00:0023 yıl. Bir cinayetin üzerindeki sis perdesinin aralanması için yeter de artar bile değil mi? Ama Hablemitoğlu davasında durum pek de öyle değil. Bugün tam tersine, zamanla daha da kör düğüm olan bir suikastı ve bu davanın nasıl inanılmaz bir adalet bilmecesine dönüştüğünü konuşacağız.
00:18Peki ya size desem ki, bu 23 yıllık gizemin anahtarı aslında en başından beri herkesin gözünün önündeydi. Akademisyen Hablemitoğlu'nun 2002'deki suikastı şimdi yeni bir soruşturmayla adeta temellerinden sarsılıyor.
00:35Tüm bu karmaşanın merkezinde ne var biliyor musunuz? Sadece iki adet kaset. Evet yanlış duymadınız. Bütün düğümü çözeceğine inanılan iki video kaydı. Şimdi gelin bu kasetlerin sır dolu hikayesine bir bakalım.
00:47Bakın, bu kasetlerden ilki Hablemitoğlu'nun suikasttan sadece birkaç gün önce Eskişehir'de katıldığı bir konferanstan. İkincisi ise öldürülmeden hemen önce uğradığı bir Migros'un güvenlik kamerası kayıtları.
01:01Peki bu kayıtlar neden bu kadar önemli? Çünkü iddiaya göre bu kayıtlarda onu son saatlerinde gölge gibi izleyen o meçhul kişiler var.
01:10İşte hikaye tam da bu noktada inanılmaz bir hal alıyor. Çünkü bu hayati deliller yani bu iki kaset yıllarca ortadan kayboluyor.
01:20Resmen buharlaşıyor ve onları bulmak için verilen çaba adeta filmlere konu olacak bir kovalamacaya dönüşüyor.
01:27Şu zaman çizergesine bir bakın. Çelişkiler adeta ben buradayım diye bağırıyor. Mahkeme 2023'te polisten görüntüleri istiyor. Polisin ilk cevabı ne? Savcılığa sorun.
01:39İkinci cevap daha da tuhaf. Arşivlerimiz 2016'daki selde yok oldu.
01:43Ama sonra Mart 2024'te bir de bakıyoruz ki savcı Zafer Ergün'ün ta 2018'de bizzat adli emanete teslim ettiği kasetler birden bulunuveriyor.
01:54Yani bir dakika 2018'de emanete alınan bir şey nasıl 2016'daki selde kaybolmuş olabilir? Mantık bunun neresinde?
02:02Tabi bu durum savunma avukatlarından Ali Soykan'ı çileden çıkarıyor ve çok ağır bir iddiada bulunuyor.
02:08Diyor ki bu dosya emniyet içindeki bir klik tarafından resmen manipüle ediliyor, yalan beyan veren bu görevliler hakkında derhal suç duyurusunda bulunulmalı.
02:19Çok ciddi bir suçlama bu. Tam oh be kasetler bulundu artık her şey çözülecek derken dava bu sefer de bizzat savcının kendisi etrafında dönen daha da tuhaf bir yola giriyor.
02:32Nihayet kasetler bir bilirkişiye gidiyor ve sonuç gerçekten şok edici.
02:37Rapora göre görüntülerde Hablemitoğlu'nu takip eden daha önce hiç dosyada adı geçmemiş kimliği belirsiz tam 3 yeni şüpheli tespit ediliyor.
02:47E normalde ne beklersiniz? Mahkemenin bu yeni şüpheliler hakkında hemen bir soruşturma başlatmasını değil mi?
02:54Aynen öyle de oluyor. Ama savcı Zafer Ergün ne yapıyor dersiniz?
02:58Kovuşturmaya yer yoktur diyor. Yani kısaca KOK. Ben bu kişileri soruşturmayacağım diyor. İnanılın gibi değil.
03:06Ve bundan sonra adeta bir adalet pingpongu başlıyor.
03:10Şöyle ki mahkeme soruştur diyor. Savcı Ergün soruşturmam diye KOK kararı veriyor.
03:15Dosya üst mahkemeye gidiyor. Üst mahkemeye bu karar hukuka aykırı soruşturacaksın diyor.
03:21Savcı Ergün ne yapıyor? İkinci kez KOK kararı veriyor. Üst mahkeme onu ikinci kez yine bozuyor.
03:27Yani akıl almaz bir engelleme çabası var ortada.
03:31Ama durun asıl bomba daha patlamadı. Davanın seyrini tamamen değiştirecek o büyük sürpriz
03:37yıllar önce bir gazetecinin yazdığı, belki de o zamanlar kimsenin pek de dikkat etmediği bir köşe yazısında saklıymış.
03:44Sabah gazetesinden Ferhat Ünlü Aralık 2019'daki yazısında aynen şöyle diyor.
03:49Kamera görüntüleri flu olduğu için görüntüler ABD'ye gönderildi.
03:54Orada temizlendi ve dosyaya konuldu.
03:56Yani ne demek bu? Meğer o bilir kişiye gönderilen bulanık görüntülerin bir de Amerika'da pırıl pırıl yapılmış, netleştirilmiş bir versiyonu varmış.
04:05E bu ortaya çıkınca mahkeme salonunda herkesin aklına aynı soru geliyor sizin de geldiği gibi.
04:10Madem elinizde pırıl pırıl netleştirilmiş görüntüler vardı, neden bilir kişiye o çamur gibi flu versiyonunu gönderdiniz, neyi saklamaya çalışıyordunuz?
04:19Ve işte düğümün koptuğu, firmin koptuğu an.
04:22Savcı Zafer Ergün'e soruluyor, resmi olarak cevap veriyor, görüntüler iyileştirilmek üzere asla ABD'ye gönderilmedi.
04:31Ama? Ama o da ne?
04:32Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün resmi kayıtları ortaya çıkıyor ve belgeler diyor ki ABD'den gelen 120 adet iyileştirilmiş fotoğraf ta Temmuz 2017'de bizzat Savcı Ergün'ün kendisine teslim edilmiş.
04:46Yani arada dağlar kadar fark var, bire yok diyor, resmi belge var sana teslim edildi diyor.
04:52İşte bu son ifşattan ve mahkemenin ısrarlı tutumundan sonra artık davada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşıldı.
05:02Bütün dinamikler altısta oldu.
05:04Ve bu noktada dosyaya yeni bir savcı atanıyor, Adem Akıncı.
05:08Ve Akıncı göreve gelir gelmez bu kör düğüm olmuş kanıt yumağını çözmek için düğmeye basıyor ve resmi bir soruşturma başlatıyor.
05:18Ve yeni savcının ilk işi adeta bir cerrah hassasiyetiyle en kritik soruları sormak oluyor.
05:24Bu videolar gerçekten iyileştirildi mi?
05:27İyileştirildiyse ne zaman, nerede yapıldı?
05:30Bu konuyla ilgili bütün bilirkişi raporlarını getirin ve o orijinal kasetlerin bir kopyasını da bana verin.
05:36Yeniden inceleteceğim diyor. Yani doğrudan hedefe kilitleniyor.
05:40Bütün bunlar bizi gerçekten de çok sarsıcı bir soruyla baş başa bırakıyor.
05:4423 yıldır katillerin arandığı bir cinayet soruşturması, şimdi rotasını tamamen değiştirip,
05:51adaleti sağlamakla görevli olanların bizzat kendilerinin soruşturulduğu bir davaya mı dönüşüyor?
05:57Cevabını hep birlikte göreceğiz.
Yorumlar