00:00Kendi ulusunuzun tarihini araştırmanın, yazmanın ve hatta sadece bilmenin ölümle cezalandırıldığını bir düşünün.
00:06Sırf geçmişinizi anlamaya çalıştığınız için devletin sizi en büyük tehdit olarak gördüğü bir dünya hayal edin.
00:12İşte Tatar tarihçi Hadi Atlasi tam da böyle karanlık bir dönemde Stalin Rusyası'nda idam edilmeden hemen önce o vurucu
00:19gerçeği dile getiriyor.
00:20Diyor ki, insanı insan yapan şey tarihtir. Kendi tarihini bilmeyen bir insan aslında ruhsuzdur.
00:26Yani bizi biz yapan hafızamızdır ve hafızasını yitiren bir toplum aslında benliğini yitirmeye mahkumdur.
00:32Herkese merhaba. Bugünkü incelememizde kaynak metnimiz üzerinden gerçekten çok çarpıcı bir konuya dalıyoruz.
00:38Kazan Tatar tarihinin egemen rejimler tarafından nasıl bastırıldığını, değiştirildiğini ve kelimelerin asırlar boyunca nasıl yargılandığını tarafsız bir gözle ele alacağız.
00:48Özellikle Stalin döneminde tarihçilerin yaşadığı o büyük dramı ve bu sürecin günümüze yansımalarını adım adım inceleyeceğiz.
00:54Hazırsanız hemen başlayalım.
00:56Yol haritamız ordukça net.
00:58Önce tarihin neden bu kadar kritik bir mesele olduğuna bakacağız.
01:01Sonra doğrudan Stalin dönemindeki o sarsıcı tasfiyelere odaklanacağız.
01:06Oradan altın orda mirasının silinme çabalarına.
01:09Ardından 1990'lardaki kısa süreli o bahar havasına.
01:13Ve son olarak da günümüzdeki yargılamalara uzanacağız.
01:16Birinci bölüm.
01:17Tarihin Önemi.
01:191552 ve Çatışan Anlatılar.
01:21Kaynağımız bütün bu tarihsel çatışmanın kökenini 1552 yılına yani kazananlığının yıkılışına dayandırıyor.
01:29Metne göre bu kırılma anı yüzyıllar boyunca sürecek olan bir dayatmanın da aslında sıfır noktası.
01:34Peki bu tarih neden bu kadar önemli?
01:36Çünkü aynı olaya tamamen farklı iki evrenden bakılıyor.
01:42Kaynağın resmi devlet tarihi olarak adlandırdığı anlatı olayları bir kurtarış ve medeniyet getirme eylemi olarak sunuyor.
01:50Ama diğer tarafta Tatar tarihçilerin perspektifi var.
01:54Onlara göre 1552 açıkça bir işgal ve baskı döneminin başlangıcı.
01:59Aradaki uçurumu görebiliyor musunuz?
02:02Bu durum bize şunu çok net gösteriyor.
02:04Tarihi kontrol eden bugünü de kontrol eder.
02:07Yüzyıllar süren bu dışarıdan dayatılan anlatılardan sonra 19. yüzyılın ortalarında bir uyanış dalgası başlıyor.
02:14Şihabettin Mercani gibi aydınlar halkı uyandırmanın tek yolunun kendi köklerini hatırlamaktan geçtiğini fark ediyorlar.
02:21Bu dönem kaynağımızın aktardığına göre Tatar kültürel üretiminin adeta altın çağı.
02:27Peş peşe muazzam eserler veriliyor.
02:30Tabi o büyük karanlık çökene kadar.
02:32Gelelim ikinci bölüme.
02:34Stalin dönemi tasfiyeleri.
02:36Yazarları silmek.
02:37Ve işte 20. yüzyılın başlarındaki o dehşet verici döneme giriyoruz.
02:42Başta halklara özgürlük vaadiyle yola çıkan bir rejimin nasıl kısa sürede aydınları hedef alan bir kıyım makinesine dönüştüğünü göreceğiz.
02:50Kaynak metnimiz burada Stalin dönemindeki o büyük drama ışık tutuyor.
02:54Hadi Atlasi, Gaziz Gobeydullin, Tuikin Kardeşler, Mihail Hudyakov bu isimler sadece kitap yazan akademisyenler değildi.
03:02Kendi ulusal tarihlerini gün yüzüne çıkardıkları için Stalin'in acımasız tasfiyelerini de doğrudan hedefe kondular.
03:081920'lerin sonu ve 30'larda bu insanlar aydın olmanın bedelini kurşuna dizilerek ödediler.
03:15Devlet yepyeni ve itaatkar bir kimlik yaratmak için önce hafızayı taşıyan kalemleri kırdı.
03:20Bir gece yarısı evinizden alınıyorsunuz ve sadece geçmişinizi anlattığınız için bir daha asla geri dönemiyorsunuz.
03:26Düşünmesi bile tüyler ürpertici değil mi?
03:29Üçüncü bölüm, altın ordayı silmek, soy kütüğünü yeniden yazmak.
03:34Rejim yazarları fiziksel olarak ortadan kaldırmakla yetinmedi.
03:39Bizzat o tarihsel anlatının köklerini kazımaya karar verdiler.
03:43Kaynağımız, burada devletin uyguladığı o üç adımlı stratejiyi çok net ortaya koyuyor.
03:49İlk adım, demin konuştuğumuz gibi entelektüelleri idam etmek.
03:53İkinci adım, hemen ardından 1944'te halkın hafızası olan İdige'yi destanlı gibi asırlık kültürel eserleri yasaklamak.
04:02Ve son adım, geçmişi tamamen yeniden kurgulamak.
04:07Bir toplumu kendi mirasından koparmak için bundan daha sistematik bir plan olamazdı herhalde.
04:12Mesela 1946 Moskova Kongresi.
04:16Metine göre bu kongre tarihi kurgulamanın zirve noktalarından biri.
04:20Bu devlet kararnamesiyle Tatarların altın ordayla hiçbir ilgisi kalmadığı ilan ediliyor.
04:26Üstelik Ruslar tarafından kurtarıldıkları tezi resmi olarak dayatılıyor.
04:31Kaynağımız, asıl amacın tamamen boyun eğen, geçmişi silinmiş, tek tip bir Sovyet insanı yaratmak olduğunun altını çiziyor.
04:38Nesiller boyu çocukların okullarda bu değiştirilmiş tarihle büyümesi amaçlanıyor.
04:43Dördüncü bölüm, 1990'lar baharı, kısa bir uyanış.
04:481980'lerin sonu ve 90'lara geldiğimizde tablo aniden değişiyor.
04:53Demirperdenin aralanmasıyla esen o özgürlük rızgarları, tarih yazımında adeta yeni bir altın çağı başlatıyor.
05:00Sivil toplum canlanıyor, tarihi makaleler özgürce yazılıyor, insanlar nihayet kendi gerçek kökleriyle kucaklaşıyor.
05:07Ama tabii bu bahar havası kalıcı olmayacaktı.
05:10Ve son bölümümüz, günümüzdeki yargılamalar tarih tekerrür ediyor.
05:14Kaynak metnimizin bel kemiğini oluşturan o döngüsel teze geliyoruz şimdi.
05:182000'li yıllarla birlikte tarihin bastırılması eskisinden çok daha ince yöntemlerle geri dönüyor.
05:24Şu tarihsel döngüye bir bakın.
05:261930'ların kanlı aydın kıyımından geçip, 1990'ların umut dolu aydınlanmasına ulaşıyoruz.
05:32Fakat 2000'lerden sonra yeni federal standartlar adı altında kısıtlamalar sessizce geri dönüyor.
05:38Yani tarih, özgürlük ile baskı arasında bir sarkaç gibi sallanıp duruyor.
05:43Peki bu güncel kısıtlamalar ne anlama geliyor?
05:46Şu rakama dikkat çekmek istiyorum 2.
05:48Kaynağımız yakın zamanda çıkarılan yasalarla okullarda, ana dilde eğitim hakkının haftada yalnızca 2 saate düşürüldüğünü belirtiyor.
05:57Bir toplumun dilini kısıtlamak, aslında onun tarih ve kültür damarlarını kesmenin ilk adımıdır, öyle değil mi?
06:03Ve bu durum ders kitaplarına da doğrudan yansıyor.
06:06Kaynağın karşılaştırmasına göre yeni federal standartlarla beraber işgal veya boyunduruk gibi kelimeler kitaplardan tamamen temizleniyor.
06:15Bunun yerine gönüllü katılım ve medeniyet getirme gibi ifadeler yerleştiriliyor.
06:19Metin bunu yeni nesilleri kendi köklerine tamamen yabancılaştırma girişimi olarak okuyor.
06:24Gerçekler kağıttan silinince zihinlerden de silinir sanılıyor.
06:29İşte tam burada kaynak Metin, Stalin döneminin idamlarıyla günümüz mahkemeleri arasında çok sarsıcı bir paralellik kuruyor.
06:35Vahit İmamoğlu'nun 1991 yılında yani o özgürlükçü bahar döneminde yazdığı ve 12 dile çevrilen kitabı,
06:43içinde 1552 olayları için sadece işgal kelimesi geçtiği için tam 28 yıl sonra 2019'da yargılanıyor.
06:52Bugün Stalin'in kurşunlarının yerini mahkeme celpleri alıyor ve tarihi gerçeklikler aşırılıkçı unsur ilan ediliyor.
06:59Vahit İmamoğlu'nun 2019'daki mahkemede sarf ettiği şu sözler aslında durumu özetliyor.
07:05İmamoğlu, tarihi gerçeklerin, hakimlerin tokmaklarıyla baştan yazılamayacağını,
07:12tarihin yargılanıp değiştirilemeyeceğini çok net bir şekilde haykırıyor.
07:16Bu direniş o dayatılan resmi anlatılara karşı çok güçlü bir duruşun simgesi.
07:21Bu incelememizi bitirirken kaynağımızın da işaret ettiği o can alıcı soruyu ben de size sormak istiyorum.
07:28Bir kelimeyi yasaklamak, ders kitaplarını baştan aşağı değiştirmek veya yazarları yıllar sonra mahkemelerde yargılamak,
07:35tüm bunlar bir toplumun binlerce yıllık tarihsel hafızasını gerçekten silebilir mi?
07:40Yoksa o gerçeğe olan bağlılığı çok daha mı derinden perçinler?
07:45Tarihsel hafızanızın daima taze kalması dileğiyle bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.