Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Bu tarihi araştırma, tarih boyunca Temmuz ayında Türk ve Müslüman topluluklara karşı gerçekleştirilen kitlesel katliamları, sürgünleri ve sistematik kıyımları kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Balkanlar'dan Doğu Türkistan'a, Kırım'dan Anadolu'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan beşerî trajediler ve soykırım girişimleri kronolojik bir sırayla aktarılmaktadır. Kaynakta, 93 Harbi'nden Srebrenitsa'ya, 15 Temmuz darbe girişiminden terör saldırılarına kadar pek çok olay Türklüğe karşı yönelen tarihsel bir tehdidin parçası olarak nitelendirilmektedir. Bu trajik olayların hatırlanması ve toplumsal hafızada diri tutulması, gelecekteki benzer acıların önlenmesi adına hayati bir sorumluluk olarak vurgulanmaktadır. Metin nihai olarak, yaşanan bu büyük kayıpların anılması amacıyla küresel ölçekte bir anma günü ilan edilmesi çağrısında bulunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün yazar Feridun Yıldız'ın oldukça sarsıcı bir metnini masaya yatırıyoruz.
00:08Biliyorsunuz Temmuz ayı çoğumuz için yazın en sıcak, en coşkulu zamanıdır değil mi?
00:12Ama yazar bu metinde Temmuz'u bambaşka, oldukça karanlık bir perspektiften ele alıyor
00:18ve Türk-Müslüman halklar için sistematik bir hüzün takvimi olarak yeniden çerçeveliyor.
00:23Hazırsanız başlayalım.
00:25Metnin yaklaşımını tam olarak kavramak için yazarın şu çarpıcı sözüne bir kulak verelim.
00:30Tarih sadece zaferlerin sahnesi değildir, aynı zamanda büyük milletlerin bağrında açılan derin yaraların da tanığıdır.
00:36Kesinlikle çok güçlü bir ifade.
00:38Yani yazarın asıl amacı, tarihin gölgesinde kalmış o büyük katliamları ve sürgünleri bütün çıplaklığıyla gün yüzüne çıkarmak.
00:46Peki bu incelemede bizi nasıl bir yolculuk bekliyor? Hızlıca bir bakalım.
00:50Önce Balkanlar ve Srebrenica acılarına gideceğiz.
00:53Sonra rotamızı Kırım ve Kafkasya sürgünlerine çevireceğiz.
00:56Ardından çok daha uzaklara, Urumçı katliamına uzanıp oradan Kıbrıs ve Anadolu'daki kayıplara döneceğiz.
01:02Yakın tarihimizdeki terör ve darbe girişimine de değindikten sonra yazarın o can alıcı unutmamak çağrısıyla kapanışı yapacağız.
01:09Hemen birinci bölümümüzde başlıyoruz, Balkanlar ve Srebrenica acıları.
01:14Yazar analizine oldukça iddialı bir tezle, modern soykırım tanımlarının aslında çok daha eski tarihlerde bu coğrafyada sistematik olarak uygulandığını belirterek
01:24başlıyor.
01:25Mesela 93 Harbi, yani 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı.
01:31Bu sadece bir savaş değil, devasa toprak kayıplarının ve Balkanlarda muazzam demografik sarsıntıların yaşandığı büyük bir kırılma noktası.
01:39Yazar, özellikle 1877'nin Temmuz ayında Plevne ve Şıpka hatlarında yaşanan trajedileri argümanlarının tam merkezine oturtuyor.
01:48Şimdi, yazarın ve ünlü tarihçi Justin McCarthy'nin çalışmalarından derlenen rakamlara bir bakar mısınız?
01:54Tablo gerçekten dehşet verici.
01:5793 Harbi'nde 300 bin ile 400 bin arası kayıp ve 1 milyondan fazla sürgünden bahsediyoruz.
02:031912-1913 Balkan Savaşları'na geliyoruz, 600 bini aşan ölüm, 1,5 milyonluk devasa bir sürgün dalgası.
02:121821'deki Yunan isyanında ise 10 binlerce kayıp.
02:15Metin bize şunu söylüyor, bunlar sıradan savaş zayiatları falan değil, basbayağı sistematik bir yok etme politikasının acı bilançosu.
02:23Tarihi biraz daha ileri sarıyoruz.
02:2611 Temmuz 1995, Srebrensa, Avrupa'nın tam göbeğinde 8 bini aşkın Müslümanın katledildiği o gün,
02:34Ratkom Ladiç şehre girerken kelimenin tam anlamıyla tüyler ürpertici bir cümle kuruyor.
02:39Nihayet bu topraklarda Türklerden intikam alma zamanı geldi.
02:43Düşünsenize, bir zat Mlad için ağzından dökülen bu sözler, metne göre olayın sadece bölgesel bir etnik çatışma değil,
02:51doğrudan Türk-İslam mirasına yönelik sistematik bir saldırı olduğunun en net kanıtı.
02:56Balkanlardaki bu kan donduran tabloyu gördükten sonra haklı olarak insan şunu merak ediyor,
03:01peki yazar, Kafkasya ve Kırım'daki tarihi olayları nasıl değerlendiriyor?
03:05Gelin, coğrafi odağımızı biraz daha doğuya çevirelim ve incelememize oradan devam edelim.
03:10İkinci bölüm, Kırım ve Kafkasya sürgünleri
03:14Burada analiz, Çarlık Rusyası ve Sovyet rejimlerinin o korkunç demografik mühendisliğine,
03:20yani bölgenin yapısını tamamen altüst eden zorunlu göçleri odaklanıyor.
03:24Karşımızdaki rakam inanılması güç bir boyutta, 1,5 milyon ila 2 milyon.
03:29Kafkasya yerlisi milyonlarca insan öz yurtlarından koparılıp Osmanlı topraklarına sürgün ediliyor
03:35ve yazarın çarpıcı iddiasına göre bu acımasız yolculuklar sırasında yarım milyondan fazla insan hayatını kaybediyor.
03:43İnanılmaz bir trajedi.
03:44Tarihler 1944'ü gösterdiğinde bilanço çok daha ağırlaşıyor.
03:49Kırım sürgününde Sovyet kayıtlarına göre 194 bin,
03:52Tatar kayıtlarına göre ise 228 binden fazla insan yurdundan koparılıyor.
03:57Öte yanda Ağıska Türkleri var.
03:59100 bine yakın insan hayvan vagonlarına doldurulup Orta Asya'ya gönderiliyor.
04:03Yazar sadece bu yolculuktaki dondurucu soğuk ve açlık yüzünden 20 bine yakın insanın can verdiğini belirtiyor.
04:09Metin, devlet destekli bu devasa nüsus transferlerini tam da bu yüzden yavaşlatılmış soykırımlar olarak tanımlıyor.
04:15Üçüncü bölüm, Urumçi Katliamı ve Sonrası
04:18Zaman çizelgemizde daha modern bir döneme ve haritada çok daha doğuya, Doğu Türkistan'a ilerliyoruz.
04:24Urumçi'de olaylar tam olarak şöyle gelişiyor.
04:27Önce Shauguan fabrikasındaki linç olayları büyük protestoları ateşliyor.
04:32Ardından silahsız Uygur gençleri bir araya toplanıyor.
04:35Ve sonra Çin devlet güvenlik güçleri kalabalığa gerçek mermilerle ateş açıyor.
04:40Binlerce Uygur hayatını kaybediyor ya da bir anda ortadan kayboluyor.
04:44Yazar 5 Temmuz 2009'daki bu olayları o coğrafyada 10 yıllardır süren biyolojik ve kültürel soykırımın en kanlı kırılma noktası olarak
04:52çerçeveliyor.
04:53Asya'nın derinliklerinde yaşanan bu modern trajedilere baktıktan sonra sormamız gereken asıl soru şu.
04:59Yazar tüm bu geniş bölgesel acıları tekrar Akdeniz'e yani Anadolu ve Kıbrıs coğrafyasına nasıl bağlıyor?
05:06Yönümüzü tekrar batıya çeviriyoruz.
05:084. Bölüm Kıbrıs ve Anadolu Kayıpları
05:11Bu bölümde yazar Yunan ve Ermeni güçlerinin kayıtlara geçmiş eylemlerini mercek örtüne alıyor.
05:18Tabi burada olayların arkasındaki ana aktörü tanımamız çok önemli.
05:21EOKB
05:22Bu 1971'de kurulan Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamayı yani meşhur Enosis'i hedefleyen bir örgüt.
05:29Üstelik dönemin Yunan askeri cuntası tarafından doğrudan desteklenen aşırı sağcı bir Kıbrıs'lı Rum paramiliter yapılanması.
05:36Şimdi 1974 yılının Temmuz ayına bir büyüteç tutalım.
05:40Sadece tek bir ayın içine sığdırılmış korkunç bir şiddet sarmalı göreceksiniz.
05:4415 Temmuz'da EOKB darbesi gerçekleşiyor.
05:47Sadece 5 gün sonra 20 Temmuz'da 15 kişinin katledildiği aleminyo vahşeti,
05:52hemen ertesi gün 25 çocuğun hayatını kaybettiği Limasol fabrikası katliamı
05:55ve ardından 36 can kaybıyla sonuçlanan okkanlı köy saldırıları.
05:59Yazar bu tarihlerin arka arkaya gelişini boşuna sıralamıyor.
06:02Kıbrıs Türklerine yönelik şiddetin o Temmuz ayında nasıl eşi görülmemiş bir şekilde yoğunlaştığını bize çok net gösteriyor.
06:08Tabi yazarın tuttuğu bu hüzün takvimi sadece Kıbrıs'la sınırlı kalmıyor.
06:12Temmuz 1920'ye gidiyoruz.
06:15Kozan, Adana, Kaç Kaç olayı ve Ermeni ile Yunan güçlerinin Bursa-İznik katliamları.
06:20Temmuz 1915'te Van yaylalarında silahsız sivillerin hedef alınması
06:26ve çok daha yakın bir geçmişte Asala terör örgütünün Paris, Atina ve Lisbon'da
06:32Türk diplomatlarına karşı düzenlediği o küresel çaplı suikastlar.
06:36Fark ettiniz mi?
06:37Hepsinin ortak noktası yine aynı ay, Temmuz.
06:415. Bölüm Terör ve Darbe Girişimi
06:44Tarihsel çatışmalardan çıkıp günümüze iç güvenlik ve terör meselesine doğru ilerliyoruz.
06:49Yazarın derlediği tarihlere bir bakalım.
06:525 Temmuz 1993, 33 Masum'un can verdiği baş bağlar katliamı,
06:5724 Temmuz 1994, Çatak,
07:00tam bir yıl sonra 24 Temmuz 1995, Van Atabinen
07:03ve 18 Temmuz 1998'de Sundurak katliamları.
07:08Yazar burada çok çarpıcı bir örüntü yakalıyor.
07:10PKK terör örgütünün sivil katliamlarında da
07:13tıpkı az önce saydığımız tarihi olaylarda olduğu gibi
07:16Temmuz ayı bilinçli bir zirve noktası oluşturuyor.
07:19Ortada kasıtlı bir desen var.
07:20Ve geliyoruz bu bölümün en sarsıcı, en ağır rakamına.
07:24Belki de bu incelemede birçoğumuzun bizzat yaşayarak tanıklık ettiği tek olay 251.
07:30Yani 15 Temmuz 2016'daki FETÖ darbe girişimi sırasında kaybettiğimiz canların sayısı.
07:35Metin bu karanlık geceyi Türk siyasi ve askeri tarihinin gördüğü
07:39en büyük iç ihanet ve işgal girişimi olarak tanımlıyor.
07:42Ve doğal olarak onu Temmuz ayının kanlı yapraklarına eklenen son ve en karanlık halkalardan biri olarak konumlandırıyor.
07:49Altıncı ve son bölüm.
07:50Yazarın çağrısı.
07:51Yani unutmamak.
07:53Farklı coğrafyalar ve yıllar arasında yaptığımız bu yoğun turun ardından
07:56onca acı veri ve tarihi trajediden sonra yazarın geldiği o nihai, o can alıcı noktadayız.
08:03Unutulan her soykırım yenisine davetiyedir.
08:06Yazar bize özetle şunu söylüyor.
08:08Bütün bu geçmişi hatırlamak sadece kuru bir vefa borcu değil,
08:12basbayağı varoluşsal bir zorunluluktur.
08:14Ve çok net, resmi bir politika önerisinde bulunuyor.
08:18Tüm bu trajedilerin anısına Türk dünyası genelinde resmi olarak anılacak bir Türklüğe yapılan soykırım günü ilan edilmeli.
08:25Bu sarsıcı incelemenin sonuna gelirken sizi şu kışkırtıcı soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
08:31Sizce tarihsel hafıza, sadece geçmişte ne olduğunu anlatan sıradan bir hikaye midir?
08:37Yoksa bugünkü modern, jeopolitik kimliğimizi en temelden inşa eden ana onsuru mu?
08:43Ulusların kendi acılarını, kendi trajedilerini nasıl hatırladığı,
08:47belli ki sadece geçmişini değil, geleceğini de şekillendiriyor.
08:51Bize eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler.
08:53Bir sonraki incelemede görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen