Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 15 dakika önce
Akademisyen ve yazar Suay Karaman, 2013 yılında yaptığı bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Cumhurbaşkanlığı avukatı, söz konusu görselin bütün olarak değerlendirildiğinde suç teşkil eden ifadeler barındırdığını savunarak cezalandırılmasını talep etti. Buna karşılık Karaman, paylaşımında herhangi bir hedef göstermediğini ve ifade özgürlüğü kapsamında yalnızca dünya görüşünü paylaştığını belirtti. Sanık avukatı Ömer Faruk Eminağaoğlu, davanın dayanağı olan polis incelemesinin hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak beraat kararı verilmesini istedi. Ankara 90. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşması, dosyanın savcılığa gönderilmesiyle 9 Aralık tarihine ertelendi.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Düşünsenize 10 yılı aşkın bir süre önce sosyal medyada bir şeyler yazmışsınız.
00:05Ve bum! 11 yıl sonra bir anda mahkeme salonunda sanık sandalyesindesiniz. İnanılmaz değil mi?
00:11İşte bugünkü dosyamızda tam da böyle bir vakayı masaya yatırıyoruz.
00:16İfade özgürlüğü mü yoksa hakaret mi?
00:18Gelin dijital geçmişimizin aslında ne kadar geçmişte kaldığını sorgulatan bu çarpıcı incelemeye hemen dalalım.
00:24Bu incelememizde olayı adeta bir mahkeme salonundaymışız gibi adım adım ele alacağız.
00:30Önce bu devasa zaman boşluğuna bakacağız, sonra davanın merkezindeki o paylaşıma odaklanacağız.
00:36Tabii iddia makamının gizli anlam tezini ve savunmanın hukuka aykırı delil çıkışını da yakından inceleyeceğiz.
00:43En sonunda da işin hukuki sınırlarına ve mahkemenin şu ana kadar ne karar verdiğine bakıp dosyayı toparlayacağız.
00:49Tamamen nesnel bir şekilde iki tarafın argümanlarını çarpıştırıyoruz, hazırsanız başlıyoruz.
00:54Hemen ilk bölümümüzle yani şu meşhur 11 yıllık zaman tünelinin detaylarıyla başlayalım.
01:00Odağımızdaki isim Suay Karaman.
01:02Kendisi bir akademisyen, yazar ve aynı zamanda 1961 anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı'nın başkanı.
01:09Yani kamuoyunda tanınan oldukça saygın bir profili var.
01:13Ama geçtiğimiz günlerde kendini Ankara 90. Asliye Ceza Mahkemesi'nde Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla ifade verirken buldu.
01:21Şimdi bu davanın bence en can alıcı noktasına yani zaman çizelgesine bir bakalım.
01:27Ortada gerçekten akıl almaz bir zaman boşluğu var.
01:30Bahsi geçen o sosyal medya paylaşımı ne zaman yapılmış biliyor musunuz?
01:33Ta 2015'te.
01:35Peki polis bu paylaşımı nasıl bulmuş?
01:372016'daki 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL döneminde polise verilen bir sanal devriye yetkisiyle.
01:44Ve bugüne geliyoruz.
01:4511 yılın ardından o eski paylaşım bir anda tozlu raflardan inip bugünün mahkeme salonuna başrol olarak düşüyor.
01:53Peki geldik ikinci bölüme.
01:55İşleri bu noktaya getiren, tüm bu hukuki süreci tetikleyen o meşhur paylaşım neydi?
02:00İçeriğinde ne vardı?
02:01Olay aslında bir fotoğraf ve bir alıntının paylaşılmasıyla patlak veriyor.
02:06Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir fotoğrafının hemen yanında Endonezya'da yaptığı bir konuşmadan şu sözler alıntılanmış.
02:13Endonezya'dan dünyaya seslendi.
02:15Bizim tek derdimiz İslam, İslam, İslam.
02:18Meselenin çıkış noktası tamamen bu sözler.
02:21Ama işin rengi Suay Karaman'ın bu içeriği alıp üzerine kendi yorumunu eklemesiyle değişiyor.
02:28Karaman, kendi önceliğinin insan ve vatan olduğunu söyleyip şunları yazıyor.
