00:00Herkese merhaba, bu yeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün gerçekten çok çarpıcı, hatta biraz da kafa karıştırıcı bir konuyu masaya yatıracağız.
00:08A. Yağmur Tunalı'nın o çok konuşulan 106 yıl sonra Sevr başlıklı makalesini inceliyoruz.
00:14Bu analizde yazarın gözünden yakın siyasi tarihimizdeki karmaşık tartışmalara,
00:19siyasi dengelere ve tarihin bugünün siyasetine nasıl alet edildiği iddialarına tamamen tarafsız bir mercekle bakacağız.
00:26Ama bütün bu detayların ötesinde asıl odaklanacağımız devasa merak uyandıran bir soru var.
00:32Sevr anlaşması neden tam 106 yıl sonra mecliste bu şekilde böyle bir zamanda anıldı?
00:37Hazırsanız hadi başlayalım.
00:39Pekala, gelin şu işin derinliklerine bir inelim.
00:42Sevr neden tam 106 yıl sonra mecliste?
00:45Bakın bu soru aslında tüm tartışmanın tam kalbinde yer alıyor.
00:48Yazar Tunalı, makalesini okuyucuyu hemen içine çeken çok temel bir şüpheyle başlıyor.
00:53Yeni siyasi sürecin iyilik getirmeyeceğine dair duyulan his, inanın bana basit bir kuruntu değil diyor.
00:59Asıl mesele, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde alınan bazı kararların zamanlaması.
01:04Yani düşünsenize, neden tam da Türkiye'nin parçalanmasını öngören o karanlık Sevr anlaşmasının imzalandığı gün,
01:11böylesine kritik bir kanun gündeme getiriliyor.
01:13Yazar bunun, aa ne büyük tesadüf denilip geçilemeyecek kadar dikkat çekici,
01:18üzerinde durulması gereken bir durum olduğunu vurguluyor.
01:20Yazarın analizine göre, kamuoyunda çerçeve kanunu olarak bilinen bu yasal süreçte,
01:26devasa bir şeffaflık sorunu var.
01:28Tunalı, bu süreci adeta yangından mal kaçırır gibi yürütülen,
01:32kapalı kapılar ardında gerçekleşen bir operasyon olarak tanımlıyor.
01:36Komisyon raporları, yasa tasarıları o kadar hızlı ve gizlilik algısıyla geçiyor ki,
01:41sokaktaki vatandaşın, yani hepimizin, neler oluyor yahu demeye bile fırsatı olmuyor.
01:46Yazar, sokaktaki tepkinin cılız görünmesine sakın aldanmayın, diyor ve ekliyor.
01:51Sessiz çoğunluk bu sürece ezici bir oranda, hiç ama hiç güvenmiyor.
01:57Ve işte meselenin tamamen koptuğu yer.
02:00Yazarın aktardığı o net itiraz,
02:02çerçeve kanununun Sevr'in imzalandığı gün meclisten geçirilmesi kabul edilemez.
02:07Yazar bu eleştiriyi getirenleri kesinlikle haklı buluyor.
02:09Diyor ki, bu kadar özel, bu kadar karanlık bir tarihin seçilmesi, sıradan bir yasama faaliyeti olamaz.
02:16Eleştirenlere göre bu durum, kör göze parmak sokulan, bile isteğe ve tamamen planlı bir şekilde verilmiş açık bir mesaj.
02:23İşin aslı birçok insan bunun kesinlikle tesadüf olmadığına inanıyor.
02:27Şimdi, yazar bu zamanlamanın ne kadar vahim olduğunu anlatmak için inanılmaz çarpıcı bir empati kurmamızı istiyor.
02:34Standart, rutin bir yasama sürecini bir kenara bırakın.
02:36Diyelim ki İngiliz, Fransız veya Yunan meclisi, kendi tarihlerindeki en yıkıcı, en utanç verici emperyal anlaşmalardan birinin tam yıldönümünde çok
02:46tartışmalı, sembolik bir yasa çıkardı.
02:48Ne olurdu?
02:49Yazar, kıyamet kopardı diyor.
02:51Bu durum, uluslararası düzeyde bile inanılmaz bir saygısızlık ve pervasızlık olarak görülürdü.
02:57Haliyle kendi meclisimizde böyle sembolik bir tarihlemenin yapılması, insanları doğal olarak çok daha karanlık senaryoları düşünmeyi itiyor
03:04ve yazar bu tepkileri itiraz etmenin pek de kolay olmadığını söylüyor.
03:08Şimdi tablonun biraz daha geneline, birinci bölüme, yani değişen siyasi dengelere ve şu şaşırtıcı beklenmedik ittifaklara bir bakalım.
03:17Tunalı'nın makalesinde çizdiği bu güncel siyasi manzara açıkçası tam bir yapboz gibi, sürprizlerle dolu.
03:23Bir yanda sürece açıkça destek veren ve yazarın ifadesiyle dem diliyle konuşmaktan vazgeçmeyen CHP lideri Özgür Özel var.
03:32Diğer yanda kendi geleneksel söyleminden milim şaşmayan Demin Parti.
03:36Peki ya iktidar cephesi?
03:38Yazar iktidarın doğrudan topa girmekten kaçındığını, tabiri caizse yoğurdu üfleyerek yediğini ve başkalarını öne sürüp perde arkasında son derece temkinli
03:48davrandığını iddia ediyor.
03:49Ve Tami, tablonun en altında tüm bu olup bitenlere ezici bir çoğunlukla güvensizlik duyan, diken üstündeki o sessiz çoğunluk duruyor.
03:57İşte yazarın en çok şaşırdığı, hatta adeta isyan ettiği o büyük çelişki burada karşımıza çıkıyor.
04:04Atatürk'ün partisi, onun kurucu ilkelerini aşındırdığı düşünülen bir süreci nasıl destekleyebilir?
04:10Tunalı haklı olarak soruyor.
04:12Atatürk'ün partisi izleyen Özgür Özel, Atatürk'le gelen devlet felsefesini temelden sarsacağı düşünülen bu yeni sürece nasıl bu kadar
04:20rahat omuz verebiliyor?
04:22Yazar, Özel'in de süreci kurgulayanlarla aynı havuza daldığını belirtiyor ve bunu içinden çıkılması gerçekten çok zor bir siyasi paradoks
04:30olarak önümüze koyuyor.
04:32Buradan hikayenin tarihsel köklerine inelim.
04:35İkinci bölüm, Cumhuriyet ve şu meşhur tek unsur tartışması.
04:39Yazarın makalesinde önümüze serdiği bu zaman çizergesine baktığımızda aslında hiçbir şeyin bir gecede olmadığını, her şeyin çok köklü bir ideolojik
04:50zemini olduğunu anlıyoruz.
04:52Ta 1975 yılına gidiyoruz.
04:54Dönemin İçişleri Bakanı Korkut Özal'ın Cumhuriyet'in tek unsur üzerine kurulmasına yönelik itirazı bu zincirin ilk halkası olarak görülüyor.
05:02Sonra 2015'e çözüm sürecine atlıyoruz.
05:06Yazar dönemin aktörlerinden Beşir Atalay'ın, İmralı'dan gelen mesajlara açıkçası biz de aynı görüşteyiz diyerek nasıl bir uyum yakaladığını hatırlatıyor.
05:14Ve bugüne geldiğimizde o tek millet tek bayrak tartışmalarının bugün nasıl bambaşka bir dille yeniden alevlendiğini görüyoruz.
05:23Yazar bu üç dönemin birbirine görünme ziplerle sıkı sıkıya bağlı olduğunu savunuyor.
05:27Bakın 1975'te kurulan o meşhur cümle gerçekten çok kritik.
05:32Ne demişti Korkut Özel?
05:33Biz, Cumhuriyet'e karşı değiliz.
05:35Tek unsur üzerine kurulmasına itirazımız var.
05:38Yazar Tunalı'ya göre, İslamcı siyasi gelenekte Cumhuriyet'in devlet kimliğine ve kurucu unsuruna yönelik bu şüpheci yaklaşım adeta yazılı
05:46olmayan bir kural gibi işledi.
05:48Hatta bugünkü bazı siyasi mutabakatların ve atılan adımların tam merkezinde de işte bu 40 yıllık tarihsel bakış açısı yatıyor.
05:55Ancak bu noktada yazar çok ince, çok ilginç bir değişime dikkatimizi çekiyor.
06:01Eskiden tek unsur temeline itiraz etmek gibi kemikleşmiş bir ideolojik tutum varken bugün iktidar partisinin çekirdek kadrosunda şaşırtıcı bir farkındalık
06:10oluşmuş durumda.
