Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 6 saat önce
Eskiden her durumu abartan, çalışmak yerine hastalık uyduran bir adam varmış. Şehrin Bey'i ve Hekimbaşı, adamın aslında turp gibi sağlam ancak zeki bir "orta oyuncusu" olduğunu fark etmişler. Onu terbiye etmek için "birkaç aylık ömrün kaldı" diyerek uzak ve gizemli bir hana göndermişler. Burada aç kalmamak için bağda çalışan ve avlanan adam, emeğin değerini anlamış ve sahte hastalıklarını unutmuştur. Ardından bir şifahanede yardımcı olarak çalışıp hekimlik öğrenmiş, karısıyla barışmış ve şehre bambaşka biri olarak dönmüştür. Sonunda Hekimlik beratı alan adamın aslında Bey’in öz oğlu olduğu ortaya çıkmıştır. Babasının vefatıyla Beylik makamına geçen eski hastalık hastası, şehri adalet ve şifayla yönetmiştir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün size öyle bir hikaye anlatacağım ki, en büyük hastalığı bedeninde değil, zihninde olan bir adamın zamansız masalını. Gelin, dirlikte bakalım.
00:10O zaman haydi, kahramanımızın dünyasına şöyle bir dalalım. Bu adamı çevresindeki herkes tek bir özelliğiyle tanıyor. Ama ne özellik?
00:18Şimdi, bu hastalık hastası lafı üzerinde biraz durmamız lazım. Bu sadece ah başım ah dişim diye gezen biri değil. Hayır, hayır.
00:26Bu, hastalığı sorunluluktan kaçmak ve çevresindekileri manipüle etmek için adeta bir kalkan, bir silah gibi kullanan biri.
00:35Çok zekice ama bir o kadar da yıkıcı bir durum.
00:38İşte adamın yöntemi tam olarak bu. Düşünebiliyor musunuz? Biri derdini anlatsa, o anında daha büyüğünü, daha acısını anlatıyor.
00:47Zamanla ailesini, komşularını, herkesi canından bezdirmiş. Ve sonunda ne olmuş?
00:52Herkes acıyıp, aman o yorulmasın, aman o üzülmesin diye diye adam tembel tembel yaşamaya başlamış.
00:59Yani durum o kadar vahim ki karısı bile dayanamayıp babasının evine dönmüş.
01:04Ama şehrin bilge yöneticisi Bey ve Hekimbaşı bu oyunu yutmamış tabii.
01:09Adamı muayene ettiklerinde görmüşler ki adamın bedeni sapasağlam turp gibi.
01:14Anlamışlar ki asıl hastalık bedende değil, ruhda.
01:17Adam resmen parlak bir aktör. Ama oynadığı rol etrafındaki herkesi zehirliyor.
01:24İşte bu noktada Bey devreye giriyor ve akıl almaz bir plan yapıyor.
01:28Madem bu adam oyun oynamayı seviyor, biz de ona hayatının rolünü oynayacağı bir oyun kuralım diyor.
01:32Ve adama gidip, doktorlarla konuştuk, durumun çok kötü yaşamak için sadece birkaç ayın kalmış diyor.
01:37Peki, bu acımasız oyunun, bu radikal tedavinin bir sonraki adımı neydi?
01:42İşte hikayemizin ikinci bölümü tam burada başlıyor, Acı Gerçekler Hanı.
01:48Beyin reçetesi, adamı sözde son günlerini huzurla geçirsin diye çok özel bir yere yollamak.
01:55Ama sakın aldanmayın, burası öyle sandığı gibi bir yer değil.
01:58Adamı Bey'in dört muhafızının yanına katıyorlar, üç gün boyunca at sırtında uzak, çok uzak bir yere götürüyorlar.
02:06Üçüncü günün gece yarısı kale gibi tekinsiz bir hanın önünde duruyorlar ama onu içeri buyur etmek ne kilime.
02:12Kapının önüne atıp, arkalarına bile bakmadan dört nala uzaklaşıyorlar.
02:17Adam, bir saman yağının üzerinde kendine geldiğinde anlıyor ki, burası bir huzur evi falan değil, bir kabusun başlangıcı.
02:25Ve sonra hancı karşısına geçip yeni hayatının kurallarını tek tek yüzüne vuruyor.
02:29Birincisi, öyle yan gelip yatmak yok, buradaki herkes senin gibi hasta, herkes çalışacak.
02:34İkincisi, çalışmayana yemek de yok, bir lokma kuru ekmek bile.
02:37Üçüncüsü, yemeği kimin hak ettiğine sadece aşçı karar verir.
02:41Ve son olarak dördüncüsü, kabı açıp kaçabilirsin.
02:44Ama etraf öyle tuzaklarla dolu ki, biz bile yerlerini unuttuk.
02:48Yani, ya çalışıp hayatta kalacaksın ya da kaçıp öleceksin.
02:51Seçim senin.
02:52Peki, bu acımasız kurallar işe yaradı mı?
02:55Hem de nasıl?
02:56Hikayemizin üçüncü bölümüne, yani adamın adeta demir gibi dövülerek yeniden şekillendiği o sürece geldik.
03:03Manipülasyon yeteneği elinden alınınca, hayat onu en etkili ilacıyla tanıştırdı.
03:08Zorluğun ta kendisiyle.
03:09Bu dönüşüm kabı ki pat diye olmadı.
03:12Adım adım zorluklarla dövülerek gerçekleşti.
03:15Önce sırtında küfelerle sarp üzüm bağlarını tırmandı, dayanıklılığı sonuna kadar test edildi.
03:20Sonra ormanda avlanmayı, kendi yiyeceğini bulmayı öğrendi.
03:24Ve en sonunda bir dağın tepesinde tek başına bırakıldı.
03:28Ya hayatta kalmanın bir yolunu bulacaktı ya da orada yok olup gidecekti.
03:32Eski benliğini yıkmak için tasarlanmış acımasız bir sınavdı bu.
03:36Ve sonuç, aradaki farka bakar mısınız?
03:39O sürekli elim ayağım tutmuyor, bırakın yatayım diye sızlanan adamdan eser kalmamış.
03:43Hancının dediğine göre, Hana geldiği ilk günden sonra ağzından hastalıkla ilgili tek bir kelime çıkmamış.
03:49Yerine sabah akşam demeden çalışan, sessiz, kararlı ve eylemleriyle konuşan bambaşka biri gelmişti.
03:55Acı onun ilacı olmuştu.
03:57Bütün bu sınavlardan alnının akıyla çıkan ve içindeki gerçek gücü keşfeden kahramanımız,
04:03kaderin bir cilvesiyle bir zamanlar manipüle ettiği o dünyaya geri dönüyor.
04:08Ama bu sefer rolleri tamamen değişmiş durumda.
04:11İşte hikayedeki en büyük ve en güzel ironi, bir zamanlar hasta numarası yaparak başkalarından hizmet bekleyen adam,
04:19şimdi kendini bir şifahanede gerçek hastalara hizmet etmeye adıyor.
04:24Hekimlerin eli ayağı oluyor, yorulmadan hastalara bakıyor.
04:27Bir zamanlar kendisinin talep ettiği o şefkati şimdi başkalarına sunuyor.
04:32Artık şikayet eden değil, şifa veren tarafta.
04:35Yıllar sonra karısıyla karşılaştığı o an, artık ne bir bahane ne de bir yalan var,
04:41gözlerinin içine bakıp diyor ki,
04:43Bey beni öyle bir yere yolladı ki tüm kötü huylarımı orada bıraktım.
04:47Beyin o acımasız tedavisinin ne kadar bilgece bir iyilik olduğunu anlamış ve bunu tüm samimiyetiyle kabul etmişti.
04:54Tam her şey yoluna girdi, adam kendini buldu derken durun, hikaye burada bitmiyor.
05:00Asıl şok edici gerçekler daha yeni ortaya çıkacak.
05:02Hazır olun çünkü şimdi her şey tepe taklak olacak.
05:06Kahramanımız şifahanede çalışmakla kalmıyor, iki yıl boyunca hekimlik eğitimi de alıyor.
05:12Ve sonunda hekim başı onu büyük bir gururla beyin huzuruna çıkarıyor.
05:18Diyor ki, buyruğunuz üzere o hem hastalıklarını yendi hem de üzerine hekimlik beraatını hak etti.
05:25Bu o inanılmaz yolculuğun adeta bir zafer anı.
05:28Ve işte o zafer anında bütün hikayeyi değiştiren o sır fısıldanıyor.
05:34Bey en güvendiği sırdaşı hekim başına eğilip o sarsıcı gerçeği söylüyor.
05:39Bu hekim benim öz evladımdır.
05:42Meğer yıllar önce firarıyken canını kurtarmak için oğluna evlatlık vermek zorunda kalmış.
05:47Tüm bu acımasız plan aslında bir babanın kaybettiği oğlunu küllerinden yeniden doğurma çabasıymış.
05:53Ama sürprizler bitmedi. Beyin vefatından sonra bu kez sahneye bizzat sultanın kendisi çıkıyor ve son, en büyük gerçeği açıklıyor.
06:02Yıllarca hastalık hastası olarak bilinen, sonra şifacı olan adamımıza dönüp,
06:07sen ölen beyin oğlusun diyor ve şimdi şehrine hem bir hekim hem de yeni bey olarak liderlik edeceksin.
06:14Hastalık hastası artık bir halkın umudu olmuştu.
06:17Ne hikaye ama.
06:18Gerçekten inanılmaz bir yolculuk.
06:20Adam sadece iyileşmedi, kelimenin tam anlamıyla yeniden doğdu.
06:25Peki bu kadim masal bize ne anlatıyor?
06:28Bence en başta bir amaca sahip olmanın en güçlü ilaç olduğunu gösteriyor.
06:33Ama aynı zamanda gerçek gücün rahatlıkta değil, zorlukların ateşinde dövüldüğünü de anlıyoruz.
06:39Sorumluluk almak amaçsız bir hayatı nasıl da iyileştirebiliyor?
06:43Ve belki de en sarsıcı ders şu, bazen olmamız gereken kişiye dönüşmek için o an olduğumuz kişiyi tamamen yıkmamız gerekir.
06:52İşte bu masalın zamana meydan okumasının sebebi de bu.
06:55Bize sadece eski bir hikaye anlatmıyor, adeta bir ayna tutuyor.
06:59Peki ya biz? Bizim hayatımızdaki hastalıklar neler?
07:03Tembellik mi? Amaçsızlık mı? Erteleme alışkanlığı mı?
07:07Adına ne dersek diyelim, acaba bunlardan hangisini sıkı bir çalışmayla ve kendimize bir amaç belirleyerek tedavi edebiliriz?
07:14Sanırım hepimizin üzerine düşünmesi gereken bir soru bu.
Yorumlar

Önerilen