02:34Hırsızlık yapmayan, onuruyla yaşayan, vatanını satmayan insan ve emperyalistlere satılmayan, sevri planları uygulanmayan bir vatan.
02:45Kendi dünya görüşünü tam olarak bu kelimelerle ifade ediyor.
02:48Şimdi burada durup derin bir nefes alalım.
02:51Dile kolay, tam 11 yıl.
02:53Evet, bu spesifik sözler internette tam 11 yıl doyunca duruyor.
02:57Ve hiç kimse, hiçbir kurum hukuki bir işlem başlatmıyor.
03:01Ta ki bugüne kadar.
03:02İşte bugün, 10 küsur yılın ardından bu kelimeler mahkeme salonunda iki farklı hukuki yorumun çok sert bir şekilde çarpışmasına neden
03:10oluyor.
03:11Üçüncü bölüme geçiyoruz.
03:12Gizli anlam ve hakaret iddiaları.
03:14Bakalım iddia makamı, yani Cumhurbaşkanlığı avukatı, bu 10 yıllık metni hukuken nasıl okuyor?
03:21Cumhurbaşkanlığı avukatı mahkemede söz alıp davaya katılmak istiyor ve argümanını çok net bir temele oturtuyor.
03:28Diyor ki, siz sadece kelimelere bakamazsınız, bu paylaşımı bir bütün olarak değerlendirmek zorundasınız.
03:34Yani Cumhurbaşkanı'nın fotoğrafını koyup hemen yanına hırsız, vatanını satan ve sevri planları yapan gibi ifadeleri eklerseniz bu tesadüf olamaz.
03:43Avukata göre bu, doğrudan ve kasıtlı bir hakarettir, sadece üstü kapalı bir şekilde yapılmıştır.
03:49Karşımızda birbiriyle taban tabana zıt iki bakış açısı var.
03:53Bir yanda metnin kelime anlamı duruyor, ortada doğrudan hedef alınmış bir isim, kurum veya ünivan kesinlikle yok.
04:00Diğer yanda ise iddia makamının o çıkarımsal okuma biçimi var.
04:04İsim olmaması önemli değil, çünkü fotoğraf ve o kelimelerin yan yana gelişi basbayağı görsel yolla ima edilmiş kasıtlı bir hakarettir
04:13diyorlar.
04:14Gelelim dördüncü bölüme.
04:15Peki, savunma makamı buna ne cevap veriyor?
04:18Hukuka aykırı delil çıkışına yakından bakalım.
04:21Karaman'ın avukatı Ömer Faruk Eminaoğlu, duruşmada gerçekten çok keskin bir retorik soru yöneltiyor.
04:28Türkiye bir hukuk devleti mi, polis devleti mi?
04:32Bakın bu sadece politik bir çıkış veya öylesine söylenmiş bir söz değil.
04:37Bu aslında savunmanın delillerin nasıl toplandığına dair kurduğu çok zekice bir hukuki stratejinin başlangıç noktası.
04:45Avukat Eminaoğlu'nun stratejisi adım adım şöyle işliyor.
04:48Birincisi, paylaşım 2015'te yapıldığında ortada bir suç veya başlatılan bir işlem yoktu.
04:53İkincisi, polisi internette sanal devriyeyi çıkaran o yetki 2016'daki o halle geldi.
04:59Üçüncüsü, polis bu 11 yıllık paylaşımı bulurken ortada resmi bir savcı talimatı falan yoktu, tamamen kendi inisiyatif ile hareket etti.
05:07Ve en can alıcı nokta, anayasa mahkemesi polisin bu sanal devriye yetkisini sonradan iptal etti.
05:13Savunmanın vardığı sonuç çok net.
05:15Yetki iptal edilmişse, savcı emri de yoksa, bu toplanan delil hukuka tamamen aykırıdır, adeta zehirli ağacın meyvesidir ve yargılamada kullanılamaz.
05:24Savunma makamı işi burada da bırakmıyor, tartışma yaratacak çok daha cesur bir iddia daha ortaya atıyor.
05:29Eminaoğlu diyor ki, bu tarz hakaret davaları artık gerçek bir hukuki zarar meselesi olmaktan çıktı,
05:35tamamen karşı taraf avukatları için bir gelir, bir maddi kazanç kapısına dönüştü ve sırf bu gerekçeyle bile katılma talebinin reddedilmesini
05:43istiyor.
05:44Beşinci bölümümüz aslında işin felsefi ve hepimizi ilgilendiren en geniş boyutunu kapsıyor.
05:50İfade özgürlüğünün sınırları tam olarak nerede başlar ve nerede biter.
05:54Cumhurbaşkanlığı avukatı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını masaya koyarak bu sınırı çiziyor.
06:00Özeti şu, ifade özgürlüğü dediğimiz şey mutlak bir hak değildir.
06:05Yani her istediğimi söylerim hiçbir şartla kısıtlanamaz diyemezsiniz.
06:10Özellikle işin içine hakaret giriyorsa, üstelik bu görsel bir tasarımla, ima yoluyla yapılıyorsa o özgürlük sınırı çoktan aşılmıştır diyorlar.
06:19Suay Karaman ise kişisel savunmasında topu doğrudan kendi kimliğini atıyor.
06:24Diyor ki, yahu ben bir akademisyenim, bile bile bir insana hakaret etmem.
06:28Bu benim ne mesleğime uyar ne de kişiliğime.
06:31Karaman sadece ama sadece kendi önceliklerini, kendi dünya görüşünü dile getirdiğini söylüyor ve ekliyor.
06:36Ben insan ve vatan dedim, buradan nasıl bir hakaret çıkarıldı anlamak gerçekten mümkün değil.
06:42Savunma avukatındansa iddia makamına çok güçlü, emsal niteliğinde bir kontratak geliyor.
06:47Avukat, doğrudan Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin geçmişteki kararlarını hatırlatıyor.
06:52Diyor ki, geçmişte doğrudan Cumhurbaşkanı'na yönelik FETÖ'cü, baş katil, hırsız gibi çok ama çok daha ağır doğrudan ifadeler
07:00kullanıldı ve Yargıtay bunları bile ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdi.
07:05Bizim metnimizde isim bile geçmiyor.
07:07İşte dava düğümü tam da bu noktada, bu karşılaştırmada kopuyor.
07:11Bir yanda ifade özgürlüğüne sınır çizen ve görsel imayı hakaret sayan Cumhurbaşkanlığı cephesi, diğer yanda ise metinde isim geçmediğini, görselin
07:20sadece dikkat çekmek için olduğunu ve Yargıtay'ın çok daha sert eleştirileri bile koruduğunu savunan savunma cephesi.
07:2711 yıllık bir metin üzerinden bu çizginin nereye çekileceği bence hukuken büyüleyici bir soru.
07:33Ve gelelim son bölüme.
07:34Peki, mahkeme salonunda yankılanan onca argüman ve hukuki manevra sonrası karar ne oldu?
07:39Ankara 90. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi ilk olarak Cumhurbaşkanlığı avukatının davaya taraf olma talebini kabul etti.
07:47Ancak salonda o an savcıdan alel acele bir mütala yani hukuki görüş istemekten kaçındı.
07:53Davanın karmaşıklığını ve sunulan farklı emsalleri göz önüne alarak dosyayı detaylı bir yazılı mütala hazırlanması için savcıya gönderdi.
08:00Yani mahkeme topu şimdilik taca attı diyebiliriz, nihai kararı vermek üzere duruşma 9 aralığa ertelendi.
08:06Bu inanılmaz ilginç dosyayı toparlarken Aralık ayındaki o kritik kararı beklediğimiz şu günlerde aklıma takılan soruyu size de sormak istiyorum.
08:15Bir vatandaşın kendi dünya görüşünü özgürce ifade etme hakkıyla kamuya mal olmuş bir siyasi figürün yasal hakları arasındaki o ince
08:23çizgiyi tam olarak nereden çizeceğiz?
08:25Hele ki aradan tam 11 koca yıl geçmişken eski defterler açıldığında bu hukuki denge nasıl sağlanacak?
08:32Bu soruyu düşünmenizi rica ediyorum.
08:34Dinlediğiniz bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
08:36Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.

Önerilen