00:00Herkese merhaba. Düşünsenize 10 yılı aşkın bir süre önce sosyal medyada bir şeyler yazmışsınız.
00:05Ve bum! 11 yıl sonra bir anda mahkeme salonunda sanık sandalyesindesiniz. İnanılmaz değil mi?
00:11İşte bugünkü dosyamızda tam da böyle bir vakayı masaya yatırıyoruz.
00:16İfade özgürlüğü mü yoksa hakaret mi?
00:18Gelin dijital geçmişimizin aslında ne kadar geçmişte kaldığını sorgulatan bu çarpıcı incelemeye hemen dalalım.
00:24Bu incelememizde olayı adeta bir mahkeme salonundaymışız gibi adım adım ele alacağız.
00:30Önce bu devasa zaman boşluğuna bakacağız, sonra davanın merkezindeki o paylaşıma odaklanacağız.
00:36Tabii iddia makamının gizli anlam tezini ve savunmanın hukuka aykırı delil çıkışını da yakından inceleyeceğiz.
00:43En sonunda da işin hukuki sınırlarına ve mahkemenin şu ana kadar ne karar verdiğine bakıp dosyayı toparlayacağız.
00:49Tamamen nesnel bir şekilde iki tarafın argümanlarını çarpıştırıyoruz, hazırsanız başlıyoruz.
00:54Hemen ilk bölümümüzle yani şu meşhur 11 yıllık zaman tünelinin detaylarıyla başlayalım.
01:00Odağımızdaki isim Suay Karaman.
01:02Kendisi bir akademisyen, yazar ve aynı zamanda 1961 anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı'nın başkanı.
01:09Yani kamuoyunda tanınan oldukça saygın bir profili var.
01:13Ama geçtiğimiz günlerde kendini Ankara 90. Asliye Ceza Mahkemesi'nde Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla ifade verirken buldu.
01:21Şimdi bu davanın bence en can alıcı noktasına yani zaman çizelgesine bir bakalım.
01:27Ortada gerçekten akıl almaz bir zaman boşluğu var.
01:30Bahsi geçen o sosyal medya paylaşımı ne zaman yapılmış biliyor musunuz?
01:33Ta 2015'te.
01:35Peki polis bu paylaşımı nasıl bulmuş?
01:372016'daki 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL döneminde polise verilen bir sanal devriye yetkisiyle.
01:44Ve bugüne geliyoruz.
01:4511 yılın ardından o eski paylaşım bir anda tozlu raflardan inip bugünün mahkeme salonuna başrol olarak düşüyor.
01:53Peki geldik ikinci bölüme.
01:55İşleri bu noktaya getiren, tüm bu hukuki süreci tetikleyen o meşhur paylaşım neydi?
02:00İçeriğinde ne vardı?
02:01Olay aslında bir fotoğraf ve bir alıntının paylaşılmasıyla patlak veriyor.
02:06Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir fotoğrafının hemen yanında Endonezya'da yaptığı bir konuşmadan şu sözler alıntılanmış.
02:13Endonezya'dan dünyaya seslendi.
02:15Bizim tek derdimiz İslam, İslam, İslam.
02:18Meselenin çıkış noktası tamamen bu sözler.
02:21Ama işin rengi Suay Karaman'ın bu içeriği alıp üzerine kendi yorumunu eklemesiyle değişiyor.
02:28Karaman, kendi önceliğinin insan ve vatan olduğunu söyleyip şunları yazıyor.
02:34Hırsızlık yapmayan, onuruyla yaşayan, vatanını satmayan insan ve emperyalistlere satılmayan, sevri planları uygulanmayan bir vatan.
02:45Kendi dünya görüşünü tam olarak bu kelimelerle ifade ediyor.
02:48Şimdi burada durup derin bir nefes alalım.
02:51Dile kolay, tam 11 yıl.
02:53Evet, bu spesifik sözler internette tam 11 yıl doyunca duruyor.
