00:00Selamlar, bugün hepimizin öyle ya da böyle bir şekilde karşılaştığı fazlasıyla tanıdık ama bir o kadar da derin ve aslında
00:08biraz da tehlikeli bir konuyu masaya yatırıyoruz.
00:11Dr. Alper Sezener'in ufuk açıcı bir makalesinden yola çıkarak beni neden seviyorsun sorusunun o gizli tuzağına odaklanacağız.
00:19Hadi hiç vakit kaybetmeden doğrudan konuya dalalım.
00:22Beni neden seviyorsun?
00:24Şöyle bir düşünün, romantik bir ilişkinin o en savunmasız, en şefkatli anlarında fısıldanan o masum soru.
00:31Kendimizi güvende hissetmek için, sevdiğimiz kişinin onayını almak için sorarız bunu genelde.
00:37Kulağa ne kadar da sıcak, ne kadar da samimi geliyor değil mi?
00:40Ama durun bir saniye, ya işin aslı hiç de öyle değilse, ya gündelik dilin o en şefkatli kisvesine bürünen bu
00:48masum soru aslında bizi nesneleştiren buz gibi soğuk bir tuzaksa?
00:52Evet, doğru duydunuz, o romantik anın tam kalbinde son derece gizli ve ampilik bir neşter saklı olabilir.
01:00Şimdi bu tekinsiz tuzağın aslında ne anlama geldiğini adım adım çözelim.
01:05Birinci bölümümüz, masum sorunun tenkizsiz tuzağı. Gelin bu tuzağa yakından bakalım.
01:09Bu sorunun sorulduğu o ilk saniyeyi bir hayal edin.
01:13Bir anda o soruyu sorarken aradığımız şey var, şefkatli bir onay.
01:17Sadece sevildiğimizi duymak, o sığınağa girmek istiyoruz.
01:20Ancak kelimeler ağzımızdan çıktığı an işler değişiyor ve başka bir gerçeklikle yüzleşiyoruz.
01:27Pozitivist bir mahkeme.
01:28Yakınlık arzusu gibi hissettiğimiz bu an, yapısal olarak karşımızdakinden ampirik kanıtlar talep ettiğimiz soğuk bir sorguya dönüşü veriyor.
01:36Soru havada asılı kaldığı an, o güzelim romantik temas bir anda soğuk bir otopsi masasına yatırılıyor.
01:41Ve aklımız ister istemez sevginin altını dolduracak mantıklı nedenler bulmaya itiliyor.
01:47Bu da bizi ikinci bölüme getiriyor.
01:49Aşkın pozitivist otopsisi.
01:51Zihnimiz tam da bu noktada o duyguyu haklı çıkarmak için hummalı bir envanter çıkarma işlemine girişiyor.
01:58Bir nevi şirketin çeyrek dönem performans raporuna hazırlar gibi.
02:02Çünkü çok zekisin, çünkü çok incesin, çünkü harika bir görünümün var.
02:07Zeka, incelik, güzellik.
02:09O güya masum soruya cevap verirken sevdiğimiz kişiye adeta ölçülebilir performans göstergelerini hapsederiz.
02:16Ancak asıl kritik nokta şudur.
02:18Birini sadece bu pozitif sıfatlar dizisi için sevdiğinizi beyan ettiğinizde onu gerçekten bir birey olarak sevmiş sayılmazsınız.
02:27Neden mi?
02:27Çünkü insanı pozitif sıfatların toplamı olarak kavramak onu takas edilebilir bir metaya çevirir.
02:34Bu piyasa mantığının ne kadar tehlikeli olduğunu görebiliyoruz değil mi?
02:38Nitelikler ölçülebilir ve karşılaştırılabilirdir.
02:41Yani eğer aşkınızın temelini sadece zekaya veya güzelliğe dayandırırsanız,
02:46yarın karşınıza ondan daha zeki veya daha güzel biri çıktığında ne olacak?
02:51O inşa ettiğiniz rasyonel sevgi zemini anında çöker.
02:54Geriye de sadece rasyonel bir enkaz kalır.
02:57Üçüncü bölüm.
02:58Lakanca bir müdahale.
03:00Yani kusur.
03:01İşler burada biraz daha ilginçleşiyor.
03:04Peki aşkı bu hesapçı egzel tablosu mantığından nasıl kurtaracağız?
03:08İşte tam burada ünlü psikanalist Jacques Lacan'ın o meşhur kavramı Hızır gibi yetişiyor.
03:13Obje petite a.
03:14Yani yakalanamayan arzu nesnesi.
03:16Bu dökümü yapılamayan hiçbir işlem tablosuna sığdıramadığımız o gizemli pürüzdür.
03:21Hakiki aşk karşınızdaki kişinin o pürüzsüz ve mükemmel niteliklerini değil, tam aksine o niteliklerin bittiği yerdeki zafiyetini, kelimelerle tanımlamaya yetmediğimiz
03:29o kendine has sakatlığını hedefler.
03:31Sizi ona asıl bağlayan şey o isimlendirilemeyen eksikliktir.
03:35Slavoj Zijek bu durumu bence mükemmel özetler.
03:39Aşk, rasyonel kriterlerin çetelesi değil, ampirik gerçeklikte açılan beklenmedik bir yara, radikal bir olumsallıktır.
03:47Bunu biraz sindirelim.
03:49Yani beni neden seviyorsun sorusuna verilecek tek otentik, tek gerçek yanıt aslında bu sorunun temelindeki o özellikleri listeleme beklentisini kökten
03:59reddetmektir.
03:59Yani seni listeleyebildiğim özelliklerin için değil, adını koyamadığım o tanımlanamaz şey için seviyorum diyebilmektir.
04:07Dördüncü bölüm, modern yaşamın performans raporu.
04:10Çünkü bu sorun sadece aşkla sınırlı değil.
04:13Şimdi biraz geriye çekilip, büyük resme bir bakalım.
04:17Bu araçsal ve hesaplayıcı aklın sadece romantik ilişkilerimizi etkilemekle kalmadığını, aslında modern yaşamın tamamına bir virüs gibi sızdığını fark ediyoruz.
04:26Mekan, dil, toplumsal alan, insanın bunlarla kurduğu bağlar bile artık performans raporlarına ve işlevsellik katsayılarına indirgenmiş durumda.
04:36Bir insanı sadece zekası için severken, o listeyi çıkaran pozitivist akıl ile toplumu, mekanları veya dili sadece fayda ve çıktı
04:45üzerinden okuyan sistem, birebir aynı kaynaktan besleniyor.
04:48İkisi de elindekini araç sallaştırıyor ve ikisi de o ölçülemeyen, tanımlanamayan, radikal kısmı tamamen ıskalıyor.
04:56Ve beşinci, belki de en güzel bölüm, Sil baştan.
05:00Yani estetik yanıt.
05:02Bu pozitivist tuzağa karşı, sanatın nasıl müthiş bir cevap verdiğine bakmak gerçekten zihin açıcı.
05:08Hatırlarsınız, 2004 yapımı o harika film, Sil baştan.
05:13Orijinal adıyla Eternal Sunshine of the Spotless Mind.
05:16Biten bir ilişkinin ardından, hafızalarından birbirlerine dair anıları sildiren Joel ve Clementine'in o tuhaf ve hüzünlü öyküsü.
05:24Bu kurgu, aslında tam da rasyonel uyumsuzlukları ve o niteliksel hataları tıbbi bir operasyonla silme çabasıdır.
05:32Yani tamamen çökmüş bir ilişkinin envanterini sıfırlama girişimi.
05:37Hikayenin kurgusu aslında birçoğumuza çok tanıdıktır.
05:40Önce ilişkide kırgınlıklar ve rasyonel uyumsuzluklar birikir.
05:44Ardından, filmdeki o zihinsel müdahaleyle o envanter tamamen sıfırlanır, hafıza silinir.
05:50Ama asıl vurucu olan, üçüncü ve son aşamadır.
05:53Ne kadar silerseniz silin, o tanımlanamaz iz kalır.
05:56Filmin temel argümanı da tam olarak budur.
05:58Rasyonel uyumsuzlukları ne kadar yok ederseniz edin,
06:02o derin, isimlendirilemeyen, lakaniyence bağı, pozitivist temizlik operasyonundan sağ kurtulmayı bir şekilde başarır.
06:09Filmin sonlarında o unutulmaz final sahnesini gözünüzün önüne getirin.
06:14Clementine, kendi ses kaydını dinlerken, araçsal aklın tüm kaçış gerekçelerini ard arda sıralıyor.
06:21Şöyle diyordu, ben seni sıkacağım, kendimi yetersiz hissedeceğim, seninle kalmak bir hata olacak.
06:27Bütün rasyonel kusurlar, mantıken bu ilişkinin neden yürümemesi gerektiğine dair somut kanıtlar bir bir masaya dökülmüştür artık.
06:35Ve sonra o ağır sessizliğin ardından Joel'un verdiği o yanıt gelir.
06:40Sadece tek bir kelime, tamam.
06:42Düşünsenize, sadece tek bir onay kelimesi.
06:45Hayatın, aşkın ve o rasyonel aklın tüm otopsi raporlarını tek kalemde boşa çıkarır.
06:51Kusursuz bir envanter aramak yerine, kusurun ta kendisini, o eşsiz pürüzü kucaklamayı seçer.
06:57Hakiki varoluş, tam da bu imkansızlığı kucakladığı an anlam kazanır zaten.
07:01Bugünkü incelememizin sonunda sizi şu oldukça kışkırtıcı, güçlü soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:08Siz, nitelikler listesine sığmayan o artık için kimi seviyorsunuz?
07:13Kapitalist ve hesaplayıcı aklın o zehirli tuzağından kurtulup, birini sadece ve sadece Excel tablolarına sığmayan o birici kusuru için sevebilmek.
07:22Gerçek, otentik aşkın gücü kesinlikle burada gizli.
07:25Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, merakla kalın.