Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 hafta önce
Yazar A. Yağmur Tunalı tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye'deki yeni siyasi süreci ve bu çerçevede atılan adımların tarihsel sembolizmini eleştirel bir bakış açısıyla ele almaktadır. Özellikle Çerçeve Kanun gibi düzenlemelerin Sevr Antlaşması’nın yıl dönümüne denk getirilmesi, yazar tarafından kasıtlı bir niyet beyanı ve stratejik bir risk olarak yorumlanmaktadır. Metinde, iktidar ve muhalefetin bu süreçteki tutumları sorgulanırken, ulus devlet yapısının sarsıldığına dair ciddi endişeler dile getirilmektedir. Yazar, Malazgirt zaferi gibi tarihi olayların etnik ortaklıklar üzerinden yeniden kurgulanmasını, bilimsel dayanaktan yoksun ve toplumsal çatışma potansiyeli taşıyan bir girişim olarak nitelendirmektedir. Sonuç olarak kaynak, mevcut politik söylemlerin Cumhuriyet'in temel ilkeleri ve kurucu kimliği ile çeliştiğini savunarak kamuoyunu şeffaflık ve sağduyu konusunda uyarmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bu yeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün gerçekten çok çarpıcı, hatta biraz da kafa karıştırıcı bir konuyu masaya yatıracağız.
00:08A. Yağmur Tunalı'nın o çok konuşulan 106 yıl sonra Sevr başlıklı makalesini inceliyoruz.
00:14Bu analizde yazarın gözünden yakın siyasi tarihimizdeki karmaşık tartışmalara,
00:19siyasi dengelere ve tarihin bugünün siyasetine nasıl alet edildiği iddialarına tamamen tarafsız bir mercekle bakacağız.
00:26Ama bütün bu detayların ötesinde asıl odaklanacağımız devasa merak uyandıran bir soru var.
00:32Sevr anlaşması neden tam 106 yıl sonra mecliste bu şekilde böyle bir zamanda anıldı?
00:37Hazırsanız hadi başlayalım.
00:39Pekala, gelin şu işin derinliklerine bir inelim.
00:42Sevr neden tam 106 yıl sonra mecliste?
00:45Bakın bu soru aslında tüm tartışmanın tam kalbinde yer alıyor.
00:48Yazar Tunalı, makalesini okuyucuyu hemen içine çeken çok temel bir şüpheyle başlıyor.
00:53Yeni siyasi sürecin iyilik getirmeyeceğine dair duyulan his, inanın bana basit bir kuruntu değil diyor.
00:59Asıl mesele, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde alınan bazı kararların zamanlaması.
01:04Yani düşünsenize, neden tam da Türkiye'nin parçalanmasını öngören o karanlık Sevr anlaşmasının imzalandığı gün,
01:11böylesine kritik bir kanun gündeme getiriliyor.
01:13Yazar bunun, aa ne büyük tesadüf denilip geçilemeyecek kadar dikkat çekici,
01:18üzerinde durulması gereken bir durum olduğunu vurguluyor.
01:20Yazarın analizine göre, kamuoyunda çerçeve kanunu olarak bilinen bu yasal süreçte,
01:26devasa bir şeffaflık sorunu var.
01:28Tunalı, bu süreci adeta yangından mal kaçırır gibi yürütülen,
01:32kapalı kapılar ardında gerçekleşen bir operasyon olarak tanımlıyor.
01:36Komisyon raporları, yasa tasarıları o kadar hızlı ve gizlilik algısıyla geçiyor ki,
01:41sokaktaki vatandaşın, yani hepimizin, neler oluyor yahu demeye bile fırsatı olmuyor.
01:46Yazar, sokaktaki tepkinin cılız görünmesine sakın aldanmayın, diyor ve ekliyor.
01:51Sessiz çoğunluk bu sürece ezici bir oranda, hiç ama hiç güvenmiyor.
01:57Ve işte meselenin tamamen koptuğu yer.
02:00Yazarın aktardığı o net itiraz,
02:02çerçeve kanununun Sevr'in imzalandığı gün meclisten geçirilmesi kabul edilemez.
02:07Yazar bu eleştiriyi getirenleri kesinlikle haklı buluyor.
02:09Diyor ki, bu kadar özel, bu kadar karanlık bir tarihin seçilmesi, sıradan bir yasama faaliyeti olamaz.
02:16Eleştirenlere göre bu durum, kör göze parmak sokulan, bile isteğe ve tamamen planlı bir şekilde verilmiş açık bir mesaj.
02:23İşin aslı birçok insan bunun kesinlikle tesadüf olmadığına inanıyor.
02:27Şimdi, yazar bu zamanlamanın ne kadar vahim olduğunu anlatmak için inanılmaz çarpıcı bir empati kurmamızı istiyor.
