Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Özgür Çelik, milliyetçiliğin ekonomik ölçeğe dayalı klasik varsayımlarını eleştirerek modern dünyadaki kalıcılığını analiz etmektedir. Marx ve Hobsbawm gibi isimlerin savunduğu "ekonomik eşik" düşüncesi, post-endüstriyel düzende yerini küçük devletlerin küresel ağlardaki başarısına bırakmıştır. Milliyetçilik sadece devlet kurma amacı değil; din, mit ve sembollerle beslenen kolektif bir aidiyet ve "yeryüzü ölümsüzlüğü" arayışıdır. Küresel karşılıklı bağımlılık kültürel farkları silmek yerine daha görünür kıldığından, milli kimlik güvenlik ve dayanışma ihtiyacını karşılayan rakipsiz bir sosyo-kültürel çerçeve olmayı sürdürmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Biliyorsunuz bir zamanlar milliyetçilik artık bitti diyenler vardı.
00:04Ama pek de öyle olmadı değil mi?
00:06Hatta tam tersi bugün dünyanın en güçlü, en sarsılmaz kuvvetlerinden biri.
00:12Peki neden? Yani bu duygu neden bir türlü eskimiyor?
00:16Hadi gelin bu sorunun peşine düşelim.
00:18Şimdi bakın şöyle bir çelişki var ortada.
00:21Eskiden yani şöyle bir 19. yüzyıla falan gittiğimizde bir ulusun başarılı olması için dev gibi olması lazım deniyordu.
00:29Yani büyük topraklar, kalabalık nüfus, dev sanayi şarttı.
00:34Ama gelin görün ki günümüze 21. yüzyıla en zengin en bağımsız ülkelerden bazıları haritada toplu iğne başı kadar.
00:42Düşünsenize Singapur, İzlanda.
00:45E ne oldu peki? O eski kurallar ne ara çöp oldu?
00:48İşte bu sorunun cevabını bulmak için zaman makinesine atlayıp biraz geriye gitmemiz gerekiyor.
00:54Şu meşhur, büyük olan İyidirmit'in doğduğu yere.
00:57O dönemin düşünürleri Marx'dan Hobbesbaum'a kadar milleti adeta dev bir ekonomik makine olarak görüyordu.
01:05Yani kendi içinde sermayesi, işçisi, pazarı olan kapalı devre çalışan bir sistem.
01:11E bu mantıkla bakınca siyasi olarak bağımsız olmanın tek bir yolu vardı.
01:16Ekonomik olarak kimseye muhtaç olmamak, kendi yağında kavrulabilmek.
01:19Peki bu denklemde küçük uluslara ne oluyordu?
01:23Onlar?
01:24Onlar resmen tarihin figüranlarıydı.
01:27Veya daha kötüsü, büyük makinenin çarkları arasına sıkışmış, gelişmeyi engelleyen pürüzler olarak görülüyorlardı.
01:34Kısacası ya büyük bir balık tarafından yutulacaklardı ya da sessiz sedasız yok olup gideceklerdi.
01:40Onlara biçilen rol buydu.
01:42İyi de madem kural buydu, ne değişti de bu büyük balık küçük balığı yutar düzeni bozuldu?
01:48Cevap aslında çok basit ama bir o kadar da sarsıcı.
01:51Kapitalizmin kendisi değişti.
01:53Evrim geçirdi.
01:55Artık karşımızda ağır sanayiye, fabrikalara değil, hizmetlere, bilgiye, teknolojiye dayalı yepyeni bir ekonomik sistem var.
02:04Post-endüstriyel kapitalizm ve bu yeni sistem o eski büyüklük eşittir başarı formülünü alıp resmen tarihin çöp sepetine attı.
02:13Bu yeni ekonominin özelliklerine bir bakalım.
02:15Artık baskın olan şey hizmet sektörleri.
02:18İnanılmaz bir uzmanlaşmış iş gücü talebi var.
02:21Üretim tek bir dev fabrikada değil, bir ağ üzerinden, dünyanın farklı yerlerinde yapılıyor.
02:27Ve en önemlisi herkes birbirine bağımlı.
02:30Yani artık mesele en büyük olmak değil, mesele bu küresel ağ ne kadar iyi entegre olduğunuz, ne kadar esnek, ne kadar çivik olduğunuz.
02:39İşte bu nokta her şeyi değiştiriyor.
02:41Çünkü bu yeni dünyada amaç artık ekonomik olarak tek başına ayakta kalmak, yani kendi kendine yetmek değil, tam tersi küresel sisteme entegre olmak.
02:51İşte bu yüzden küçük bir ülke bu ağ akıllıca bağlanarak zenginleşebiliyor ve siyasi bağımsızlığını da ekonomik olarak finanse edebiliyor.
03:00Kendi kendine yetme fikri artık tamamen geçmişte kaldı.
03:04Tamam, ekonomideki değişim işin bir boyutu.
03:07Ama hikaye burada bitmiyor.
03:08Milliyetçiliğin asıl gücünü anlamak için madalyonun diğer yüzüne, yani kültür ve siyasete bakmamız lazım.
03:15Şimdi, milliyetçilik deyince çoğumuzun aklına ne geliyor?
03:19Genellikle hemen yeni, bağımsız bir devlet kurma isteği değil mi?
03:24Ama ya asıl amaç bu değilse, ya milliyetçiliğin tek hedefi bu değilse?
03:29Aslında milliyetçiliğin temel derdi şu, siyasi gücün, yani devletin, kültürel olarak kendini bir bütün olarak gören o halkın iradesini ve değerlerini yansıtması.
03:39Yani, bizi yönetenler bizden olsun, bizim gibi düşünsün, bizim değerlerimizi korusun talebi.
03:46Bakın, sistem aslında şöyle işliyor.
03:48Önce ortak bir kültürü paylaşan bir topluluk, yani millet var.
03:52Sonra bu topluluğun ortak bir arzusu, bir iradesi oluşuyor.
03:56Ve işte devlet de bu iradeyi hayata geçirmek için kullanılan bir araçtan başka bir şey değil.
04:02Amaç değil, sadece bir araç.
04:04İşte bu bakış açısı, mesela İskoçya ya da Katalonya gibi yerlerdeki hareketleri anlamamızı sağlıyor.
04:11Onların talebi her zaman, haydi hemen ayrılıp yeni bir ülke kuralım olmayabiliyor.
04:15Bazen amaç, mevcut devlet yapısı içinde kalarak, daha fazla söz hakkı, daha fazla özellik elde etmek.
04:21Yani tam bağımsızlık yerine, kendi kültürel kimliklerine daha rahat yaşayabilecekleri bir alan açmak.
04:28Ekonomiyi anladık, siyaseti anladık.
04:30Ama şimdi geliyoruz işin en derin, en temel ve belki de en ruhani kısmını.
04:37Milliyetçiliğin neden bu kadar derine işlediğinin sırrını.
04:40Şöyle bir düşünelim, modern dünyada, özellikle sekülerleşmeyle birlikte, dinin eskiden doldurduğu o büyük anlam boşluğu neyle doldu?
04:48İşte iddia o ki modern milliyetçilik tam da bu boşluğu dolduruyor.
04:52Hızla dayışan neyin ne olduğu belli olmayan bu dünyada bize bir anlam, bir devamlılık hissi sunuyor.
04:58Ve bu vaadi, tanımlamak için kullanılan bir ifade var ki, gerçekten çok çarpıcı.
05:05Milliyetçilik, insana kolektif bir dünyevi ölümsüzlük vaat eder.
05:10Durup bir düşününce ne kadar güçlü bir vaat değil mi?
05:13Peki ne demek bu?
05:15Aslında anlamı çok basit.
05:17Birey olarak ölümlüyüz, hepimiz bir gün gideceğiz.
05:19Ama ait olduğumuz topluluğun, milletin hikayesi, kimliği, anıları bizden sonra da yaşayacak, gelecek nesiller tarafından hatırlanacak, tarih sahnesinden silinmeyecek.
05:30İşte bu, unutulmama, bir şekilde devam etme inancı.
05:34O zaman hadi tüm bu konuştuklarımızı bir toparlayalım.
05:37Ekonomik değişimler, siyasi hedefler, ruhani vaatler, bütün bu parçalar birleşince ne görüyoruz?
05:44Milliyetçiliği günümüzde hala bu kadar rakipsiz kılan şey ne?
05:47Cevap aslında gözümüzün önünde.
05:50Çünkü milliyetçilik bizim en temel, en insani ihtiyaçlarımızı karşılıyor.
05:54Bize kültürel bir doyum hissi veriyor.
05:56Bir güvenlik hissi.
05:58Yalnız değilim dedirtiyor.
05:59Bir yere ait olma, bir topluluğun parçası olma duygusunu yaşatıyor.
06:03Ve belki de en önemlisi bir sosyal dayanışma zemini sunuyor.
06:08Ve işte geldik zurnanın zırt dediği yere.
06:10Tüm dünyayı saran o küresel tüketim kültürü.
06:13Bütün o parlaklığına, bütün o çekiciliğine rağmen bu temel ihtiyaçlara cevap verebiliyor mu?
06:19Pek sayılmaz.
06:20Yani o derinlikten, o köklü aidiyet hissinden oldukça yoksun görünüyor.
06:25O zaman bu bölümü aklımızda kalacak o büyük soruyla noktalayalım.
06:30Acaba bir gün küresel kültür milletin o güçlü ölümsüzlük vaadinin yerini alabilecek mi?
06:36Yoksa insan her zaman o köklü aidiyet duygusuna muhtaç mı kalacak?
06:40İşte bu sorunun cevabı belki de önümüzdeki yüzyılın hikayesini yazacak.
Yorumlar

Önerilen