00:00Herkese selamlar. Bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Hiç vakit kaybetmeden doğrudan konuya dalalım diyorum. Ne dersiniz?
00:06Bugün insan zihninin o en tuhaf, en karmaşık ve açıkçası en inatçı hallerinden birini masaya yatırıyoruz.
00:14Atsız burucunun insan neden gerçeğe direnir başlıklı o çok çarpıcı çalışmasını mercek altına alacağız.
00:20Yani neden zihnimiz apaçık bir gerçeği kabul etmemek için böylesine insanüstü bir çaba harcar?
00:26Kendi beynimizin bize oynadığı bu muazzam oyunu bugün adım adım çözeceğiz.
00:31Hazırsanız hemen başlıyoruz.
00:33Hani insanlık tarihinin belki de o en kafa karıştırıcı sorusu vardır ya, şunu hiç düşündünüz mü?
00:39Neden ama neden apaçık gerçekler yüzümüze çarparten bile fikirlerimizi bir türlü değiştirmeyiz?
00:46Yani düşünün bir, yanlış olduğu defalarca su götürmez bir biçimde kanıtlanmış inançlarımızı neden terk edemiyoruz?
00:53Mantığınız size bu tamamen yanlış diye bağırıyor, bütün veriler ortada, kanıtlar adeta gözünüzün içine bakıyor ama zihniniz bir anda kocaman
01:02bir duvar örüyor ve hayır ben bu gerçeği reddediyorum diyor.
01:06İyi ama neden?
01:07Çünkü işin aslı şu ki insan zihni her zaman gerçeğin beşinden gitmez.
01:12Çoğu zaman arka planda işleyen çok daha farklı, çok daha gizli bir ajandası vardır.
01:16İşte o ajanda çoğu zaman bugüne kadar kurduğumuz o hayat hikayesini korumaktır.
01:22Çünkü bir insanın uzun süredir inandığı bir şeyin yanlış olduğunu kabul etmesi, inanın bana, sadece ufak bir fikir değişikliği değildir.
01:31Can alıcı nokta tam da burası.
01:33Yanılmışım demenin bedeli psikolojik olarak inanılmaz derecede ağırdır.
01:37O fikir uğrunda yaptığınız bütün o tartışmaları, verdiğiniz onca mücadeleyi, boşa geçen zamanınızı düşünün.
01:43Kendi kendinize, yahu ben bu kadar zaman bunu nasıl göremedim itirafında bulunmak, devasa bir ego yıkımı yaratır.
01:51Ve beynimiz, işte sırf bu ağır bedeli ödememek, o derin acıyı yaşamamak için gerçeği görmezden gelmeyi ve tabiri caizse kendi
02:00yarattığı bir yalanın içinde yaşamayı seçer.
02:02Peki, bu zihinsel inatçılık bizi en fazla ne kadar ileri götürebilir?
02:07Şimdi sizi, 1954 yılına, psikoloji tarihine geçen ve insan zihninin kendini kandırma kapasitesini şok edici bir şekilde gösteren o meşhur
02:16UFO tarikatı vakasına götürmek istiyorum.
02:18Bu öyle sıradan günlük bir olay falan değil, insan psikolojisini anlamamızda resmen bir dönüm noktası.
02:24Zihnimizin sırf kendi konforu için gerçekliği nasıl eğip bükebileceğinin en uç ama kesinlikle en net örneği.
02:31Bu akıl almaz hikayenin merkezinde uzaylılardan mesajlar aldığını iddia eden Dorothy Martin adında bir kadın var.
02:38Dorothy'nin aldığı bu sözde mesajlara göre belirlenen tam bir tarihte çok büyük bir sel felaketi yaşanacak ve dünya kelimenin
02:47tam anlamıyla yok olacak.
02:48Ancak bir kurtuluş umudu var.
02:51Ona inananlar felaket kopmadan hemen önce uzaylılar tarafından bir UFO ile oradan alınacak ve kurtarılacak.
02:58Şimdi dışarıdan dinlediğimizde kulağa inanılmaz derecede absürt geliyor değil mi?
03:02Ama içerideki o inananlar için bu mutlak ve tartışılamaz bir gerçeklik haline gelmişti.
03:08Olayların akışına şöyle bir baktığımızda durumun vahameti daha da netleşiyor.
03:14İnsanlar bu kehanet uğruna işlerinden istifa ediyorlar, evlerini satıyorlar, aileleriyle bütün bağlarını koparıyorlar.
03:20Bütün bir yaşamlarını bu yaklaşan kıyamete göre yeniden dizayn ediyorlar ve sonra beklenen o büyük gün geliyor, saatler ilerliyor, dakikalar
03:29geçiyor.
03:30Ve tahmin edin ne oluyor? Koca bir hiç.
03:33Dünya dönmeye devam ediyor. Ne gökyüzünden süzülen uzay gemileri var ne de ortalığı yıkan bir sel.
03:38Kehanet patlıyor. Normalde sağduyu bize ne der?
03:41Bu insanların aldatıldıklarını anlayıp oradan hemen uzaklaşmalarını bekleriz.
03:45Ama insan zihni sağduyuyla işlemiyor işte.
03:48Tarikat üyeleri dağılmak bir yana inançlarına ve liderlerine çok daha sıkı bir şekilde adeta tırnaklarıyla tutunuyorlar.
03:54İşte tam da bu noktada ünlü Amerikalı psikolog Leon Festinger devreye giriyor.
04:00Festinger bu akıl almaz olayı içeriden çözebilmek için 1954 yılında arkadaşları ile birlikte bu tarikatın arasına gizlice sızıyor.
04:08Hedefi aslında çok net.
04:10Temel bir inanç, uğruna her şeyinizi feda ettiğiniz bir düşünce sistemi,
04:14gerçekliğin o sert duvarına çarpıp paramparça olduğunda insan zihnine tam olarak ne olur?
04:20Festinger bu odaya sızarak psikoloji biliminin seyrini sonsuza dek değiştirecek o verilere işte bu felaket anında ulaşıyor.
04:57Hata ettik demektir. Ama işte zihin bu iki ağır düşüncenin altında ezilmek istemez.
05:03Festinger o gece içeriden yaptığı gözlemleri daha sonra psikolojinin en temel, en meşhur kavramlarından biriyle açıklıyor.
05:11Bilişsel çelişki kuramı yani cognitive dissonance.
05:14En basit haliyle şu, birbiriyle bu derece zıtlaşan iki düşünceye aynı anda sahip olduğunuzda
05:20beyniniz inanılmaz bir psikolojik baskı ve acı hisseder ve beynimiz bu acıyla başa çıkmak zorundadır.
05:26Peki bu baskıyı nasıl atar?
05:28Maalesef o acı verici gerçeği kabullenerek değil, gerçeğin ta kendisini yeniden yorumlayarak.
05:33Evet, beyin sırf acı çekmemek için gerçeği resmen büker.
05:36Peki tarikat üyeleri o gece o krizden nasıl sağ çıktı dersiniz?
05:40İşte tam bu noktada akıllara durgunluk veren bir rasyonalizasyon devreye girdi.
05:45Liderlere Dorothy yeni bir mesaj aldığını duyurdu ve dedi ki,
05:48dünyanın sonu gelmedi çünkü bizim inancımız felaketi engelledi.
05:53Düşünebiliyor musunuz?
05:54Bu o kadar zekice ama bir o kadar da sanrılı bir savunma mekanizması ki.
05:58Onlara göre kehanet falan değişmemişti, sadece kehanetin gerçekleşmeme sebebi değişmişti.
06:03Onlar yanılan saflar değil de, tam aksine sarsılmaz inançları sayesinde dünyayı kurtaran kahramanlar olmuşlardı.
06:11Zihinleri çelişkiyi anında çözmüş ve onlara aradıkları o konforlu huzuru geri vermişti.
06:16Şimdi belki şu an o tarikat üyelerine gülüp, yok artık ben hayatta böyle bir tuzağa düşmezdim diyorsunuz.
06:22Ama durun, hemen yargılamayalım, yönümüzü biraz kendimize, kendi hayatlarımıza çevirelim.
06:27Çünkü atsız burucunun çalışmasında da harika bir şekilde vurguladığı gibi, bu mekanizma sadece böyle ekstrem tarikatlarda falan görülmüyor.
06:35İşin aslı şu, hepimiz her gün kendi içimizde ufak çaplı UFO tarikatları kuruyor ve tıpa tıp aynı zihinsel jimnastiği sergiliyoruz.
06:42Tıpkı o gece gökyüzünden gelmeyen uzay gemisini inatla bekleyen müritler gibi.
06:48Biz de mesela sürekli kan kaybeden, batan bir iş girişimine, bu sefer dönecek eminim diyerek yeni sermayeler gömeriz.
06:56Ya da yıllarca savunduğumuz ama artık hiçbir işe yaramadığı, yanlış olduğu kabak gibi ortada olan siyasi görüşleri,
07:03sırf geçmişte destekledik diye aynı hırsla savunmaya devam ederiz.
07:07Bize sadece zarar veren o tamamen bitmiş, toksik bir ilişkiyi sürdürebilmek için,
07:12partnerimize sürekli yeni bahaneler uydurur, kafamızda yeni kurtuluş hikayeleri yazarız.
07:17Açıkça sonuç vermeyen yöntemlere inatla tutunuruz.
07:20İnanın bana, tüm bunlar o gece kıyameti bekleyen insanlarla tamamen aynı psikolojik sürecin,
07:26o meşhur bilişsel çelişkinin günlük hayattaki yansımalarından başka bir şey değil.
07:31Aslında burada anlıyoruz ki bizler tartışırken sadece alelade bir düşünceyi, sıradan bir fikri falan savunmuyoruz.
07:38Biz o düşünceyle birlikte ta kendimizi, kimliğimizi savunuyoruz.
07:42Geçmişimizi, verdiğimiz emeği ve kendimiz hakkında inandığımız o hayat hikayesini korumaya çalışıyoruz.
07:48Yanıldım demek, kişinin ben yıllarca boşuna uğraştım, kendimi kandırdım diyebilme cesaretini gerektirir.
07:54Ve kabul edelim, bu zihinsel yük çoğumuzun öyle kolay kolay sırtlanabileceği bir şey değildir.
07:59İşte insan zihninin en sinsi, en büyük tuzaklarından birine geliyoruz.
08:04Hayatta çoğu zaman bir yol ayrımındayızdır aslında.
08:07Doğruyu bulmak mı yoksa haklı kalmak mı?
08:10Zihnimiz maalesef haklı kalmanın o sıcak, tanıdık ve korunaklı konforunu,
08:15doğruyu bulmanın getirdiği o soğuk, rahatsız edici acıya tercih edecek şekilde programlanmış durumda.
08:21Gerçeğin o aydınlık ama yüzleşmesi zor ışığına çıkmaktansa,
08:25haklı olduğumuzu hissettiğimiz o tanıdık karanlıkta kalmayı seçeriz hep.
08:29Çünkü haklı kalmak egomuzu besler,
08:32oysa doğruyu bulmak çoğu zaman o egoyu parçalamayı gerektirir.
08:36İncelememizi, atsız burucunun çalışmasından çıkan ve hepimizin şöyle bir durup derin derin düşünmesi gereken,
08:42o çarpıcı soruyla bitirelim istiyorum.
08:44Kendi hayatınıza bir bakın, savunduğunuz o doğrulara, vazgeçemediğiniz alışkanlıklara,
08:49tartışmalarda ne kadar hararetli olduğunuza,
08:53gerçekten ama gerçekten saf bir şekilde gerçeği mi arıyoruz,
08:57yoksa yıllardır emek verdiğimiz, yatırım yaptığımız,
09:00artık kimliğimiz haline getirdiğimiz kendi hikayemizi mi korumaya çalışıyoruz?
09:05Bu sorunun dürüst bir cevabı,
09:06belki de hayatınızda alacağınız en önemli kararların kilidini açabilir.
09:10Gerçeğe her zaman açık kaladığınız dileğiyle.
09:13Görüşmek üzere.
Yorumlar