Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 17 saat önce
Yusuf Dülger kaleme aldığı yazısında, Amerika Birleşik Devletleri’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında İslam coğrafyasını şekillendirme çabalarını ele almaktadır. Yazar, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın, Müslümanlar arasında mezhepsel çatışmalar körükleyerek Amerika ve İsrail çıkarlarına hizmet ettiğini savunmaktadır. Anlaşmanın kutsal değerler kisvesi altında halkı aldattığını belirten yazar, projenin bölgeyi parçalamayı amaçladığını vurgulamaktadır. Ayrıca, Türkiye'deki bazı siyasi figürlerin ve TBMM milletvekillerinin bu süreçteki tutumlarını eleştirerek, yaşanan kararsızlıkları geçmişteki tarihi hatalarla bağdaştırmaktadır. Metin, dış güçlerin bölge üzerindeki oyunlarına karşı uyanık olunması gerektiği mesajıyla sona ermektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Orta Doğu'daki sınırların, rejimlerin ya da kurulan ittifakların sadece tesadüflerle şekillendiğini mi sanıyorsunuz?
00:06Bugünkü incelememizde tam da bu soruyu soran ve oldukça ses getiren bir metne, Yusuf Dülger'in makalesini mercek altına alıyoruz.
00:12Özel olarak odaklanacağımız konu ise son derece çarpıcı.
00:15Mekke Anlaşması'nın ardındaki gizli plan.
00:18Yazarın oldukça eleştirel ve politik iddialarını kendi metni üzerinden tamamen objektif bir açıyla adım adım analiz edeceğiz.
00:25Hazırsanız hemen başlayalım.
00:26Peki, yazarın bu derin iddialarını nasıl kavrayacağız?
00:30Gelin işe şu beş aşamalı yol haritamızda başlayalım.
00:33Önce Büyük Orta Doğu Projesi'ne bakacağız.
00:35Ardından İslam ülkelerindeki kutuplaşmayı, Mekke Antlaşması'nın o meşhur gizli planını,
00:40anlaşmadaki isimlendirme stratejisini ve son olarak da meclisteki oylama ve tepkileri inceleyip toparlayacağız.
00:47Lafı hiç uzatmadan birinci bölümümüzle, o makro-jeopolitik stratejiyle, yani Büyük Orta Doğu Projesi ile başlıyoruz.
00:53Şimdi, Dülger'e göre Büyük Orta Doğu Projesi veya hepimizin bildiği kısaltmasıyla BOP,
00:58öyle bir gecede ortaya çıkmış, kendiliğinden gelişen bir süreç değil.
01:01Aksine, ta 1990'larda ABD tarafından masa başında ilmek ilmek tasarlanan ve 2000'lerden sonra sahaya sürülen devasa bir inisiyatiften
01:10bahsediyoruz.
01:12Makale, bu planın düğmeye çoktan basıldığını savunuyor.
01:15Burada asıl vurucu olan kısım, yazarın bu projeye atfettiği oldukça agresif hedefler.
01:19Yani mesele sadece bir iki ülkede hükümetin değişmesi falan değil, sıkı durun tam 22 İslam ülkesinin haritalarının ve rejimlerinin değiştirilmesinden
01:27bahsediliyor.
01:28Nihai amaç ise çok daha büyük bir satranç hamlesi.
01:31Bu ülkeler üzerinde kontrol sağlayarak, küresel çaptaki en büyük rakipler olan Rusya ve Çin'i stratejik bir çember için almak.
01:37İkinci bölüme geçelim, İslam ülkelerinde kutuplaşma ve bu bölünmenin sahadaki yansımaları.
01:42Bakın, yazar argümanını güçlendirmek için tam olarak şu çok sert ifadeyi kullanıyor.
01:47Diyor ki, Amerika Bob hesabını gerçekleştirmek için İslam ülkelerini kutuplaştırma, mezhepçiliği hortlatma, Müslümanları Müslümanlara kırdırma şeytanlığını da yaptı.
01:56Dülger'in iddiasına göre, Türkiye-Sünni, İran-Şii gibi bölgede sıkça duyduğumuz bu tarz söylemler asla tesadüf değil, bunlar kitleleri
02:04birbirine düşürmek için kasten kurgulanmış stratejiler.
02:07Ne anlama geliyor peki bu?
02:09Yani yazar diyor ki, bu bölgesel gerilimler, anlaşmazlıklar öyle kendi kendine olan organik çatışmalar değil.
02:15Bunlar yapay karşıt bloklar oluşturmak için tamamen dışarıdan pompalanan manipülasyonlar.
02:20Bir ülke diğerine karşı kasıtlı olarak tehdit gibi sunuluyor ve bu şekilde düşmanlıklar adeta ithal ediliyor.
02:26Ve geldik asıl can alıcı kısma, odak noktamız olan üçüncü bölüme.
02:30Mekke anlaşmasının ardındaki gizli plan, gerçekten jeopolitik bir tuzak mı?