02:57Ve hiç kimse, hiçbir kurum hukuki bir işlem başlatmıyor.
03:01Ta ki bugüne kadar.
03:02İşte bugün, 10 küsur yılın ardından bu kelimeler mahkeme salonunda iki farklı hukuki yorumun çok sert bir şekilde çarpışmasına neden
03:10oluyor.
03:11Üçüncü bölüme geçiyoruz.
03:12Gizli anlam ve hakaret iddiaları.
03:14Bakalım iddia makamı, yani Cumhurbaşkanlığı avukatı, bu 10 yıllık metni hukuken nasıl okuyor?
03:21Cumhurbaşkanlığı avukatı mahkemede söz alıp davaya katılmak istiyor ve argümanını çok net bir temele oturtuyor.
03:28Diyor ki, siz sadece kelimelere bakamazsınız, bu paylaşımı bir bütün olarak değerlendirmek zorundasınız.
03:34Yani Cumhurbaşkanı'nın fotoğrafını koyup hemen yanına hırsız, vatanını satan ve sevri planları yapan gibi ifadeleri eklerseniz bu tesadüf olamaz.
03:43Avukata göre bu, doğrudan ve kasıtlı bir hakarettir, sadece üstü kapalı bir şekilde yapılmıştır.
03:49Karşımızda birbiriyle taban tabana zıt iki bakış açısı var.
03:53Bir yanda metnin kelime anlamı duruyor, ortada doğrudan hedef alınmış bir isim, kurum veya ünivan kesinlikle yok.
04:00Diğer yanda ise iddia makamının o çıkarımsal okuma biçimi var.
04:04İsim olmaması önemli değil, çünkü fotoğraf ve o kelimelerin yan yana gelişi basbayağı görsel yolla ima edilmiş kasıtlı bir hakarettir
04:13diyorlar.
04:14Gelelim dördüncü bölüme.
04:15Peki, savunma makamı buna ne cevap veriyor?
04:18Hukuka aykırı delil çıkışına yakından bakalım.
04:21Karaman'ın avukatı Ömer Faruk Eminaoğlu, duruşmada gerçekten çok keskin bir retorik soru yöneltiyor.
04:28Türkiye bir hukuk devleti mi, polis devleti mi?
04:32Bakın bu sadece politik bir çıkış veya öylesine söylenmiş bir söz değil.
04:37Bu aslında savunmanın delillerin nasıl toplandığına dair kurduğu çok zekice bir hukuki stratejinin başlangıç noktası.
04:45Avukat Eminaoğlu'nun stratejisi adım adım şöyle işliyor.
04:48Birincisi, paylaşım 2015'te yapıldığında ortada bir suç veya başlatılan bir işlem yoktu.
04:53İkincisi, polisi internette sanal devriyeyi çıkaran o yetki 2016'daki o halle geldi.
04:59Üçüncüsü, polis bu 11 yıllık paylaşımı bulurken ortada resmi bir savcı talimatı falan yoktu, tamamen kendi inisiyatif ile hareket etti.
05:07Ve en can alıcı nokta, anayasa mahkemesi polisin bu sanal devriye yetkisini sonradan iptal etti.
05:13Savunmanın vardığı sonuç çok net.
05:15Yetki iptal edilmişse, savcı emri de yoksa, bu toplanan delil hukuka tamamen aykırıdır, adeta zehirli ağacın meyvesidir ve yargılamada kullanılamaz.
05:24Savunma makamı işi burada da bırakmıyor, tartışma yaratacak çok daha cesur bir iddia daha ortaya atıyor.
05:29Eminaoğlu diyor ki, bu tarz hakaret davaları artık gerçek bir hukuki zarar meselesi olmaktan çıktı,
05:35tamamen karşı taraf avukatları için bir gelir, bir maddi kazanç kapısına dönüştü ve sırf bu gerekçeyle bile katılma talebinin reddedilmesini
05:43istiyor.
05:44Beşinci bölümümüz aslında işin felsefi ve hepimizi ilgilendiren en geniş boyutunu kapsıyor.
05:50İfade özgürlüğünün sınırları tam olarak nerede başlar ve nerede biter.
05:54Cumhurbaşkanlığı avukatı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını masaya koyarak bu sınırı çiziyor.
06:00Özeti şu, ifade özgürlüğü dediğimiz şey mutlak bir hak değildir.
06:05Yani her istediğimi söylerim hiçbir şartla kısıtlanamaz diyemezsiniz.
06:10Özellikle işin içine hakaret giriyorsa, üstelik bu görsel bir tasarımla, ima yoluyla yapılıyorsa o özgürlük sınırı çoktan aşılmıştır diyorlar.
06:19Suay Karaman ise kişisel savunmasında topu doğrudan kendi kimliğini atıyor.
06:24Diyor ki, yahu ben bir akademisyenim, bile bile bir insana hakaret etmem.
06:28Bu benim ne mesleğime uyar ne de kişiliğime.
06:31Karaman sadece ama sadece kendi önceliklerini, kendi dünya görüşünü dile getirdiğini söylüyor ve ekliyor.
06:36Ben insan ve vatan dedim, buradan nasıl bir hakaret çıkarıldı anlamak gerçekten mümkün değil.
06:42Savunma avukatındansa iddia makamına çok güçlü, emsal niteliğinde bir kontratak geliyor.
06:47Avukat, doğrudan Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin geçmişteki kararlarını hatırlatıyor.
06:52Diyor ki, geçmişte doğrudan Cumhurbaşkanı'na yönelik FETÖ'cü, baş katil, hırsız gibi çok ama çok daha ağır doğrudan ifadeler
07:00kullanıldı ve Yargıtay bunları bile ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdi.
07:05Bizim metnimizde isim bile geçmiyor.
07:07İşte dava düğümü tam da bu noktada, bu karşılaştırmada kopuyor.
07:11Bir yanda ifade özgürlüğüne sınır çizen ve görsel imayı hakaret sayan Cumhurbaşkanlığı cephesi, diğer yanda ise metinde isim geçmediğini, görselin
07:20sadece dikkat çekmek için olduğunu ve Yargıtay'ın çok daha sert eleştirileri bile koruduğunu savunan savunma cephesi.
07:2711 yıllık bir metin üzerinden bu çizginin nereye çekileceği bence hukuken büyüleyici bir soru.
07:33Ve gelelim son bölüme.
07:34Peki, mahkeme salonunda yankılanan onca argüman ve hukuki manevra sonrası karar ne oldu?
07:39Ankara 90. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi ilk olarak Cumhurbaşkanlığı avukatının davaya taraf olma talebini kabul etti.
07:47Ancak salonda o an savcıdan alel acele bir mütala yani hukuki görüş istemekten kaçındı.
07:53Davanın karmaşıklığını ve sunulan farklı emsalleri göz önüne alarak dosyayı detaylı bir yazılı mütala hazırlanması için savcıya gönderdi.
08:00Yani mahkeme topu şimdilik taca attı diyebiliriz, nihai kararı vermek üzere duruşma 9 aralığa ertelendi.
08:06Bu inanılmaz ilginç dosyayı toparlarken Aralık ayındaki o kritik kararı beklediğimiz şu günlerde aklıma takılan soruyu size de sormak istiyorum.
08:15Bir vatandaşın kendi dünya görüşünü özgürce ifade etme hakkıyla kamuya mal olmuş bir siyasi figürün yasal hakları arasındaki o ince
08:23çizgiyi tam olarak nereden çizeceğiz?
08:25Hele ki aradan tam 11 koca yıl geçmişken eski defterler açıldığında bu hukuki denge nasıl sağlanacak?
08:32Bu soruyu düşünmenizi rica ediyorum.
08:34Dinlediğiniz bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
08:36Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere, hoşçakalın.