Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu makale, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş suikastına ilişkin Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşma detaylarını aktarmaktadır. Kaynakta, dönemin Ülkü Ocakları yöneticisi Burak Kılıç başta olmak üzere sanıkların suçlamaları reddeden ve çelişkili ifadeler içeren savunmaları ele alınmaktadır. Özellikle sanıkların kritik olayları ve yazışmaları hatırlamadıklarını öne sürmesi, Ateş ailesi ve avukatları tarafından sert bir dille eleştirilmektedir. Maktulün ailesi, cinayetin planlı bir organizasyon olduğunu savunarak azmettiricilerin ve üst düzey isimlerin de yargılamaya dâhil edilmesini talep etmektedir. Mahkeme, bazı adli kontrol taleplerini değerlendirerek duruşmayı ileri bir tarihe ertelemiştir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Türkiye'nin başkentinde gündüz gözüyle işlenen bir cinayet.
00:03Ama bu dava bildiğiniz davalara hiç benzemiyor.
00:06Neden mi?
00:07Çünkü bu davada adalet kadar hafıza da yargılanıyor.
00:11Sanki birileri sistematik olarak her şeyi unutmuş gibi.
00:14Gelin bu hafıda duruşmasının derinliklerine birlikte inelim.
00:18Şimdi sizi bir an için o güne götürelim.
00:22Ankara'da 30 Aralık 2022.
00:24Hava ayaz. Ama asıl ayaz birazdan yaşanacak olanlarla ruhlara işleyecek.
00:30Çünkü o gün işlenen cinayet sadece bir kişinin hayatını sonlandırmadı.
00:35Aynı zamanda ülkenin siyasi fayatlarını da yerinden oynattı.
00:39Peki kimdi kurban?
00:41Sadece bir akademisyen değildi. Hayır.
00:44Öldürülen kişi doçent doktor Sinan Ateş.
00:47Yani ülke ocaklarının eski genel başkanı.
00:50İşte bu kimlik olayı bir anda sıradan bir cinayet olmaktan çıkarıp dev bir siyasi fırtınanın tam ortasına koydu.
00:58Ve işte tam bu noktada dava bir labirente dönmeye başlıyor.
01:02Düşünün mahkeme salonundasınız, kilit sanıklardan biri karşınızda ve en kritik sorulara verdiği tek bir cevap var.
01:09Hatırlamıyorum.
01:10Bu sadece bir savunma taktiği olabilir mi?
01:13Yoksa işin içinde çok daha derin, çok daha karmaşık bir şeyler mi dönüyor?
01:17Hadi gelin bu sorunun izini sürelim.
01:19Şimdi duruşma salonuna girelim.
01:21Bütün gözler sanıklardan Burak Kılıc'ın üzerinde.
01:24Herkes ne diyeceğini merak ediyor.
01:27Ama kimse davanın seyrini tamamen değiştirecek o savunmayı beklemiyordu.
01:31Evet duyduğunuzda inanamayacaksınız ama strateji buydu.
01:35Hatırlamıyorum savunması.
01:36Bakın suçlama çok net.
01:39Sinan Ateş'in evinin fotoğraflarını çekip başka bir yöneticiye yollamakla suçlanıyor.
01:43Bu da haliyle bir suikast planının en önemli adımlarından biri gibi duruyor değil mi?
01:49Ama hakim o kilit soruyu sorduğunda, bunu neden yaptın dediğinde, Burak Kılıç'tan gelen cevap adeta buz gibi bir duvara çarpmak
01:57gibiydi.
01:58Hatırlamıyorum.
01:58Ama durun, bu sadece bir kerelik bir cevap değildi.
02:02Hayır, bu bir desendi, bir modeldi adeta.
02:06Mahkeme başkanı üsteliyor.
02:07Peki neden gönderdin bu fotoğrafları?
02:10Mesajlarda S.A. diye bahsedilen kişi kim?
02:13O pankart protestosunu sen mi yaptırdın?
02:16Sorular ard arda geliyor ama cevaplar hiç değişmiyordu.
02:20Hatırlamıyorum, bilmiyorum, izah edemem.
02:23Mahkeme resmen bir hafıza kaybı duvarına tosluyordu.
02:27Ama sanmayın ki bu tuhaf hafıza kaybı salgını sadece Burak Kılıç'ta sınırlı kaldı.
02:33Hiç de değil.
02:34Duruşma ilerledikçe bir şey netleşti.
02:37Bu organizi bir inkar deseniydi.
02:40Belki de bir suskunluk yeminiydi.
02:42Kim bilir?
02:43Gelin şimdi yapbozun diğer parçalarını birleştirmeye çalışalım.
02:47Şimdi sahneye başka bir sanık çıkıyor.
02:50Recep, küçük Ertuğrul.
02:51Suçu ne mi?
02:52Tetikçiye Ankara'da saklamak.
02:54Onun taktiği hatırlamıyorum demek değil.
02:56Tam tersi.
02:57Doğrudan saldırmak.
02:58Kendisini teşhis eden çok önemli bir tanık var.
03:01Peki onun için ne diyor?
03:03Akli dengesi yerinde değil.
03:04Olayı da soğuk bir şaka diye geçiştiriyor.
03:07Yani gerçeği karartmak için her yolu deniyor.
03:09Ve böylece karşımızda adeta bir mazeretler duvarı yükseliyor.
03:14Bir bakıyorsunuz sanığın teki kilit anağı deli diyor.
03:18Diğeri bir otel müdürü valla azmettirici sahte kimlik kullanmış anlayamadım diyor.
03:23Eski bir polis çıkıp ben niye buradayım onu bile anlamıyorum diyebiliyor.
03:27Bir de üstüne avukatlar en kritik isimlerden birinin telefon kayıtlarının buharlaştığını söylüyor.
03:34Sanki gerçeğe giden her bir patika bir bahane tuğlasıyla örülmüş kapatılmış gibi.
03:39Ama bilirsiniz örülen her duvarın karşısında o duvarı yıkmaya çalışan birileri de hep olur.
03:45İşte bu davada o güç Sinan Ateş'in ailesi.
03:49Düşünün bütün o hatırlamıyorumlar, inkarlar.
03:53O koca suskunluk korosunun ortasında ailenin sesi yükseliyor.
03:57Onlarınki hem acının sesi hem de gerçeğin sesi.
04:01Ve adeta duruşmanın vicdanı, ahlaki pusulası haline geliyorlar.
04:05Özellikle Sinan Ateş'in ablası Sevda Ateş Yörükoğlu'nun sözleri mahkeme salonunda adeta bir çığlık gibi yankılanıyor.
04:14Diyor ki, hatırlamadıklarına adaletin hatırlatmasını istiyorum.
04:18Eminim her bir salisesini hatırlıyorlar.
04:22İşte bu tek cümle sanıkların kurduğu o sis perdesiyle ailenin adalet için yanan ateşi arasındaki o devasa uçurumu o kadar
04:31net gösteriyor ki.
04:32Ve sonra duruşmayı gerçekten sarsan o an geliyor.
04:36Sinan Ateş'in diğer ablası Selma Ateş Kazancı kürsüye çıkıyor.
04:40Ve o sadece adalet istemekle kalmıyor, çok daha fazlasını yapıyor.
04:45Korkusuzca parmağını en tepeye, siyasetin ve milliyetçi camianın tam kalbine doğru uzatıyor.
04:51Yarın beni de öldürebilirler diyor.
04:53Ve ekliyor, o isimler bu davaya dahil edilmedikçe bu dava ilerlemez.
04:58Anlayacağınız o isim vermeye kararlıydı.
05:01Ve o isimler bir bir dökülüyor ağzından.
05:05Olcay Kılavuz, Semih Yalçın, Ulvi İzzet Yönter, Ahmet Yiğit Yıldırım.
05:09Dönemin ve şimdenin MHP yöneticileri, milletvekilleri.
05:13Selma Ateş Kazancı bu isimleri tek tek mahkeme tutanağına yazdırınca işte o an dava boyut değiştiriyor.
05:20Artık bu sokak ortasında işlenmiş bir cinayet davası değil, ucu devletin en tepelerine kadar uzanabilecek dev bir siyasi hesaplaşmanın aralanan
05:29perdesi.
05:30Peki bunca iddiadan bunca gözyaşından ve o bitmek bilmeyen inkarlardan sonra mahkeme ne yapacaktı?
05:38Adaletin çarkları nihayet dönmeye başlayacak mıydı yoksa bir kez daha o hatırlamıyorum duvarına mı çarpacaktık?
05:45Gelin mahkemenin verdiği ara kararlara bakalım.
05:49Sonuç, aile için tam bir hayal kırıklığı.
05:52Bakın aile ve avukatları ne istedi?
05:55Sanıklar cinayete yardımdan tutuklansın, yeni telefon kayıtları incelensin, hatta soruşturma savcısı bile tanık olarak dinlensin.
06:03Neredeyse hepsi, soruşturmayı bambaşka bir boyuta taşıyabilecek tüm bu kritik talepler mahkeme tarafından reddedildi.
06:10Evet, yanlış duymadınız, reddedildi. O koca talepler yığınından geriye ne kaldı biliyor musunuz?
06:16Sadece küçücük bir umut ışığı, bir sonraki duruşmada sadece bir tanığın dinlenmesi talebi kabul edildi.
06:22Yani özetle yol haritası şu an için bu.
06:26Bugün itibariyle adalet arayışının önüne resmen bir set çekilmiş gibi duruyor.
06:32Bütün gelecek, Cihangir Yavuz ismindeki o kilit tanığın söyleyeceklerine ve 24 Haziran'da yapılacak bir sonraki duruşmaya kilitlenmiş durumda.
06:41Yani dava şimdilik bir bekleme odasına alınmış gibi.
06:45Sonuçta ne görüyoruz? Bu dava basit bir cinayet davası olmaktan çoktan çıktı.
06:51Bu, Türkiye'nin kolektif hafızasının, siyasetinin ve en önemlisi adalet sisteminin geçtiği büyük bir sınav.
06:57Peki bu sınavın sonunda ne olacak?
06:59O mahkeme salonundan unutturulan her şeyi aydınlatacak bir adalet ışığı mı çıkacak?
07:04Yoksa hepimizi daha da karanlık sorularla boğuşmaya iten derin bir sessizlik mi?
07:09İşte bu sorunun cevabı sadece bir ailenin değil, aslında hepimizin geleceğini bir şekilde etkileyecek.
Yorumlar

Önerilen