Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu dokunaklı yazı, Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan ve babasının beslediği küçük bir yılana duyduğu kıskançlık ile nefreti sorgulayan bir gencin pişmanlık dolu hikayesini anlatmaktadır. Genç kahraman, babasının ilgisini bu canlıyla paylaşmaktan rahatsızlık duyarak hayvana kötü davranır ve ona süt vermeyi reddeder. Ancak bu sevgisizlik ve dışlanma hali, hassas hayvanın kendi bedenine düğüm atarak intihar etmesiyle sonuçlanan trajik bir sona yol açar. Yazar, bu deneyim üzerinden sadece insanların değil, tüm canlıların hayata tutunmak için sütten ziyade sevgiye ihtiyaç duyduğu gerçeğini vurgular. Anlatı, işlenen bir hatanın ömür boyu sürecek vicdan azabına ve telafisi olmayan kayıplara nasıl dönüştüğünü etkileyici bir dille özetler. Toplamda bu kaynak, masum bir canlının ölümüne sebep olan bir gencin yaşadığı derin utancı ve hayat dersini konu edinmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün oldukça çarpıcı, insanı derinden etkileyen ve zihne kazınan bir anıyı,
00:06sıra dışı bir evcil hayvana sahip bir babanın ve oğlunun hikayesini inceleyeceğiz.
00:11Hazırsanız lafı hiç uzatmadan konuya girelim.
00:14Bu incelemede, kıskançlığın, o ağır suçluluk duygusunun ve sevginin görünmez gücünün küçük bir çocuğun dünyasında nasıl bir fırtına kopardığına yakından
00:23bakacağız.
00:24Şu cümleye, şu başlangıca bir bakar mısınız?
00:27Adını bile söylerken içimizin ürperdiği bu 15 santimlik yılanın sahibi babamdı.
00:33Çoğumuzun adını duyduğunda bile tüylerini diken diken eden, sadece 15 santim uzunluğunda bir yılan ve ona derin bir şefkat duyan
00:41bir baba.
00:42Kesinlikle sıradan bir hikaye dinlemiyoruz.
00:45Anlatının merkezindeki o devasa tezatlık daha ilk satırdan yüzümüze çarpıyor.
00:50Birinci bölüm, babamın beklenmedik dostu.
00:53Şimdi sahneyi gözünüzde şöyle bir canlandırın.
00:56Ağır metal kokuları, her yeri yağ bağlamış, kasvetli bir traktör tamirhanesi ve bu sert ortamda çalışan bir çocuk.
01:04Çoğumuzun zihninde yılanlar her zaman korkutucu, tehlikeli ve soğukkanlı sürüngenlerdir değil mi?
01:10Ama burada babanın göğüs cebinde taşıdığı, içi otlarla kaplı eski bir akü kutusunda özenle, sütle beslediği o minik canlı var.
01:19Etrafındaki herkes korkarken bu baba yılana karşı şaşırtıcı derecede korumacı, onu adeta savunmasız bir bebekmiş gibi seviyor.
01:28Yani babayla yılan arasında akıl almaz, sessiz bir bağ var.
01:32Yılan bazen babanın o ince uzun parmakları arasından süzülür, avucunun ortasında dikilip gözlerinin içine bakarmış.
01:40Yazar diyor ki, bakışlarından sanki yoruldum, beni yuvama koy demek istediğini anlardık.
01:46Biliyor musunuz baba o anlarda bu küçük yılanın başını öper, sonra onu incitmekten korkarak baş ve işaret parmağıyla usulca tutup
01:53yuvasına bırakırmış.
01:54Gerçekten inanılmaz bir tablo.
01:57İkinci bölüm, kıskançlık ve ilk hata.
02:00İşte şimdi bu incelemenin psikolojik kalbine iniyoruz.
02:04Sevgi ihtiyacının nasıl yavaş yavaş karanlık bir kıskançlığa, hatta nefrete dönüştüğüne bakalım.
02:10Çocuk o pis, yağlı atöyede babasının gözüne girmek için kanter içinde çalışıyor.
02:15Ama babasının sevgisini bu soğuk sürüngenle paylaşmak işte buna kesinlikle dayanamıyor.
02:20Baba yılanı cebine koyduktan sonra çocuğun o mahzun bakışlarını fark edip şefkatle onun da başını okşamak istiyor.
02:26Ama çocuk o yılanı tutan ellerin kendi başına dokunmasından kelimenin tam anlamıyla tiksiniyor.
02:32Peki için için kaynayan bu örfke bir gün nereye patlayacak?
02:36Baba traktör tamiri için köye gittiğinde çocuğa yılan için süt almasını tembihleyip para bırakıyor, çocuk gidip bakkaldan sütü alıyor ancak
02:45kutuya yaklaşıp o yılanla göz göze geldiğinde
02:48aylardır içinde biriken o dışlanmışlık ve nefret bir anda taşıyor ve elindeki tüm süt şişesini kasıtlı bir öfkeyle yere toprağa
02:57buşaltıyor.
02:58Bu basit bir tembellik ya da ihmal değil, düpedüz kasti ve yıkıcı bir sabotaj eylemi.
03:03Ve ertesi sabah manzara gerçekten korkunç.
03:07O minik dehşete düşmüş yılan kendi boynuna adeta tek bir kör düğüm atmış ve öylece hareketsiz yatıyor.
03:14Atölyenin kalfası Arif, çocuğu öyle bir ses tonuyla, öyle şiddetle azarlıyor ki çocuk o an, o yılanı sadece babasının değil
03:22aslında oradaki herkesin çok sevdiğini fark ediyor.
03:25Ve hayatındaki ilk derin, sarsıcı utanç dalgasıyla tam da o saniye yüzleşiyor.
03:31Üçüncü bölüm, utançla geçen bir yıl.
03:34Bilirsiniz, içinizde çözemediğiniz, yüzleşemediğiniz bir utanç varsa, o utanç aylar boyunca bütün hareketlerinizi dikte eder.
03:43O ilk yaz, o meşrum süt dökme olayının yazıydı.
03:46Sonraki koca bir okul yılı boyunca çocuk, babasının atölyesine adım atmamak için akla karayı seçip sürekli baharneler üretiyor.
03:54Bir sonraki yaz geldiğinde ise mecburen işe dönüyor ama bu kez bir taktiği var.
03:58Yılanla asla göz göze gelmemek, o kutuyla arasına hep güvenli bir mesafe koymak.
04:04Dördüncü bölüm, kaçınılmaz son ve kabuslar.
04:07Ve işte her şeyin tetiklendiği, o kopuş anı.
04:11Babanın dedeyi tedavi ettirmek için apar topar Ankara'ya gitmesi gerekiyor.
04:15Çocuk, yıllar önce yaptığı o feci hatanın mekanıyla, o kutuyla yine baş başa.
04:21Sütü kasesine dökeceği o kısacık anda kader ağlarını örüyor ve yılanla yeniden göz göze geliyorlar.
04:27Tam sütü verecek ama içinde yıllardır bastırdığı o kör düğüm olmuş duygular, o tarifsiz kıskançlık onu resmen felç ediyor.
04:36Bakın yazar o anı nasıl anlatıyor.
04:38Sanki bir el ben istemeden elimi yukayı kaldırıp süt şişesini yere fırlatmıştı.
04:43İradesinin tamamen travmaya yenik düştüğü bir an bu.
04:46Şişeyi fırlattığı o salisede çocuk yılanın gözlerine bakıyor ve aslında o gözlerin renginin ne kadar güzel olduğunu, dünyaya ait olmadığını
04:54fark ediyor.
04:55Ama iş işten geçmiştir.
04:57Zavallı yılan ona uzun uzun bakıyor, çocuk bunun aslında sessiz, sonsuz bir veda olduğunu henüz bilmiyor.
05:03Lütfen sadece bir saniyeliğine kendinizi bu çocuğun yerine koyun.
05:07O buz gibi paniği hissedebiliyor musunuz?
05:10Şimdi ben babama ne diyecektim?
05:12Düşünsenize bu sıradan bir yaramazlık değil.
05:15Bu babasının en sevdiği dosta, dünyanın en masum canlısına yapılan geri dönüşü olmayan bir ihanet.
05:21Yaptığı şeyin ağırlığı bir çığ gibi omuzlarına çöküyor.
05:25Hemen ardından gelen psikolojik yıkım tek kelimeyle devasa.
05:30Sesleri duyan çalışanlar koşarken çocuk panikle atölyeden dışarı atıyor kendini.
05:35Yazar diyor ki o pırıl pırıl gökyüzü, ağaçlar, dükkanlar bir anda her şey grileşti.
05:41Dünya siyah beyaz bir filme döndü.
05:44Saatlerce bilmediği, tanımadığı sokaklarda boş gözlerle yürüyor.
05:48Zihninde yankılanan tek bir cümle var, keşke.
05:51Keşke o sütü ben almasaydım, keşke o kırılası elim o şişeyi kaldırmasaydı.
05:56O akşam eve döndüğünde, iştahım yok diyerek erkenden yatağa saklanıyor ama uykuyu bulmak ne mümkün.
06:02O devasa suçluluk duygusu rüyalarında yüz metrelik ağzından salyalar akan canavar yılanlara dönüşüyor.
06:09Karanlıkta diri diri yutulduğu kan ter içinde uyandığı o gece,
06:13aslında o canavarlar yılan değil, çocuğun peşini bırakmayan kendi vicdan azabından başkası değildi.
06:19Sabahın ilk ışıklarıyla çocuk ciğerleri patlarcasına atölyeye koşuyor.
06:24Kapı açılır açılmaz goruca o kutuya gidiyor ama gördüğü manzara gece gördüğü o korkunç kabuslardan bile çok daha acı verici.
06:32Yılan başını bu kez iki kez düğümlemiş ve kutunun kenarından dışarı cansızca sarkmış durumda.
06:38En büyük kabusu gerçeğe dönüşmüş.
06:41Yaptıklarının o kasti öfkesinin bedeli kutunun kenarında öylece asılı duruyor.
06:46Kalfarif sesi koşup manzarayı görünce dünyası başına yakılıyor.
06:51Gözyaşları içinde ne yaptın cani, ne istedin masumdan diye bağırıp çocuğun başına şiddetli bir yumruk indiriyor.
06:58Telaşla, titreyen elleriyle o düğümleri çözmeye çalışıyorlar.
07:01Çocuk içinden bildiği bütün duaları ardı ardına okuyor ama nafile.
07:06O masum yılan bu kez gerçekten ölmüş.
07:09Beşinci ve son bölüm.
07:11Sevginin yaşatıcı gücü.
07:13Burada durup bir soluklanalım.
07:15Çünkü asıl kritik eşlik burası.
07:17Baba bir şekilde atlatılır, kalfanın öfkesi diner.
07:20Peki ya asıl soru?
07:22Şimdi ben kendime ne diyecektim?
07:24Kendi iç mahkemesinden, vicdanının o sağır edici ve affetmez yargılamasından nasıl sağ çıkacaktı?
07:31İnanın bana, insanın kendisine vereceği hesabın ağırlığı her şeyden ama her şeyden çok daha büyük.
07:38Ve yıllar yıllar sonra gelen o açı farkındalık, bize tüyler ürpertici bir gerçeği, bir tokat gibi çarpıyor.
07:46Yılanı bile sütün değil, sevginin yaşattığını o gün öğrendim.
07:50Gerçekten muazzam bir cümle değil mi?
07:52O küçük canlıyı öldüren şey yerlere dökülen süt yani açlık falan değildi.
07:57Onu asıl öldüren, babasından gördüğü o güvenli şefkatin yerine aniden kapkaranlık bir nefretin, sevgisizliğin gelmesiydi.
08:06Bu incelemeyi bitirirken sizi kendi içinizde yankılanacak şu kışkırtücü soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
08:12İfade etmediğimiz, içimizde gizli gizli büyüttüğümüz o kırgınlıkların, kıskançlıkların gerçek bedeli nedir?
08:19Ve biz birilerinden, belki de en masumlardan sevgimizi esirgemeye karar verdiğimizde bu bedeli asıl kim ödüyor?
08:26Lütfen bugün hayatınızdaki sevginin ve şefkatin o sessiz, görünmez ama iyileştirici gücünü bir kez daha düşünün.
08:34Katıldığınız ve beni dinlediğiniz için çok teşekkürler.
08:37Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen