Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 dakika önce
Kazan Tatarlarının millî tarih yazımı, yüzyıllar boyunca Rus işgali, Sovyet baskısı ve son olarak Putin dönemi politikaları nedeniyle ağır engellerle ve asılsız iddialarla karşı karşıya kalmıştır. 1552 yılındaki işgalin ardından Rus yönetimleri tarafından çarpıtılan tarihi gerçekler, Şihabetdin Mercani ve Hadi Atlasi gibi aydınların öncülüğünde yazılmaya başlanmış ancak Stalin döneminde bu tarihçiler idam edilerek kitapları yasaklanmıştır. Sovyetlerin çöküşüyle birlikte 1990'lı yıllarda altın çağını yaşayan Tatar tarihi çalışmaları, günümüzde Putin iktidarının getirdiği yeni federal standartlar ve ana dil kısıtlamaları sebebiyle yeniden baskı altına alınmıştır. Günümüzdeki yazarlar ve araştırmacılar, eserlerinin aşırı unsurlar içerdiği gerekçesiyle mahkemelerde yargılanmakta ve cezalandırılmaktadır. Bütün bu baskılara rağmen Kazan Tatar milliyetçileri ve aydınları, gerçek tarihi korumak ve gelecek nesillere aktarmak için cesurca mücadele etmeye devam etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Kendi ulusunuzun tarihini araştırmanın, yazmanın ve hatta sadece bilmenin ölümle cezalandırıldığını bir düşünün.
00:06Sırf geçmişinizi anlamaya çalıştığınız için devletin sizi en büyük tehdit olarak gördüğü bir dünya hayal edin.
00:12İşte Tatar tarihçi Hadi Atlasi tam da böyle karanlık bir dönemde Stalin Rusyası'nda idam edilmeden hemen önce o vurucu
00:19gerçeği dile getiriyor.
00:20Diyor ki, insanı insan yapan şey tarihtir. Kendi tarihini bilmeyen bir insan aslında ruhsuzdur.
00:26Yani bizi biz yapan hafızamızdır ve hafızasını yitiren bir toplum aslında benliğini yitirmeye mahkumdur.
00:32Herkese merhaba. Bugünkü incelememizde kaynak metnimiz üzerinden gerçekten çok çarpıcı bir konuya dalıyoruz.
00:38Kazan Tatar tarihinin egemen rejimler tarafından nasıl bastırıldığını, değiştirildiğini ve kelimelerin asırlar boyunca nasıl yargılandığını tarafsız bir gözle ele alacağız.
00:48Özellikle Stalin döneminde tarihçilerin yaşadığı o büyük dramı ve bu sürecin günümüze yansımalarını adım adım inceleyeceğiz.
00:54Hazırsanız hemen başlayalım.
00:56Yol haritamız ordukça net.
00:58Önce tarihin neden bu kadar kritik bir mesele olduğuna bakacağız.
01:01Sonra doğrudan Stalin dönemindeki o sarsıcı tasfiyelere odaklanacağız.
01:06Oradan altın orda mirasının silinme çabalarına.
01:09Ardından 1990'lardaki kısa süreli o bahar havasına.
01:13Ve son olarak da günümüzdeki yargılamalara uzanacağız.
01:16Birinci bölüm.
01:17Tarihin Önemi.
01:191552 ve Çatışan Anlatılar.
01:21Kaynağımız bütün bu tarihsel çatışmanın kökenini 1552 yılına yani kazananlığının yıkılışına dayandırıyor.
01:29Metne göre bu kırılma anı yüzyıllar boyunca sürecek olan bir dayatmanın da aslında sıfır noktası.
01:34Peki bu tarih neden bu kadar önemli?
01:36Çünkü aynı olaya tamamen farklı iki evrenden bakılıyor.
01:42Kaynağın resmi devlet tarihi olarak adlandırdığı anlatı olayları bir kurtarış ve medeniyet getirme eylemi olarak sunuyor.
01:50Ama diğer tarafta Tatar tarihçilerin perspektifi var.
01:54Onlara göre 1552 açıkça bir işgal ve baskı döneminin başlangıcı.
01:59Aradaki uçurumu görebiliyor musunuz?
02:02Bu durum bize şunu çok net gösteriyor.
02:04Tarihi kontrol eden bugünü de kontrol eder.
02:07Yüzyıllar süren bu dışarıdan dayatılan anlatılardan sonra 19. yüzyılın ortalarında bir uyanış dalgası başlıyor.
02:14Şihabettin Mercani gibi aydınlar halkı uyandırmanın tek yolunun kendi köklerini hatırlamaktan geçtiğini fark ediyorlar.
02:21Bu dönem kaynağımızın aktardığına göre Tatar kültürel üretiminin adeta altın çağı.
02:27Peş peşe muazzam eserler veriliyor.
02:30Tabi o büyük karanlık çökene kadar.
02:32Gelelim ikinci bölüme.
02:34Stalin dönemi tasfiyeleri.
02:36Yazarları silmek.
02:37Ve işte 20. yüzyılın başlarındaki o dehşet verici döneme giriyoruz.
02:42Başta halklara özgürlük vaadiyle yola çıkan bir rejimin nasıl kısa sürede aydınları hedef alan bir kıyım makinesine dönüştüğünü göreceğiz.
02:50Kaynak metnimiz burada Stalin dönemindeki o büyük drama ışık tutuyor.
02:54Hadi Atlasi, Gaziz Gobeydullin, Tuikin Kardeşler, Mihail Hudyakov bu isimler sadece kitap yazan akademisyenler değildi.
03:02Kendi ulusal tarihlerini gün yüzüne çıkardıkları için Stalin'in acımasız tasfiyelerini de doğrudan hedefe kondular.
03:081920'lerin sonu ve 30'larda bu insanlar aydın olmanın bedelini kurşuna dizilerek ödediler.
03:15Devlet yepyeni ve itaatkar bir kimlik yaratmak için önce hafızayı taşıyan kalemleri kırdı.
03:20Bir gece yarısı evinizden alınıyorsunuz ve sadece geçmişinizi anlattığınız için bir daha asla geri dönemiyorsunuz.
03:26Düşünmesi bile tüyler ürpertici değil mi?
03:29Üçüncü bölüm, altın ordayı silmek, soy kütüğünü yeniden yazmak.
03:34Rejim yazarları fiziksel olarak ortadan kaldırmakla yetinmedi.
03:39Bizzat o tarihsel anlatının köklerini kazımaya karar verdiler.
03:43Kaynağımız, burada devletin uyguladığı o üç adımlı stratejiyi çok net ortaya koyuyor.
03:49İlk adım, demin konuştuğumuz gibi entelektüelleri idam etmek.
03:53İkinci adım, hemen ardından 1944'te halkın hafızası olan İdige'yi destanlı gibi asırlık kültürel eserleri yasaklamak.
04:02Ve son adım, geçmişi tamamen yeniden kurgulamak.
04:07Bir toplumu kendi mirasından koparmak için bundan daha sistematik bir plan olamazdı herhalde.
04:12Mesela 1946 Moskova Kongresi.
04:16Metine göre bu kongre tarihi kurgulamanın zirve noktalarından biri.
04:20Bu devlet kararnamesiyle Tatarların altın ordayla hiçbir ilgisi kalmadığı ilan ediliyor.
04:26Üstelik Ruslar tarafından kurtarıldıkları tezi resmi olarak dayatılıyor.
04:31Kaynağımız, asıl amacın tamamen boyun eğen, geçmişi silinmiş, tek tip bir Sovyet insanı yaratmak olduğunun altını çiziyor.
04:38Nesiller boyu çocukların okullarda bu değiştirilmiş tarihle büyümesi amaçlanıyor.
04:43Dördüncü bölüm, 1990'lar baharı, kısa bir uyanış.
04:481980'lerin sonu ve 90'lara geldiğimizde tablo aniden değişiyor.
04:53Demirperdenin aralanmasıyla esen o özgürlük rızgarları, tarih yazımında adeta yeni bir altın çağı başlatıyor.
05:00Sivil toplum canlanıyor, tarihi makaleler özgürce yazılıyor, insanlar nihayet kendi gerçek kökleriyle kucaklaşıyor.
05:07Ama tabii bu bahar havası kalıcı olmayacaktı.
05:10Ve son bölümümüz, günümüzdeki yargılamalar tarih tekerrür ediyor.
05:14Kaynak metnimizin bel kemiğini oluşturan o döngüsel teze geliyoruz şimdi.
05:182000'li yıllarla birlikte tarihin bastırılması eskisinden çok daha ince yöntemlerle geri dönüyor.
05:24Şu tarihsel döngüye bir bakın.
05:261930'ların kanlı aydın kıyımından geçip, 1990'ların umut dolu aydınlanmasına ulaşıyoruz.
05:32Fakat 2000'lerden sonra yeni federal standartlar adı altında kısıtlamalar sessizce geri dönüyor.
05:38Yani tarih, özgürlük ile baskı arasında bir sarkaç gibi sallanıp duruyor.
05:43Peki bu güncel kısıtlamalar ne anlama geliyor?
05:46Şu rakama dikkat çekmek istiyorum 2.
05:48Kaynağımız yakın zamanda çıkarılan yasalarla okullarda, ana dilde eğitim hakkının haftada yalnızca 2 saate düşürüldüğünü belirtiyor.
05:57Bir toplumun dilini kısıtlamak, aslında onun tarih ve kültür damarlarını kesmenin ilk adımıdır, öyle değil mi?
06:03Ve bu durum ders kitaplarına da doğrudan yansıyor.
06:06Kaynağın karşılaştırmasına göre yeni federal standartlarla beraber işgal veya boyunduruk gibi kelimeler kitaplardan tamamen temizleniyor.
06:15Bunun yerine gönüllü katılım ve medeniyet getirme gibi ifadeler yerleştiriliyor.
06:19Metin bunu yeni nesilleri kendi köklerine tamamen yabancılaştırma girişimi olarak okuyor.
06:24Gerçekler kağıttan silinince zihinlerden de silinir sanılıyor.
06:29İşte tam burada kaynak Metin, Stalin döneminin idamlarıyla günümüz mahkemeleri arasında çok sarsıcı bir paralellik kuruyor.
06:35Vahit İmamoğlu'nun 1991 yılında yani o özgürlükçü bahar döneminde yazdığı ve 12 dile çevrilen kitabı,
06:43içinde 1552 olayları için sadece işgal kelimesi geçtiği için tam 28 yıl sonra 2019'da yargılanıyor.
06:52Bugün Stalin'in kurşunlarının yerini mahkeme celpleri alıyor ve tarihi gerçeklikler aşırılıkçı unsur ilan ediliyor.
06:59Vahit İmamoğlu'nun 2019'daki mahkemede sarf ettiği şu sözler aslında durumu özetliyor.
07:05İmamoğlu, tarihi gerçeklerin, hakimlerin tokmaklarıyla baştan yazılamayacağını,
07:12tarihin yargılanıp değiştirilemeyeceğini çok net bir şekilde haykırıyor.
07:16Bu direniş o dayatılan resmi anlatılara karşı çok güçlü bir duruşun simgesi.
07:21Bu incelememizi bitirirken kaynağımızın da işaret ettiği o can alıcı soruyu ben de size sormak istiyorum.
07:28Bir kelimeyi yasaklamak, ders kitaplarını baştan aşağı değiştirmek veya yazarları yıllar sonra mahkemelerde yargılamak,
07:35tüm bunlar bir toplumun binlerce yıllık tarihsel hafızasını gerçekten silebilir mi?
07:40Yoksa o gerçeğe olan bağlılığı çok daha mı derinden perçinler?
07:45Tarihsel hafızanızın daima taze kalması dileğiyle bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.

Önerilen