00:00Herkese merhaba. Bugünkü analizimizde eminim birçoğunuzun son zamanlarda aklından geçen,
00:05hatta belki de yüksek sesle sorduğu o meşhur soruyu masaya yatırıyoruz.
00:09Kınamak, terörü neden durdurmuyor?
00:11Yazar Gencehan Tunay'ın terörle mücadeleyi ve siyasetteki o son baş döndürücü değişimleri,
00:17eleştirel Dilmercek'ten incelediği makalesini yapısal ve tamamen tarafsız bir şekilde analiz edeceğiz.
00:23Hiç vakit kaymetmeden gelin başlayalım.
00:25Bugün haritamızda şunlar var.
00:27Önce kınamak yeterli mi diyeceğiz, sonra şöyle bir yarım asırlık bilançoya göz atıp siyasetteki yeni döneme geçeceğiz.
00:35Dünle bugünü kıyasladıktan sonra da yazarın gelecek kaygılarına ve o eylemsiz kınamanın neden etkisiz kaldığına bakacağız.
00:42Birinci bölümümüz, kınamak yeterli mi?
00:45Yazarımız Gencehan Tunay, bence oldukça çarpıcı bir noktadan giriyor konuya.
00:50Düşünsenize diyor, eğer sadece en sert kelimeleri seçip kınayarak sorunları çözebilseydik, bugün terör diye bir gündemimiz olur muydu?
00:59Yarım asırdır, evet koskoca 50 yıldır devlet ve vatandaş olarak kayıplarımızı en üst perdeden kınıyoruz ama sorun, sorun hala tam
01:07karşımızda tüm yakıcılığıyla duruyor.
01:10Ve işte makalenin, hatta bugünkü analizimizin de tam kalbine oturan o kilit soru geliyor, kınamak tek başına sahiden ne kadar
01:19caydırıcı oldu?
01:20Bu soruyu aklınızın bir köşesinde tutun lütfen, çünkü analiz boyunca dönüp dolaşıp buraya geleceğiz.
01:26İkinci bölüm, yarım asırlık terör bilançosu.
01:29Şimdi yazarın argümanını daha iyi anlamak için biraz geriye gidelim, 1984, Eroh ve Şemdinli, sonra 93 yılı Bingöl-Elazıl yolunda
01:39o gencecik 33 erimizin katledilmesi,
01:422016'nın karanlık Ankara ve İstanbul bombalamaları ve maalesef çok yakın zamanda 2024'teki Tusaş saldırısı.
01:49Tunay bu olaylara öylesine sıralamıyor.
01:52Aslında bize kanla yazılmış kosmoca bir 50 yılı hatırlatıyor.
01:56Ve yazarın burada altını çizdiği, hepimizin durup düşünmesi gereken şey şu.
02:00Tüm bu olaylara verdiğimiz ortak, en temel refleksimiz, her seferinde sadece ve sadece kınamak oldu.
02:07İşte bu ağır tablodan sonra, yazar o acı tespitini yapıyor.
02:11Diyor ki, geçmişte silahla, şiddetle, terörle masaya konmak istenen talepler, bugün ironik bir şekilde devlet kademelerinde, siyaset sahnesinde açık açık
02:22tartışılır hale geldi.
02:24Yani bedeli geçmişte insan hayatıyla ödenen şeyler, bugün meclis komisyonlarında konuşuluyor.
02:303. Bölüm Siyasetteki Yeni Dönem
02:33Az önce 50 yıllık, o bitmek bilmeyen, uzun ve acı tarihi konuştuk değil mi?
02:38Şimdi ise yazar, önümüze bambaşka, resmen baş döndürücü hızda bir takvim koyuyor.
02:44Bakın, 2024'den 2026'ya kadar uzanan süreç, Ekim 2024'teki o sürpriz temaslar, 2025 için öngörülen silah bırakma mesajları ve Ağustos
02:552026'da çıkarılması beklenen çerçeve yasa.
02:58Tunay burada inanılmaz bir zıtlığa dikkat çekiyor.
03:0010 yıllar süren o yavaş mücadelenin karşısına, topu topu birkaç yıla sığdırılmış, hızlandırılmış siyasi adımları koyarak o devasa tezatlığı sergiliyor.
03:114. Bölümümüz Dün ve Bugün'ün Kıyaslaması
03:15Bütün bu hız, bu tezat, bizi yazarın asıl meselesine getiriyor.
03:20Dün neleri kınıyorduk? Terör saldırılarını, dökülen kanı, yitip giden canları.
03:25Peki ya bugün?
03:26Tunay'ın iddiasına göre bugün toplum, atılan siyasi adımları, verilen hukuki tavizleri kınar hale geldi.
03:33Yazarın argümanı çok net, toplumun kınama refleksi değişmedi, hala kınıyoruz.
03:38Ama kınadığımız şey tamamen şekil değiştirdi.
03:41Kanlı saldırılardan siyasi tavizleri kınamaya evrildik.
03:455. Bölüm Yazarın Gelecek Kaygıları
03:47Peki ama bu gidişatın sonu nereye varacak?
03:51Tunay metninde tam bu noktada durup, okuyucunun yani hepimizin yüzüne o tokat gibi soruyu çarpıyor.
03:57Peki bundan sonra neleri kınayacağız?
03:59Eğer kınama eşiğimiz terörden siyasi tavizlere kaydıysa, sırada ne var?
04:04Yazar aslında bu soruyla, gelecekte bizi bekleyen tehlikelere dair büyük bir uyarı fişeği ateşliyor.
04:10Ve yazarın bu konuda çok spesifik, çok net kaygıları var.
04:15Abdullah Hıcalan'a siyasi haklar tanınmasından, anayasal değişikliklere, ana dilde eğitimden, özertlik adımlarına ve coğrafi tanımlamalarda verilecek olası tavizlere kadar
04:24bir dizi hipotetik senaryo sayıyor.
04:27Tunay'ın en büyük korkusu ne biliyor musunuz?
04:29Tüm bu talepler yavaş yavaş, adım adım gerçeğe dönüşürken toplumu sadece birkaç cünnelik kuru bir kınamayla bu durumu kabullenmeye, durumu
04:38geçiştirmeye alışması.
04:40Altıncı ve son bölümümüz Eylemsiz Kınamanın Etkisizliği
04:44Bunca tarihi döküm, bu gelecek öngörüleri bizi yazarın o can alıcı sonucuna ulaştırıyor.
04:50Yazar diyor ki, evet, kınamak elbette demokratik bir tepkidir, bir haktır.
04:55Ama elli koskocayıl bize şunu acı bir şekilde kanıtladı,
04:59arkasında somut, hiçbir siyasi veya hukuki yaptırım olmayan bir kınamanın,
05:03terörü durdurmakta zerre kadar caydırıcı gücü yoktur.
05:07Yani eylemsiz kınama, etkisiz elemandır.
05:09Çünkü yazarın perspektifinden oyunun kuralları, terörün yöntemi tamamen değişti.
05:16Karşı taraf siyasi ajandasını, kendi hedeflerini, kurumlar üzerinden ilmek ilmek işleyip dayatırken,
05:22bizim savunma mekanizmamızın sadece ve sadece bunu kınıyoruz demekten ibaret kalması,
05:28sizce de fazlasıyla yetersiz değil mi?
05:31Yazar Gencan Tunay, makalesini yüzyıllar öncesinden gelen,
05:35hepimizin çok iyi bildiği o sarsıcı Bilge Kağan sözüyle noktalıyor.
05:39Ey Türk! Üste mavi gök çökmedikçe, altta yaz yer delinmedikçe,
05:44Türk milleti, iline ve töreni kim bozabilir?
05:48Titre ve kendine dön.
05:49Yazar bu tarihi alıntıyı laf olsun diye yapmıyor.
05:52Milleti, içine düştüğü o pasif, sonuçsuz kınama döngüsünden sarsarak uyandırmak,
05:58kendi öz direncine çağırmak istiyor.
06:00Biz de bu incelemeyi bitirirken, yazarın o can alıcı sorusunu kendimize sormadan edemiyoruz.
06:06Gerçekten de terörü durdurmak ve olayların gidişatını değiştirmek için,
06:10sadece kınamanın ötesinde bizim neye ihtiyacımız var?