06:11Tunalı, bu kadroların devleti tanıdıkça, devlet kademelerinde yaşlandıkça aslında Türklüğe daha fazla yaklaştığını söylüyor.
06:18Eskiden yazarın kendi ifadesiyle Türk deyince yüzü ekşiyenlerin bile bugün yok arkadaş biz de Türk'üz demeye başladığını aktarıyor.
06:27Yani tamamen %100 bir dönüşüm olmasa da iktidar partisi içinde artık devletin bir Türk devleti olduğu gerçeği etrafında birleşen, bunu
06:36tartışmasız kabul eden ciddi bir ağırlık var.
06:39Ve geliyoruz tartışmanın belki de en hararetli, en çok konuşulan kısmına.
06:45Üçüncü bölüm Malazgirt ve Tarihsel Gerçeklik
06:48Son yıllarda, özellikle Malazgirt zaferinin yıl dönümlerinde meydanlarda yankılanan, siyasilerden çok sık duyduğumuz bir retorik var.
06:57Malazgirt'i Türkler, Kürtler, Araplar beraber kazandık.
07:01Muhtemelen siz de duymuşsunuzdur.
07:03Yazar, günümüz siyasetçilerinin yeni ittifaklara zemin hazırlamak ya da mevcut politikaları meşrulaştırmak için bu cümleyi adeta bir kalkan gibi kullandığını
07:13söylüyor ve makalesinde doğrudan bu iddiayı hedef alıyor.
07:17Peki, yazarın buradaki tarihsel itirazı ne?
07:20Şöyle özetleyelim.
07:21Birincisi, Tunalı bu modern iddiayı destekleyen hiçbir ama hiçbir tarihi belge veya uzman kaydı olmadığını çok net bir şekilde vurguluyor.
07:29İkincisi, o dönemki ordular zaten çok çeşitli unsurlardan oluşuyordu.
07:33Bu dönemin bir standartıydı, diyor.
07:35Düşünsenize, Osmanlı ordusunda Sırplar savaşıyordu ya da tam tersi.
07:40Bizans ordusunda Türkler yer alıyordu.
07:42Ve üçüncüsü, en can alıcı nokta.
07:44Bir ordunun içinde asker olarak bulunmak, hele ki paralı asker olarak yer almak,
07:48size o savaştan bin yıl sonra kurulacak olan bir ulus devletin tapusunu ya da mülkiyetini kesinlikle vermez.
07:55Yazar bunu son derece keskin bir dille ifade ediyor.
07:57Analizini toparlarken yazar, tarihi günlük siyasete alet edenlere karşı gerçekten çok sert bir uyarıda bulunuyor,
08:05diyor ki, belgesiz tarih olmaz, objektif bilgi ideolojik kurgulara daima üstün gelmelidir.
08:12Tunalı'ya göre, bugün geçmişi yeniden kurgulayarak devlete yeni ortaklar tayin etmeye çalışanların dertleri,
08:18tarihi aydınlatmak falan değil.
08:20Ve asıl büyük tehlike şu, tarihi böyle uydurmalarla yeniden yazmaya kalkmak,
08:26hakikatle bağdaşmaz, kimseyi tatmin etmez ve eninde sonunda o toplumda kaçınılmaz olarak çok büyük çatışmalar doğurur.
08:33İşte bu derinlikli ve bir o kadar da sarsıcı analizin sonuna gelirken,
08:38yazarın o ağır uyarıları ışığında hepimizin durup kendisine şu soruyu sorması gerekiyor.
08:42Siyasi anlatılar, sırf bugünü kurtarmak, yeni ittifaklar kurmak için belgeli tarihi sil baştan yeniden yazmaya kalktığında,
08:50bundan gerçekte kim fayda sağlar ve çok daha önemlisi,
08:54eğer çerçeve kanununun sevrin yıldönümüne denk getirilmesi gerçekten de sıradan bir tesadüf değilse
08:59ve bin yıllık tarihi olaylar bile siyasi çıkarlar için yeniden icat ediliyorsa,
09:04bunun ulusumuza ödeteceği o devasa uzun vadeli maliyeti üstlenmeye kim hazır?
09:09A. Yağmur Tunalı'nın makalesinden tarafsızca aktardığımız bu incelemeye katıldığınız için teşekkürler.
09:14Lütfen bu soruları aklınızın bir köşesinde tutun.
09:17Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.