Geride ne kalıyor?
05:24Babasız iki çocuk, yarım kalmış bir sürü hayal.
05:27Eşinin dediği gibi tam anlamıyla hayatının baharında koparılıp alınıyor.
05:31Ama Melih Keskin'in vefatıyla bu hikaye bitmiyor.
05:34Hatta tam tersi, ailesi için çok daha zorlu yeni bir dönem başlıyor.
05:39Adalet arayışı.
05:40Peki, olayın hemen ardından neler yaşandı bir de ona bakalım.
05:45Daha ilk andan itibaren bir çelişkiyle karşılaşıyoruz.
05:48Şirket bir açıklama yapıyor.
05:49Diyor ki, saldırgan bizim eski çalışanımız, mevcut personelimiz değil.
05:53Yani bir nevi sorumluluktan sıyrılmaya çalışıyorlar.
05:56Ama Emel Keskin, hayır diyor.
05:58O kişi onların kendi personeliydi diye ısrar ediyor.
06:01Sonrasında ortaya çıkan detayler ise durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
06:06Mesela saldırganın sabıka kaydı olduğu ortaya çıkıyor.
06:09Şirketin avukatları sadece o son yumruğu atan kişiyi değil,
06:13olaya karışan o 20-30 kişinin tamamını savunuyor.
06:16Daha da ilginci, saldırganlar darp ettikleri Melih Dey hakkında karşı şikayette bulunuyorlar.
06:22Ve belki de en dikkat çekici olanı,
06:25şirket vefat haberi gelene kadar olaya dair tek bir kelime bile etmiyor,
06:29derin bir sessizliğe gömülüyor.
06:31İşte bütün bu gelişmeler Emel Keskin'in aklına haklı olarak şu soruyu getiriyor.
06:36Kocaman bir şirket bu olayı örtbas etmeye mi çalışıyor?
06:40Düşününce 20-30 kişinin karıştığı bir olay,
06:43şirket avukatlarının herkesi savunması o uzun sessizlik.
06:47Bu soru ister istemez insanın aklına geliyor.
06:50Ama bütün bu güçlüklere, bu karmaşaya rağmen,
06:54Emel Keskin'in bir sözü var, sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım diyor.
06:58Yani ne olursa olsun bu adalet arayışından vazgeçmeye niyetli değil.
07:03Eşinin başına gelenlerin hesabını sormakta kararlı.
07:06Anlayacağınız basit bir araç muayenesiyle başlayan ve bir insanın hayatına mal olan bu olayın yankıları,
07:12Emel Keskin'in bu mücadelesiyle daha uzun süre dinmeyecek gibi görünüyor.
Yorumlar

Önerilen