00:00Harika! Hadi hiç vakit kaybetmeden bu büyüleyici incelememize dalalım.
00:04Bugün, yazar Mehmet Özkendirci'nin kaleminden çıkan ve ilk bakışta inanılmaz sıradan duran bir konuyu,
00:11yani beden ve yüz kıllarını konuşacağız.
00:13Ama inanın bana, olay sadece basit bir biyolojik detaydan ibaret değil.
00:18Türkiye'deki sosyal hayatta, bedensel ve yüzdeki kılların ne kadar muazzam bir toplumsal,
00:24cinsiyet temelli ve hatta politik bir yük taşıdığına inanamayacaksınız.
00:28Kıl dediğimiz şey, aslında koskoca bir toplumun aynası.
00:32Hazırsanız, bu eğlenceli ve bir o kadar da düşündürücü metni hep birlikte çözmeye başlayalım.
00:37Şimdi, Türkçe'deki şu meşhur kıl kelimesini bir düşünün.
00:40Bu kelimenin o ikili anlamı, gerçekten harika bir başlangıç noktası.
00:44Birinci anlamı, hepimizin bildiği o fiziksel tüy veya saç.
00:48Ama ikinci anlamı, hani o hiç çekemediğimiz sinir bozucu tiplere ya da durumlara söylediğimiz argo kıl olma durumu.
00:54Yazarımız metne tam da bu kelime oyunuyla giriyor.
00:57Bize itici gelenlere kıl deriz, yaptıklarına kıllık deriz değil mi?
01:01Oysa yazarın çok haklı olarak sorduğu gibi, fiziksel anlamda vücudumuzda çıkan bir kıl olmak o kılın kendi seçimi değil ki.
01:07İşte bu kelimenin taşıdığı çifte anlam, birazdan göreceğimiz o absürt çelişkiler için mükemmel bir zemin hazırlıyor.
01:14Gelelim ilk ana konumuza, kılın toplumsal cinsiyeti.
01:18Yani o omuzlarımıza yüklenen ağır beklentiler ve travmalar.
01:22Toplumdaki şu cinsiyet uçurumuna bakar mısınız?
01:24Bir tarafta, ergenlik çağına gelip de yüzünde tüy bitmediği için,
01:28köse damgası yiyen ve bundan inanılmaz bir utanç duyan genç erkekler var.
01:33Yıllanca sakallı bıyıklı yaşıtlarına özenerek, hatta onları kıskanarak bakmak zorunda kalıyorlar.
01:38Ama madalyonun diğer yüzüne çevirdiğimizde, eğer bir genç kızla bıyık veya tüy çıkarsa, bu anında devasa bir travmaya dönüşüyor.
01:46Metinde çok vurucu bir tespit var.
01:48Çevremizde ağda zulmüyle, cımbızla canı yanmayan kaç genç kız veya kadın vardır ki?
01:53Yani bir taraf neden çıkmıyor diye kahrolurken, diğer taraf çıkanı yok etmek için kelimenin tam anlamıyla fiziksel bir acı çekiyor.
02:01Yazarımız tam da burada bu travmatik durumu biraz yumuşatmak için çocukluğundan efsane bir anı paylaşıyor.
02:07Kapı komşuları Dürüye teyze.
02:09Yazar diyor ki, Dürüye teyzede bir bıyık vardı, sanki burnunun altına kara kalemle çizilmiş gibi duruyordu.
02:15Düşünsenize, yazar çocukken ona baktıkça gülmemek için kendini zor tutarmış,
02:20hatta işi bir adım öteye götürüp, acaba zavallı kocası onu öperken,
02:25bıyıklar birbirine değmesin diye gözlerini mi kapatıyordu diye sorarak,
02:28olaya inanılmaz esprili bir bakış açısı getiriyor.
02:31İkinci bölümümüze geçiyoruz.
02:33Yaşlanma, kellikle amansız mücadele ve zamana karşı açılan o büyük savaş.
02:38Şimdi asıl bomba şu, bazı kıllar inatla ömür boyu yerinde dururken,
02:43bazıları aniden tel kadayıf gibi dökülüveriyor, değil mi?
