Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 20 saat önce
Nazım Peker’in bu köşe yazısı, Amerika Birleşik Devletleri başkanlarının resmi ikametgahı olan Beyaz Ev'deki yaşantılarına dair çarpıcı detayları ve finansal sorumlulukları ele almaktadır. Yazar, yaygın bilinenin aksine bu mekânın bir ihtişam merkezi değil, başkanların kişisel harcamalarını, gıda masraflarını ve hizmetli ücretlerini kendi maaşlarıyla karşıladıkları bir yer olduğunu vurgular. Clinton ve Reagan gibi liderlerin deneyimleri üzerinden, devlet imkanlarının şahsi amaçlarla kullanılamayacağı ve demokratik hesap verebilirlik prensipleri anlatılmaktadır. Metin boyunca Beyaz Saray teriminin yanlışlığına değinilerek, buranın aslında halka ait geçici bir hizmet alanı ve müze olduğu hatırlatılır. Sonuç olarak eser, monarşi ile demokrasi arasındaki farkı, halkın kalıcılığı ve yöneticilerin geçiciliği ilkeleri üzerinden mukayese ederek sorgular.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Beyaz Saray'da yaşamanın tamamen bedava olduğunu mu sanıyorsunuz?
00:03Yani çoğumuz öyle düşünürüz değil mi?
00:05Ama işin aslı bundan çok ama çok daha şaşırtıcı.
00:09Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olmanın öyle gizli bir faturası var ki inanın duyduklarınız sizi epey şaşırtacak.
00:16Peki hiç merak ettiniz mi?
00:18Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'na bir fatura geldiğinde ne oluyor?
00:22Yani o faturayı kim ödüyor?
00:24Cevap inanın bana hiç tahmin ettiğiniz gibi değil.
00:27Hadi gelin gözümüzde canlandıralım.
00:30Yıl 1981.
00:32Reganlar Beyaz Saray'daki ilk aylarını devirmiş akşam yemeğinden sonra keyif yapıyorlar.
00:37Her şey harika görünüyor ama işte tam o sırada.
00:41Başlarına geleceklerden tamamen habersizler.
00:43Derken bir görevli usulca yanlarına yaklaşıyor elinde bir fatura.
00:50Faturaya şöyle bir göz attıklarında gördükleri şey gerçekten inanılır gibi değil.
00:54Sadece o akşamki yemek değil, o ay boyunca yedikleri her bir lokma, ağırladıkları bütün özel misafirler, kuru temizleme hatta kullandıkları
01:03diş macunu bile hepsi faturada kalem kalem yazıyor.
01:07O anki şaşkınlığı en iyi First Lady Nancy Regan'ın kendi sözleri anlatıyor zaten.
01:12Diyor ki kimse bize başkanın ve eşinin yediği her yemek, yaptırdığı kuru temizleme, kullandığı diş macunu ve diğer tüm küçük
01:20masraflar için fatura kesildiğini söylememişti.
01:23Düşünsenize bu köklü gelenekten tamamen habersizler.
01:26Ama bakın bu sürpriz sadece Regan'ların başına gelmiş bir şey değil.
01:30Aslına bakarsanız çoğu insan, yani siz, ben, hepimiz, Beyaz Saray'daki hayatın tamamen ücretsiz olduğunu, devletin her şeyi karşıladığını zannediyoruz.
01:41Yaygın kanı bu yönde.
01:42İşte bu, Bebe Ava Başkanlık Hayatı efsanesini belki de en çarpıcı şekilde yıkan söz Hillary Clinton'dan geliyor.
01:50Ne diyor biliyor musunuz?
01:51Beyaz Saray'dan ayrıldığımızda sadece meteliksiz değil, aynı zamanda borç içindeydik.
01:57Durumun ne kadar ciddi olduğunu sanırım bu cümle özetliyor.
02:00Peki Clinton'ların durumu gerçekten ne kadar ciddiydi?
02:04Şöyle söyleyeyim, Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra bu borçları kapatmaları tam yıllarına aldı.
02:10Bill Clinton'ın kitap gelirleri, yaptığı konuşmalar falan derken ancak 2004 yılında borçlarını tamamen temizleyebildiler.
02:18Peki o zaman sistem tam olarak nasıl işliyor?
02:21Yani devlet neyi karşılıyor, başkan neyi ödüyor?
02:24Aslında kural çok basit.
02:25Devlet, resmi olan her şeyi karşılıyor.
02:28Nedir bunlar?
02:29İşte binanın bakımı, resmi seyahatler, devlet yemekleri.
02:32Ama iş kişisel harcamalara gelince işte o zaman fatura doğrudan başkana çıkıyor.
02:36Kendi yediği yemekten tutun, özel misafirlerinin masraflarına, kuru temizlemeye, hatta özel konutunda çalışan personelin saatlik ücretine kadar her şey, hepsi
02:46başkanın cebinden.
02:47Ayrıntılar o kadar ilginç ki, düşünsenize, dünyanın en güçlü liderisiniz.
02:52Ama takım elbisenizin kuru temizlemesi, gömleğinizden kopan bir düğmenin yerine yenisinin dikilmesi,
02:58ayakkabınızın boyası, bunların hepsi sizin faturanıza yazılıyor.
03:02İnanılmaz değil mi?
03:04Ehaliyle akla şu geliyor, başkan bütün bunları karşılamak için ne kadar maaş oluyor?
03:09Cevap, yıllık 400 bin dolar.
03:11Yalnız burada önemli bir detay var, bu rakam 1999'dan beri hiç değişmemiş ve tamamı da vergiye tabi.
03:18Ve işin en ilginç kısmı da burası zaten.
03:21Hani kulağa oldukça yüksek gelen bu maaş var ya, Beyaz Saray'ın o görünmez faturasıyla birleşince resmen eriyip gidiyor.
03:28Özellikle de göreve geldiğinde kişisel bir servete olmayan başkanlar için maaşın neredeyse tamamı bu zorunlu harcamalara gidiyor desek yeridir.
03:37Belki de durumu en iyi özetleyen esprili yorum, başkan Gerald Ford'dan gelmiş.
03:43Beyaz Saray için ne demiş biliyor musunuz?
03:45Bugüne kadar gördüğüm en lüks sosyal yardım konutu.
03:48Üstelik masraflar sadece Beyaz Saray'ın duvarları arasında da kalmıyor.
03:53Mesela başkan ailesiyle özel bir tatile mi çıkacak, bütün masraflar kendi cebinden.
03:58Hani o meşhur başkanlık dinlenme yeri Camp David var ya, oraya yaptığı hafta sonu gezileri bile kendisine fatura ediliyor.
04:05Hatta başkanlık uçağı Air Force One'a resmi görevi olmayan birini, mesela bir aile üyesini bindirirse, onun birinci sınıf bilet
04:13parasını devlete geri ödemek zorunda.
04:15Eee peki, bütün bunlar ister istemez akla şu soruyu getiriyor.
04:20Neden? Yani Amerika'nın en güçlü insanına neden bu kadar masraf çıkarılıyor?
04:25Bu sistemin arkasındaki mantık ne?
04:27Cevap aslında binanın adında gizli.
04:30Bakın biz genelde Beyaz Saray diyoruz ama orijinal adı White House, yani Beyaz Ev.
04:36Bu saray değil de ev olması detayı çok önemli.
04:39Çünkü bu, liderin devletin kaynaklarını sınırsızca kullanan bir kral olmadığını, tam tersine halka hizmet eden ve o evde sadece geçici
04:48olarak oturan bir kamu görevlisi olduğunu simgeliyor.
04:50İşte bütün cumhuriyet ilkesi bu ayrıma dayanıyor.
04:53Aslında Beyaz Ev'in aynı anda üç farklı görevi var.
04:57Şöyle düşünün, orası hem başkanın evi, yani bir yuva, hem halka açık yaşayan bir tarih müzesi, hem de ülkenin yönetildiği
05:06bir yürütme ofisi.
05:08Üçü bir arada.
05:09Özellikle o müze olma kısmı gerçekten çok etkileyici.
05:13Biliyor muydunuz Beyaz Ev, her hafta ortalama 30 bin ziyaretçi ağırlıyor.
05:17Bu rakam bile tek başına binanın halkla ne kadar iç içe olduğunun en net kanıtı.
05:22Ve işte bu özelliği onu gerçekten de eşsiz kuluyor.
05:26Düşünün, lideri içinde yaşarken kapılarını halka düzenli olarak açan dünyadaki tek devlet başkanı konutu.
05:33Bu başlı başına demokratik şeffaflığın ne kadar güçlü bir sembolü.
05:37Tabii ki bu kadar göz önünde yaşamanın ağır bir kişisel bedeli de var.
05:42Mesela Michelle Obama'nın orası için çok iyi dekore edilmiş bir hapishane demesi,
05:47ya da Truman ve Reagan gibi başkanların kendilerini akvaryumdaki bir balık gibi hissettiklerini söylemeleri,
05:53bütün bunlar o gösterişli hayatın aslında ne kadar yalnız ve izole edici olabildiğini gösteriyor.
05:59Yani sonuçta işin özü şu, başkanlar ve aileleri o evde sadece geçici birer kiracı.
06:05Asıl kalıcı olan şey binanın kendisi, yıllardır orada olan personeli ve tabii ki temsil ettiği o büyük değerler.
06:13Bu ruhu belki de en iyi özetleyen hikaye şudur.
06:17Uzun yıllardır beyaz evde çalışan bir görevli, First Lady Barbola Bush'a dönüp şöyle diyor.
06:22Buraya her dört yılda bir başkanlar gelir ve gider.
06:25Ama biz, biz kalıcıyız.
06:28Öyleyse gelin bu bölümü şu soruyla noktalayalım.
06:31Eğer liderler o evde sadece geçici birer kiracıysa,
06:35halkın evi olarak anılan o yapının gerçek ve kalıcı sahibi kimdir?
Yorumlar

Önerilen