00:00Herkese merhaba, yet yeni bir inceleme ile daha karşınızdayım.
00:03Bugün, hani bazen kendi kendimize yalanlar söyleriz ya, işte tam da bunu konu alan
00:08yazar Mehmet Özkenderci'nin o çarpıcı kısa hikayesine menekşe gözlere şöyle bir yakından
00:14bakacağız.
00:15Bu sadece sıradan bir aşk hikayesi değil, yani insan zihninin kendi yarattığı bir
00:19hayale nasıl hapsolabileceğini gösteren inanılmaz bir psikolojik tablo aslında.
00:24Takıntı, algılarımız ve kendi kurduğumuz ilüzyonlar üzerine şahane bir kurgu.
00:29Bu, hazırsanız hiç vakit kaybetmeden bu büyüleyici hikayenin katmanlarını tek tek
00:33soymaya başlayalım.
00:34Evet, hadi gelin hikayenin tam kalbine, o ilk ana dalalım her şeye.
00:39Her şey, baş karakterimiz Faruk'un banyo treninde o anı yaşamasıyla başlıyor.
00:45Beyaz yüzünde özenle işlenmiş bir çift melekşe göz vardı.
00:48Bakın, bu sadece sıradan bir tasvir değil.
00:51Bu, Faruk'un dünyasının tamamen ama tamamen değiştiği o kırılma anı.
00:55Karşısında öylece dalgın dalgın oturan, uzaklara bakan bu genç kız, Faruk'un kafasında
01:01anında kusursuz bir heykele, adeta yaşayan bir sanat eserine dönüşüyor.
01:06Peki ama durun bir saniye, Faruk bu banyo trenine nereden düştü, neden psikolojik olarak
01:11bu kadar savunmasız bir haldeydi?
01:16Şöyle düşünün, insan zihni çok büyük sarsıntılar yaşadıktan sonra hep tutunacak bir dal,
01:22böyle güvenli bir liman arar değil mi?
01:23Faruk içinde bu liman, trende gördüğü o yabancının gözleri olacaktı.
01:28Peki olaylar buraya nasıl geldi?
01:30Aslında her şey, Faruk'un tabiri caizse, ucuz atlattığı, birkaç kırıkla kurtulduğu,
01:36korkuluş bir trafik kazasıyla başlıyor.
01:38Bu kaza onda öyle bir travma yaratıyor ki, adamda felç edici bir araba kullanma korkusu,
01:44ciddi bir fobi oluşuyor.
01:45Ehaliyle direksiyon başına geçemeyince, işe gidip gelmek için mecburen her gün
01:50aynı saatte banyo trenini kullanmaya başlıyor.
01:53İşte hayatını değiştiren o karşılaşmada bu zorunlu rutin sayesinde oluyor.
01:58Kendisinden bir durak önce binen ve hep o çıkışa yakın cam kenarında oturan kızı görüyor.
02:03Düşünsenize, o kaza hiç yaşanmamış olsa,
02:06yolları belki de hayatta hiç kesişmeyecekti.
02:09Bu ilk karşılaşmadan sonra, Faruk'un hayatı resmen bu döngüye hapsoluyor.
02:14Sırf onu birkaç dakika, evet sadece birkaç dakika görebilmek için,
02:19hafta içi her gün o trene biniyor.
02:21Hani çok bilindik, meşhur bir söz vardır,
02:23dünyada bir hapşırık, bir de seven bakışlar gizlenmez derler.
02:27Ne kadar doğru değil mi?
02:28Faruk kızı trende birkaç gün göremediğinde,
02:31adamın dünyası kelimenin tam anlamıyla başına yıkılıyor.
02:33O ofisteki neşeli, etrafına enerji saçan adamdan eser kalmıyor.
02:38Hatta bu durgunluğu mesai arkadaşlarının bile diline düşüyor.
02:41Gelip, hayırdır, hangi melek çarptı sana,
02:44hani aşka inanmazdın, yakında eriyip muma döneceksin diye takılıyorlar.
02:48Gerçekten de etrafındaki herkes,
02:50Faruk'un o sırılsıklam aşık halini gözlerinden okuyor.
02:53Bu noktada, eski Faruk ile yeni Faruk arasındaki o devasa uçuruma bir bakmamız lazım.
02:59Eskiden bu adam, Kastamonu'dan İstanbul'a gelmiş, uzun boylu,
03:03böyle İtalyan veya İspanyol aktörlere benzeyen, oldukça yakışıklı bir tipti.
03:07Düşünün, yarım yamalak İngilizcesiyle bile,
03:09bekar evi yabancı kızlarla dolup taşan,
03:12kendi deyimiyle Birleşmiş Milletler subesi gibi bir hayatı vardı.
03:15Fakat yeni Faruk, bu şubeyi dış dünyaya tamamen kapatmış durumda.
03:20O eski, popüler, herkesin etrafında pervane olduğu adam uçup gitmiş.
03:24Yerine sadece tek bir kişiye, o menekşe gözlüsüne saplanıp kalmış,
03:28dışarıya kapı duvar olmuş, izole bir adam gelmiş.
03:31İnanılmaz bir karakter değişimi, öyle değil mi?
03:34İkinci bölüm, Menekşe Gözlü İllüzyon
03:37Şimdi Faruk, sıradan biri değil.
03:40Onun sanatçı kimliği, bu yabancı kızı kafasında tehlikeli bir şekilde idealistirmesine adeta benzin döküyor.
03:46Peki sanatsal geçmişi neden bu kadar mühim?
03:49Çünkü hikaye bize, aslında Faruk'un bu kıza sadece aşık olmadığını,
03:53onu üzerinde çalışılacak kusursuz bir tuval gibi gördüğünü fısıklıyor.
03:58Bakın, Faruk, öğrenceliğinde yetmişin üzerine not vermemesiyle nam salmış,
04:02o efsanevi Betül Hoca'dan tam not almayı başarmış, devasa bir yetenek.
04:07Güzel sanatlara dereceyle girmiş,
04:09üniversitede insanların portrelerini çizerek evinin kirasını çıkarmış,
04:13hele sulu boyada resmen bir usta.
04:15Yani anlayacağınız o ilham perisini zihninden alıp tuvale kusursuzca aktarabilecek her türlü donanıma sahip.
04:22Ve bu yetenek, karanlık bekar odasında tavana boş boş bakarken aniden beyninde çakan bir şimşekle harekete geçiyor.
04:30Önce diyor ki, kesinlikle onun bir resmini yapıp tavanıma asmalıyım.
04:35Bu fikirle o karanlık oda zihninde ışıl ışıl aydınlanıyor.
04:39Sonraki adımda ofiste sürekli ama sürekli takıntılı eskizler çizmeye başlıyor.
04:44Üçüncü ve asıl çıldırtıcı aşamaysa,
04:47o gözlerdeki rengi, o eşsiz menek şetonunu sulu boyayla tutturmaya çalışmak.
04:53Burada çok çarpıcı bir detay var, dikkatinizi çekerim.
04:56Faruk'un elinde ofisin en donanımlı, en profesyonel fotoğraf makinesi var aslında.
05:01Ama uzaktan gizlice bir fotoğrafını çekmeye bile cesaret edemiyor.
05:05Neden biliyor musunuz?
05:06Ya sapık derlerse, ya röntgenci damgası yiyip trende linç edilirsem korkusuyla.
05:11O yüzden de bütün bu devasa portreyi tamamen hafızasına gülenerek yapmak zorunda kalıyor.
05:17İşin daha da ilginç yanı, Faruk'un kafasındaki bu yüceltme öylesine uçuk bir noktaya ulaşıyor ki,
05:23kızın güzelliğini Elizabeth Taylor'la kıyaslamaya başlıyor.
05:27Biliyorsunuzdur, Hollywood efsanesi Elizabeth Taylor,
05:30o meşhur, nadir bulanan doğal menekşe rengi gözleriyle bilinir.
05:33Ama yok, Faruk için dergilerde, filmlerde boy gösteren o dünya starı Taylor bile,
05:39trendeki kendi menekşe gözlümlediği kızın yanından bile geçemez.
05:42Aslında burada şunu net olarak fark ediyoruz.
05:45Faruk artık kanlı canlı bir insanı değil,
05:47kendi zihninde yonttuğu o tanrı çayı, kendi muazzam ilüzyonunu seviyor.
05:52Ve inanın bana, takıntısının ne boyutlara ulaştığını kanıtlayan en net cümlesi şu,
05:57Bu güzelliği sadece kalbime değil, beynime de kazımalıydım.
06:01Faruk'un onu ezberleme çabası, zamanla iç acıtıcı bir çaresizliğe dönüşüyor.
06:06Bir gün kızı takip etmeye karar veriyor.
06:08Beyazlar içindeki bu kuğu gibi kızı, kalabalıkta gözden kaçırmamak için,
06:13trenden öyle bir teraşla iniyor ki, o itiş kakışta yere düşüyor.
06:16İnanabiliyor musunuz, insanlar kelimenin tam anlamıyla adamın üzerinde tepinerek geçiyor.
06:21Faruk o ezik büzük haliyle yerden kaptığındaysa,
06:24kız çoktan kaybolara karışmış oluyor.
06:26İşte bu sahne, Faruk'un bu kör kütük takıntı uğruna,
06:29hem fiziksel hem de psikolojik olarak nasıl ezilip ufalandığının harika bir metaforu aslında.
06:35Üçüncü bölüm, Çarpıcı Gerçek
06:38Aylarca süren o hummalı zihinsel inşa süreci,
06:42ilmek ilmek örülen o kusursuz romantik ilüzyon,
06:46işte şimdi çok ama çok sert bir kayaya çarpmak üzere.
06:50Nihayet o büyük gün geliyor.
06:52Faruk, en büyük başyapıda olarak gördüğü portreyi bitiriyor,
06:56gidip özenle çerçeveletiyor, çok şık bir hediye paketine sardırıyor ve evden çıkıyor.
07:02Yine o bildiğimiz banyo treni, şansına bakın ki kızın tam karşısındaki koltuk boş.
07:08Hemen oraya oturuyor, elinde paketiyle tabloyu ona vermek için en kusursuz anı,
07:14yani o kalabalığın daldığı son durağa beklemeye başlıyor.
07:18Tansiyon yavaş yavaş yükseliyor, Faruk'un kalbi yerinden çıkacak gibi atıyor.
07:24Ve son durak.
07:26Faruk tam yerinden kalkıp bütün ruhunu kattığı bu muazzam hediyeyi ona uzatmak üzereyken,
07:32genç kız sakince çantasından birkaç parçaya katlanmış, ince, beyaz bir baston çıkarıp açıyor.
07:40Yani o yere göğe sığdıramadığı, saatlerce gözlerinin içine bakıp anlamlar yüklediği,
07:46uzaklara daldığını, hayaller kurduğunu sandığı o kusursuz menekşe gözler aslında dünyayı göremiyordu.
07:52Bu gerçekle yüzleşmek, Faruk için adeta bir deprem, tam bir psikolojik yıkım oluyor.
07:58Bütün o iç hesaplaşması dudaklarından dökülen şu tek bir cümlede toplanıyor.
08:04Görmemesi ne suç ne günahtı ben o gözlere aşık olmuştum.
08:08O gün elinde o çerçeveli resimle nereye gittiğini ne yaptığını bilmeden saatlerce sokaklarda boş boş dolaşıyor.
08:15Eve döndüğünde ise hayatında hiç olmadığı kadar büyük bir utanç duyuyor.
08:19Hatta kendinden iğreniyor.
08:21Neden derseniz?
08:22Aslında kıza acıdığı için değil, kıza onun gerçekte kim olduğunu zerre kadar umursamadan
08:28tamamen kendi bencil fantezisini, kendi sanatsal takıntısını yapıştırdığı için.
08:34O gece sabahlara kadar kızın körlüğüne değil, asıl kendi yarattığı körlüğe lanet okuyor.
08:40Dördüncü bölüm Mutlu Son'un Farklı Yüzü
08:42Yaşadığı bu devasa utanç ve suçluluk duygusu yüzünden Faruk günlerce o banyo treninin yakınına bile uğrayamıyor.
08:50Kendi yüzüne bile bakamayacak kadar utanıyor düştüğü bu yanılgıdan.
08:53Ama aradan birkaç gün geçtikten sonra en sonunda cesaretini toplayıp o istasyona geri dönüyor.
08:59Ve onu son kez görüyor.
09:01Kızı peronda fark ediyor ama bu sefer yalnız değil.
09:04Yanında ellerini sımsıkı tutan oldukça yakışıklı genç bir adam var.
09:08Ona eğilip bir şeyler fısıldıyor.
09:10Ve o menekşe gözlü kız o kadar mutlu ki anlatamam.
09:14Dünyayı görmese bile gözlerinin içi resmen ışıl ışıl parlıyor.
09:18İşte Faruk, kendi kendine kıza duyduğu o gereksiz acımanın, o gizli takıntının ne kadar anlamsız, ne kadar boş olduğunu o
09:25saniye idrak ediyor.
09:26Çünkü kız, Faruk'un o karanlık saplantılı dünyasından tamamen habersiz bir şekilde kendi gerçeğinde gayet mutlu ve sevgi dolu bir
09:34hayat yaşıyor.
09:34Ve bu incelememizi aklınızdan uzun süre çıkmayacak o vurucu soruyla bitirmek istiyorum.
09:41Faruk, gerçekten o kıza mı aşıktı?
09:44Yoksa, sadece zihninde yarattığı o kusursuz, pürüzsüz ilüzyona, tuvale döktüğü kendi fantezisine mi?
09:51Mehmet Özkendirci'nin menekşe gözleri, kafamızda idealiştirdiğimiz insanların gerçek kimliklerini nasıl kendi ellerimizle silip attığımızı,
09:59kendi körlüğümüzün nasıl kurbanı olduğumuzu yüzümüze tokat gibi çarpıyor.
10:03Peki ya siz?
10:05Acaba kendi hayatınızda aşık olduğunuzu sandığınız o gerçek kişiyi mi seviyorsunuz?
10:10Yoksa sırf kafanızda yarattığınız o mükemmel tabloyu mu?
10:13Bence bunun üzerine biraz düşünün.
10:15Bu derin edebi yolculukta bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
10:19Gerçeklere ve kendinize çok iyi bakın.
Yorumlar