Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Yazar Nazım Peker, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müfredatta "Kurtuluş Savaşı" yerine sadece "Milli Mücadele" ifadesini kullanma kararına sert bir dille karşı çıkmaktadır. Metinde, bu isim değişikliğinin bilimsel bir temelden uzak olduğu ve Anadolu'nun uğradığı düşman işgalini basitleştirdiği savunulmaktadır. Emekli bir eğitimci olan yazar, tarihin kişisel ideolojilere göre değiştirilemeyeceğini vurgulayarak bakanı eğitim sistemindeki hijyen ve başarı gibi gerçek sorunlara odaklanmaya çağırmaktadır. Türkiye'nin bağımsızlık sürecinin bir fetih değil, varoluşsal bir kurtuluş süreci olduğu belirtilerek tarihi terimlerin korunması gerektiği ifade edilmektedir. Son olarak yazar, bu tür radikal yaklaşımların toplumsal kutuplaşmaya ve siyasi yıpranmaya yol açabileceği konusunda uyarıda bulunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Kelimelerin koca bir tarihi nasıl şekillendirebileceğini hiç düşündünüz mü?
00:04Yani sadece tek bir kavramı değiştirerek koca bir dönemin tüm algısını baştan yazmak mümkün mü?
00:11Bugün tam da bu konunun merkezine eğitim müfredatımızda son günlerde alevlenen o çok sıcak tartışmaya dalıyoruz.
00:18Temel kaynağımız yazar Nazım Peker'in kaleme aldığı ve çok konuşulan o çarpıcı makalesi.
00:23Bu makale üzerinden yakın tarihimizin en kritik dönemecine verdiğimiz ismin neden bu kadar devasa bir mesele olduğunu tarafsız bir gözle
00:33hep birlikte inceleyeceğiz.
00:34Hadi gelin bu konuyu adım adım açalım.
00:37Önce bu isim tartışmasının tam olarak nereden çıktığına, ardından bakanlığın dayandığı gerekçelere bakacağız,
00:43sonra yazarın tarihi itirazlarını, fetih ve kurtuluş kavramları arasındaki o ince çizgiyi ve son olarak da tüm bunların toplumsal hafızamıza
00:52nasıl yansıdığını masayı yatıracağız.
00:55Evet, ilk olarak şu meşhur isim tartışmasıyla başlayalım.
00:58Olaylar tam olarak nasıl gelişti?
01:01Biliyorsunuz her şey Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in oldukça net bir açıklamasıyla başladı.
01:06Bakan Tekin açıkça, kitaplarda ve müfredatta kurtuluş savaşını çıkarıyoruz, oraya milli mücadele diyeceğiz sadece dedi.
01:13Bakın bu öyle lafın gelişi söylenmiş bir şey veya basit bir kelime oyunu değil, baya baya bir çerçeveleme değişimi.
01:19Yani bir döneme verilen iki yaygın isimden birini ders kitaplarından tamamen rafa kaldırıp yola sadece diğeriyle devam etme kararı.
01:27Yazar Nazım Peker'de makalesinde tam olarak buraya odaklanıyor ve bu kararın toplumda nasıl bir dalgalanma yarattığının altın çiziyor.
01:35Peki ama neden? Yani bakanlığı bu tarihi adımı atmaya iten temel mantık neydi?
01:40Gelin biraz da bakanın gerekçesine yakından bakalım.
01:44Bu kararın mantığını anlamak için tartışmanın tam kalbine oturan o vurucu soruya dönmemiz şart.
01:50Neyden kurtulduk?
01:51Bakan Tekin'in yaklaşımına göre o dönem ortada hala hazırda var olan kurumsal bir Osmanlı devleti vardı.
01:57Yani düşünce şu, zaten bir devletimiz varken biz kimden veya neyden kurtulduk?
02:02Dolayısıyla kurtuluş kelimesinin dönemin gerçekliğini tam olarak yansıtmadığını öne sürüyor.
02:06Bunun yerine milletin topikün verdiği o olağanüstü çabayı anlatan milli mücadele kavramının çok daha doğru ve kapsayıcı bir tanımlama olduğunu
02:14savunuyor.
02:15İşte tam bu noktada işin rengi derişiyor.
02:18Çünkü yazar Nazım Peker'in bu teze çok sert ve tarihsel bir itirazı var.
02:22Peker'e göre tarihin öyle yoruma açık olmayan, kaya gibi sert gerçekleri var.
02:27Bakanın ortada bir Osmanlı devleti vardı tezine karşılık, Peker bizi doğrudan 1918 yılına, Mondros müteharikesine ve sonrasındaki sevre götürüyor.
02:38Diyor ki, o dönemde Osmanlı artık fiilen bitmişti ve dahası koskoca Anadolu dört bir yandan istili altındaydı.
02:45Sonra 1926 yılından harika bir anekdot paylaşıyor bizimle.
02:49O dövem Maraşel Fevzi Çakmak, İsmet İnönü'ye dönüp bu savaşa ne ad verelim diye soruyor.
02:54İnönü'nün cevabı çok net. İstiklal Harbi, yani bağımsızlık veya kurtuluş savaşı.
03:00Peker, bu ismin dışarıdan birileri tarafından değil, bizzat o cehennemi yaşayan kahramanlar tarafından tam da isabetle konduğunun altını kalın kalın
03:08çiziyor.
03:09Hatta yazar, o neyden kurtulduk sorusuna makalesinde isim isim tek tek cevap veriyor.
03:15Listeye bir bakın. Yunan güçleri, Fransızlar, İtalyanlar, İngilizler ve Ermeni çeteleri.
03:21Peker'in tezi son derece somut. Anadolu coğrafyası bu güçlerin fiili işgalini ve istilasını yaşadı.
03:27Bu sadece masa başında verilen soyut bir mücadele değildi.
03:31Asker postallarının ezdiği bir topraktan fiziksel bir kurtulma savaşıydı.
03:36Yazar, sizin mantığınıza göre hiç işgal görmedi mi? diyerek kurtuluş kelimesini çıkartmanın bu tarihi gerçekliği düpedüz eksik bırakacağını savunuyor.
03:45Bu tartışma bizi ister istemez çok daha derin bir anlam bilimsel boyuta, fetih mi kurtuluş mu sorusuna götürüyor.
03:52Şöyle ki, Peker makalesinde Türk tarihindeki savaş türlerini birbirinden çok güzel ayrıştırıyor.
03:59Bir tarafa bakın, Osmanlı'nın o şanla şerefle anılan, Nibolu, Kosova, Çaldıran gibi savaşları var.
04:05Yazar diyor ki, bunlar bizim için kurtuluş değil, fetih amaçlı savaşlardı.
04:10Bunlara kurtuluş savaşı diyebilir miyiz?
04:12Kesinlikle hayır.
04:13Diğer tarafta ise bambaşka bir durum, yani düşman işgalinden o mutlak kurtuluş var.
04:19Peker 1919'da başlayan sürecin millilik yanını elbette kabul ediyor ama asıl amacın toprak genişletmek veya fetih değil,
04:27düpedüz hayatta kalmak ve o cendereden kurtulmak olduğunu belirtiyor.
04:31Yani kelimelerin anlamı savaşın niteliğini doğrudan tanımlıyor arkadaşlar.
04:35Peki tüm bu kavramsal ve tarihsel tartışmaların bugünkü hayatımıza, sokağımıza, şehirlerimize yansıması nasıl oluyor?
04:42Gelin bir de işin tarihsel mirasına bakalım.
04:45Yazar tezini desteklemek için çok canlı, hala yaşayan bir örnek sunuyor.
04:50Kurtuluş günleri.
04:51Düşünsenize bugün Anadolu'nun dört bir yanındaki şehirlerimizde her yıl coşkuyla yerel kurtuluş günleri kutlanıyor.
04:59Peker çok haklı bir soru soruyor.
05:01Eğer ortada bir işgal yoksa ve bir kurtuluş yaşanmadıysa bu beldelerimiz neyin kutlamasını yapıyorlar?
05:07Düşman istilasını ve işgalini iliklerine kadar hissetmiş bu şehirler, törenlerini tam da o kabustan kurtuldukları için yapıyorlar.
05:15Yani bu kurtuluş kelimesi Anadolu halkının o kollektif hafızasında, meydanlarında bizzat yaşamaya devam ediyor.
05:23İşin belki de en can alıcı noktasına geldik.
05:26Nazım Peker makalesini toparlarken bu isimlendirme tartışmasını doğrudan milli güvenliğe bağlıyor ve bakın ne kadar sert bir uyarıda bulunuyor.
05:35Kimse kusura bakmasın, Türk Kurtuluş Savaşı'na, Lozan Antaşmasını, Montre Boğazlar Sözleşmesi'ni yok saymak veya eleştirmek, Türkiye üzerinde hesabı
05:44olanları sevindirir.
05:45Yani yazara göre bu kelimeler sadece tarihsel etiketler değil, bu devletin taşıyıcı kolonlarıdır.
05:51Onlarla oynamak koca bir binanın temeline dokunmakla eşdeğer bir durum.
05:55İşte tam bu noktada durup bir düşünmemiz gerekiyor.
05:58Ders kitaplarındaki sadece bir kelimeyi değiştirmek, o toplumun kendisini nasıl anladığını ne kadar derinden etkileyebilir.
06:06Düşünsenize, eğer o ismi değiştirirsek, her yıl meydanlarda o kurtuluş günlerini kutlayan şehirlerimiz, kendi öz tarihlerini nasıl anlamlandıracak?
06:14Bir yanda tarihi bir dönemi, milli mücadele çatısı altında çok daha kapsayıcı bir şekilde tanımlamayı amaçlayan, zaten devletimiz vardı diyen
06:23bir bakanlık vizyonu, diğer yanda ise yaşanmış o fiziksel işgalin ve ondan kurtuluşun adının asla silinmemesi gerektiğini savunan çok güçlü
06:31bir tarihsel itiyaz.
06:33Kelimelerin tarihi şekillendirmedeki gücü inanılmaz değil mi?
06:36Sadece bir isim, koca bir ulusun geçmişini nasıl andığını belirliyor.
06:40Peki siz ne düşünüyorsunuz? Bu kelimeler tarihimizi mi yansıtıyor yoksa geleceğimizi mi şekillendiriyor?
06:46Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, merak etmeye ve okumaya devam edin.
Yorumlar

Önerilen