02:47Yazar, kel kalan erkeklerin bu durumla başa çıkmak için ürettikleri o meşhur teselliyi hatırlatıyor bize.
02:52Maden olan dağda ot bitmez, yahu.
02:55Yazarın da dediği gibi, zavallı kel milleti bunu söylese de aslında kendileri bile buna inanmıyor.
03:00Bu sadece gerçeği yumuşatmaya çalışan, çaresiz ama bir o kadar da sevimli bir kendini kandırma çabası.
03:06Tabii herkes bu dökülmeyi veya beyazlamayı öylece kabullenmiyor.
03:10Peruk sektörü sağ olsun, milyonlarca kişiyi kellikten kurtardı.
03:13Peki ya peruk takmayanlar ne yapıyor?
03:16Kırış kırış olmuş suratlarına inat, saçları sakalları zindan karasına boya yiyip,
03:20kendilerini 30-40 yaş gençleştirdiklerine inandırıyorlar.
03:24Kadınlardaysa yazarın çok güldüğüm bir tespiti var.
03:26Kapkara, kaşlı, esmer bir kadının gidip saçlarını sapsarı yapmasını
03:30şapı kaynatsan olur mu şeker deyimiyle çok güzel tiye alıyor.
03:34Doğayla inatlaşmanın bu kadar absürt hale gelmesi inanılmaz gerçekten.
03:38Evet, geldik 3. bölüme.
03:40Kıl ve sakalın politiği size tamamen tarafsız, tarihi bir rehber sunacağım.
03:47Geçmişteki şu eşleşmelere bir bakın lütfen.
03:49Tarihsel olarak Türkiye'de yüzünüzde sadece 2-3 santim favori bırakmanız,
03:54Karl Marx'ın o kalın kitaplarını okumanıza hiç gerek kalmadan sizi anında komünist yapmaya yetiyordu.
04:00Favoriyi kesip dudak kenarından sarkan bir bıyık mı bıraktınız, tartışmasız milliyetçisiniz.
04:05Çember bir sakalınız varsa anında hoca makamındasınız.
04:09Yani ideolojiler kelimenin tam anlamıyla kıldan tüyden şekillere rehin düşmüş durumdaydı.
04:15Ve günümüze Türkiye'nin o 2. yüzyılı dediği modern döneme geliyoruz.
04:20Buradaki modern çifte standarda bakar mısınız?
04:22Bir yanda saçının tek bir telini bile göstermemek için türbanlara, kara çarşaflara sarılması beklenen geleneksel kadın figürü duruyor.
04:30Diğer yandaysa kulaklarında küpeler, tepelerinde o meşhur menban dediğimiz topuzlar ve omuzlarına inen saçlarıyla sokaklarda rahatça salınan erkekler.
04:40Erkekler bu yeni tarza toplumda zerre itibar kaybetmeden uyum sağladı.
04:44Kadınların üzerindeki baskı sürerken erkeklerin bu rahatlığı yazarın gözünden kesinlikle kaçmıyor.
04:494. bölüme geçelim.
04:51Yazarın kendi kıl serüveni.
04:53Adeta bir mayın tarlasında gezinmek gibi.
04:56Yazarın kendi kişisel evrimini izlemek gerçekten muazzam.
05:00Lisede dönemin modasına uyup favori bırakıyor ve doğrudan komünist etiketini yiyor.
05:05Üniversite için İstanbul'a gidip dönüyor, yüzünde koca bir Stalin bıyığı.
05:09Sonra dışlanmamak ve ortama uyum sağlamak için mecburen badem bıyığa geçiş yapıyor.
05:14En sonundaysa öğretmenlik yıllarında o entel sakalıyla huzur buluyor.
05:18Bir insanın kimlik arayışında kılın nasıl evrelere ayrıldığını görmek büyüleyici değil mi?
05:24Mesela yazarın liseden sonra İstanbul'u okumaya gidip memleketine döndüğü o ilk tatili bir düşünün.
05:30Mahalledeki herkes onun İstanbul'da azılı bir komünist olduğuna çoktan inanmış.
05:34Saçlar omuzlara inmiş, bıyıklar yeni terliyor.
05:37Babasının dükkanına adım attığında komşular onu görmek için resmen toplanmış.
05:42Yazar diyor ki sanki hayvanat bahçesinde bir şempanze görecek beklentisiyle izliyorlardı beni.
05:47Kısa saç kuralına uymayan bir erkeğe o dönemde kelimenin tam anlamıyla uzaylı muamelesi yapılıyordu.
05:53İşte dönemin o acımasız ve absürt kutuplaşmasının tam özeti.
05:58Düşünün birinci adım beraber sokaklarda çember çevirip top oynadığı o çocukluk arkadaşları milliyetçi akıma kapılıp sarkık bıyık bırakıyor.
06:07İkinci adım yazarımız İstanbul'dan o Stalin bıyığıyla dönüyor ve üçüncü adım sıkı durun sadece bu bıyık farkı yüzünden can ciğeri
06:16olduğu o arkadaşları sokakta yanından geçerken onu hiç tanımıyormuş gibi görmezden geliyorlar.
06:22İnanabiliyor musunuz?
06:23Koca bir dostluk yüzdeki birkaç gram kıl yüzünden silinip gidiyor.
06:28Tabii sürekli dışlanmak ve görmezden gelinmek hiç de kolay değil.
06:32Yazarımız sonunda pes ediyor ve ertesi gün o Stalin bıyığını keserek bir taviz veriyor.
06:37Mahallelinin erkek adam öyle kadın gibi olmaz şeklindeki o bitmek bilmez baskılarını susturmak için tamamen nötr ne sağ ne sola
06:44çekilebilen kısa ve düz bir badem bıyık bırakıyor.
06:47Yahu sırf insanlarla tekrar gündelik bir hoş geldin sohbeti yapabilmek için yüzünüzdeki kıllara şekil vermek zorunda kaldığınızı bir hayal edin.
06:55Mahalle baskısı daha somut nasıl anlatılabilir ki?
06:58Neyse ki yıllar geçiyor yazarımız öğretmen oluyor ve bir gün memlekete tamamen bıyıksız sakalsız dönüyor.
07:04Bir öğrencisinin hocam sakal size çok yakışacak demesiyle aklı çeliniyor.
07:08Kendi kendine şöyle diyor yahu alt tarafı kıl değil mi bu beğenmezsem keserim ve ünlü karikatürist Bedri Koroman'ınki gibi
07:16bir entel sakalı bırakmaya karar veriyor.
07:18Başlarda aynadaki yüzüne alışamasa da sonrasında o sakal onun ayrılmaz bir parçası oluyor.
07:24Yani onca bıyık sakal mücadelesinin ardından kılın sadece bir kıl olduğunu kabullenmesiyle nihayet huzura kavuşuyor.
07:31Ve geldik beşinci ve son bölüme.
07:33Neden kıldan tüyden bahsediyoruz?
07:36Asıl mesele meta espri nerede?
07:38Sizi yazarın bıraktığı şu müthiş ve kışkırtıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:43Yazarın nereden çıktı bu kıl muhambeti sorusu aslında bize göz kırptığı andır.
07:49Ne yani ne olacak bu memleketin hali diyenlere ciddi cevaplar verip başımızı belaya mı soksaydık?
07:54İşin özü şu, kıldan tüyden görünüşte tamamen önemsiz konuları tartışmak,
07:59ülkenin durumuyla ilgili gerçek sorunlara cevap verip belaya bulaşmaktan çok daha güvenli ve zekice bir hiciv yöntemidir.
08:06Bazen en derin, en sert toplumsal eleştiriler bir bıyık telinin arkasına saklanmıştır.
08:12Bu muhteşem metin bize kıl deyip geçtiğimiz şeyin aslında koskoca bir toplumun korkularını taşıdığını gösterdi.
08:18Umarım bu incelemeden sonra etrafınızdaki sakallara, bıyıklara şöyle bir alıcı gözüyle bambaşka bir bakış açısıyla bakarsınız.
08:26Ne dersiniz?
08:27Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar