Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Bu makale, Türkiye’nin içinde bulunduğu ağır ekonomik şartları ve kontrol edilemeyen enflasyonun toplumsal etkilerini edebi bir dille ele almaktadır. Yazar, asgari ücretliler ve emekliler başta olmak üzere dar gelirlilerin alım gücünün yok olmasını ve hayallerin yerini geçim derdine bırakmasını hüzünlü bir perspektifle aktarır. Orhan Veli gibi şairlere ve masalsı unsurlara atıfta bulunarak, halkın yaşadığı maddi sıkıntıların sadece birer istatistik değil, derin bir insani dram olduğunu vurgular. Küresel adaletsizliklere ve savaşlara da değinen yazar, 2025 yılından beklentilerin boşa çıkışını ve toplumun geleceğe dair duyduğu derin kaygıyı dile getirir. Nihayetinde tüm bu karamsar tabloya rağmen, yazı manevi bir teselli ve iyi dileklerle son bularak sabır temasına odaklanır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Yıl sonu denince akla hep kutlamalar gelir değil mi?
00:03Ama bazen, bazen tam tersidir.
00:05Ağır bir hesaplaşma zamanıdır.
00:07İşte şimdi Erol Sunat'ın metninden yola çıkarak,
00:10adeta karaları bağlayarak bitirdiğimiz bir yılın ardından
00:13yeni bir yılan nasıl enflasyonun beşiğinde girdiğimize bir bakalım.
00:17O hissi anlamaya çalışalım.
00:19Evet, metnin tam da kalbindeki soru bu.
00:22Ve inanın bu sadece parayla pulla ilgili bir soru değil.
00:25Çok daha derin bir şeyden bahsediyoruz.
00:27Bir ruh halinden, hepimizi saran ortak bir duygudan.
00:31Hadi gelin neymiş bu his, katmanlarını şöyle bir aralayalım bakalım.
00:35Peki tamam, enflasyonun beşiği diyoruz.
00:37Kulağa biraz şiirsel geliyor değil mi?
00:38Ama bunun arkasındaki gerçek ne?
00:40Yani bu beşikte sallanmak bizim gündelik hayatımızda tam olarak ne anlama geliyor?
00:45İşte metin tam da bunu yapıyor.
00:46Bu hissi alıyor ve rakamlarla, hayatın ta kendisiyle,
00:50acı gerçeklerle çat diye yüzümüze vuruyor.
00:52Aslında bütün meseleyi şu iki cümle özetliyor bakın.
00:55Fiyatlar tavan, ucuzluk yavan.
00:57Bu kadar basit.
00:58Yani raflardaki etiketler durmadan artıyor, artıyor, artıyor.
01:02E hal böyle olunca ucuz diye bir kelime kalmıyor ortada.
01:05Anlamını yitiriyor, tadı tuzu kaçıyor.
01:08Alım gücü eriyince insanın hayata karşı iştahı da işte böyle kaçıyor maalesef.
01:12Ve metin bu durumu havada bırakmıyor, alıyor ve sumut bir rakamla adeta çiviliyor.
01:18Dolar kuru 43 lira.
01:20Metinde bu rakam için akla ziyan deniyor.
01:23Düşünsenize tek bir sayı ama aslında ekonomik olarak nasıl bir fırtınanın içinde olduğumuzu,
01:28o belirsizliğin hayatımızı nasıl alt üst ettiğini gösteren çarpıcı bir an gibi.
01:32İşte o sarsıntının belki de en acıtan sonucu da bu.
01:36Hayaller ve gerçekler arasındaki o kocaman, kapanmaz uçurum.
01:41Bir tarafta ne hayal ediyorsun?
01:42Belki Paris'e gitmeyi.
01:44Ama diğer tarafta ne var?
01:45Asgari ücret gerçeği.
01:46İşte o gerçek, o hayale ulaşmanı neredeyse imkansız hale getiriyor.
01:51Metnim dediği gibi bu makas var ya, günden güne daha da açılıyor.
01:55Ama durun, olay sadece para pul meselesi değil.
01:58Hiç değil.
01:59Metin bizi çok daha derine çekiyor.
02:01Bambaşka bir krize, bir güven krizine.
02:04Hani o, verilen sözlerin, vaatlerin hiçbir anlamının kalmadığı,
02:09sanki duman olup havaya karıştığı anlar var ya, işte tam olarak oralardayız.
02:14Metindeki şu ifadeye bakar mısınız?
02:16Gerçekten inanılmaz.
02:18Diyor ki, yalan oturmuş işlek bir cadde kenarındaki kafeye atmış bacak bacak üstüne kahvesini yudumluyor.
02:23Yani yalan o kadar normalleşmiş, o kadar hayatımızın ortasına kurulmuş ki artık saklanmıyor bile.
02:29Gözümüzün içine baka baka keyifle kahvesini içiyor.
02:32Bu sadece kimseye güvenmiyorum demek değil, çok daha fazlası.
02:36Gerçeğin kendisinin beş para etmediği, herkesin alıştığı bir çöküşün resmi bu.
02:41Ve tabii bu güvensizlik bir kar topu gibi yuvarlanıp çığa dönüşüyor,
02:45hepimizi bir sarmalın içine çekiyor.
02:47Neymiş o sarmal?
02:48Enflasyon var, inmiyor, zamlar var, vitesi yok, sürekli artıyor, paramız var ama yetmiyor.
02:55Ve bir de doymak bilmeyen bir açgözlülük var.
02:58Gördünüz mü?
02:59Her biri birbirini tetikliyor, adeta kaçınılmaz bir döngü.
03:03Peki tüm bu vaatlere, o resmi açıklamalara, anlatılan başarı hikayelerine karşı ne tepki veriyoruz?
03:08İşte o acı gülümsemeyle karışık tepkimiz bu tek kelimede sakla aslında.
03:14Artık inanmadığın, ciddiye almadığın her şeyin ardından gelen o bıkkınlık dolu ses,
03:19miş, miş de miş miş.
03:21İyi de bu mücadeleyi kim veriyor?
03:23Metne bakarsanız cevap basit, neredeyse herkes.
03:27Ama asıl sorun ne biliyor musunuz?
03:29Bu kadar insanın verdiği ortak mücadelenin, o yükselen seslerin bir türlü duyulmaması, görülmemesi.
03:35Sanki boşluğa konuşuyormuşuz gibi.
03:37Yazar öyle bir soru soruyor ki, aslında bütün toplumun röntgenini çekiyor.
03:42Diyor ki, yüzü güldü mü?
03:44Çiftçinin, köylünün, işçinin, memurun, emeklinin.
03:48Yani tarladaki de gülmüyor, ofisteki de.
03:51Emeklisi de, çalışanı da.
03:53Kimsenin yüzünün gülmediği koskoca bir yılın hesabı soruluyor aslında bu soruyla.
03:58Ve bu duyulmayan çığlıklar dönüp dolaşıp hepimizin hayatına dokunuyor.
04:03Nasıl mı?
04:03İş arıyorsun, çaldığın her kapıdan elin boş dönüyorsun.
04:08Çalışıyorsun, aldığın maaşla ayın sonunu getiremiyorsun.
04:11Daha da ötesi, bu sıkıntılar evlenmek gibi en basit, en insani hayalleri bile kurdurtmuyor insana.
04:18Hatta kurulu düzenleri, yuvaları bile yerinden oynatıyor.
04:21Düşünün, bütün bu çıkmazların, bu dertlerin içinde yaşıyorsunuz.
04:26Metin de tam bu noktada çok basit ama çok derin bir soru soruyor.
04:31Diyor ki, gece yastığa başını koyunca, bütün bunlar aklındayken kolay mı uyuyabilmek?
04:37Ama yazar sadece kendi içimize bakmıyor, kafasını kaldırıp etrafa da bakıyor.
04:43Ve gördüğü şey ne?
04:44Hem kendi içimizde, hem de bütün dünyada giderek büyüyen bir umursamazlık.
04:48Birbirini anlamayan, hissetmeyen insanlar.
04:51Koca bir empati boşluğu.
04:52Yani bir yanda bunca dertle boğuşan insanlar varken, diğer yanda bir kesim var ki,
04:58metnin deyişiyle vur patlasın, çal oynasın modundalar.
05:02Dünya yansa umurlarında olmaz diyor yazar.
05:05İşte bu durum, toplumdaki o derin bölünmüşlüğü, o acıtan yalnızlık hissini o kadar güzel anlatıyor ki.
05:11Ve bu umursamazlık sadece bize özel bir durum değil, metne göre bütün dünyayı sarmış durumda.
05:16Kan akmaya devam ediyor, ateşkesler sadece kağıt üzerinde kalıyor,
05:20ne Gazze'de ne de Doğu Türkistan'da bir huzur var.
05:24Barış kelimesi ise içi buş, kocaman bir yalana dönüşmüş gibi.
05:28Ve işte koskoca bir yıl daha öyle bitiyor.
05:31Geriye ne mi kalıyor?
05:32Sadece iki cümlelik bir his.
05:342025 bitti, bu arada biz de bittik.
05:37Bu kadar yani.
05:38Derin bir yorgunluk, hep birlikte hissedilen bir tükenmişlik.
05:42Sadece takvimden bir yaprak eksilmiyor.
05:44Bizim de umudumuzdan, enerjimizden eksiliyor.
05:47Peki, tamam.
05:48Bu kadar karamsar bir tablo çizdik.
05:50Bu kadar tükendik.
05:51Sonra ne oluyor?
05:52Yolun sonunda ne var?
05:54İşte Metin bizi tam bu noktada bir teslimiyete, bir inanç kapısına getiriyor.
05:58Hani o meşhur insanı daha da endişelendiren bir laf vardır ya, bunlar daha iyi günleriniz derler.
06:04İşte Metin o söze de değiniyor.
06:06Tam en kötü durumdayken birinin gelip kulağınıza daha beteri olacak demesi gibi.
06:11Umutsuzluğun dibi yani.
06:12İşte o korkunç endişeye karşı Metin'in verdiği son cevap da bu.
06:17Bütün o belirsizliklere, korkulara karşı sığındığı liman, Mevla görelim neyler, neylerse güzeleyler.
06:24Yani artık işin bizden çıktığı yerde her şeyi ona havale etmek, tam bir teslimiyet ve sarsılmaz bir güven.
06:31O zaman gelin, bu anlatıyı Metin'in bizi bıraktığı yerde ucu açık bir soruyla kapatalım.
06:37Yeni bir yılın kapısındayız, enflasyonun beşiğinde sallanıp durduk.
06:41Peki, bu eşiği geçince bizi ne bekliyor?
06:44Gerçekten yeni bir başlangıç mı?
06:46Yoksa o beşik daha da mı hızlı sallanacak?
06:49İşte bu sorunun cevabını Metin bize, size, hepimize bırakıyor.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen