Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 dakika önce
Bu köşe yazısı, Türkiye'deki çözüm süreci tartışmaları ekseninde terör örgütü mensuplarının "şehit" olarak anılmasını ve bu duruma gösterilen resmi müsamahayı eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, Bosnalı savaş suçlusu Mladiç'e dünya çapında gösterilen tepki ile Türkiye'de PKK'lılar için kurulan taziye çadırlarına verilen cılız tepkiler arasında bir tezat kurmaktadır. Devlet birimlerinin bu anma törenlerine karşı sergilediği hoşgörülü tutum, geçmişte bu tür faaliyetlere engel olan bürokratların görevden alınması örneğiyle desteklenerek sorgulanmaktadır. Yazıda ayrıca, şehit haberlerinin gelmediği iddialarına karşılık, bir üsteğmenin naaşının hâlâ bulunamamış olması ve bu süreçte yaşanan yeni kayıplar üzerinden hükümetin politikaları topa tutulmaktadır. Sonuç olarak kaynak, milli hassasiyetlerin göz ardı edildiği ve terör örgütüyle yürütülen müzakerelerin toplumsal hafızada açtığı yaraları vurgulayan siyasi bir analiz sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bu yeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün siyaset sahnesinde gerçekten çok sıra dışı ve bir o kadar da gizemli bir olayı mercek altına alıyoruz.
00:09Amacımız, gazeteci Müyesser Yıldız'ın kaleme aldığı iddiaları tamamen objektif bir şekilde masaya yatırmak.
00:16Odak noktamızda ne mi var, bir valinin aniden hem de hiçbir resmi gerekçe gösterilmeden görevden alınması.
00:22Bütün bu süreci yazarın kaynak metnindeki iddialar üzerinden adım adım birlikte çözeceğiz.
00:28Hemen konuya girelim.
00:30Tunceli valisi Bülent Tekbüyükoğlu neden bir anda sessiz sedasız merkeze çekildi?
00:35Yani düşünün, devletin en üst düzey temsilcilerinden birisiniz ve hiçbir resmi açıklama yapılmadan görevden alınıyorsunuz.
00:42Yazarın anlattığına göre bu gizemli kararın arkasında yatan iddialar silsilesi aslında epey çarpıcı bir arka plana sahip.
00:49Yıldız'ın makalesine göre krizi nasıl tırmandığına bir bakalım.
00:53Mayıs 2025'te yazarın iddiasına göre PKK Sözde Kongresi'nde ölen iki üst düzey figürün kimliklerini açıklıyor.
01:01Sadece günler sonra bu kişiler için bir anma töreni düzenlenmek isteniyor.
01:05Tabi dönemin Tunceli valisi Bülent Tekbüyükoğlu buna kesinlikle ama kesinlikle karşı çıkıyor.
01:11Fakat çok kısa bir süre sonra tablo tamamen değişiyor ve Ankara'dan gelen bir talimatla bu toplanmaya izin verilmesi isteniyor.
01:18Peki ama nasıl?
01:19Makaledeki iddiaya göre Ankara'dan giden talimat kelimesi kelimesine şöyle
01:25Dini tören yapacaklar izin verin.
01:27Yazarın aktarımına göre bildiğiniz anma törenine bir dini vecibe bir inanç kılıfı giydirilerek izin verilmesi talep ediliyor.
01:36Valide haliyle aldığı bu emir üzerine başından beri karşı çıktığı o toplanmanın gerçekleşmesine mecburen müsaade ediyor.
01:44İşte işin koptuğu yer tam da burası.
01:46Kaynak metne göre vali Tekbüyükoğlu toplanma alanına bizzat gidip etkinliğin gerçek doğasını
01:53yani bunun öyle masum bir dini tören falan olmadığını görünce inanılmaz bir rahatsızlık duyuyor.
01:59Aslında görevden alınmayı bizzat kendisi talep ediyor.
02:03İçişleri Bakanlığı da hiç ikiletmeden kamuoyuna tek bir gerekçe bile sunmadan valiyi derhal Ankara'ya çekiyor.
02:10Olayın idari kısmı burada kapanmış gibi görünebilir değil mi?
02:13Ama yazar çok daha sarsıcı bir boyuta dikkat çekiyor.
02:16İşin idari tarafını bir kenara bırakırsak, Yıldız yazısında kelimenin tam anlamıyla bomba bir iddiayı gündeme taşıyor.
02:24İddiaya göre İmralı'da tutuklu bulunan terör örgütü lideri,
02:28kuryeleriyle yaptığı bir görüşmede Tunceli valisinin görevden alınmasını bizzat kendisinin koordine ettiğini anlatıyor.
02:34Hatta yazarın ifadesiyle aynen şöyle böbürleniyor.
02:38Ali Haydarlar'ın anmasına karşı çıkan vali vardı, Dersim valisi.
02:41Hemen kovdum dedi.
02:43İnanılmaz değil mi?
02:44Bu idari bir kararın arkasında yatan güç dinamiklerine dair metindeki en keskin iddia.
02:52Şimdi valinin kişisel hikayesinden biraz uzaklaşıp meseleye daha geniş bir açıdan bakalım.
02:58Yazarın makalesinde bu olayı mümkün kıldığını iddia ettiği o genel siyasi iklime,
03:03yani şu meşhur terörsüz Türkiye sürecine bir odaklanalım.
03:07Yazarın çizdiği bu terörsüz Türkiye ikliminin temel taşları neler derseniz,
03:11karşımıza dört ana başlık çıkıyor.
03:13Tutuklu örgüt lideriyle yürütüldüğü iddia edilen müzakereler,
03:17örgütün ölen militanlarını artık açıkça duyurabilmesi,
03:21Dempartı öncülüğünde kurulan taziye çadırları
03:23ve Suriye'deki SDG bölü YPG yöneticilerinin bu kişilere açıkça sahiplenmesi.
03:29Yıldız aslında bunları sıralayarak bize şunu söylüyor.
03:31Valinin görevden alınmasına giden o süreçte,
03:34devlet otoritesi adım adım işte bu çerçeve desnetildi.
03:37Bölüm 2 Taziye Çadırları Çatışması
03:40Büyük resmi gördük, şimdi makalede bahsedilen çok daha spesifik ve ateşli bir kırılma noktasına geçiyoruz.
03:46Çünkü bu anma törenleri sadece idari bir krizde yol açmıyor,
03:51siyasi figürler arasında resmen doğrudan bir çarpışmaya neden oluyor.
03:55Bu gerilimin ilk ve en net yansımasını İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'ın sözlerinde görüyoruz.
04:02Turan çıkıyor ve oldukça sert bir kamusal tepki veriyor.
04:06Ne olur bu milletin sabrını sınamayın, 3 sene, 5 sene sonra taziye mi olur diyor.
04:11Yazar bunu, devlet içindeki o birikmiş rahatsızlığın ve kamuoyuna çizilmek istenen kırmızı çizginin çok net bir kanıtı olarak sunuyor.
04:19Fakat Bülent Turan'ın bu uyarısının mürekkebi bile kurumadan,
04:23Demeş Başkanı Tülay Hatimoğullarından adeta kafa tutan o cevap geliyor.
04:28Birçok yerde taziyeler kurulmuş durumda, daha da kurulacak.
04:32Bu iki cümle arasındaki uçurum, yazarın anlattığı o siyasi resleşmenin tam kalbini merkezine oluşturuyor.
04:39Kameralar önünde bu sert atışmalar olurken, yazarın iddiasına göre kapalı kapılar ardında bambaşka bir strateji devredi.
04:46Kulis bilgisi olarak aktarılan o devlet talimatları ne biliyor musunuz?
04:50Taziyeleri tamamen yasaklamak yerine onları sessizce izlemek,
04:54İşin siyasi bir miting havasına dönüşmesini engellemek,
04:58Etkinlikleri sadece ailelerin köyleriyle sınırlı tutmak ve zaman içinde yavaşça sönümlenmesini sağlamak.
05:04Yani yazara göre ortada tamamen bir idare etme politikası dönüyor.
05:08İşte Müyesser Yıldız'ın makalesinde altını çize çize vurguladığı temel çelişki tam da burada can buluyor.
05:15Bir yanda perde arkasında teröristlerinizi anın ama aman patırtı gürültü çıkarmayın minvalinde işleyen bir sessiz tolerans iddiası var.
05:23Ama diğer yanda kürsülere çıkıldığında şehitlerimizin ruhları asla sızlamayacak diyen o sert ve tavizsiz resmi söylem.
05:31Yazarın bütün argümanı işte bu devasa zıtlık üzerine kurulu.
05:35Bölüm 3 Çözülemeyen Trajedi
05:38Şimdi siyasi manevraları ve idare krizleri tamamen bir kenara bırakalım.
05:43Çünkü yazar makalesini inanılmaz duygusal, son derece insani ve içimizi sızlatan çözülemeyen bir trajediyle noktalıyor.
05:52Yazar bu son vurucu hikayeye geçmeden önce hepimizin bildiği o güncel siyasi söylemi hatırlatıyor.
05:59Hani şu sıkça duyduğumuz yürütülen sürecin en büyük kazanımı son iki yıldır yeni şehit haberlerinin gelmemesi ve annelerin artık ağlamamasıdır
06:09söylemi.
06:09Yıldız bu iddiayı alıyor ve tam karşısına bütün bu söylemi sarsacak kadar acı bir gerçeklik koyuyor.
06:16Piyade Üstüemen Nuri Melih Bozkurt'un hikayesine bakıyoruz şimdi.
06:20O kadar acı ki Mayıs 2022'de şehit düşüyor ve naaşı maalesef o mağarada kalıyor.
06:26Yıllar sonra Temmuz 2025'te sırf bu naaşı bulup getirebilmek için yapılan bir operasyonda 12 askerimiz metan gazından zehirlenerek şehit oluyor
06:34düşünebiliyor musunuz?
06:35Ve 2025'in sonlarına gelindiğinde bulunan 4500 kemik tek tek inceleniyor ama hiçbiri Üstüemen Bozkurt ile eşleşmiyor.
06:43Yazar artık şehit haberleri gelmiyor söyleminin tam ortasına bu devasa trajediyi adeta kazıyor.
06:49Bu süreçte ailenin duruşuysa tek bir cümlede saklı.
06:53Evladımızı bulun, başka hiçbir şey istemiyorlar.
06:57Yazarın aktardığı o detay o kadar onurlu ve sarsıcı ki Üstüemen Bozkurt'un ailesi evlatlarının fiziksel kalıntılarına ulaşılana kadar resmi
07:06şehitlik ünvanını bile kabul etmeyi reddediyor.
07:09Makalenin tüm duygusal yükü bu tek cümlede toplanıyor aslında.
07:13Ve analizimizi yazarın makalesini bitirdiği o çok vurucu soruyla noktalıyoruz.
07:18PKK'ya ve ölem teröristlere bu kadar hoşgörü gösterilirken en azından şehit Üstüemen'imizin naaşının verilmesini istemek kimsenin aklına gelmiyor
07:27mu?
07:28Valinin gizemli bir şekilde görevden alınmasıyla başlayan, taziye çadırlarındaki krizlerle büyüyen ve nihayetinde bir ailenin feryadına uzanan bu sürecin en
07:37çarpıcı özeti bu soru sanırım.
07:39Yorumu tamamen sizlere bırakıyoruz.
07:41Bu incelememizde bizimle olduğunuz için çok teşekkürler.

Önerilen