00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün yazar Feridun Yıldız'ın oldukça sarsıcı bir metnini masaya yatırıyoruz.
00:08Biliyorsunuz Temmuz ayı çoğumuz için yazın en sıcak, en coşkulu zamanıdır değil mi?
00:12Ama yazar bu metinde Temmuz'u bambaşka, oldukça karanlık bir perspektiften ele alıyor
00:18ve Türk-Müslüman halklar için sistematik bir hüzün takvimi olarak yeniden çerçeveliyor.
00:23Hazırsanız başlayalım.
00:25Metnin yaklaşımını tam olarak kavramak için yazarın şu çarpıcı sözüne bir kulak verelim.
00:30Tarih sadece zaferlerin sahnesi değildir, aynı zamanda büyük milletlerin bağrında açılan derin yaraların da tanığıdır.
00:36Kesinlikle çok güçlü bir ifade.
00:38Yani yazarın asıl amacı, tarihin gölgesinde kalmış o büyük katliamları ve sürgünleri bütün çıplaklığıyla gün yüzüne çıkarmak.
00:46Peki bu incelemede bizi nasıl bir yolculuk bekliyor? Hızlıca bir bakalım.
00:50Önce Balkanlar ve Srebrenica acılarına gideceğiz.
00:53Sonra rotamızı Kırım ve Kafkasya sürgünlerine çevireceğiz.
00:56Ardından çok daha uzaklara, Urumçı katliamına uzanıp oradan Kıbrıs ve Anadolu'daki kayıplara döneceğiz.
01:02Yakın tarihimizdeki terör ve darbe girişimine de değindikten sonra yazarın o can alıcı unutmamak çağrısıyla kapanışı yapacağız.
01:09Hemen birinci bölümümüzde başlıyoruz, Balkanlar ve Srebrenica acıları.
01:14Yazar analizine oldukça iddialı bir tezle, modern soykırım tanımlarının aslında çok daha eski tarihlerde bu coğrafyada sistematik olarak uygulandığını belirterek
01:24başlıyor.
01:25Mesela 93 Harbi, yani 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı.
01:31Bu sadece bir savaş değil, devasa toprak kayıplarının ve Balkanlarda muazzam demografik sarsıntıların yaşandığı büyük bir kırılma noktası.
01:39Yazar, özellikle 1877'nin Temmuz ayında Plevne ve Şıpka hatlarında yaşanan trajedileri argümanlarının tam merkezine oturtuyor.
01:48Şimdi, yazarın ve ünlü tarihçi Justin McCarthy'nin çalışmalarından derlenen rakamlara bir bakar mısınız?
01:54Tablo gerçekten dehşet verici.
01:5793 Harbi'nde 300 bin ile 400 bin arası kayıp ve 1 milyondan fazla sürgünden bahsediyoruz.
02:031912-1913 Balkan Savaşları'na geliyoruz, 600 bini aşan ölüm, 1,5 milyonluk devasa bir sürgün dalgası.
02:121821'deki Yunan isyanında ise 10 binlerce kayıp.
02:15Metin bize şunu söylüyor, bunlar sıradan savaş zayiatları falan değil, basbayağı sistematik bir yok etme politikasının acı bilançosu.
02:23Tarihi biraz daha ileri sarıyoruz.
02:2611 Temmuz 1995, Srebrensa, Avrupa'nın tam göbeğinde 8 bini aşkın Müslümanın katledildiği o gün,
02:34Ratkom Ladiç şehre girerken kelimenin tam anlamıyla tüyler ürpertici bir cümle kuruyor.
02:39Nihayet bu topraklarda Türklerden intikam alma zamanı geldi.
02:43Düşünsenize, bir zat Mlad için ağzından dökülen bu sözler, metne göre olayın sadece bölgesel bir etnik çatışma değil,
02:51doğrudan Türk-İslam mirasına yönelik sistematik bir saldırı olduğunun en net kanıtı.
02:56Balkanlardaki bu kan donduran tabloyu gördükten sonra haklı olarak insan şunu merak ediyor,
03:01peki yazar, Kafkasya ve Kırım'daki tarihi olayları nasıl değerlendiriyor?
03:05Gelin, coğrafi odağımızı biraz daha doğuya çevirelim ve incelememize oradan devam edelim.
03:10İkinci bölüm, Kırım ve Kafkasya sürgünleri
03:14Burada analiz, Çarlık Rusyası ve Sovyet rejimlerinin o korkunç demografik mühendisliğine,
03:20yani bölgenin yapısını tamamen altüst eden zorunlu göçleri odaklanıyor.
03:24Karşımızdaki rakam inanılması güç bir boyutta, 1,5 milyon ila 2 milyon.
03:29Kafkasya yerlisi milyonlarca insan öz yurtlarından koparılıp Osmanlı topraklarına sürgün ediliyor
03:35ve yazarın çarpıcı iddiasına göre bu acımasız yolculuklar sırasında yarım milyondan fazla insan hayatını kaybediyor.
03:43İnanılmaz bir trajedi.
03:44Tarihler 1944'ü gösterdiğinde bilanço çok daha ağırlaşıyor.
03:49Kırım sürgününde Sovyet kayıtlarına göre 194 bin,
03:52Tatar kayıtlarına göre ise 228 binden fazla insan yurdundan koparılıyor.
03:57Öte yanda Ağıska Türkleri var.
03:59100 bine yakın insan hayvan vagonlarına doldurulup Orta Asya'ya gönderiliyor.
04:03Yazar sadece bu yolculuktaki dondurucu soğuk ve açlık yüzünden 20 bine yakın insanın can verdiğini belirtiyor.
04:09Metin, devlet destekli bu devasa nüsus transferlerini tam da bu yüzden yavaşlatılmış soykırımlar olarak tanımlıyor.
04:15Üçüncü bölüm, Urumçi Katliamı ve Sonrası
04:18Zaman çizelgemizde daha modern bir döneme ve haritada çok daha doğuya, Doğu Türkistan'a ilerliyoruz.
04:24Urumçi'de olaylar tam olarak şöyle gelişiyor.
04:27Önce Shauguan fabrikasındaki linç olayları büyük protestoları ateşliyor.
04:32Ardından silahsız Uygur gençleri bir araya toplanıyor.
04:35Ve sonra Çin devlet güvenlik güçleri kalabalığa gerçek mermilerle ateş açıyor.
04:40Binlerce Uygur hayatını kaybediyor ya da bir anda ortadan kayboluyor.
04:44Yazar 5 Temmuz 2009'daki bu olayları o coğrafyada 10 yıllardır süren biyolojik ve kültürel soykırımın en kanlı kırılma noktası olarak
04:52çerçeveliyor.
04:53Asya'nın derinliklerinde yaşanan bu modern trajedilere baktıktan sonra sormamız gereken asıl soru şu.
04:59Yazar tüm bu geniş bölgesel acıları tekrar Akdeniz'e yani Anadolu ve Kıbrıs coğrafyasına nasıl bağlıyor?
05:06Yönümüzü tekrar batıya çeviriyoruz.
05:084. Bölüm Kıbrıs ve Anadolu Kayıpları
05:11Bu bölümde yazar Yunan ve Ermeni güçlerinin kayıtlara geçmiş eylemlerini mercek örtüne alıyor.
05:18Tabi burada olayların arkasındaki ana aktörü tanımamız çok önemli.
05:21EOKB
05:22Bu 1971'de kurulan Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamayı yani meşhur Enosis'i hedefleyen bir örgüt.
05:29Üstelik dönemin Yunan askeri cuntası tarafından doğrudan desteklenen aşırı sağcı bir Kıbrıs'lı Rum paramiliter yapılanması.
05:36Şimdi 1974 yılının Temmuz ayına bir büyüteç tutalım.
05:40Sadece tek bir ayın içine sığdırılmış korkunç bir şiddet sarmalı göreceksiniz.
05:4415 Temmuz'da EOKB darbesi gerçekleşiyor.
05:47Sadece 5 gün sonra 20 Temmuz'da 15 kişinin katledildiği aleminyo vahşeti,
05:52hemen ertesi gün 25 çocuğun hayatını kaybettiği Limasol fabrikası katliamı
05:55ve ardından 36 can kaybıyla sonuçlanan okkanlı köy saldırıları.
05:59Yazar bu tarihlerin arka arkaya gelişini boşuna sıralamıyor.
06:02Kıbrıs Türklerine yönelik şiddetin o Temmuz ayında nasıl eşi görülmemiş bir şekilde yoğunlaştığını bize çok net gösteriyor.
06:08Tabi yazarın tuttuğu bu hüzün takvimi sadece Kıbrıs'la sınırlı kalmıyor.
06:12Temmuz 1920'ye gidiyoruz.
06:15Kozan, Adana, Kaç Kaç olayı ve Ermeni ile Yunan güçlerinin Bursa-İznik katliamları.
06:20Temmuz 1915'te Van yaylalarında silahsız sivillerin hedef alınması
06:26ve çok daha yakın bir geçmişte Asala terör örgütünün Paris, Atina ve Lisbon'da
06:32Türk diplomatlarına karşı düzenlediği o küresel çaplı suikastlar.
06:36Fark ettiniz mi?
06:37Hepsinin ortak noktası yine aynı ay, Temmuz.
06:415. Bölüm Terör ve Darbe Girişimi
06:44Tarihsel çatışmalardan çıkıp günümüze iç güvenlik ve terör meselesine doğru ilerliyoruz.
06:49Yazarın derlediği tarihlere bir bakalım.
06:525 Temmuz 1993, 33 Masum'un can verdiği baş bağlar katliamı,
06:5724 Temmuz 1994, Çatak,
07:00tam bir yıl sonra 24 Temmuz 1995, Van Atabinen
07:03ve 18 Temmuz 1998'de Sundurak katliamları.
07:08Yazar burada çok çarpıcı bir örüntü yakalıyor.
07:10PKK terör örgütünün sivil katliamlarında da
07:13tıpkı az önce saydığımız tarihi olaylarda olduğu gibi
07:16Temmuz ayı bilinçli bir zirve noktası oluşturuyor.
07:19Ortada kasıtlı bir desen var.
07:20Ve geliyoruz bu bölümün en sarsıcı, en ağır rakamına.
07:24Belki de bu incelemede birçoğumuzun bizzat yaşayarak tanıklık ettiği tek olay 251.
07:30Yani 15 Temmuz 2016'daki FETÖ darbe girişimi sırasında kaybettiğimiz canların sayısı.
07:35Metin bu karanlık geceyi Türk siyasi ve askeri tarihinin gördüğü
07:39en büyük iç ihanet ve işgal girişimi olarak tanımlıyor.
07:42Ve doğal olarak onu Temmuz ayının kanlı yapraklarına eklenen son ve en karanlık halkalardan biri olarak konumlandırıyor.
07:49Altıncı ve son bölüm.
07:50Yazarın çağrısı.
07:51Yani unutmamak.
07:53Farklı coğrafyalar ve yıllar arasında yaptığımız bu yoğun turun ardından
07:56onca acı veri ve tarihi trajediden sonra yazarın geldiği o nihai, o can alıcı noktadayız.
08:03Unutulan her soykırım yenisine davetiyedir.
08:06Yazar bize özetle şunu söylüyor.
08:08Bütün bu geçmişi hatırlamak sadece kuru bir vefa borcu değil,
08:12basbayağı varoluşsal bir zorunluluktur.
08:14Ve çok net, resmi bir politika önerisinde bulunuyor.
08:18Tüm bu trajedilerin anısına Türk dünyası genelinde resmi olarak anılacak bir Türklüğe yapılan soykırım günü ilan edilmeli.
08:25Bu sarsıcı incelemenin sonuna gelirken sizi şu kışkırtıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
08:31Sizce tarihsel hafıza, sadece geçmişte ne olduğunu anlatan sıradan bir hikaye midir?
08:37Yoksa bugünkü modern, jeopolitik kimliğimizi en temelden inşa eden ana onsuru mu?
08:43Ulusların kendi acılarını, kendi trajedilerini nasıl hatırladığı,
08:47belli ki sadece geçmişini değil, geleceğini de şekillendiriyor.
08:51Bize eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
08:53Bir sonraki incelemede görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar