00:00Biliyorsunuz bir zamanlar milliyetçilik artık bitti diyenler vardı.
00:04Ama pek de öyle olmadı değil mi?
00:06Hatta tam tersi bugün dünyanın en güçlü, en sarsılmaz kuvvetlerinden biri.
00:12Peki neden? Yani bu duygu neden bir türlü eskimiyor?
00:16Hadi gelin bu sorunun peşine düşelim.
00:18Şimdi bakın şöyle bir çelişki var ortada.
00:21Eskiden yani şöyle bir 19. yüzyıla falan gittiğimizde bir ulusun başarılı olması için dev gibi olması lazım deniyordu.
00:29Yani büyük topraklar, kalabalık nüfus, dev sanayi şarttı.
00:34Ama gelin görün ki günümüze 21. yüzyıla en zengin en bağımsız ülkelerden bazıları haritada toplu iğne başı kadar.
00:42Düşünsenize Singapur, İzlanda.
00:45E ne oldu peki? O eski kurallar ne ara çöp oldu?
00:48İşte bu sorunun cevabını bulmak için zaman makinesine atlayıp biraz geriye gitmemiz gerekiyor.
00:54Şu meşhur, büyük olan İyidirmit'in doğduğu yere.
00:57O dönemin düşünürleri Marx'dan Hobbesbaum'a kadar milleti adeta dev bir ekonomik makine olarak görüyordu.
01:05Yani kendi içinde sermayesi, işçisi, pazarı olan kapalı devre çalışan bir sistem.
01:11E bu mantıkla bakınca siyasi olarak bağımsız olmanın tek bir yolu vardı.
01:16Ekonomik olarak kimseye muhtaç olmamak, kendi yağında kavrulabilmek.
01:19Peki bu denklemde küçük uluslara ne oluyordu?
01:23Onlar?
01:24Onlar resmen tarihin figüranlarıydı.
01:27Veya daha kötüsü, büyük makinenin çarkları arasına sıkışmış, gelişmeyi engelleyen pürüzler olarak görülüyorlardı.
01:34Kısacası ya büyük bir balık tarafından yutulacaklardı ya da sessiz sedasız yok olup gideceklerdi.
01:40Onlara biçilen rol buydu.
01:42İyi de madem kural buydu, ne değişti de bu büyük balık küçük balığı yutar düzeni bozuldu?
01:48Cevap aslında çok basit ama bir o kadar da sarsıcı.
01:51Kapitalizmin kendisi değişti.
01:53Evrim geçirdi.
01:55Artık karşımızda ağır sanayiye, fabrikalara değil, hizmetlere, bilgiye, teknolojiye dayalı yepyeni bir ekonomik sistem var.
02:04Post-endüstriyel kapitalizm ve bu yeni sistem o eski büyüklük eşittir başarı formülünü alıp resmen tarihin çöp sepetine attı.
02:13Bu yeni ekonominin özelliklerine bir bakalım.
02:15Artık baskın olan şey hizmet sektörleri.
02:18İnanılmaz bir uzmanlaşmış iş gücü talebi var.
02:21Üretim tek bir dev fabrikada değil, bir ağ üzerinden, dünyanın farklı yerlerinde yapılıyor.
02:27Ve en önemlisi herkes birbirine bağımlı.
02:30Yani artık mesele en büyük olmak değil, mesele bu küresel ağ ne kadar iyi entegre olduğunuz, ne kadar esnek, ne kadar çivik olduğunuz.
02:39İşte bu nokta her şeyi değiştiriyor.
02:41Çünkü bu yeni dünyada amaç artık ekonomik olarak tek başına ayakta kalmak, yani kendi kendine yetmek değil, tam tersi küresel sisteme entegre olmak.
02:51İşte bu yüzden küçük bir ülke bu ağ akıllıca bağlanarak zenginleşebiliyor ve siyasi bağımsızlığını da ekonomik olarak finanse edebiliyor.
03:00Kendi kendine yetme fikri artık tamamen geçmişte kaldı.
03:04Tamam, ekonomideki değişim işin bir boyutu.
03:07Ama hikaye burada bitmiyor.
03:08Milliyetçiliğin asıl gücünü anlamak için madalyonun diğer yüzüne, yani kültür ve siyasete bakmamız lazım.
03:15Şimdi, milliyetçilik deyince çoğumuzun aklına ne geliyor?
03:19Genellikle hemen yeni, bağımsız bir devlet kurma isteği değil mi?
03:24Ama ya asıl amaç bu değilse, ya milliyetçiliğin tek hedefi bu değilse?
03:29Aslında milliyetçiliğin temel derdi şu, siyasi gücün, yani devletin, kültürel olarak kendini bir bütün olarak gören o halkın iradesini ve değerlerini yansıtması.
03:39Yani, bizi yönetenler bizden olsun, bizim gibi düşünsün, bizim değerlerimizi korusun talebi.
03:46Bakın, sistem aslında şöyle işliyor.
03:48Önce ortak bir kültürü paylaşan bir topluluk, yani millet var.
03:52Sonra bu topluluğun ortak bir arzusu, bir iradesi oluşuyor.
03:56Ve işte devlet de bu iradeyi hayata geçirmek için kullanılan bir araçtan başka bir şey değil.
04:02Amaç değil, sadece bir araç.
04:04İşte bu bakış açısı, mesela İskoçya ya da Katalonya gibi yerlerdeki hareketleri anlamamızı sağlıyor.
04:11Onların talebi her zaman, haydi hemen ayrılıp yeni bir ülke kuralım olmayabiliyor.
04:15Bazen amaç, mevcut devlet yapısı içinde kalarak, daha fazla söz hakkı, daha fazla özellik elde etmek.
04:21Yani tam bağımsızlık yerine, kendi kültürel kimliklerine daha rahat yaşayabilecekleri bir alan açmak.
04:28Ekonomiyi anladık, siyaseti anladık.
04:30Ama şimdi geliyoruz işin en derin, en temel ve belki de en ruhani kısmını.
04:37Milliyetçiliğin neden bu kadar derine işlediğinin sırrını.
04:40Şöyle bir düşünelim, modern dünyada, özellikle sekülerleşmeyle birlikte, dinin eskiden doldurduğu o büyük anlam boşluğu neyle doldu?
04:48İşte iddia o ki modern milliyetçilik tam da bu boşluğu dolduruyor.
04:52Hızla dayışan neyin ne olduğu belli olmayan bu dünyada bize bir anlam, bir devamlılık hissi sunuyor.
04:58Ve bu vaadi, tanımlamak için kullanılan bir ifade var ki, gerçekten çok çarpıcı.
05:05Milliyetçilik, insana kolektif bir dünyevi ölümsüzlük vaat eder.
05:10Durup bir düşününce ne kadar güçlü bir vaat değil mi?
05:13Peki ne demek bu?
05:15Aslında anlamı çok basit.
05:17Birey olarak ölümlüyüz, hepimiz bir gün gideceğiz.
05:19Ama ait olduğumuz topluluğun, milletin hikayesi, kimliği, anıları bizden sonra da yaşayacak, gelecek nesiller tarafından hatırlanacak, tarih sahnesinden silinmeyecek.
05:30İşte bu, unutulmama, bir şekilde devam etme inancı.
05:34O zaman hadi tüm bu konuştuklarımızı bir toparlayalım.
05:37Ekonomik değişimler, siyasi hedefler, ruhani vaatler, bütün bu parçalar birleşince ne görüyoruz?
05:44Milliyetçiliği günümüzde hala bu kadar rakipsiz kılan şey ne?
05:47Cevap aslında gözümüzün önünde.
05:50Çünkü milliyetçilik bizim en temel, en insani ihtiyaçlarımızı karşılıyor.
05:54Bize kültürel bir doyum hissi veriyor.
05:56Bir güvenlik hissi.
05:58Yalnız değilim dedirtiyor.
05:59Bir yere ait olma, bir topluluğun parçası olma duygusunu yaşatıyor.
06:03Ve belki de en önemlisi bir sosyal dayanışma zemini sunuyor.
06:08Ve işte geldik zurnanın zırt dediği yere.
06:10Tüm dünyayı saran o küresel tüketim kültürü.
06:13Bütün o parlaklığına, bütün o çekiciliğine rağmen bu temel ihtiyaçlara cevap verebiliyor mu?
06:19Pek sayılmaz.
06:20Yani o derinlikten, o köklü aidiyet hissinden oldukça yoksun görünüyor.
06:25O zaman bu bölümü aklımızda kalacak o büyük soruyla noktalayalım.
06:30Acaba bir gün küresel kültür milletin o güçlü ölümsüzlük vaadinin yerini alabilecek mi?
06:36Yoksa insan her zaman o köklü aidiyet duygusuna muhtaç mı kalacak?
06:40İşte bu sorunun cevabı belki de önümüzdeki yüzyılın hikayesini yazacak.
Yorumlar