00:00Beyaz Saray'da yaşamanın tamamen bedava olduğunu mu sanıyorsunuz?
00:03Yani çoğumuz öyle düşünürüz değil mi?
00:05Ama işin aslı bundan çok ama çok daha şaşırtıcı.
00:09Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olmanın öyle gizli bir faturası var ki inanın duyduklarınız sizi epey şaşırtacak.
00:16Peki hiç merak ettiniz mi?
00:18Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'na bir fatura geldiğinde ne oluyor?
00:22Yani o faturayı kim ödüyor?
00:24Cevap inanın bana hiç tahmin ettiğiniz gibi değil.
00:27Hadi gelin gözümüzde canlandıralım.
00:30Yıl 1981.
00:32Reganlar Beyaz Saray'daki ilk aylarını devirmiş akşam yemeğinden sonra keyif yapıyorlar.
00:37Her şey harika görünüyor ama işte tam o sırada.
00:41Başlarına geleceklerden tamamen habersizler.
00:43Derken bir görevli usulca yanlarına yaklaşıyor elinde bir fatura.
00:50Faturaya şöyle bir göz attıklarında gördükleri şey gerçekten inanılır gibi değil.
00:54Sadece o akşamki yemek değil, o ay boyunca yedikleri her bir lokma, ağırladıkları bütün özel misafirler, kuru temizleme hatta kullandıkları
01:03diş macunu bile hepsi faturada kalem kalem yazıyor.
01:07O anki şaşkınlığı en iyi First Lady Nancy Regan'ın kendi sözleri anlatıyor zaten.
01:12Diyor ki kimse bize başkanın ve eşinin yediği her yemek, yaptırdığı kuru temizleme, kullandığı diş macunu ve diğer tüm küçük
01:20masraflar için fatura kesildiğini söylememişti.
01:23Düşünsenize bu köklü gelenekten tamamen habersizler.
01:26Ama bakın bu sürpriz sadece Regan'ların başına gelmiş bir şey değil.
01:30Aslına bakarsanız çoğu insan, yani siz, ben, hepimiz, Beyaz Saray'daki hayatın tamamen ücretsiz olduğunu, devletin her şeyi karşıladığını zannediyoruz.
01:41Yaygın kanı bu yönde.
01:42İşte bu, Bebe Ava Başkanlık Hayatı efsanesini belki de en çarpıcı şekilde yıkan söz Hillary Clinton'dan geliyor.
01:50Ne diyor biliyor musunuz?
01:51Beyaz Saray'dan ayrıldığımızda sadece meteliksiz değil, aynı zamanda borç içindeydik.
01:57Durumun ne kadar ciddi olduğunu sanırım bu cümle özetliyor.
02:00Peki Clinton'ların durumu gerçekten ne kadar ciddiydi?
02:04Şöyle söyleyeyim, Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra bu borçları kapatmaları tam yıllarına aldı.
02:10Bill Clinton'ın kitap gelirleri, yaptığı konuşmalar falan derken ancak 2004 yılında borçlarını tamamen temizleyebildiler.
02:18Peki o zaman sistem tam olarak nasıl işliyor?
02:21Yani devlet neyi karşılıyor, başkan neyi ödüyor?
02:24Aslında kural çok basit.
02:25Devlet, resmi olan her şeyi karşılıyor.
02:28Nedir bunlar?
02:29İşte binanın bakımı, resmi seyahatler, devlet yemekleri.
02:32Ama iş kişisel harcamalara gelince işte o zaman fatura doğrudan başkana çıkıyor.
02:36Kendi yediği yemekten tutun, özel misafirlerinin masraflarına, kuru temizlemeye, hatta özel konutunda çalışan personelin saatlik ücretine kadar her şey, hepsi
02:46başkanın cebinden.
02:47Ayrıntılar o kadar ilginç ki, düşünsenize, dünyanın en güçlü liderisiniz.
02:52Ama takım elbisenizin kuru temizlemesi, gömleğinizden kopan bir düğmenin yerine yenisinin dikilmesi,
02:58ayakkabınızın boyası, bunların hepsi sizin faturanıza yazılıyor.
03:02İnanılmaz değil mi?
03:04Ehaliyle akla şu geliyor, başkan bütün bunları karşılamak için ne kadar maaş oluyor?
03:09Cevap, yıllık 400 bin dolar.
03:11Yalnız burada önemli bir detay var, bu rakam 1999'dan beri hiç değişmemiş ve tamamı da vergiye tabi.
03:18Ve işin en ilginç kısmı da burası zaten.
03:21Hani kulağa oldukça yüksek gelen bu maaş var ya, Beyaz Saray'ın o görünmez faturasıyla birleşince resmen eriyip gidiyor.
03:28Özellikle de göreve geldiğinde kişisel bir servete olmayan başkanlar için maaşın neredeyse tamamı bu zorunlu harcamalara gidiyor desek yeridir.
03:37Belki de durumu en iyi özetleyen esprili yorum, başkan Gerald Ford'dan gelmiş.
03:43Beyaz Saray için ne demiş biliyor musunuz?
03:45Bugüne kadar gördüğüm en lüks sosyal yardım konutu.
03:48Üstelik masraflar sadece Beyaz Saray'ın duvarları arasında da kalmıyor.
03:53Mesela başkan ailesiyle özel bir tatile mi çıkacak, bütün masraflar kendi cebinden.
03:58Hani o meşhur başkanlık dinlenme yeri Camp David var ya, oraya yaptığı hafta sonu gezileri bile kendisine fatura ediliyor.
04:05Hatta başkanlık uçağı Air Force One'a resmi görevi olmayan birini, mesela bir aile üyesini bindirirse, onun birinci sınıf bilet
04:13parasını devlete geri ödemek zorunda.
04:15Eee peki, bütün bunlar ister istemez akla şu soruyu getiriyor.
04:20Neden? Yani Amerika'nın en güçlü insanına neden bu kadar masraf çıkarılıyor?
04:25Bu sistemin arkasındaki mantık ne?
04:27Cevap aslında binanın adında gizli.
04:30Bakın biz genelde Beyaz Saray diyoruz ama orijinal adı White House, yani Beyaz Ev.
04:36Bu saray değil de ev olması detayı çok önemli.
04:39Çünkü bu, liderin devletin kaynaklarını sınırsızca kullanan bir kral olmadığını, tam tersine halka hizmet eden ve o evde sadece geçici
04:48olarak oturan bir kamu görevlisi olduğunu simgeliyor.
04:50İşte bütün cumhuriyet ilkesi bu ayrıma dayanıyor.
04:53Aslında Beyaz Ev'in aynı anda üç farklı görevi var.
04:57Şöyle düşünün, orası hem başkanın evi, yani bir yuva, hem halka açık yaşayan bir tarih müzesi, hem de ülkenin yönetildiği
05:06bir yürütme ofisi.
05:08Üçü bir arada.
05:09Özellikle o müze olma kısmı gerçekten çok etkileyici.
05:13Biliyor muydunuz Beyaz Ev, her hafta ortalama 30 bin ziyaretçi ağırlıyor.
05:17Bu rakam bile tek başına binanın halkla ne kadar iç içe olduğunun en net kanıtı.
05:22Ve işte bu özelliği onu gerçekten de eşsiz kuluyor.
05:26Düşünün, lideri içinde yaşarken kapılarını halka düzenli olarak açan dünyadaki tek devlet başkanı konutu.
05:33Bu başlı başına demokratik şeffaflığın ne kadar güçlü bir sembolü.
05:37Tabii ki bu kadar göz önünde yaşamanın ağır bir kişisel bedeli de var.
05:42Mesela Michelle Obama'nın orası için çok iyi dekore edilmiş bir hapishane demesi,
05:47ya da Truman ve Reagan gibi başkanların kendilerini akvaryumdaki bir balık gibi hissettiklerini söylemeleri,
05:53bütün bunlar o gösterişli hayatın aslında ne kadar yalnız ve izole edici olabildiğini gösteriyor.
05:59Yani sonuçta işin özü şu, başkanlar ve aileleri o evde sadece geçici birer kiracı.
06:05Asıl kalıcı olan şey binanın kendisi, yıllardır orada olan personeli ve tabii ki temsil ettiği o büyük değerler.
06:13Bu ruhu belki de en iyi özetleyen hikaye şudur.
06:17Uzun yıllardır beyaz evde çalışan bir görevli, First Lady Barbola Bush'a dönüp şöyle diyor.
06:22Buraya her dört yılda bir başkanlar gelir ve gider.
06:25Ama biz, biz kalıcıyız.
06:28Öyleyse gelin bu bölümü şu soruyla noktalayalım.
06:31Eğer liderler o evde sadece geçici birer kiracıysa,
06:35halkın evi olarak anılan o yapının gerçek ve kalıcı sahibi kimdir?
Yorumlar