02:34Standart, rutin bir yasama sürecini bir kenara bırakın.
02:36Diyelim ki İngiliz, Fransız veya Yunan meclisi, kendi tarihlerindeki en yıkıcı, en utanç verici emperyal anlaşmalardan birinin tam yıldönümünde çok
02:46tartışmalı, sembolik bir yasa çıkardı.
02:48Ne olurdu?
02:49Yazar, kıyamet kopardı diyor.
02:51Bu durum, uluslararası düzeyde bile inanılmaz bir saygısızlık ve pervasızlık olarak görülürdü.
02:57Haliyle kendi meclisimizde böyle sembolik bir tarihlemenin yapılması, insanları doğal olarak çok daha karanlık senaryoları düşünmeyi itiyor
03:04ve yazar bu tepkileri itiraz etmenin pek de kolay olmadığını söylüyor.
03:08Şimdi tablonun biraz daha geneline, birinci bölüme, yani değişen siyasi dengelere ve şu şaşırtıcı beklenmedik ittifaklara bir bakalım.
03:17Tunalı'nın makalesinde çizdiği bu güncel siyasi manzara açıkçası tam bir yapboz gibi, sürprizlerle dolu.
03:23Bir yanda sürece açıkça destek veren ve yazarın ifadesiyle dem diliyle konuşmaktan vazgeçmeyen CHP lideri Özgür Özel var.
03:32Diğer yanda kendi geleneksel söyleminden milim şaşmayan Demin Parti.
03:36Peki ya iktidar cephesi?
03:38Yazar iktidarın doğrudan topa girmekten kaçındığını, tabiri caizse yoğurdu üfleyerek yediğini ve başkalarını öne sürüp perde arkasında son derece temkinli
03:48davrandığını iddia ediyor.
03:49Ve Tami, tablonun en altında tüm bu olup bitenlere ezici bir çoğunlukla güvensizlik duyan, diken üstündeki o sessiz çoğunluk duruyor.
03:57İşte yazarın en çok şaşırdığı, hatta adeta isyan ettiği o büyük çelişki burada karşımıza çıkıyor.
04:04Atatürk'ün partisi, onun kurucu ilkelerini aşındırdığı düşünülen bir süreci nasıl destekleyebilir?
04:10Tunalı haklı olarak soruyor.
04:12Atatürk'ün partisi izleyen Özgür Özel, Atatürk'le gelen devlet felsefesini temelden sarsacağı düşünülen bu yeni sürece nasıl bu kadar
04:20rahat omuz verebiliyor?
04:22Yazar, Özel'in de süreci kurgulayanlarla aynı havuza daldığını belirtiyor ve bunu içinden çıkılması gerçekten çok zor bir siyasi paradoks
04:30olarak önümüze koyuyor.
04:32Buradan hikayenin tarihsel köklerine inelim.
04:35İkinci bölüm, Cumhuriyet ve şu meşhur tek unsur tartışması.
04:39Yazarın makalesinde önümüze serdiği bu zaman çizergesine baktığımızda aslında hiçbir şeyin bir gecede olmadığını, her şeyin çok köklü bir ideolojik
04:50zemini olduğunu anlıyoruz.
04:52Ta 1975 yılına gidiyoruz.
04:54Dönemin İçişleri Bakanı Korkut Özal'ın Cumhuriyet'in tek unsur üzerine kurulmasına yönelik itirazı bu zincirin ilk halkası olarak görülüyor.
05:02Sonra 2015'e çözüm sürecine atlıyoruz.
05:06Yazar dönemin aktörlerinden Beşir Atalay'ın, İmralı'dan gelen mesajlara açıkçası biz de aynı görüşteyiz diyerek nasıl bir uyum yakaladığını hatırlatıyor.
05:14Ve bugüne geldiğimizde o tek millet tek bayrak tartışmalarının bugün nasıl bambaşka bir dille yeniden alevlendiğini görüyoruz.
05:23Yazar bu üç dönemin birbirine görünme ziplerle sıkı sıkıya bağlı olduğunu savunuyor.
05:27Bakın 1975'te kurulan o meşhur cümle gerçekten çok kritik.
05:32Ne demişti Korkut Özel?
05:33Biz, Cumhuriyet'e karşı değiliz.
05:35Tek unsur üzerine kurulmasına itirazımız var.
05:38Yazar Tunalı'ya göre, İslamcı siyasi gelenekte Cumhuriyet'in devlet kimliğine ve kurucu unsuruna yönelik bu şüpheci yaklaşım adeta yazılı
05:46olmayan bir kural gibi işledi.
05:48Hatta bugünkü bazı siyasi mutabakatların ve atılan adımların tam merkezinde de işte bu 40 yıllık tarihsel bakış açısı yatıyor.
05:55Ancak bu noktada yazar çok ince, çok ilginç bir değişime dikkatimizi çekiyor.
06:01Eskiden tek unsur temeline itiraz etmek gibi kemikleşmiş bir ideolojik tutum varken bugün iktidar partisinin çekirdek kadrosunda şaşırtıcı bir farkındalık
06:10oluşmuş durumda.
06:11Tunalı, bu kadroların devleti tanıdıkça, devlet kademelerinde yaşlandıkça aslında Türklüğe daha fazla yaklaştığını söylüyor.
06:18Eskiden yazarın kendi ifadesiyle Türk deyince yüzü ekşiyenlerin bile bugün yok arkadaş biz de Türk'üz demeye başladığını aktarıyor.
06:27Yani tamamen %100 bir dönüşüm olmasa da iktidar partisi içinde artık devletin bir Türk devleti olduğu gerçeği etrafında birleşen, bunu
06:36tartışmasız kabul eden ciddi bir ağırlık var.
06:39Ve geliyoruz tartışmanın belki de en hararetli, en çok konuşulan kısmına.
06:45Üçüncü bölüm Malazgirt ve Tarihsel Gerçeklik
06:48Son yıllarda, özellikle Malazgirt zaferinin yıl dönümlerinde meydanlarda yankılanan, siyasilerden çok sık duyduğumuz bir retorik var.
06:57Malazgirt'i Türkler, Kürtler, Araplar beraber kazandık.
07:01Muhtemelen siz de duymuşsunuzdur.
07:03Yazar, günümüz siyasetçilerinin yeni ittifaklara zemin hazırlamak ya da mevcut politikaları meşrulaştırmak için bu cümleyi adeta bir kalkan gibi kullandığını
07:13söylüyor ve makalesinde doğrudan bu iddiayı hedef alıyor.
07:17Peki, yazarın buradaki tarihsel itirazı ne?
07:20Şöyle özetleyelim.
07:21Birincisi, Tunalı bu modern iddiayı destekleyen hiçbir ama hiçbir tarihi belge veya uzman kaydı olmadığını çok net bir şekilde vurguluyor.
07:29İkincisi, o dönemki ordular zaten çok çeşitli unsurlardan oluşuyordu.
07:33Bu dönemin bir standartıydı, diyor.
07:35Düşünsenize, Osmanlı ordusunda Sırplar savaşıyordu ya da tam tersi.
07:40Bizans ordusunda Türkler yer alıyordu.
07:42Ve üçüncüsü, en can alıcı nokta.
07:44Bir ordunun içinde asker olarak bulunmak, hele ki paralı asker olarak yer almak,
07:48size o savaştan bin yıl sonra kurulacak olan bir ulus devletin tapusunu ya da mülkiyetini kesinlikle vermez.
07:55Yazar bunu son derece keskin bir dille ifade ediyor.
07:57Analizini toparlarken yazar, tarihi günlük siyasete alet edenlere karşı gerçekten çok sert bir uyarıda bulunuyor,
08:05diyor ki, belgesiz tarih olmaz, objektif bilgi ideolojik kurgulara daima üstün gelmelidir.
08:12Tunalı'ya göre, bugün geçmişi yeniden kurgulayarak devlete yeni ortaklar tayin etmeye çalışanların dertleri,
08:18tarihi aydınlatmak falan değil.
08:20Ve asıl büyük tehlike şu, tarihi böyle uydurmalarla yeniden yazmaya kalkmak,
08:26hakikatle bağdaşmaz, kimseyi tatmin etmez ve eninde sonunda o toplumda kaçınılmaz olarak çok büyük çatışmalar doğurur.
08:33İşte bu derinlikli ve bir o kadar da sarsıcı analizin sonuna gelirken,
08:38yazarın o ağır uyarıları ışığında hepimizin durup kendisine şu soruyu sorması gerekiyor.
08:42Siyasi anlatılar, sırf bugünü kurtarmak, yeni ittifaklar kurmak için belgeli tarihi sil baştan yeniden yazmaya kalktığında,
08:50bundan gerçekte kim fayda sağlar ve çok daha önemlisi,
08:54eğer çerçeve kanununun sevrin yıldönümüne denk getirilmesi gerçekten de sıradan bir tesadüf değilse
08:59ve bin yıllık tarihi olaylar bile siyasi çıkarlar için yeniden icat ediliyorsa,
09:04bunun ulusumuza ödeteceği o devasa uzun vadeli maliyeti üstlenmeye kim hazır?
09:09A. Yağmur Tunalı'nın makalesinden tarafsızca aktardığımız bu incelemeye katıldığınız için teşekkürler.
09:14Lütfen bu soruları aklınızın bir köşesinde tutun.
09:17Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.

Önerilen