02:35Dışarıdan yani o kağıt üzerindeki haline baktığınızda bu anlaşma Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye üçgeninde yer alan Müslüman ülkelerin çıkarlarını
02:42koruyan şahane bir ittifak gibi duruyor değil mi?
02:44Ama Dülger'e göre kazın ayağı öyle değil.
02:47O bizi arka plandaki asıl plana bakmaya çağırıyor ve diyor ki, bu üçgenin yarattığı yapı aslında bölge ülkelerine değil, Amerika
02:53ve İsrail'in çıkarlarına hizmet eden devasa bir jeopolitik tuzaktır.
02:57İyi de, böylesini ciddi bir gizli ajanda iddiasını yazar neye dayandırıyor dersiniz?
03:01Dülger'in cevabı net.
03:02Bu ülkelerdeki bazı Amerikancı siyasi kadrolar.
03:06Metin, bu argümanı desteklemek için anlaşmadan bir yıl önce Beyaz Saray'da Trump yönetimiyle yapılan görüşmeleri atıfta bulunuyor.
03:11Yazar, oradaki yöneticilerin sunduğu siyasi ve ekonomik desteğin anlaşmanın asıl niyetini ve kimlere hizmet ettiğini açıkça ortaya koyduğunu savunuyor.
03:19Buradan dördüncü bölüme, yani anlaşmanın isimlendirme stratejisine geçiyoruz.
03:24Çerçevelemenin o manipülatif gücünü göreceğiz.
03:27Yazar tam da bu noktada hepimize oldukça kışkırtıcı bir soru yöneltiyor.
03:30Niye Mekke Anlaşması dendi?
03:32Neden başka bir isim değil de bu?
03:34Dülger, sıradan bir jeopolitik mutabakata bu tür dini bir terminolojinin giydirilmesinin ardındaki niyeti sorgulamamızı istiyor.
03:41Cevapları oldukça çarpıcı.
03:43Yazara göre bu kesinlikle kasıtlı bir kelime oyunu.
03:46Dülger, aslen Amerikan odaklı olan ve bölgeye zarar vereceğini iddia ettiği bu projenin,
03:50milliyetçi ve dindar kitlelere şirin, masum bir şeymiş gibi sunulmak için
03:54Mekke, Allah, Kur'an gibi kutsal kavramlarla kılıflandığını ileri sürüyor.
03:58Hatta işi bir adım öteye taşıyıp bu stratejiyi Amerika'nın soğuk savaş yıllarındaki o meşhur yeşil kuşak projesinin bugünkü versiyonu
04:05olarak tanımlıyor.
04:06Peki tüm bu uluslararası iddiaların Türkiye'deki yansıması ne oldu?
04:10Beşinci ve son bölümümüz, meclisteki oylama süreci ve tepkiler.
04:14Makalede öyle bir istatistik var ki gerçekten üstünde durmaya değer.
04:18Dülger, Mekke anlaşmasının meclisteki oylamasında çok garip bir matematiksel detaya dikkat çekiyor.
04:23Sıkı durun, oylamaya katılmayan yani orada olmayan milletvekillerinin sayısı meclise gidip de evet oyu veren milletvekillerinden daha fazlaydı.
04:31Şimdi yazar meclisteki bu devasa boşluğu öyle milletvekilleri bugün gelmek istememiş şeklinde sıradan bir devamsızlık olarak yorumlamıyor.
04:40Bunu doğrudan bir siyasi yalpalama, bir tavırsızlık olarak okuyor.
04:43Hatta Metin çok spesifik bir eleştiri getirerek Kemal Kılıçdaroğlu'nu da bu süreçte net bir duruş sergileyememekle ve yazarın kendi
04:50keskin tabiriyle Amerikancıların safında yer almakla suçluyor.
04:53Yazarın hayal kırıklığının en üst seviyeye çıktığı ve eleştirilerini en çok sertleştirdiği yer de tam olarak burası.
05:00Kurduğu tarihsel paralellik çok iddialı.
05:02Dülger, oylama günü meclisteki bu tavrı alıyor ve Osmanlı'nın son dönemlerinde oldukça tartışmalı dış politikaları izleyen Hürriyet ve İtilaf
05:09Partisi'nin tutumuna benzetiyor.
05:11Onca sert eleştiriye ve çizdiği bu karamsar tabloya rağmen yazar makalesini oldukça net ve kararlı bir cümleyle bitiriyor.
05:17Her inişin bir çıkışı vardır.
05:19Şimdi tüm bu incelediğimiz argümanların, tarihsel paralelliklerin ve var olduğu iddia edilen o gizli jeopolitik stratejilerin ışığında kendimize sormanız gereken
05:27asıl soru şu.
05:28Sizce bu tekrar eden politik oyunlar bölgenin kaderini sonsuza dek mi belirleyecek?
05:32Yoksa günün sonunda bu karanlık inişin ardından gerçekten de yepyeni ve bağımsız bir çıkış yolu bulunabilecek mi?
05:37Bunu zaman gösterecek.
05:39İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Önerilen