Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 saat önce
Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu, şehir ve hafıza arasındaki kopmaz bağı ele aldığı yazısında; şehirlerin mimari yapılarından sokak isimlerine kadar her unsurun toplumsal belleğin bir parçası olduğunu vurgular. Petersburg örneği üzerinden edebiyatın şehirleri nasıl ebedileştirdiğini anlatırken, Türkiye’deki şehirleşme politikalarını eleştirir. Özellikle kontrolsüz sanayileşme, TOKİ yapılaşması, madencilik faaliyetleri ve değişen sokak isimlerinin şehrin kimliğini yok ettiğini savunur. Şehir hafızasının tahribini, insanları geçmişinden koparan bir "mankurtlaşma" süreci olarak görür. Yazara göre bir şehri korumak, sadece binaları değil; o şehrin tarihini, ruhunu ve insan hatırasını korumaktır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, şöyle bir düşünelim, şehirler dediğimiz şey sadece taştan, betondan, caddelerden mi ibaret?
00:06Yoksa hani her sokağıyla, her meydanıyla nefes alan, yaşayan, anılar biriktiren dev gibi bir organizmamı aslında.
00:14Hadi gelin bu bölümde kaynaklarımıza dayanarak şehirlerin o gizli ruhunu, yani hafızasını ve tabii edebiyatın bu hafızayı nasıl ölümsüzleştirdiğini birlikte ortaya çıkaralım.
00:24İşte tam olarak bu temel soruyla başlamak istiyorum.
00:27Bir şehre kimliğini veren şey ne olabilir ki?
00:31Cevap gördüğünüzden çok daha derinlerdi aslında.
00:35Yol haritamız da şöyle, önce şehirle hafıza arasındaki o temel, o kopmaz bağı anlayacağız.
00:40Sonra edebiyatın bir şehri nasıl ebedi kıldığını görmek için hop Petersburg'a uzanacağız.
00:45Oradan da ver elini İstanbul, Peyami Safa'nın Fatih Harbiyesi'ne ve o meşhur tramvaya geleceğiz.
00:51Sonra Türkiye'deki geler duruma bir bakıp hafıza kaybının sonuçları üzerine epey sarsıcı bir final yapacağız.
00:56Evet, hazır mıyız?
00:59Hadi konunun tam kalbine inelim.
01:01Bir şehrin kimliğini oluşturan o temel bağı, yani hafızayla olan o derin mi derin ilişkisine bir bakalım.
01:08Bakın, burada bahsettiğimiz hafıza böyle anlık bir hatırlama falan değil.
01:13Tıpkı bir insana karakterini, geçmişini veren o katman katman birikmiş anılar gibi,
01:18işte bir şehre de ruhunu ve tarihini veren şey tam olarak bu.
01:23İşte bu.
01:24Bütün anlatımızın temel fikri bu cümle aslında.
01:27Gördüğümüz o fiziksel şehir var ya, o aslında kolektif hafızamızın ta kendisi.
01:33Somutlaşmış hali.
01:35Ve edebiyat bu mekanları satırlarına döktüğü zaman,
01:38işte o mekanlar artık neredeyse kutsal bir anlam kazanıyor.
01:41Şimdi, kimliği büyük yazarları tarafından sonsuza dek mühürlenmiş bir şehre gidelim mi?
01:47Petersburg'a.
01:48Bakalım bu fikir orada nasıl ete kemiğe bürünmüş?
01:51Kaynak metindeki şu fikir var ya, gerçekten çok çarpıcı.
01:55Düşünün, evet Deli Petro şehri fiziksel olarak kuruyor,
01:59bataklıktan, çamurdan bir şehir yaratıyor.
02:01Ama asıl kurucular kim?
02:03Onu bütün dünya için ölümsüz bir ruha kavuşturanlar,
02:07kalemleriyle o kimliği ebediyete kazıyan,
02:09Dostoyevski ve Puşkin gibi isimler oluyor.
02:12Edebiyatın gücü de tam olarak bu işte.
02:15Gerçek veya kurgusal mekanları okurlar için birer ziyaretgaha,
02:19bir nevi hac merkezine dönüştürüyor.
02:21Düşünsenize, Dostoyevski'nin evindeki saatin
02:24tam öldüğü anda durdurulmuş olması gibi bir detay.
02:27Bir yazarın ruhunun, şehrin dokusuna nasıl işlediğinin
02:30bundan daha dokunaklı bir kanıtı olabilir mi?
02:33Ve şimdi, rotamızı İstanbul'a çeviriyoruz.
02:35Edebiyatın bir şehrin hafızasıyla nasıl iç içe geçtiğine dair
02:39belki de en güzel, en dokunaklı örneklerden birine.
02:42Yani Peyami Sefa'nın Fatih Harbiye romanına
02:45ve onun merkezindeki o çok sembolik tramvaya bakacağız.
02:49Bu nostaljik soruyla başlayalım çünkü o tramvay sadece bir ulaşım aracı değildi.
02:54Asla.
02:55O, romanla birlikte İstanbul'un ruhundan sökülüp alınmış,
02:59kaybolup giden bir hafızanın ta kendisiydi.
03:02Romandaki o büyük gerilimi bir hatırlayalım mı?
03:04Bir tarafta gelenekleri, doğuyu temsil eden Fatih ve Şinasi,
03:09diğer tarafta ise modernleşmeyi, batıyı temsil eden Harbiye ve Macit.
03:13İki ayrı dünya, iki ayrı kimlik aynı şehirde.
03:17İşte o tramvayın dehası tam da burada yatıyor.
03:20O sadece metal bir araç değildi.
03:23Romanın kahramanı Neriman gibi,
03:25geçmişle gelecek, doğuyla batı arasında gidip gelen,
03:28şehrin o sancılığı, o çatışmalı ruhunu taşıyan,
03:31fiziksel bir bağdı adeta.
03:33Kaynaktaki bu soru, meselenin tam kalbine dokunuyor.
03:37Peyami Safa'nın romanıyla ölümsüzleşmiş,
03:40bu kadar güçlü bir sembolü yok etmek,
03:42sadece rayları sökmek anlamına gelmez.
03:44Bu, aynı zamanda şehrin edebi hafızasına yapılmış,
03:48doğrudan bir müdahaledir.
03:49Şimdi, merceği biraz daha genişletelim isterseniz.
03:52Çünkü, Fatih Harbiye tramvayının hikayesi,
03:55maalesef tek başına bir olay değil.
03:57Bu, Türkiye geneline yayılmış,
03:59çok daha büyük bir hafıza kaybı sorununun sadece bir parçası.
04:03Yani, bakın, Bursa'nın o meşhur yeşilini betona kurban etmesi,
04:08veya Konya'da Mevlana Türbesi gibi manevi bir merkezin etrafındaki o,
04:12kaynakta berbat olarak tanımlanan çevre düzenlemesi,
04:16Arzurum'un o kadim dokusuna Toki'nin vurduğu darbe,
04:19ya da Ankara'da, bir bakıyorsunuz, bir gecede sokak isimleri değişmiş,
04:22bütün anılar silinmiş.
04:24İşte bunların hepsi, aslında aynı büyük hikayenin farklı parçaları.
04:29Yazar, bu yıkıcı gücü çok net bir şekilde tanımlıyor aslında.
04:32Tarihi, kültürü ve anıları kurban olarak isteyen,
04:36doymak bilmez bir beton tanrısı.
04:38Ve şimdi en kritik noktaya geldik.
04:41Yani, hafızasının silinmesine göz yuman bir toplumun,
04:44yüzleşmek zorunda kalacağı o kaçınılmaz ve gerçekten tehlikeli sona.
04:49İşte kaynakta çizilen o ürkütücü süreç bu.
04:52Önce fiziksel mekanlar yok ediliyor,
04:55sonra o mekanlara bağlı olan anılar siliniyor.
04:58Geriye ne kalıyor peki?
05:00Geçmişinden kopmuş, köksüz ve her türlü manipülasyona sonuna kadar açık bir kalabalık.
05:05Uyarılar gerçekten çok açık ve çok sert.
05:08Hafızasını kaybeden bir toplum,
05:10doğruyla yanlışı, güzelle çirkini ayırt edemez hale geliyor,
05:14kendi tarihine, kültürüne, hatta atalarına dışman edilebiliyor
05:18ve sonunda o beton tanrısının gönüllü kölelerine dönüş veriyor.
05:22Bu bölümü, objektifi yeniden size çeviren bu soruyla bitirelim.
05:27Yaşadığınız şehrin hafızası nerede saklı?
05:31Belki eski bir binanın cephesinde,
05:33belki bir sokağın isminde,
05:35belki de Fatih Harbiye gibi bir romanda.
05:38Onu bulmaya ve korumaya ne dersiniz?
05:40İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen